Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1433 E. 2026/1526 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1433
Karar No
2026/1526
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1433

KARAR NO : 2026/1526

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 12/07/2024

NUMARASI : 2022/152 E. - 2024/118 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1996 yılında kurulduğunu, tarım ve hayvansal ürün alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin "..." markası ile birçok haberde ve tanıtım fuarlarında yer aldığını ve reklam filmleri ile marka ve ürünlerini ülkemizde ve uluslarası platformda tanınır hale getirdiğini, Türkpatent nezdinde de birçok marka tescili ve başvurusu yer aldığını, 23/07/2015 tarihinde 2015/61209 sayılı marka başvurusu gerçekleştirdiğini, söz konusu başvurunun davalı adına kayıtlı 16/03/2015 başvuru tarihli ve davaya konu ... sayılı "... şekil" markası mesnet gösterilerek re'sen reddedildiğini, YİDK kararının iptaline karar verildiğini, kesinleşen karar sonrasında müvekkilinin başvurusunun 27/08/2020 tarihinde yayınlandığını, davalı, markasını mesnet göstererek başvuruya itiraz ettiğini, itiraz yerinde görülerek başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkil şirkete ait "..." markasının, Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin "..." markası üzerinde önceye dayalı kullanım hakkı mevcut olduğunu ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili markası ile davalı markasının aynı ve ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, markaların aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve kötüniyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı adına kayıtlı ... sayılı "... şekil" markasının markasının 01. Sınıfta bulunan: "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. gübreler ve topraklar." bakımından ve 35. sınıf kapsamında bulunan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. gübreler ve toprakların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 1950'de fındık ihracatına başladığını ve ilk fındık ihracatçılarından biri olduğunu, 1974'te ise un değirmeni yatırımı yaparak un imalatı işine de giriş yapan müvekkilinin, bugün sektöründe lider firmalar arasındaki konumunu sabitlediğini, müvekkilinin tanınmış ... markasının sahibi olduğunu, ayrıca ... esas unsurlu pek çok markanın da sahibi olduğunu, müvekkilinin, ... ayırt edici unsurlu markasını, ilk olarak 26/01/1994 tarihinde ... sayı ile TPE nezdinde tescil ettirdiğini, ardından diğer ... marka tescilleri gerçekleştirildiğini ve markanın günümüze kadar 36 yıl boyunca müvekkili tarafından aralıksız olarak kullanıldığını, 2000 yılında baba ... ... tarafından aile içinde yapılan miras paylaşımı sonucunda kardeşlerden (itiraz dışı) ... ... ve başvuru sahibi firma yetkilisi ve kardeşlerin en büyüğü ... Erişin, müvekkili şirkette bulunan hisselerinin tamamını hali hazırdaki müvekkili şirket ortaklarına devrederek müvekkili firmadan ayrıldığını, ayrılan ortakların müvekkili şirket ve markaları üzerinde hiçbir haklarının kalmadığının mahkeme kararları ile de sabit olduğunu, müvekkili firmadan ayrılan iki kardeş ... ve ... ...'in zaman içerisinde kendi firmalarını kurduğunu ve müvekkili haklarını ihlal eden ticari faaliyet ve marka tescil girişimleri tespit edildiğinde hukuki yollarla engellendiğini, somut olayda SMK md. 6/3 koşullarının oluşmadığını, SMK 6/4 ve 6/5 koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, açıklanan nedenlerle, hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;

