Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2118 E. 2026/1589 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2118
Karar No
2026/1589
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2118 - 2026/1589 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/2118 KARAR NO : 2026/1589 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2021/232 E. - 2022/187 K. DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım Hakkının İhlâli

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/06/2022 tarih ve 2021/232 E. - 2022/187 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin mobilya tasarım, üretim ve satış iş kolunda faaliyet gösterdiğini, müvekkili adına kayıtlı ... nezdinde tasarım tescili bulunan ve dava konusu yapılan tasarımların 2015/07997 sayılı çoklu tasarımda bulunan 1.1’de yer alan koltuk ürünü, 4.1 de yer alan koltuk ürünü, 5.1 de yer alan sandalye ürünü, 7.1 de yer alan masa ürünü ve 8.1 de yer alan sehpa ürünü olduğunu, ancak bazı kötüniyetli kişilerin müvekkiline ait tasarım tescilli ürünlerin herhangi bir yasal gerekçeye dayanmaksızın taklitlerini ürettiğini, sattığını ve satışa arz ettiğini, müvekkiline ait tescilli tasarımların karşı yanca hiçbir değişiklik yapılmaksızın taklit edilmek suretiyle "..." kullanıcı isimli ... sitesinde satışa sunulduğunun taraflarınca noter kanalı ile e-tespit yoluyla tespit edildiğini, bunun üzerine yukarıda belirtilen tasarımlara yapılan tecavüzün önlenmesi amacıyla Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/8 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti istendiğini ve dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda, "taraf ürün ve tasarımlarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu" kanaatine varıldığını, yaptıkları arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını ve taleplerinin kabul edilmemesi üzerine iş bu davayı açma zaruriyetinin doğduğunu, maddi tazminat taleplerinin SMK m.151/2-a maddesi uyarınca “Hak sahibinin uğradığı fiili kayıp ile Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir ile” fazlaya ilişkin bütün yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL. maddi tazminat ile 20.000,00TL manevi tazminat talebinde bulunduklarını ileri sürerek, davalarının kabulü ile tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulan yahut el konulmayarak yedi emin olarak davalıya bırakılan ürünlerin dava sonucunda masrafları tecavüz edene ait olmak üzere imha edilmesine, 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi zararın tespit tarihi olan 11.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 18/05/2022 tarihli ıslah dilekçesinde, maddi tazminat kalemi olan 1.000,00 TL talep miktarını 20.000,00 TL olacak şekilde 19.000,00 TL miktarda artırılmasına yönelik ıslah istemlerinin kabulünü, 20.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın; tespit tarihi olan 11.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacının endüstriyel tasarımlarına vaki hiçbir tecavüz bulunmadığını, müvekkilinin öncelikli olarak üretim yapmadığını, üretim gerçekleştirecek alt yapıya ve teçhizata sahip olmadığını, piyasaya katalog halinde sunulmuş ürünleri satıcıdan fatura karşılığında alan müvekkili firmanın, farklı imalatçıların göndermiş olduğu hazır mobilyaların siparişini alıp sattığını, halihazırda tespite konu işyerini ise 2020 yılının Ekim ayında ... (...) isimli firmadan devraldığını, davacının tescilli ürünlerinin, müvekkilinin devraldığı firmadan kalmış olup müvekkilinin, bunların başkası adına tescilli olduğunu bilebilecek durumda olmadığını, müvekkilinin, iş yerinde yalnızca satış işlerini yaptığını, hiçbir ürün taklidinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin faaliyeti kapsamında devirden kalan parçaların davacının tescilli tasarımları olduğunu bilebilecek/bilmesi gerekecek durumda olmadığını, müvekkilinin, davacının endüstriyel tasarım hakkına aykırı eylemi ve kusuru bulunmadığından davacının maddi ve manevi tazminat talebinin mesnetsiz olup ayrıca talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dosyasının içeriğinde bulunan Ankara 63. Noterliğinin 11/06/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağının ve dava dosyasının ekinde sunulan Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/8 D. İş sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde e-tespit tutanağında ve D. İş dosyası kapsamında aynı ürünlerin tespit edildiği, dava dosyasının ekinde bulunan Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/8 D. İş sayılı dosyasındaki mevcut ve bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan 28/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda; 