Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1539 E. 2026/1757 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1539
- Karar No
- 2026/1757
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1539 - 2026/1757 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1539 KARAR NO : 2026/1757 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/06/2024 NUMARASI : 2023/327 E. - 2024/298 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/06/2024 tarih ve 2023/327 E. - 2024/298 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin "..." esas unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edildiğini, ancak buna davalının itirazı sonucunda dava konusu YİDK kararı ile başvuru hakkındaki ret kararının kaldırıldığını, oysa dava konusu marka ile müvekkili şirketin itiraza mesnet markalarının benzer olduğunu, tescil edilmek istenen markanın mal ve hizmet sınıflarının, müvekkili şirkete ait "..." ibareli markaların mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ibaresinin tanınmış marka olduğunu, SMK’nın 6/4-5 maddeleri kapsamında tanınmış markalara tanınan korumanın davaya konu marka başvurusu ile ihlal edildiğini, “...” ibaresinin 29, 30, 32, 35 ve 43. sınıflardaki emtialar bakımından ayırt ediciliğinin güçlü olduğunu, davalı ... ...’in kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2023-M-5939 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2022/007347 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, itiraz gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdiğini, söz konusu ibarenin yaygın olarak kullanılan bir isimden oluştuğunu, bu nedenle “...” ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin düşük olan bir ibare olduğunu, dava konusu başvuru markasında yer alan “s” ve “e” harfi ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markalarda bulunan..., ..., 1923’den beri, 7/24” gibi yan unsurların da markaları farklılaştırdığını, dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın huzurdaki dava dosyasında etkili bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ..., cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer oldukları, "..." ibareli marka ile "..." esas unsurlu markalar arasında müşterek harf ortaklığı/benzerliğinden kaynaklı görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın davacıya ait markaların serisi mahiyetinde ilgili tüketici kesimince algılanabileceği, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında davaya konu tüm mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, dosya kapsamında bahsi geçen markanın tanınmışlığını kanıtlar yeterli nitelik ve nicelikte güncel deliller bulunmadığından tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli/hükümsüzlük istemi yerinde bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile, 2023-M-5939 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2022/007347 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı gerçek kişi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, itiraza konu markalar bütünsel bir şekilde incelendiğinde, markaların ortalama bir tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynılık/benzerlik yaratmayacağının görüleceğini, dava konusu başvuru markasında yer alan “s” ve “e” harfi ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markalarda bulunan “... ..., 1923’den beri, 7/24” gibi yan unsurların da markaları farklılaştırdığını, müvekkilinin markasının davacının markalarından haksız yararlanma sağlaması, itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliğini zedelemesi gibi durumların söz konusu olmadığını, hem yerel mahkeme kararında hem de bilirkişi raporunda müvekkilinin kötüniyetle hareket ettiğini gösteren somut olgu sunulmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şahsa ait başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığını, “...” ibaresinin tek başına ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, dava konusu markaların, görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından karıştırılabilecek derecede benzer markalar olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile "..." asıl ibareli itiraza mesnet tescilli markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, diğer yandan dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer oldukları, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile mesnet marka arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı gerçek kişi ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı gerçek kişiden ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumundan alınması gereken 732,00'şer TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı gerçek kişi ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin davalı gerçek kişiden ve davalı Türk Patent ve Marka Kurumundan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.