Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/845 E. 2026/1507 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/845
- Karar No
- 2026/1507
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/845 KARAR NO : 2026/1507
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2023/858 Esas - 2024/134 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/10/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/02/2024 tarih 2023/858 Esas 2024/134 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, Konya-Ereğli ilçesinde 28.05.2021 tarihinde; davalı sigorta şirketinde 100000054061493 numaralı poliçeyle sigortalı olan .... yabancı plakalı tır sürücüsünün, trafik lambalarının kırmızı yandığı esnada sevk ve idaresindeki tırı durduramadığını, davacının sevk ve idaresinde kırmızı ışıkta durur vaziyette olan davacıya ait .... plakalı araca arkadan çarparak tam ve asli kusurlu olarak hasara uğrattığını, kaza gerçekleştiği anda sürücüler tarafından olay yerine polis çağırıldığını, gelen polislerce her iki sürücünün alkol testine tabi tutulduğunu, sürücülerin alkolsüz olduğunun tespit edildiğini, sürücüler tarafından düzenlenip imzalanan kaza tespit tutanağındaki olay yeri krokisinin bizzat polis memurları tarafından çizildiğini, kaza anında davacının ..... marka aracının arka tampon demiri, bagaj kapağı ile bagaj kapağı iç döşemesi, arka cam, park kamerası ve sensör takım/tesisatının hasara uğradığını, davacı tarafından 01.06.2021 tarihinde hasarlar nedeniyle sigorta şirketinden zararların karşılanmasının talep edildiğini, talebin ardından, sigorta şirketi tarafından aracı incelemek üzere ekspertiz görevlendirildiğini, sürecin ekspertiz eşliğinde türlü bahanelerle sürüncemede bırakıldığını nihayetinde 02/09/2021 tarihinde ‘’ iletilen olay yeri fotoğrafları incelendiğinde mağdur aracın arka camının kırık olmasına rağmen zeminde kırık parçalarına rastlanılmadığı, ayrıca kazaya sebebiyet veren aracın üzerinde darbe izlerine rastlanmadığı‘’ öne sürülerek zararların karşılanmadığını, işbu sebeple 10.325,00 TL parça değişimi ve onarım masrafının davacı tarafından karşılandığını, davacı tarafından karşılanan masrafların İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/448 E, 2023/497 K. sayılı davaya konu edildiğini ve mahkemenin 13/06/2023 tarihli kesin kararı ile davacının kazada kusursuz bulunduğuna ve 10.325,00 TL tutarındaki hasar bedeli tazminatının davacıya ödenmesine hükmedildiğini, anılan kararın miktar itibariyle kesin olarak verildiğini, davacının bahsedilen kazanın mağduru olduğunu, kazadan 3 gün sonra 01/06/2021 tarihinde davacının aracını Torbalı'da bulunan .... servisine teslim ettiğini, 202110126893 nolu hasar dosyası açıldığını ancak davalı sigorta şirketinin hasar dosyası açılmasına rağmen aracın tamir ve onarım yükümlülüklerini türlü bahanelerle sürüncemede bıraktığını, her ne kadar zorunlu trafik sigortalarında sigorta şirketinin mağdur araç sahibinin aracından mahrum kalması sebebiyle uğradığı zarardan sorumluluğu bulunmasa da eldeki davada davacının aracından mahrum kalma sebebinin tamamen sigorta şirketinin kusurundan kaynaklandığını, Yargı kararlarında araç mahrumiyeti sebebiyle ikame araç kira bedellerinin kaza sonrası makul tamir süresine karşılık gelen tutarlarının zarar veren aracın işleteni ve sürücüsü tarafından ödeneceğinin yerleşik uygulamalardan olduğunu, ancak davada sigorta şirketinin makul tamirat süresinin aşılmasına sebebiyet verdiğinin aşikar olduğunu, bu sebeple davalı sigorta şirketinin davacının 75 gün süreyle serviste kalan aracının makul süreyi aşan gün sayısı kadar ikame araç kira bedelinden sorumluluğunun bulunduğunu, bunun yanında davacının aracının hasar neticesinde parça değişimine - boya işlemine maruz kaldığından, orijinallığını yitirdiğinden ve tramer kaydı işlemesi sebebiyle piyasada ciddi reel değerinde düşüşe uğradığını, işbu sebeple davacının ''araç değer kaybı'' tazminatına da hak kazandığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/448 E, 2023/497 K. sayılı ilamının karar tarihi olan 13/06/2023 tarihinde miktar itibariyle kesinleştiğini, bu sebeple taraflarınca zarar yükümlüsünün öğrenildiği tarihin 13/06/2023 günü olduğunu, anılan sebeple tazminat istemlerinin zamanaşımına uğramadığını, arabuluculuk başvurusunun anlaşmama ile sonuçlandığını, açıklanan ve kendiliğinden gözetilecek nedenlerle; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve bilirkişi incelemesi sonucu tespit olunan rakamlar arttırılmak kaydı ile; ....plakalı araç ile ilgili olarak; araç mahrumiyet bedeli için şimdilik 200.