18/06/2021 tarihinde yapılan keşif işlemi sonucu saptanan ve aleyhine tespit istenen işletmede bulunan koltuk, sandalye, masa ve sehpa ürünlerinin tespit isteyen adına 2015 07997 sayı ile tescilli tasarım tescilinde 1, 4, 5, 7 ve 8 sıra numarası ile kayıtlı tasarımlar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu yönünde kanaat bildirildiği, 10/03/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda da; davalı iş yerinde ve sosyal medya hesabında saptanan koltuk, masa, sandalye, sehpa ürünleri ile davacının 2015 07997/1, 4, 5, 7 ve 8 sıra numaralı “koltuk, masa, sandalye, sehpa” tasarımları arasında ayaklar, kolçak, üst tabla, sırt ve minder gibi koltuk, masa, sandalye, sehpanın neredeyse tüm tasarım bölümlerinde ayniyete yakın derecede benzerlik bulunduğunun belirlindiği, davacı adına tescilli tasarımlar ile davalının mağazasında ve sosyal medya hesabında saptanan ürünlerin genel izlenimlerinin, mobilya ürünündeki seçenek özgürlüğü de dikkate alındığında bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayniyete yakın derecede benzer olduğu, Ülkemizin de tarafı olduğu 1994 tarihli TRIPS Sözleşmesinin 45. maddesi de gözetilerek Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda (Y11HD, 20.01.2012, 2011/15509 E 2012/540 K) herhangi bir tescilli sınai mülkiyet hakkına tecavüz halinde, tecavüzün varlığının tespiti ve önlenmesi ile ref’i davalarında tecavüze konu malları ticari amaçla elinde bulunduranların kusurlu olması şartı aranmazken, maddi ve manevi tazminat davalarında mutlaka davalıların kusurlu, diğer bir anlatımla elinde bulunan malların tescilli bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiği (Y11HD, 24.05.2022 tarih 2020/8380 E 2022/3948 K), verilen ilke ışığında somut olay incelendiğinde; davalının, bu ürünlerin imalatçısı olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle davalının tespiti yapılan ürünleri satma amacıyla elinde bulundurduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalının mahkememize ibraz ettiği 19/11/2021 tarihli delil dilekçesi ekinde yer alan evrak incelendiğinde; değişik iş dosyası ile delil tespiti yapılan işyerinin 01/06/2018 tarihinde dava dışı ... Ltd. Şti tarafından kiralandığı, 01.10.2020 tarihinde ise; aynı işyerinin davalı şirket yetkilisi ... tarafından 5 yıl süre ile kiralandığı, bu nedenle, davalı şirketin, tespiti yapılan ürünlerin dava dışı şirketten kalan ürünler olduğu savunmasının aksini ispata yarar delil bulunmadığından, davalı yanın, dava dışı şirketten devraldığı işyerinde, davaya konu ürünleri satış amacıyla elinde bulundurduğu, buna göre; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2021 tarih 2020/1422 E 2021/1612 K sayılı kararında belirtilen kriterler dikkate alınarak; davalının imalatçı değil, satıcı vasfı ile hareket ettiği hususu muvacehesinde; satıcılar yönünden sektörel araştırma yapılarak malın türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satıcıların satışa sundukları tasarıma konu malların tescilli tasarıma konu olup olmadığını bilip bilmedikleri veya bilebilecek durumda olup olmadıkları hususunun irdelenmesi, bu kapsamda, davalının, davaya konu uhdesinde bulundurduğu ürünlerin, davacıya ait tescilli tasarımlana konu olduğunu bilebilecek durumda olup olmadığı konularına ilişkin olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, bilirkişi heyetinin ifade ettiği üzere; mobilya sektöründe satıcıların, sattıkları ürünlerin tasarım tescilli olup olmadığını araştırmak biçiminde bir uygulamalarının veya adetlerinin olmadığı, satıcıların üreticilerden veya aracılardan aldıkları ürünleri herhangi bir sorgulama yapmadan sattıkları ve satıcıların ancak kendilerine bu yönde bir uyarı geldiğinde ürünün tescilli olup olmadıklarını araştırdıkları tespit edildiğinden, davalı yanın, davacıya ait tescilli tasarımlar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer tasarım ürünlerini ticari amaçlı olarak elinde bulundurduğunu bilmediği veya bilmesi gerekmediği kanaatine varılmakla, davalı yanın önceden herhangi bir ihtara maruz kalmadığı da nazara alındığında, yukarıda tespit edilen eylemleri bakımından kusurlu olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davalının, davacıya ait 2015 07997/1.1, 4.1, 5.1, 7.1, 8.1 sayılı tasarım haklarına ihlal oluşturan ve Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) 30/07/2021 tarih 2021/8 D.İş 2021/8 Karar sayılı kararı ile hakkında toplatılarak yed-i emine teslimine karar verilen ürünlerin masrafı davalıya ait olmak üzere imha edilmelerine, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Kanunun açık hükmüne rağmen mahkeme tarafından bilirkişilerden sektörel inceleme içerir rapor alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, dır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 65/2. Maddesi ile "Sicil alenidir. Talep edilmesi ve ücretinin ödenmesi şartıyla sicil örneği verilir." hükmünün düzenlendiğini, mütecavizin, böyle bir tasarımın bulunup bulmadığını, tasarımın kimin adına tescilli olup olmadığını bilmediğini iddia edemeyeceğini, mahkeme tarafından hükümde belirtilen mobilya sektöründe satıcıların, sattıkları ürünlerin tasarım tescilli olup olmadığını araştırmak biçiminde bir uygulamalarının veya adetlerinin olmadığı, değerlendirmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın bir tacir olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. Maddesi ile "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmünün düzenlendiğini, Kanunda üretici yahut satıcı olmak gibi bir ayrıma gidilmediğini, davalı yanın kusurlu olmadığı yönündeki değerlendirmenin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, endüstriyel tasarım hakkının ihlâli nedeniyle imha ve tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında mahkemece, davalı iş yerinde ve sosyal medya hesabında saptanan koltuk, masa, sandalye, sehpa ürünleri ile davacının 2015 07997/1, 4, 5, 7 ve 8 sıra numaralı “koltuk, masa, sandalye, sehpa” tasarımları arasında ayaklar, kolçak, üst tabla, sırt ve minder gibi koltuk, masa, sandalye, sehpanın neredeyse tüm tasarım bölümlerinde ayniyete yakın derecede benzerlik bulunduğu belirlenmiş ancak, mobilya sektöründe satıcıların, sattıkları ürünlerin tasarım tescilli olup olmadığını araştırmak biçiminde bir uygulamalarının veya adetlerinin olmadığı, satıcıların üreticilerden veya aracılardan aldıkları ürünleri herhangi bir sorgulama yapmadan sattıkları ve satıcıların ancak kendilerine bu yönde bir uyarı geldiğinde ürünün tescilli olup olmadıklarını araştırdıkları tespit edildiğinden, davalı yanın, davacıya ait tescilli tasarımlar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer tasarım ürünlerini ticari amaçlı olarak elinde bulundurduğunu bilmediği veya bilmesi gerekmediği, tespit edilen eylemleri bakımından kusurlu olmadığı kanaatine varılmıştır. Gerçekten de, davalının maddi ve manevi zararı tazmin ile yükümlü tutulabilmesi için somut olayda kusurlu bulunması gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24/04/2013 Tarih, 2012/9828 Esas ve 2013/8166 Karar). Zira, SMK'nın 150-151. maddeleri kapsamında açılan tazminat davası, özünde bir haksız fiil davası olup, her ne kadar madde metninde açıkça belirtilmemekte ise de, zarar ile fiil arasında nedensellik bağı yanında maddi tazminat talep edilebilmesi için mütecavizin kusurunun varlığı da gereklidir (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2018, s.774). Diğer bir ifade ile tecavüz, özü itibariyle bir haksız fiil olduğundan, kanun koyucu Türk Borçlar Kanunu'nun 49. vd. maddelerindeki genel hükümlere paralel olarak, burada tazminat bakımından da zarar ve illiyet bağının yanında kusurlu sorumluluğunu kabul etmiştir (Cahit Suluk, Tasarım Hukuku, 2003, Ankara, s.496; Fatih Aydın, TBB Dergisi, 2017, s.525). Bu husus sadece maddi ve manevi tazminat açısından değil, aynı zamanda itibar tazminatı istenebilmesi bakımından da geçerlidir (Fatih Aydın, TBB Dergisi, 2017, s.531). Bu nedenle davalının tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olduğunun da ortaya konulması gerekmektedir. Kusur, kasıt biçiminde olabileceği gibi ihmal biçiminde de olabilir. İhmal halinde de, gösterilecek özenin derecesi objektif kriterler yanında, mütecavizin mesleği, iştigal alanı, tacir olup olmadığı, somut olayın özellikleri gibi hususların da gözetilmesi gerekir (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2018, s.774). İhmal, esasen davalının kendisinden beklenilecek hususları yerine getirip getirmediği ile ilgilidir. Örneğin tacirler arasında özen yükümlülüğü oldukça yüksek olduğundan bir markayı kullanmak isteyen kişinin ilk olarak marka ile ilgili araştırma yapması beklenir. Bu araştırma da marka tescillerinin araştırılması yönündedir (Fatih Aydın, TBB Dergisi, 2017, s.535). Somut olay bu açıdan irdelendiğinde mahkemece, bilirkişi heyetinin; "mobilya sektöründe satıcıların, sattıkları ürünlerin tasarım tescilli olup olmadığını araştırmak biçiminde bir uygulamalarının veya adetlerinin olmadığı, satıcıların üreticilerden veya aracılardan aldıkları ürünleri herhangi bir sorgulama yapmadan sattıkları ve satıcıların ancak kendilerine bu yönde bir uyarı geldiğinde ürünün tescilli olup olmadıklarını araştırdıkları" yönündeki tespiti esas alınarak ve "davalı şirketin, tespiti yapılan