Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1327 E. 2026/2070 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1327
Karar No
2026/2070
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1327 KARAR NO : 2026/2070

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/01/2023 NUMARASI : 2021/213 Esas 2023/41 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin dünyanın ilk global gayrimenkul danışmanlık markası olan ...'ın franchise hakkı sahibi olup, mezkur franchise veren firmanın İzmir ofisi olarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalılardan .... Şti.'nin İzmir ili Kemalpaşa ilçesi,... Mah. ...ada ... parsel numarasında kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, diğer davalının ise mezkur taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat yapmak üzere arsa sahibi davalı .... Şti. İle anlaşma yapan müteahhit olduğunu, davalılardan .... Şti. İle davacı arasında 12/06/2018 tarihli taşınmazın satılması hakkında aracılık hizmetleri sözleşmesi tanzim edildiğini, taşınmazın satılması hakkında aracılık hizmetleri sözleşmesi hükümleri uyarınca davalılardan .... Şti.'nin maliki bulunduğu taşınmazın satış koşullarını ve satış bedelini kabul eden alıcı ile tapu ve resmi makamlar önünde satış işlemini gerçekleştirmeyi kabul ettiğini, sözleşme uyarınca davacıya ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hizmet bedelinin 480.000,00 TL+KDV olduğunu, davacı şirket yetkililerinin bu satış ve pazarlama işlemlerine derhal başladığını ve diğer davalı ... Şti. İle bağlantı kurduğunu, ... Şti.'nin diğer davalı tapu maliki ile görüşüp anlaşarak 16.000.000,00 TL bedel karşılığında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını ve tapuya şerh edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçerli olup, taraflar açısından bağlayıcı olduğunu, ilgili sözleşme uyarınca davacı şirket tarafından taahhüt edilen edimlerin yerine getirildiğini, sözleşmenin davalı tarafça ihlal edildiğini beyanla cezai şart ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla akde aykırı bir biçimde davacıya ödenmesi gerekip ödenmeyen taşınmaza ait, davalılardan ..... Şti. Tarafından davacıya ödenmesi gereken hizmet bedeli olan KDV hariç 480.000,00 TL'nın şimdilik kaydı ile 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalılardan .... Şti. Tarafından davacıya ödenmesi gereken hizmet bedeli olan KDV hariç 450.000,00 TL'nin şimdilik kaydı ile 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı .... Şti vekili cevap dilekçesinde;Koşulları oluşmadan belirsiz alacak davası şeklinde açılan bir davanın, dava şartı noksanlığı nedeni ile mahkemece usulden reddedilmesi gerektiğini, alacağın belirlenebilir olduğu durumlardan davanın açılmasında hukuki yarar bulunmaması sebebi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Taraflar arasında her ne kadar ”Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Hizmet Sözleşmesi” imzalansa da davacı yanın işbu sözlelme gereği bir işlem veya bir aracılık işlemi yerine getirmediğini, Her ne kadar dava dilekçesinde diğer davalı.... ile görüşme sağlanmış denilse de davalı müvekkili şirketi ile diğer davalı şirket arasında herhangi bir somut tamamlanmış bir anlaşmanın mevcut olmadığını, Yani davacı yanın Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Hizmet Sözleşmesi gereği yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu kapsamda davacı yanın ücret alacağına hak kazanması için asıl sözleşmenin kurulması ile aracılık faaliyeti arasında nedensellik bağının bulunmadığını, İşbu sözleşmenin süreli olduğunu ve davacı yanca davalıya 10.08.2018 tarihinde gönderilen bildirimde sözleşmenin 12.09.2018 tarihinde bitmiş olacağının bildirildiğini, Yukarıda davalı müvekkili şirket lehine nazara alınacak nedenlerle, işbu haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise Kanun hükümleri ve Yargıtay kararları gereğince esastan reddine, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Mahkememizce dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bilirkişiden alınan rapora göre; "İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09/11/2021 