Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2125 E. 2026/1300 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2125
- Karar No
- 2026/1300
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2125 - 2026/1300 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2125 KARAR NO : 2026/1300
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/11/2023 NUMARASI : 2023/188 E.- 2023/694 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf vekilleri KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026
Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında elektrik enerjisi satışına ilişkin 02/12/2021 tarihli sözleşme ve sözleşmenin eki niteliğinde protokol imzalandığını, sözleşme ve protokol hükümleri gereğince taraflar arasında kararlaştırılan tutarın davacı abone tarafından fatura tarihinden önce davalı hesabına yatırılıp bir sonraki ay elektrik tüketimine göre hesaplanan fatura bedeline göre tarafların mahsuplaştığını, ön ödeme için belirlenen sürenin her ayın 15'i olarak belirlendiğini ve önceden haber verilmesi durumunda en geç ayın 19'una kadar ön ödemenin yapılmış olması hususunda teamül oluştuğunu, 2022 Eylül ayında büyük kısmı 19 Eylül itibariyle tamamlanmış olan ön ödemenin bakiye kısmının 21 Eylülde tamamlanması için davalıdan ek süre talebinde bulunulduğunu ve 21 Eylül 2022 tarihi itibariyle Ekim 2022 dönemi için davalıya toplam 305.000.000,00 TL ön ödeme yapıldığını, davalı tarafından 01/10/2022 tarihi itibarıyla davacıya portföyden çıkarıldığının bildirildiğini, portföyden çıkarılmış olmasına rağmen Ekim ayı faturasına ilişkin ön ödeme tutarının davacıya 11/10/2022 tarihinde iade edilmiş olup haklı bir nedene dayanmayan portföyden çıkarma ve ön ödeme tutarının geç iadesi nedeniyle davalı aleyhine Ankara 24. Noterliğinden 27/10/2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, iş bu ihtarname ile, davalıya ön ödeme kapsamında ödenmiş olup, portföyden çıkarma işlemine rağmen 11/10/2022 tarihine kadar iade edilmeyen toplam 5.202.135,15 TL (KDV hariç) vade farkının ödenmesinin istendiğini, geç gönderilen ön ödeme tutarına ilişkin olarak 30/11/2022 tarihli ve ... numaralı KDV dahil 6.138.519,48 TL tutarında fatura kesildiğini ve davalıya gönderildiğini, söz konusu faturaya itiraz edilmesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durdurduğunu, davalının, kendisine yapılan ödemeyi geç iade ederek davacının parasını kullandığını, bundan kar sağladığını, ayrıca bu paranın davacı tarafından kullanılamaması haricinde davacının başka bir elektrik tedarikçisinden maliyetinin üzerinde elektrik enerjisi alınarak davacının birden fazla yolla zarara uğratıldığını belirterek, Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2022/20890 E. sayılı dosyasına vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sözleşmede kararlaştırılan ön ödeme yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini ve gecikmelerin süreklilik arzettiğini, bu durumun davalı şirketin nakit akışını ve tedarikçileriyle ilişkilerini olumsuz etkilediğini, sözleşme hükümleri uyarınca davalının, davacının temerrüdü nedeniyle sözleşmeyi sona erdirme ve davacı şirketi portföyünden çıkarma hakkının bulunduğunu, davacıya geç iade edilen bir bedel ve dolayısıyla vade farkı/faiz alacağının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. MAHKEME KARARI : Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davalının Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2022/20890 sayılı takip dosyasında itirazının 673.413,67 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa faiz işletilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 134.682,74 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı süresinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf talebinde, davacının taraflar arasındaki sözleşme ve protokol hükümleri uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının TTK'nın 18/3. maddesine ve sözleşmedeki yazılı bildirim hükümlerine aykırı şekilde hareket ettiğini, haksız ve usulsüz bir şekilde önce sözleşmeyi askıya aldığını akabinde davacıyı portföyden çıkardığını bildirdiğini, bu durumda davacının Ekim 2022 dönemi için davalıya ön ödeme suretiyle ödediği tutarı davalıdan talep ettiğini ancak davalının bu tutarı geç iade etmesi nedeniyle davacının vade farkından kaynaklanan alacağının doğduğunu, söz konusu alacağa ilişkin olarak mahkemece yapılan hesaplamanın hatalı ve eksik olduğunu, alacağın ön ödeme tutarlarının davalı hesabına gönderildiği tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise istinaf talebinde, taraflar arasındaki elektrik enerjisi satış sözleşmesi kapsamında davacının ön ödemelerini sözleşmede kararlaştırılan tarihlerde yapmayıp sürekli geciktirdiğini, bu durumun davalının nakit akışını bozduğunu ve davalının zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal ettiğinin ihtarname ve dava dilekçesi içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının kabulünde olduğunu, davalının sözleşmenin devamını sağlamak amacıyla ödemelerdeki gecikmelere uzun süre katlandığını, ödenmeyen alacaklar nedeniyle sözleşmenin feshi ve enerji tedarikinin durdurulmasının sözleşmede düzenlenmiş olup, davalının bu kapsamda sözleşmeyi feshettiğini, davacının kendi kusurundan kaynaklanan zararı davalıdan talep edemeyeceğini, davacı adına yapılması gereken ..., belediye tüketim vergisi ve benzeri ödemelerin kesinleşmesinden ve bunların mahsubundan sonra davacının yaptığı ön ödemeden kalan bakiyenin davacıya iade edildiğini, davacının vade farkı, faiz ve KDV talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki elektrik enerjisi satış sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği, sözleşmenin davalı tarafça haksız şekilde sona erdirilmiş olmasına rağmen ön ödeme bedelinin davacıya geç iade edilmesi nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararının tahsili kapsamında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2022/20890 E. sayılı takip dosyasında davacı-alacaklı tarafından, davalı-borçlu hakkında faturaya dayalı olarak 6.138.519,48 TL alacağın tahsili talebiyle 22/12/2022 tarihinde ilamsız takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresi içinde borca itiraz edildiği ve süresi içinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshinde haklı olup olmadığı ve davacının ön ödeme bedelinin geç iadesinden kaynaklı zararının olup olmadığı ve var ise alacağın miktarı noktasında toplanmaktadır. İncelenen dosya kapsamı itibariyle, davacı abonenin ödemelerini süresi içinde yapmaması halinde davalı firmanın sözleşmeyi feshedebileceği hususunun taraflar arasındaki sözleşme ile hüküm altına alındığı, davacının ödemelerinde gecikmeler olduğu ve davalının 01/10/2022 tarihi itibariyle davacıyı portföyden çıkararak sözleşmeyi feshettiği, dolayısıyla sözleşmenin feshinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu anlaşılmaktadır. Davacının alacak miktarının tespiti yönünden ise, davaya dayanak takipte takip konusu alacak vade farkı alacağı olarak belirtilmiş ise de, ön ödeme ile mahsuplaşma ve iade tarihleri göz önünde bulundurulduğunda mahkemece alacağın geç iadeden kaynaklı faiz alacağı niteliğinde olduğu yönündeki değerlendirme ve bu değerlendirme kapsamında yapılan hesaplama neticesinde davacının toplam faiz alacağının 673.413,67 TL olarak belirlenerek bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Eksik alınan 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Alınması gereken 46.000,89 TL harçtan peşin alınan 11.501,00 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 34.499,89 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip