Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/886 E. 2026/1703 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/886
- Karar No
- 2026/1703
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/886
KARAR NO:2026/1703
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/12/2019
NUMARASI:2016/855 Esas - 2019/980 Karar
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:17/08/2016
İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/10/2026
Dairemizce verilen davanın reddine ilişkin kararın Yargıtay HGK tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA:Davacı vekili; davacının davalı bankadan 28/04/2011 tarihinde 3.250.000-USD kredi çektiğini, müteakip çektiği krediyi erken ödeme yaparak kapattığını, davalı banka tarafından ilk aylarda Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) için kesintiler yapılmadığını, bankalar ve finansman şirketlerince gerçek kişilere ticari amaçla kullandırılan diğer kredilerde KKDF kesintisi yapılamayacağının açıkça belirtilmesine rağmen davalı banka tarafından müvekkilinden KKDF kesintisi yapıldığını, yine müvekkilinden dosya masrafı adı altında da kesintiler yapıldığını, davacıdan haksız şekilde virman suretiyle tahsil edilen KKDF ve dosya masraflarının miktarlarının tam olarak tespiti ve iadesi için davalı bankaya başvurulduğunu, ancak sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı bankaya ihtarname keşide edildiğini, davalı bankanın cevabi ihtarnamesi ile talebin reddedildiğini, davacının kullandığı kredi nedeniyle yapılan kesintilerin haksız ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek haksız olarak tahsil edilen KKDF kesintisine karşılık şimdilik 500-USD'nin ve dosya masrafına karşılık şimdilik 500-USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH:Davacı vekili 31/08/2018 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile KKDF kesintisi nedeniyle talebini 46.337-USD'ye yükseltmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; sözleşmelerde kredinin erken kapatılması halinde alınacak ücretlerin açık ve anlaşılabilir şekilde yer aldığını, tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davacının sözleşmeleri özgür iradesiyle imzaladığını, yine kredinin erken kapatılması nedeniyle ve sözleşme gereğince tahakkuk edecek kesintilerin yapılması yönündeki talimatını da imzalayarak bankaya tevdi ettiğini, 28/04/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 2.09 maddesinde kredinin erken ödemeyle kapatılması halinde banka tarafından davacıdan yapılacak tahsilatların açıkça düzenlendiğini, davacının ayrıca imzasıyla onayladığı kendi el yazısı ile kesintilerin yapılması talimatı verdiğini, yine kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki sözleşmede yapılacak tahsilatların açıkça yer aldığını ve davacının imzalayarak ve kabul ederek taahhütte bulunduğunu, tacir olan müvekkilinin sağladığı krediler nedeniyle sözleşmelerle kararlaştırılan kesintileri yapmaya hakkının olduğunu, KKDF kesintisinin davalı hesaplarına giren bir bedel olmadığını, maliyeye yatırılmak üzere yasa gereği yapılan bir kesinti olduğunu, bu alacak nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacının kredi kullandırılması ve dosya masrafı ile diğer masrafların hesaptan tahsil edilmesi hususunda bankaya yazılı talimat verdiği,sözleşme hükümlerine göre dosya masrafı dahil olmak üzere kredi sebebiyle yapılacak tahsilatların sözleşmede açıkça yer aldığı göz önüne alındığında davalının dosya masrafı tahsilatının dayanağı bulunduğu, bilirkişi raporlarında etraflıca açıklandığı üzere, tahsil edilmiş ücretin diğer emsal müşterilere kullandırılan kredilere uygulanan ücretlerle uyumlu olduğu, ortalamanın altında tahsilat yapılması nedeniyle makul olduğu, davacının dosya masrafını talep etmesinde haksız olduğu, bunun dışında kanuni düzenleme kapsamında bankaların hesapladıkları KKDF kesintilerini bağlı bulundukları vergi dairesine izleyen ayın 15. günü akşamına kadar bildirecekleri ve aynı süre içinde ödeyecekleri, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere hesaplarına intikal ettirilen kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığınca vergi gelirlerine ilişkin yetkileri kapsamında takip edileceği hükme bağlanmakla finans kuruluşlarının krediler üzerinden yaptığı KKDF kesintisinin bankaya ait olmayıp Maliye Bakanlığı bünyesindeki fona ait olduğu, davacının kullandığı kredi sebebi ile hesaplanıp davalı ... tarafından ilgili vergi dairesine ödendiği anlaşılan KKDF kesintilerinin iadesi için davalıya husumet yöneltilmeyeceği, davacının bu istemi için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının özelgesiyle belirlendiği gibi, KKDF kesintisi yapan davalı bankanın kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine gerekli evraklarla müracaat etmesi gerektiği gerekçesiyle dosya masrafına yönelik talep bakımından esastan, KKDF kesintisi ile ilgili talep bakımından ise davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; müvekkilinden haksız şekilde tahsil edilen KKDF ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 06/06/2012 ve 29/01/2014 tarihli özelgelerinin bulunduğunu, KKDF kesintisinden muaf olabilmek için İTO üyelik belgesi ile vergi levhasının yeterli görüldüğünü, gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmak kaydıyla menkul alım ve satımı için kullandırılan kredilerin tüketici kredisi kapsamına girmediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu kararı gereğince kesintiye tabi tutulamayacağını, mevzuat gereği kesinti yapılmaması gerekirken kesinti yapan bankanın müvekkilini zarara uğratması nedeniyle müvekkiline karşı bizzat sorumlu olduğunu, dosya kapsamında davalının bahsi geçen tutarı vergi dairesine ödediğine ilişkin hiç bir dekont ya da kaydın sunulmadığını, kaldı ki davalı tarafından 46.337-USD kesinti yapıldığı halde aynı gün TL'ye çevrilerek 81.831,14-TL KKDF cezası kesildiğini, davalının vergi dairesine ödeme yapmış olması halinde 81.831,14-TL üzerinden ödeme yapılabileceğini ve vergi dairesinden ancak bu miktarı iade alabileceklerini, oysa davalı bankanın USD üzerinden kesinti yaptığını, güncel kur dikkate alınarak hesaplama yapılması ve aradaki farkın ödenmesi halinde dahi müvekkilinin davalıdan 192.484,04-TL alacaklı olacağını, mahkemece bu hususların tartışılmadığını, taraflar arasındaki krediye ilişkin ödeme planında da KKDF kesintisi yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı davranması halinde KKDF ödemeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı hiç bir davranışının bulunmadığını, yine müvekkilinin daha önce kullandığı kredinin de erken ödeme ile kapatıldığını, ancak hiç bir şekilde KKDF kesintisi yapılmadığını, 35.000-USD lik dosya masrafı kesintisinin 28/04/2011 tarihli dava konusu krediye ilişkin olmadığını, dosya masrafının 22/07/2008 tarihinde kullanılan 2.000.000-USD bedelli kredi için alındığını, ayrıca tahsil edilen 35.000-USD nin fahiş olduğunu, bankaca kredi için hiç bir işlem yapmadığını, Yargıtay kararlarının da aynı yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE VE SÜREÇ:Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2020/440 Esas, 2022/1782 karar sayılı 15/12/2022 tarihli kararın Yargıtay 11 HD nin ilamı ile bozulması üzerine Dairemizin 2024/1338 esas,2025/149 karar sayılı ilamı ile "...Davalı banka tarafından davalıya 28/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000-USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı gerçek kişi olup Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında davalının, gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Davalı banka, bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığını, KKDF kesintisi yapılmaması için, krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği halde ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığını belirtmektedir. Buna karşılık davacı tarafça bahsi geçen kredinin ve kredi ile elde edilen iktisadi kıymetlerin ticari ve mesleki amaçla kullanıldığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir.Davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge bulunmadığından davacı KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması mevzuat gereği olup davacı haklılığını ispatlayamadığından KKDF kesintisine ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. ... / ... taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 2.08 maddesinde dosya masrafı, komisyon, vergi vs. gibi kalemlerin müşteriden tahsil edileceği düzenlenmiş olup davacı bankaya sunduğu dilekçesi ile 35.000-USD komisyon ve dosya masrafı tahsil edilmesine muvafakat etmiştir.Davacı bahsi geçen dosya masrafı kesintisi talimatının 28/04/2011 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinden değil, bu tarihte kapatılan 22/07/2008 tarihinde kullanılan kredi sözleşmesi nedeniyle verildiğini iddia etmektedir. Davacı, 28/04/2011 tarihli dilekçesi ile ...-... nolu taksitli kredinin kapatılarak komisyon ve masrafların hesabından tahsilini talep etmiştir. Bunun dışında davacı, davalı bankadan sonradan kullandığı 28/04/2011 tarihli kredi ile ilgili ... nolu hesabına 3.264.000-USD 60 ay vadeli kredi kullandırılarak 35.000-USD komisyon ve dosya masrafının tahsilini talep ettiğine göre davacının muvafakatinin 28/04/2011 tarihinde kullandığı 3.264.000-USD kredi için verildiğini kabul etmek gerekmektedir. Bu durumda davacıdan alınan komisyon ve dosya masrafı adı altında alınan bedelin taraflar arasında maktu olarak karşılıklı irade ile kararlaştırılan bir bedel olduğu, dolayısıyla iadesinin istenemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin bu alacak kalemi yönünden aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; KKDF kesintisi talebi yönünden davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir."Kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.HD'nin 2023/1064 esas, 2024/4477 Karar sayılı 29/05/2024 tarihli ilamı ile; "1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılması gereklidir. Bu kapsamda 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki kredi ticari nitelikte olup, ödeme planında da KKDF %0 olarak belirlenmiştir. Yukarıda bahsi geçen ilgili tebliğe göre, ticari krediler KKDF istisnasındadır. O halde davalının, erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili doğru olmayıp, davacının bu kaleme yönelik istirdat talebi yerindedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."denilerek bozulmuştur.Bozma ilamına Dairemizce uyulmamış ;" Davalı banka tarafından davalıya 28/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000-USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı gerçek kişi olup Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında davalının, gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Davalı banka, bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığını, KKDF kesintisi yapılmaması için, krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığını belirtmektedir.Her ne kadar ödeme planında KKDF % 0 olarak gösterilmiş ise de davacı tarafça bahsi geçen kredinin ve kredi ile elde edilen iktisadi kıymetlerin ticari ve