tarihli ara kararında tarafların ticari defter ve kayıtlarının ve tapu kayıtları da incelenmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşmeler ve mutabakat dikkate alınarak; davacının davalılardan ayrı ayrı hizmet bedeli alacağı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu konularında rapor alınmasına karar verilmiştir. Dava dosyasındaki Tapu Kayıtları uzmanlık alanımın dışında olduğu için incelenmemiştir.Dava dosyasındaki sözleşmelerin hukuki yorumu tamami ile Sayın Mahkemenize ait olmak üzere raporuma aynen eklenmiştir. Davacı ile davalı .... şirketlerinin 2018 yılı yasal defterleri şirket merkez adreslerine gidilerek incelenmiştir. Davacının yasal defterlerinde davalı ... ile davalı .... a ait herhangi bir cari hesaba ve davalılardan yapılmış bir tahsilat kaydına rastlanmamıştır. Davalı ....Şti.nin yasal defterlerinde de davacıya ait herhangi bir cari hesaba ve davacıya yapılmış herhangi bir ödeme kaydına rastlanılmamıştır. Davacı ile Davalı ....Şti. arasında imzalanmış 12.06.2018 tarihli ”Taşınmazı Satılması Hakkında Aracılık Hizmetleri Sözleşmesi” mevcut olup, davalı ....a ait dava konusu taşınmazın 12.06.2018 ile 12.09.2018 arasında satmayı taahhüt eden davacıya, satış bedelinin 16.000.000 TL olması durumunda %3 = 480.000,00 TL+KDV 15.500.000,00 TL ve altında yapılacak satışlarda hizmet bedelinin %2+KDV olacağını, hizmet bedelinin;- tapu resmi senet tarihinde veya satış vaadi sözleşmesi tarihinde, satış işleminin gerçekleşmemesi halinde işin satış aşamasına getirildiği tarihte davacıya ödeneceği yazılı olup, Kemalpaşa Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünden gelen Davalı.... ile davalı .... arasında ”Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi” nin İzmir 21.Noterliği 39785 yevmiye nosu ile 23.10.2018 tarihinde 6.150.000,00 TL bedel karşılığı imzalandığı görülmektedir. Davacı ve her iki davalının bir arada taraf olduğu imzalanmış bir belgeye rastlanılmamış olup, Davacının her iki davalı arasında aracılık hizmeti sunup sunmadığının takdiri uzmanlık alanımın dışında olması sebebi ile Sayın Mahkemenizin takdirindedir. Taraflarca imzalanmış sözleşmelerin tüm hukuki yorumu, sözleşme süresi içinde satışın yapılıp yapılmadığı ve Davalının cevap dilekçesinde belirttiği itirazi hususların yorumu Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Sayın Mahkemenizce sözleşme kapsamında davacının davalı .....Şti.’ne sözleşme kapsamı hizmetin verildiğine kanaat getirilmesi durumunda; eğer satış bedeli davacının iddia ettiği gibi 16.000.000,00 TL olduğunu ispat edebilir ise 480.000,00 TL+KDV davalı .... Şti.’nden alacağı olduğuna kanaat getirilebileceği aksi takdirde 23.10.2018 tarihli ”Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi”’nde belirtilen 6.150.000,00 TL satış bedelinin %2 si olan 123.000,00 TL + KDV 22.140,00TL= 145.140,00 TL alacağı olduğuna, Davacının talebi olan 10.000 TL ile bağlı kalınabileceğine kanaat getirilebilecektir. Aksi durumda davalının itirazlarının yerinde bulunması durumunda Sayın Mahkemenizce davacının dava konusu edimin yerine getirilmediğine kanaat getirilmesi durumunda davacının davalıdan alacağından bahsedilemeyecek olup takdir Sayın Mahkemenize aittir.Davacının sunduğu Mutabakat sözleşmesinin, davalı .... ile davalı arasında imzalanmış belge olduğuna ve işbu sözleşme ile davalılar arasındaki alım satıma davacının aracılık etmesi sebebi ile davalı ... ...’ün davacıya 450.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiği anlamına geldiğine Sayın Mahkemenizce kanaat getirilmesi durumunda, davacının davalı.... firmasından 450.000,00 TL – 2.500,00 TL= 447.500,00 TL KDV Dahil (sözleşmede +KDV şeklinde belirtilmediğinden KDV Dahil toplam bedel olarak dikkate alınması gerekmektedir.) alacağının doğduğuna kanaat getirilebileceği," şeklinden rapor düzenlediği görülmüştür. Dava; simsarlık komisyon alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf davalılardan .... Şti.' nin maliki bulunduğu İzmir ili Kemalpaşa ilçesi, ... Mah. ... ada .. parsel numarasında kayıtlı taşınmazın satışına