Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1454 E. 2026/899 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1454
Karar No
2026/899
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1454 - 2026/899 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1454 KARAR NO : 2026/899

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.09.2024 NUMARASI : 2022/746 Esas 2024/586 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 14.05.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.06.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalılar ..., ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 26.03.2021 tarihinde davacı ...’ya ait olup ... idaresindeki ... plakalı araç ile davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında ...’nin vefat ettiğini, müteveffanın mobilya boyacısı olarak çalışmakta olup asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğini, her ne kadar davacı ... ile 02.01.2014 tarihinde boşanmış iseler de kısa süre sonra barıştıkları ve yeniden nikah hazırlıkları içindeyken ...’nin vefat ettiğini, vefatından önce müteveffa ile davacıların aynı evde yaşadıklarını, resmi olarak evli olmasalar bile aynı çatı altında hayatı paylaştıklarını, evlilik yıldönümlerini bile birlikte kutladıklarını, faturaların müteveffa tarafından ödendiğini, davacının geçiminin müteveffa tarafından sağlandığını, ölümüyle davacının destekten yoksun kaldığını,davacı ...’nin de babasının vefatıyla manevi olarak zarar gördüğünü, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ve ...’dan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında destek tazminatı talebini 1.636.968,13 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı Sigorta şirketi vekili, yetki itirazında bulunduklarını, şirketin yargı çevresinin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, kusur oranının belirlenmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın destekten dolayı zararı bulunmadığının bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müteveffanın davacılara destek olduğunun ispatı gerektiğini, davacıların kaza sebebiyle elde ettikleri gelir ve tazminatlar varsa mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ve ... vekili, müteveffanın boşanmış olduğu eşinin detekten yoksun kalma tazminatı alması için gereken ispat sağlanamadığını, destek olgusunu ispat edecek nitelikte bilgi ve belge bulunmadığını, tekrar nikah yapılacağına ilişkin iddianın hayatın olağan akışına aykırı olup davacı ...’nın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davalı ...’ın araç işleteni olarak sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı sürücünün asli kusurlu olduğu iddiasına katılmadıklarını, kusura ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, avans faizi talebinin haksız olup manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 27.07.2023 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 85 oranında, müteveffa sürücünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve 25.02.2024 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar ile manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile 1.636.968,13 TL destekten yoksun kalma tazminatının, (davalı sigorta şirketi 424.977,34 TL'den sorumlu olmak kaydı ile) davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden 07.12.2021 temerrüt tarihinden, davalılar ... ve ...'dan 26.03.2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı ...'ya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın 26.03.2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, müteveffanın davacı ...’ya destek iddiasının kanıtlanamadığını, davacı tarafından sunulan belgelerin hiçbirinin destek iddiasını kanıtlar nitelikte olmadığını, ibraz edilen fotoğrafın evlilik yıldönümü değil paylaşanın doğum gününe ait olduğunu, yanıltıcı bilgilere göre destek ilişkisinin varlığının kabulünün doğru olmadığını, müteveffa ile davacının birlikte yaşamadığını, tanık beyanına dayalı olarak davanın sonuca bağlanmasının hatalı olduğunu, destek iddiasının ispat edilemediğini, destekten yoksun kalma tazminatına avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu ve yasal faiz uygulanması gerektiğini, davalı ...’ın işleten olarak sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olup hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacılar vekili, 26.03.2021 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile ... idaresindeki aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada ...'nin vefat ettiğini, davacı ...'nın destekten yoksun kaldığını, oğlu olan davacı ...'nin de manevi olarak zarar gördüğünü belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. 1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Somut olayda 26.03.2021 tarihinde meydana gelen kazada ...'nin vefatı nedeniyle boşandığı eşi olan davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle dava açıldığı, kazaya ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 27.07.2023 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 85 oranında, müteveffa sürücünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, müteveffa ile davacı boşanmış olsa da zabıta araştırması, tanık beyanları ve toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre birlikte yaşadıkları, eylemli ve düzenli destek ilişkisinin varlığının kanıtlandığı, mahkemece Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde belirlenen destek payları ve sürelerine göre aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve 25.02.2024 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamaların esas alınarak yazılı şekilde destekten yoksun kalma tazminatının hüküm altına alınmış olmasında isabetsizlik bulunmadığı, kazaya karışan ... plakalı araç adına kayıtlı olan davalı ...'ın 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesi uyarınca işleten sıfatı ile hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulmuş olmasının doğru olduğu anlaşılmıştır. 2-Manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370) Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2021) paranın alım gücü nazara alındığında davacı ...'nin babası ...'nin vefatı nedeniyle davacı ... için belirlenen manevi tazminat tutarlarının uygun olarak takdir edildiği anlaşılmıştır. 3-Davalılar ... ve ... vekilinin hüküm altına alınan tazminatlara avans faizi uygulanmasının doğru olmadığı yönündeki istinaf nedenlerinin incelenmesinde, kazaya karışan davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu ... plakalı aracın ... marka ... olup tescil belgesine göre kullanım şeklinin yük nakli olduğu, buna göre hüküm altına alınan tazminata avans faizi uygulanmış olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 115.236,79 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 28.810,00 TL'nin mahsubu ile kalan 86.426,79 TL harcın davalılar ... ve ...'dan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 14.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1454, K. 2026/899, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1454-e-2026-899-k-115f225c90db