mesleki amaçla kullanıldığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge bulunmadığından davacı KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamamıştır.Bu nedenle davalı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması mevzuat gereği olup davacı haklılığını ispatlayamadığından KKDF kesintisine ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bozma ilamına uyulmamış, direnme kararı verilerek;Mahkemece KKDF kesintisi yönünden davalının pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının kullandığı kredi ile ilgili KKDF kesintisine yönelik vergi dairesince veya diğer merciler tarafından doğrudan yapılan bir tahakkuk bulunmadığı,yapılan kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak davacıdan alındığı,davacı, muafiyet nedeniyle kendisinden KKDF kesintisi yapılamayacağını iddia etmekte olup davacının muhatabı kendisinden kesintiyi yapan davalı banka olduğundan davalının pasif husumeti olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmiştir.Direnme kararının temyizi üzerine Yargıtay HGK nın 2025/11-462 esas ,2026/307karar sayılı ilamı ile "19. Taraflar arasındaki 28.04.2011 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin (ticari kart, ticari senetler, bileşik faiz uygulanması vb.) hükümleri incelendiğinde kredinin ticari kredi niteliğinde olduğu ve İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığından gelen 18.04.2018 tarihli müzekkere cevabına göre gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olan ve ikinci sınıf tacir olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu anlaşılan davacının ticaret unvanını da kullanarak bu sözleşmeyi imzaladığı sabittir. Zaten ticari nitelik taşımakla tüketici kredisi mahiyetinde olmaması nedeniyle de sözleşmenin eki niteliğinde olan ödeme planında KKDF oranı %0 olarak gösterilmiştir.20. Kredinin başlangıçta/görünüşte ticari kredi olarak kullanıldığı konusunda aslında Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasında anlaşmazlık bulunmamaktadır; Bölge Adliye Mahkemesi gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF'den sorumlu tutulmaması için kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanması gerektiği, davalı bankanın aşamalarda davacının taşınmaz alımı için bu krediyi kullandığı ancak davacının bunu ispat için gereken evrakı sunmadığı gerekçesine dayanmıştır.... Diğer taraftan direnme gerekçesinde zaman itibariyle somut olayda uygulanabilirliği bulunmamakla beraber uyuşmazlığa genel bakış açısını yansıtması bakımından Gelir İdaresi Başkanlığının 09.01.2014 tarihli Özelgesine değinilmiş ise de; söz konusu resmî görüş yazısı basit usule tâbi (terzi, berber, bakkal gibi defter tutma zorunluluğu olmadan vergilendirilen) küçük ölçekli esnafların taşınmaz yahut araç gibi iktisadi kıymetleri satın almak için kullanacakları kredilerde "mesleki ve ticari amaç" içinde kullanımı ispata ilişkin olduğundan, tacir olan davacı yönünden hukuki bir kıymeti olmadığı açıktır.25. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. " denilerek direnme kararımız bozulmakla yasal zorunluluk gereği bozma ilamına uyulmuştur.Yargıtay HGK bozma ilamı gereği ;davacı tarafın KKDF kesintisi bakımından talebinde haklı olduğu ;Davacı tarafından davalı bankadan kullanılan 28/04/2011 tarihli kredinin 46.337-USD KKDF ödenmek suretiyle 06/03/2013 tarihinde süresinden önce kapatıldığı anlaşıldığından iadesi gereken bu bedelin;açılan kısmi davadan sonra davanın ıslah edildiği haliyle davanın kısmen kabulüne ,KKDF kesintisinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ,dosya masrafı talebinin reddine yönelik karar kesinleşmiş ise de hükümde bütünlük sağlanması için aynen tekrar edilerek ;davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ;kararın kaldırılmasına yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne ,fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2019 Tarih 2016/855 Esas 2019/980 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne; davacı tarafından davalı banka nezdinde kullanılan 28.04.2011 Tarih, 60 Ay vadeli, 3.264.000-USD miktarlı bireysel ticari krediden tahsil edilen KKDF kesintisi 46.337-USD'nin 500-USD sine dava tarihinden, kalanına 31.08.2018 ıslah tarihinden itibaren Devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi oranında faiz işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,500 USD dosya masrafına ilişkin davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 9.304,02-TL karar ve ilam harcından 50,20-TL peşin ve 5.031,24-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.081,44-TL harcın mahsubu ile kalan 4.222,58-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 5.110,64-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.100-TL bilirkişi ücreti, 142,30-TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 1.242,30-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.230-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 101,50-TL yargı giderinin davanın reddi oranı gözetildiğinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 1.469,70-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,"Yatırılan 54,40-TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 996,80-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 990-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 695-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 10-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,Dair, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK'nın 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/10/2026