-TL, değer kaybı zararı için şimdilik 200.-TL olmak üzere şimdilik toplamda 400,00-TL maddi zararlarının 28/05/2021 kaza tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı taraf vekili;.... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 100000054061493 poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 31/03/2021 – 31/03/2022 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibari ile araç başına 43.000,00-TL olduğunu, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, davanın yetkili olmayan mahkemede açıldığını, işbu davada yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ticari dava niteliğinde olan sigorta uyuşmazlıklarında arabuluculuk yoluna müracaat edilmesinin zorunlu olup davacı tarafından bu yola başvurulmadan davanın ikame edildiğini, bu nedenle sigorta şirketine başvuru şartı sağlanmadığını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamındaki sorumluluğunun müşterek ve müteselsil olmakla birlikte en fazla poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davalı şirket tarafından araçta oluşan hasar onarım bedeli için 07/07/2023 tarihinde İzmir 3. İcra dairesine 25.997,18-TL tazminat ödendiğini, başvuru konusu kaza kapsamında değer kaybı hesaplaması yapılsa dahi işbu tutarın poliçe limiti gözetilerek mahsup edilmesi gerektiğini, araç mahrumiyeti tazminatının davalı şirket nezdinde düzenlenmiş olan poliçe kapsamında olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının talep etmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, açıklanan ve re’sen nazara alınacak nedenlerle; davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kaza 28.05.2021 tarihinde meydana geldiği, eylem suç teşkil etmediğinden ceza zamanaşımının uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı vekili, yalnızca hasar zararına ilişkin olarak 01.06.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurduğu, davalı sigorta şirketi tarafından davacının hasar bedeli talebi 02.09.2021 tarihinde kazanın şüpheli olması nedeniyle reddedildiği, hasar bedeline ilişkin olarak davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonuna 23.09.2021 tarihinde başvuruda bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu’nun 05/03/2022 tarihli, 2021/189680 esas, 2022/54928 karar sayılı kararı ile başvuru konusu hakkında yapılması gereken usulü işlemlerin, süreli tahkim incelemesinde yetiştirilmesinin mümkün olmaması ve adli yargıda görülecek bir davada daha sağlıklı netice elde edilebileceği kanaatiyle dosyadan el çekilmesine karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından yine hasar zararına ilişkin olarak mahkemenin 2022/448 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 2023/497 karar sayılı, 13/06/2023 tarihli kararı ile 10.325,00 TL tutarındaki hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verildiği, mahkeme ilamı İzmir 9.İcra Dairesi’nin 2023/14749 sayılı dosyasında takibe konulduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ödenerek icra dosyası infazen kapatıldığı, tüm bu işlemler kaza nedeniyle oluşan hasar zararına ilişkin olup, davacı tarafça, iş bu davaya konu edilen değer kaybı ve araç mahrumiyet zararları için davalı sigorta şirketine ilk kez 24.07.2023 tarihinde e-mail ile başvuruda bulunulmuş olup, zorunlu arabuluculuk başvurusu ise 06.09.2023 tarihinde yapıldığı, Hasar zararı için sigorta tahkim komisyonuna ve mahkemeye dava açılması, hasar zararı için icra takibi yapılması, takipte hasar bedelinin ödenmesi gibi zamanaşımını kesen işlemler yalnızca hasar zararına ilişkin olduğundan, eldeki dava konusu değer kaybı ve araç mahrumiyet zararı yönünden işlemeye başlayan zamanaşımını kesen işlemler olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, 