Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/284 E. 2026/1240 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/284
- Karar No
- 2026/1240
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/284 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/1240
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : DR. ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/497 E 2023/792 K
DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 30/09/2026 YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında imzalanan 01/11/2011 tarihli avans karşılığı satış sözleşme ile müvekkilinin 650.000,00 TL ödemesi ile davalı yanın müvekkiline daire teslimi yapacağı hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin ödemeleri yapmasına karşılık davalı yanın söz konusu daireyi müvekkili adına tescil ettirmediğini, sözleşme konusu daire bedelinin tespiti ile müvekkili tarafından ödenen çeklerin bedelinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartlarına uygun yapılmadığını bu sebeple taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, davacı yanın müvekkiline verildiğini iddia ettiği çeklerin kendilerine verilmediğini, davacının öncelikle kendi yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacı yanın kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddi kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; bilirkişilerce davacının bir kısım ödemeleri tespit edildiği, taraflar arasında 01.11.2011 tarihli Avans Karşılığı Satış Sözleşmesinin düzenlendiği, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı yana verdiği iddia edilen tüm çeklerin birer suretlerinin ilgili bankalardan getirtildiği ve davacı tarafından davalı yana teslim edilenler ile davacı şirket yetkilisi ... ... ... tarafından davalı şirkete veya davalı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ... ... ciro edilen çeklerde başkaca bir hukuki ilişki sebebiyle verildiği ve aksi ıspat edilemediği için taraflar arasındaki sözleşme kapsamında verildiği kabul edilerek yargılamaya devam olunduğu, söz konusu çeklerden beş adedinin belirtilen şekilde davacı veya davacı şirket yetkilisi tarafından davalı veya yetkilisine verildiği, diğer çeklerin ise dava dışı şahıslara verildiği anlaşılmakla, davacının, davalı yana verildiği dolayısıyla davacının sözleşme kapsamında yaptığı ödeme olarak ispat ettiği beş adet çek toplam tutarı 239.500,00 TL yönünden haklı olduğu, davacının 08/11/2023 tarihli ıslah dilekçesini sunduğu, davalı yönünden dava açılmadan önce temerrütün gerçekleşmediği, kısmi açılan davada başlangıçta talep edilen kısım yönünden dava tarihinden bakiye kalan kısım yönünden ıslah tarihinden faiz isteminin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ I-) Davacı vekili; mahkemenin kendi gerekçesine aykırı karar verdiğini, çeklerle yapılan ödemenin davaya konu satım sözleşmesi kapsamında yapıldığını, mahkemece hükme esas alınan raporların birbiri ile çelişkili olduğunu davanın kısmen kabulünün ve faizin başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. II-) Davalı vekili; taraflar arasında yapılan sözleşme geçersiz olup tarafların leh ve aleyhine herhangi bir hüküm doğurmayacağını, davacı tarafın ödemelerle ilgili iddia ettiği çeklerin hiçbirinin müvekkil şirkete verilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın, davasını usulüne uygun şekilde ispat edememesi nedeniyle mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; davaya konu çeklerle ödeme yapılıp yapılmadığı ve iadesi gereken bir bedelin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesi kapsamında avans olarak verilen çeklerin bedelinin ödendiği ancak satım sözleşmesinin gerçekleşmediği iddiasıyla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Esasa yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmeden önce hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. Mahkeme kararının gerekçeli olması zorunluluğu 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesi yanında Anayasa'nın 141.maddesinde de belirtilmiştir. Bu zorunluluk 141/3.maddede, "Bütün Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde ifade edilmiştir. Yine 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/(1)-c.maddesinde hükmün kapsamı belirlenirken "c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri(n)..." de kararda bulunması gerektiği net olarak belirlenmiştir. Buna göre, bir mahkeme, hükmünde; tarafların iddia ve savunmalarının özetini yapmalı, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıaları belirledikten sonra, bu vakıalar hakkında toplanan delilleri de belirtip, delilleri tartışmasını yapmalı ve deliller doğrultusunda sabit görülen vakıaları açıklayarak, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile hukuki sebepleri tek tek ve net olarak hükümde göstermelidir. "Gerekçe" olarak isimlendirilen bu kısmın yazılmasının farklı nedenleri bulunmakta olup, her şeyden önce davanın tarafları bakımından yazılması zorunludur. Gerekçe sayesinde taraflar, mahkemenin, kararı hangi somut verilere dayanarak, bu verileri nasıl yorumlayarak ve hangi hukuksal düzenlemeleri esas alarak verdiğini görebileceklerdir. Böylece mahkeme kararını sadece sonuç olarak değil, verilme dayanak ve nedenleri ile -her yönü ile- denetleyebileceklerdir. Tarafların mahkeme kararlarını tüm yönleri ile denetleyebilir olmaları, adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenmiş olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin muhtelif kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında, kararın gerekçe içermesinin adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olduğu kabul edilmiştir. Gerekçe, aynı zamanda, kararın yargısal denetimi aşaması bakımından da gerekli olup, üst derece mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini doğru şekilde yapabilmesi için de yazılmak zorundadır. Hatta Yargıtay'ın pek çok kararında "...hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması.."nın zorunlu olduğunu belirterek "...maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı(nı) ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı(nı)..." bu şekilde yazılan gerekçenin dahi yeterli olamayacağını,"...tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay'ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkün...olacağı(nı), ...gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay'ca denetimi yapılamayacağı(nı)..." kabul etmiştir. Nitekim 07.06.1976 gün ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece yukardaki hükümlere uygun bir gerekçenin bulunduğundan söz edilemeyecektir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davaya konu çeklerin her biri hakkında ayrı ayrı karar oluşturulmadığı gibi bedelsiz kalan ve iadesi gereken çekler de ayrıntılı olarak karar yerinde gösterilmemiş çekler tanımlanmamıştır. Tüm bu nedenlerle, yukarıda belirtilen hususları içermeyen yerel mahkeme kararının gerekçeli karar şeklinde yazılması ve taraflara tebliği için mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Somut olayda olduğu gibi hakimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez. Bu durumda Dairemizce, bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK'nin 355.maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre taraf vekillerinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/497Esas, 2023/792Karar ve 22/11/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 355 maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 30/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan... e-imzalıdır
Üye... e-imzalıdır
Üye... e-imzalıdır
Katip... e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."