-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 01. Sınıfta yer alan "tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar" emtialarında ve 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve toprakların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog v.b diğer yöntemler ile sağlanabilir" hizmetleri bakımından KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE" karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin eksik inceleme neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, davacının SMK madde 6/3 kapsamında gerçek hak sahipliği iddialarının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, dosyaya sunulan faturaların davacı şirket olan ... ... ... A. Ş. ile ilgisi bulunmayıp dava dışı ... A. Ş. unvanlı farklı bir firmaya ait olduğunu, bu durumun 19.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiğini, davacının sunduğu fason üretim sözleşmeleri ve ... videolarının markanın maruf hale getirildiğini ispatlamaya yetmediğini, markanın başvuru tarihinden önce ciddi, yoğun ve maruf bir şekilde kullanılmış olması gerektiğini, davacının bu şartları yerine getirmediğini, 16.03.2015 tarihi öncesine ait kullanımların alelade nitelikte olduğunu, markanın marufiyet seviyesine ulaşmadığını, davacının ... ürünü dışındaki diğer emtialar bakımından hiçbir kullanım delili sunamadığını, ... ile diğer kimyasal ürünlerin aynı tür veya benzer ürünler olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının bu ürünler üzerinde gerçek hak sahibi olamayacağını, mahkemenin fahiş bir değerlendirme ile hüküm kurduğunu, Türkiye'nin herhangi bir yerindeki ufak çaplı satışların marka siciline olan güveni sarstığını, basiretli tacirlerin bu kullanımlardan haberdar olmasının beklenemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, dosyaya sunulan faturaların hükme esas teşkil ettiğini, .... A. Ş. ile ... ... .... A. Ş. şirketlerinin aynı sektörde faaliyet gösteren bağlı şirketler olduğunu, adreslerinin ve yetkililerinin aynı olduğunu, davalı vekilinin tüzel kişilik farklılığına dayalı itirazlarının reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasında marka lisans, üretim ve paketleme sözleşmeleri bulunduğunu, müvekkili markasının davalının başvuru tarihinden önce kullanıldığını, 02.11.2023 tarihli kök rapor ve 27.05.2024 tarihli ek rapor ile gerçek hak sahipliğinin tespit edildiğini, davalının, müvekkilinin kullanımlarından haberdar olduğunu, davalının kötü niyetli başvurusunun hükümsüz kılınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, davalı adına tescilli ... numaralı “...” ibareli şekil markasının, 01. sınıftaki “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar, gübreler ve topraklar” emtiaları ile bu emtiaların bir araya getirilmesine ilişkin 35. sınıftaki perakende ve toptan satış hizmetleri yönünden hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili şirketin 1996 yılında kurulduğunu ve tarım ve hayvansal ürünler alanında faaliyet gösterdiğini, “...” markasını haberler, tanıtım fuarları ve reklam filmleriyle yurt içinde ve yurt dışında tanınır hale getirdiğini, davacının 23/07/2015 tarihli ve 2015/61209 numaralı marka başvurusunun, davalı adına tescilli ... numaralı “...” şekil markası gerekçe gösterilerek reddedildiğini, davacının “...” markası üzerinde önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunu, davacı markasının tanınmış marka olduğunu ve davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı markasının 01 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin “...” esas unsurlu çok sayıda markaya sahip bulunduğunu “...” unsurlu markanın ilk defa 26/01/1994 tarihinde ... numarayla davalı adına tescil edildiğini ve uzun yıllardır kesintisiz kullanıldığını, 2000 yılında ... ... tarafından gerçekleştirilen aile içi paylaşım sonucunda ... ... ile ... ...’in davalı şirketteki hisselerini devrederek şirketten ayrıldıklarını ve davalı şirket ile markaları üzerinde haklarının kalmadığının mahkeme kararlarıyla belirlendiğini , davacının önceye dayalı gerçek hak sahipliği bulunmadığını, SMK’nin 6/3, 6/4 ve 6/5. maddelerindeki koşulların oluşmadığını ve dava konusu markanın kötü niyetle tescil edilmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının “...” ibaresini davalının 16/03/2015 tarihli başvurusundan önce kullandığı, davacının SMK’nin 6/3. maddesi kapsamında önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalıya ait ... numaralı markanın 01. sınıftaki “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar, gübreler ve topraklar” ile 35. sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

13/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacının “...” ibaresini ... emtiasında davalının 16/03/2015 tarihli başvurusundan önce markasal olarak kullandığı ve ilgili emtialar yönünden önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu, taraf işaretleri ve mal-hizmet kapsamı bakımından SMK’nin 6/1 ve 6/3. maddeleri uyarınca kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu belirtilmiştir.

19/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalı markasının SMK’nin 6/1, 6/3, 6/4, 6/5 ve 6/9. maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı , incelemeye konu faturaların davacıya değil dava dışı ... A.Ş.’ye ait olduğu ve bu şirketin kullanımının davacı lehine gerçek hak sahipliği doğurmayacağı belirtilmiştir.