ürünlerin dava dışı şirketten kalan ürünler olduğu savunmasının aksini ispata yarar delil bulunmadığından" gerekçesi ile davalının kusurlu olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak somut ürün üzerinde bir değerlendirme yapılmadan, sektörel açıdan da dayanağı gösterilmeden yapılan bu denli soyut bir değerlendirmeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca mahkemenin, "davalı şirketin, tespiti yapılan ürünlerin dava dışı şirketten kalan ürünler olduğu savunmasının aksini ispata yarar delil bulunmadığından" gerekçesi, sadece savunma üzerine kurulmuş bir gerekçe olup, sırf savunma olarak sunulan bir olgunun, bu olguyu ancak davalının ispat edebileceği maddi gerçeği karşısında, aksinin ispat edilemediği yönündeki belirleme yerinde olmamıştır. Diğer yandan bilirkişilerin tespiti, TTK'nın 18/2. maddesinde yerini bulan basiretli tacir ilkesi ile de uyuşmamaktadır. TTK'nın 18/2. maddesinde açıkça; "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmü bulunmakta olup, bu Kanun hükmünün, somut dayanağı bulunmayan bilirkişi raporundaki görüş ile aşılması mümkün değildir. Bu durum karşısında mahkemece, Yargıtay 11. H.D.'nin 23/02/2021 tarih ve 2020/1422 E.- 2021/1612 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi taklit tasarımlı malların satıcıları yönünden, men ve ref sorumluluğu ile tazminat sorumluluklarını birbirinden ayırmak gerektiği, taklit tasarımlı malların üreticilerinin kural olarak gerek men ve ref, gerekse tazminat sorumluluğu yönünden sorumlu olduklarının kabulü gerekirken, bu malları başkasından satın alarak kendileri satışa arz edenlerin men ve ref sorumlulukları yönünden kusurlu olup olmadıklarına bakılmazken, tazminat talepleri yönünden sorumlulukları kusur esasına dayalı olduğu kabul edilerek, somut uyuşmazlık yönünden de davalının üretici mi satıcı mı olduğunun araştırılması, davalının satıcı olduğu anlaşılırsa tasarım hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulabilmesi için, bu malların taklit olduğunu bilerek satması veya bu hususu bilebilecek durumda olması gerektiğinden, davalının dava konusu malların türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satışa sunduğu tasarıma konu malların, tescilli tasarıma konu olup olmadığını bilip bilmediği veya bilebilecek durumda olup olmadığı hususlarında sektörel araştırma yapılması için aralarında mobilya konusunda uzman sektör bilirkişisi, mali müşavir ve tasarım uzmanı öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, soyut bir beyandan ibaret olan bilirkişi görüşüne itibar edilerek, davalının iş yerinde davacıya ait tasarımlara tecavüz eden ürün bulundurmasında ve satmasında kusurlu bulunmadığı sonucuna varılması doğru olmamıştır. HMK'nın 341 vd. maddelerinde bir kanun yolu olarak düzenlenen istinafın amacı, ilk derece mahkemesince verilen kararın denetlenmesi ve kararın yerinde görülmemesi halinde yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasıdır. Burada, temyizden farklı olarak ilk derece mahkemesi kararı yalnızca hukuka uygunluk yönünden değil maddi yönden de denetlenmektedir. İlk derece mahkemesi kararı yerinde değilse kural olarak istinaf mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırması ve ilk derece mahkemesi yerine gerekirse yeniden yargılama da yaparak karar vermesi gerekir. Ancak, HMK'nın 353/1-a. maddesinde düzenlenen yargılamaya ilişkin bazı temel usul hatalarının bulunması halinde ise istinaf incelemesi sonunda yeniden karar verilmesi söz konusu olmayıp, kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hali de düzenlenmiştir. Gerçekten de ilk derece mahkemesince, taraflarca gösterilen delillerin hiç değerlendirilmeden karar verilmesi ve delillerin ilk defa istinaf aşamasında değerlendirilmesi halinde taraflar, maddi vakıa denetimi yönünden iki dereceli incelemeden mahrum kalacak ve adil yargılanma hakkının unsurlarından olan hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilecektir. Somut olaya bu açıdan bakıldığında, gerek davalının kusurlu bulunup bulunmadığına gerekse de kabule göre davacının tazminat talebine yönelik hiçbir delil toplanmamış ve değerlendirilmemiştir. Bu itibarla, yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.

Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/06/2022 gün ve 2021/232 E. - 2022/187 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 8-İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davacı tarafından yatırılan 24.500,00 TL tutarındaki nakit teminatın GERİ VERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2118, K. 2026/1589, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2118-e-2026-1589-k-98e7afc7d3ba