Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1829 E. 2026/925 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1829
- Karar No
- 2026/925
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1829
KARAR NO: 2026/925
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/10/2024
NUMARASI: 2023/1108 E. - 2024/1004 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı ... dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya verilen ... Şubesine ait ... seri no’lu, .../01/2018 keşide tarihli, 110.000,00 TL bedelli, ... Şubesine ait ...seri no’lu, 28/02/2018 keşide tarihli, 110.000,00 TL bedelli, ... Şubesine ait ...seri no’lu, .../03/2018 keşide tarihli, 117.000,00 TL bedelli 3 adet çekin avans çeki olarak davalıya teslim edilmiş olmasına rağmen malların teslim edilmediğini, çeklerin haksız olarak yazdırıldığını belirterek çekler nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine, çeklerin istirdatına ve kötüniyetli olması nedeniyle % 20 oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, çeklerin muaccel ödemeler için müvekkiline verildiğini, davacının müvekkiline borcunu ödemediğini, çekin ödeme aracı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı ... tarafından cevaba cevap dilekçesi ve davalı ... tarafından ikinci cevap dilekçesi ibraz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Davaya konu çekler, kıymetli evrak niteliğindedir. Kural olarak, çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. Sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan çekten dolayı borç altına giren kişilerin bu çekin bedelsiz ya da çekten dolayı borçlu bulunmadığı iddiasında ispat külfeti borçluya aittir. Diğer menfi tespit davalarından farklı olarak kıymetli evrak ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında borç ikrar anlamı taşıyan çekten dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacı taraf çeklerin avans olarak olarak verildiği ve bedelsiz kaldığı iddiasına dayanmakta ise de bu iddiasını aynı kuvvet ve mahiyette yazılı bir belge ya da delille ispatlayamadığı, incelenen ticari defter ve belgeler ile de davacının alacaklı olduğu iddiasının doğrulanmadığı anlaşılmakla açılan DAVANIN REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı ... istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, müvekkilin muaccel ve reel borcu olduğunu iddia ederek ....... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, dosya incelendiğinde alacaklı davalının dosyayı infaz edip kapatılmasını talep ettiğinin görüleceğini, yerel mahkemenin çeklerin ödeme amacıyla verildiği kanaatine vardığını ancak davalının asıl alacağı için zaten icra takibi başlattığını, müvekkilinin elinde tuttuğu avans niteliğindeki çekleri tahsil ederek reel olmayan bir kazanç sağlamaya çalıştığını, davalının söz konusu 3 adet çek karşılığında herhangi bir ürün teslim etmediği gibi çekleri iade de etmeyerek müvekkile karşı kötü niyetle "Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçundan" ceza davası açtığını, yerel mahkemenin ise taraflar arasında yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vererek davalıya haksız tahsilat imkanı sunduğunu, taraflar arasında bir borç yenileme sözleşmesi yapılmadığını, eğer böyle bir kast olsaydı davalının icra takibi başlatmak yerine sadece çeklerin tahsili yoluna gitmiş olması gerektiğini, Türkiye'deki ticari hayatın olağan akışında ürün alımı için önceden çek veya avans verilmesinin bir gerçeklik olduğunu, her iki tarafın da tacir sıfatıyla ticari defter tutma zorunluluğu bulunduğunu ve bu defterler incelendiğinde çeklerin karşılığının olmadığının ispatlandığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin iade kararında; Davacılar tarafından dava konusu çeklerin mal karşılığında avans olarak verildiği, malların teslim edilmediği, bu nedenle çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve istirdatını talep ettiği, davalı tarafından da çeklerin ifa amaçlı olarak verildiği ve ödenmediği ileri sürülmüş olup, davacı delillerinde ticari defter kayıtlarına dayanmış olup tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi talebi mahkemece davacının iddiasının ve davalı beyanları nazara alınarak ticari defter ve belgelerin incelenmesinin davanın aydınlatılmasına katkısı olmayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de, ispat yükümlülüğünün davacı da olduğu, her iki tarafın ticari defter ve belgelerine dayanıldığı bu iddiaların bilirkişi incelemesi ile değerlendirilmesi gerektiği eksik inceleme neticesinde karar verildiği belirtilmiştir.
Davacı, dava konusu çeklerin davalıya ön avans çeki olarak verildiğini, davalı tarafından sipariş konusu malların teslim edilmediğini, çeklerin iade edilmediğini ve bankaya ibraz edildiğini belirterek davalıya dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve çeklerin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İade kararımız üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
SMMM Bilirkişi Nermin Arıcı'ya ait 23/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" davacı ticari defterlerinde, dava tarihinde davacının davalıdan 871.024,67 TL alacaklı gözüktüğünü, davacının davalıdan alacaklı gözükmesinin nedeninin davalıya çekle yapılan fazla ödemelerden kaynaklandığını, bir diğer ifade ile davacının davalıdan alacaklı gözükmesinin nedeninin nakit olarak yapılan ödemeden değil, çekle yapılan ödemelerden kaynaklandığını, yapılan incelemelerde davacının davalıya verdiği ve alacaklı gözükmesine neden olan çeklerin ödendiğine ilişkin banka dekontu veya banka ekstrelerinin eski tarihli olmasından bahisle ibraz edilemediğini, Mahkemece davacı ticari defterlerinde davalıdan 871.024,67 TL alacaklı gözüktüğünden, yani davalıya çekle olsa da fazla ödeme yapıldığı gözüktüğünden dava konusu 337.000,00 TL'lik çeklerin istidatını talep edebileceğine kanaat edilmesi halinde, davacının 3 adet 337.000,00 TL'lik çeklerin istirdatı talebinin yerinde olacağını, Mahkemece davacının alacaklı olmasının dayanağının nakden değil de çekle yapılan ödemelerden kaynaklandığı ve çeklerin ödendiğinin ispat edilmesi gerektiğine kanaat edilmesi halinde ise, çeklerin ödendiğinin ispatlanması halinde davacının 3 adet 337.000,00 TL'lik çeklerden dolayı davalıya borçlu olmayacağı ve çeklerin istirdatını talep edebileceği" belirtilmiştir.
Bursa ATM'ne talimat yazılarak davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılmıştır.
SMMM Bilirkişi ...'e ait 09/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "davalının defter kayıtlarından anlaşılan; davalının davacıdan 445.475,33 TL alacaklı olduğunu, davaya konu çeklerin avans çeki olmadığını, davacı davalıya borcuna karşılık verdiği, davalı davaya konu bu çekleri nakit karşılıkları olmadığı için davacıya geri iade ettiğini, çeklerin iade kaydı sonucunda davalının alacaklı durumda kalmasından davaya konu çeklerin bir avans çeki olmadığını, davalı alacağına karşılık davacıdan aldığı" belirtilmiştir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından dava konusu çeklerin davalıya malların teslim edilmesi amacı ile teminat olarak verildiğini ve malların teslim edilmediğini ileri sürdüğü, davalı tarafından da davaya konu çeklerin, tarafların ticari ilişkisinden kaynaklı davacının mevcut muaccel borcu için verildiğini, herhangi bir ön ödeme, sipariş veya ön avans ödemesi vb. söz konusu olmadığını belirttiği, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafından yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği iade kararımız üzerine taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, her iki tarafın ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı da gözetildiğinde davacı tarafından iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../10/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/.... K. sayılı kararına karşı davacı ... tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026