02/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacının “...” ibaresini dava konusu 01. sınıf mallar ile bunların bir araya getirilmesine ilişkin 35. sınıf hizmetlerde davalıdan önce kullandığı ve gerçek hak sahibi olduğu, davalı markası ile davacının önceki kullanımlarının görsel ve fonetik yönden benzer olduğu ve orta düzeydeki tüketiciler nezdinde iltibasa yol açabileceği , davalı markasının SMK’nin 6/3. maddesi uyarınca dava konusu mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlük koşullarını taşıdığı, ancak SMK’nin 6/5 ve 6/9. maddeleri bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı bildirilmiştir.

27/05/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, 02/11/2023 tarihli rapordaki görüş değiştirilmemiştir.

SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. İşaret üzerinde hak elde edilmiş olması için ise ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Söz konusu hak işaretin kullanıldığı mal ve hizmetlerle sınırlıdır.

Somut olayda, davacı tarafından sunulan 01/08/2013 tarihli ... Üretim Sözleşmesi’nin taraflarının davacı ... ... ... A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş. olduğu, sözleşmede “... ...” ve “... ...” markalarının ... A.Ş. tarafından kullanılmaya devam edileceğinin kararlaştırıldığı, ... Yem isimli ... hesabının 23/11/2012 tarihinde açıldığı, “... ... ...” ibareli “... neden ... ...’den vazgeçemiyor?” başlıklı tanıtım videosunun 05/01/2013 tarihinde, “... Gübresi” başlıklı yayının ise 06/01/2013 tarihinde kamuya sunulduğu, bu yayınlarda “... ... ...” ibaresinin markasal olarak kullanıldığı belirlenmiştir. 01/08/2013 tarihli ... Üretim Sözleşmesi gereği dava dışı şirket tarafından gerçekleştirilen markasal kullanım davacı şirketin bilgisi ve izni ile gerçekleştiğinden bu kullanımın , taraflar arasındaki fason üretim ilişkisi kapsamında davacı hesabına kullanım olduğunun kabulü gerekmiştir. Bu nedenle fason üretici ... A.Ş. tarafından düzenlenen faturalar üzerinde “... ... + şekil” ibareli kullanımların davacının önceye dayalı tescilsiz marka kullanımı olarak kabulü yerindedir.

Hükme esas alınan ve gerekçeli 02/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile ek raporda, davacının “...” ibaresini davalının başvurusundan önce markasal olarak kullandığı, kullanımın gerçek hak sahipliği doğuracak nitelikte olduğu, davacının önceki tarihli “... ...” kullanımı ile davalının ... numaralı “...” şekil markasının ortak ve baskın unsurunun “...” ibaresi olduğu, işaretlerin görsel ve fonetik bakımdan benzer bulunduğu ve ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali doğurabileceği tespit edilmiş olup, işaret arasında ve tescil kapsamı itibariyle benzerlik bulunduğu bu benzerliğin iltibasa neden olacağı, fason üretim sözleşmesi, faturalar ve internet yayınları birlikte değerlendirildiğinde kullanımın davalının 16/03/2015 tarihli marka başvurusundan önce başladığı, ... piyasasında belirli bir bilinirlik ve ayırt edicilik sağlayacak nitelik ciddi kullanım olduğu dolayısıyla SMK’nin 6/3. Maddesi uyarınca davalının önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin kabulünde bir isabetsizlik olmadığı gibi davacının kullanımının ... emtiasına ilişkin olduğu, bilirkişi raporlarında, gübreler, tarımsal kimyasallar ve toprakların bağlantılı mallar olduğu belirlenmiş olduğundan gerçek hak sahipliğinin 01. Sınıfta kullanımın gerçekleştiği ... ve benzer veya bağlantılı olan tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar ve topraklar emtiaları ile sınırlı olarak, yine bu malların satışı hizmeti bakımından 35. Sınıfta kabul edilmesi de yerindedir.

Bu itibarla, İlk derece mahkemesince davalıya ait ... numaralı markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılmış davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/07/2024 tarih ve 2022/152 E., 2024/118 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1433, K. 2026/1526, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1433-e-2026-1526-k-ec8eb2a098b8