2918 sayılı KTK'nın 109/I. Maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl sonra zamanaşımına uğrayacağının öngörüldüğü, davacının daha önce hasar zararı için davalı sigorta şirketine kaza tarihinden hemen sonra 01.06.2021 tarihinde başvuruda bulunduğu, kazaya karışan araç sürücüleri tarafından düzenlenen 28.05.2021 tarihli kaza tespit tutanağında da kazaya karışan araçların plakları, malikleri, sigortacılarının açıkça yazılı olduğu dikkate alındığında davacının kaza tarihi itibariyle zarar sorumlusunu ve zararı bildiği, dolayısıyla bu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin 28.05.2023 tarihinde dolduğu, dava konusu bu zarar kalemleri için zamanaşımı süresi dolduktan çok sonra davalı sigorta şirketine 24.07.2023 tarihinde, zorunlu arabuluculuğa ise 06.09.2023 tarihinde yapılan başvruların ise dolan zamanaşımına bir etkisinin bulunmayacağı anlaşılmakla davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği belirlenmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kazanın davalı sigorta şirketince inkar edilmesi üzerine davacı tarafından karşılanan masrafların İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/448 E,2023/497 K. sayılı davaya konu edildiğini ve mahkemenin 13/06/2023 tarihli kesin kararı ile davacının kazada kusursuz bulunduğuna ve 10.325,00 TL tutarındaki hasar bedeli tazminatının davacıya ödenmesine hükmedildiğini, karar tarihi olan 13/06/2023 tarihinde miktar itibariyle kesinleştiğini, anılan sebeple tazminat isteminin zamanaşımına uğramadığını, bu hususun hatalı yorumlandığını, davalı sigorta şirketinin kazayı inkar etmesi nedeniyle öncelikle kazanın meydana geldiğinin tespiti ve bu kaza nedeniyle davacı aracında hasar oluştuğunun kanıtlanması için ilk davayı açtıklarını, kazanın meydana geldiğinin mahkeme ilamı ile kesinlik kazanmadan eldeki davayı açmanın usul ekonomisine de aykırı olduğunu, 10 yıllık zaman aşımı süresinin geçmediğini, ilk davanın açılmasıyla zamanaşımının kesildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava ZMMS sigortacısına karşı açılan araç mahrumiyeti ve değer kaybına ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılamada davacının aynı kazaya ilişkin olarak yine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı tazminat davasında (2022/448 esas ve 2023/497 karar sayılı) araca ilişkin hasar bedelini talep ettiği mahkemece yapılan yargılamada araçta meydana gelen hasarın miktarının belirlenerek 10.325 TL hasar bedelinin davalı .... A.Ş'den tahsiline karar verdiği, bu kararın infaz edildiği belirlenmiştir. Davacı taraf bu talebinden sonra derdest davada aynı kazaya ilişkin olarak araç mahrumiyet ve araç değer kaybı talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılamada davacının talebinin 2918 sayılı KTK madde 109/1 Kapsamında zaman aşımına uğrayıp uğramadığı değerlendirilmiştir. Yapılan incelemede, somut olayda ceza zaman aşımının uygulanmasını gerektirecek bir fiil bulunmadığı uzun zaman aşımı süresinin somut olaya uygulanamayacağı belirlenmiştir. Davacının talebi araç mahrumiyet ve değer kaybına ilişkin olup maddi tazminat kapsamında kabul edildiğinde zaman aşımının geçtiği belirlenmiştir. Davacı taraf dava açmadan önce ilk davanın açıldığı tarihten önce de haksız fiili ve zararı bildiğinden buna ilişkin olarak 01.06.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunmuştur. Sigorta şirketi tarafından bu talebin reddedilmesi üzerine önce sigorta tahkim komisyonuna ve bu komisyonda işten el çekilmesi nedeniyle İzmir 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvuru yaptığı belirlenmiştir. İzmir 4 Asliye Ticaret Mahkemesine dava açma tarihi 17.05.2022'dir. Davacının ikinci davayı açtığı tarih ise yine 24.10.2023 olup bu tarih itibariyle zaman aşımının geçtiğinde belirlenmiştir. Kaldı ki ikinci davayı açmadan önce sigorta şirketine başvuru yaptığı tarihte 24.07.2023 olup yine bu tarih itibariyle talebe bağlı zaman aşımı da geçmiştir. Bu nedenle mahkemenin zaman aşımı nedeniyle davanın reddi kararı doğrudur. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 05/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.