aracılık edilmesi için taraflar arasında 12/06/2018 tarihli sözleşmenin akdedildiğini akabinde davalılarca kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını ve diğer davalı ile aracılık ve hizmet bedelinin ödenmesi hususunda mutabakat yapıldığını ancak hizmet bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. Davacı ile davalılardan .... Şti. Arasında imzalanan 12/06/2018 tarihli sözleşme incelendiğinde; davalının maliki bulunduğu İzmir ili Kemalpaşa ilçesi,.... Mah. ...ada ... parsel numaralı taşınmazın satışının gerçekleştirilmesi için davacının masrafları kendisine ait olmak üzere aracılık etmek ve/veya işi satış aşamasına getirmek hususunda yetkilendirildiği, hizmetin yerine getirilmesi durumunda taşınmaz maliki davalının 480.000,00 + KDV ' yi davacıya ödeyeceğinin yazılı olduğu görülmüştür. Davacının iddiasının dayanağını oluşturan ve aracılık hizmetinin sunulduğu belirtilen davalılar arasında imzalanmış " Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi" başlıklı İzmir 21. Noterliği' nin 39785 yevmiye numaralı 23/10/2018 tarihli sözleşme incelendiğinde; - İzmir ili Kemalpaşa ilçesi,....Mah. ...ada ... parselde kayıtlı taşınmazın ...... Yapı kayıt belgesinin alınması ve ilgili belediyeye müracaat edilerek bu yapılara 90 adet bağımsız bölüm ve tüm sosyal donatı alanlarının ...... Kurulması sonrasında vadeli olarak satın almayı kabul ve taahhüt eden ... ŞTİ. ' ye satımının davalı malik .... Şti. Tarafından vaad ve taahhüt edildiği, - ... 90 adet konut ve sosyal donatı alanının bulunduğu kısım ve yukarıda belirtilen yol geçiş hakkının bedelsiz ve süresiz tahsisi ve bu tahsisin tapuya şerh edilmesi ve yukarıda belirlenen şartların taşınmaz maliki tarafından yerine getirilmesi ile yer teslimi yapılacak hale getirilmesi şartı ile 6.150.000,00 TL bedel ile alıcı ..... ŞTİ. ' ye aşağıda belirtilen şartlarda satışın vaad ve taahhüt edildiği, yazılıdır. Davalı taraflar arasında imzalanan sözleşme tipik bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesidir. Arsa payı karşılığı inşaat yapımı sözleşmesine kısaca değinmekte de yarar bulunmaktadır. Arsa sahibi tarafından, arsanın yükleniciye devri, yüklenici tarafından ise inşaatın yapılması ve karalaştırılan oranda bağımsız bölümlerin paylaşımı söz konusu edilmektedir. Eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda bir sözleşme türü olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bu sebeple yasal bir tanımı bulunmamaktadır. İçerdiği edimlere baktığımızda, bir edimin taahhüt edilmesi yönüyle eser sözleşmesinin, tapu devrini içermesi yönüyle de taşınmaz satım sözleşmesinin unsurlarını taşıdığını söylemek mümkündür. Taşıdığı unsurlara da bakarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini; yüklenicinin, arsa üzerine bina inşa etmek ve inşa ettiği binanın belirli bağımsız bölümlerini arsa sahibine teslim etmek karşılığında, arsa sahibinin de, arsanın belirli paylarını yükleniciye devretmeyi taahhüt ettiği, karşılıklı edimleri içeren, karma nitelikli bir akit olarak tanımlamak mümkündür (Erman, Hasan; Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, Der Yayınları, İstanbul, 2007, s. 1). Taraflar, sözleşme hürriyeti gereğince, sözleşmenin şeklini ve içeriğini istedikleri şekilde belirleyebileceklerdir. Ancak sözleşme, tapu devrini de içerdiğinden TMK’nın 706. TBK’nın 237. Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, noterlikte düzenleme şeklinde yapılması geçerlilik koşuludur. Eser sözleşmesinin bir türü olarak, eser sözleşmesinin unsurlarını taşımakla birlikte, taşınmaz satımını da içerdiğinden karma nitelikli bir akit olarak nitelemek mümkündür. Arsa sahibinin, arsayı devretme, yüklenicinin ise eseri meydana getirme ve kararlaştırılan oranda bağımsız bölümü devretme edimi bulunmaktadır. Bu hususlar dikkate alındığında, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin hukuki niteliğinin; ani edimli, karşılıklı, karma nitelikte bir sözleşme olarak kabul edebiliriz. Arsa sahibinin arsa paylarının satışını ve yüklenicinin de inşaat yapmayı taahhüt etmesi, arsanın tamamen yükleniciye devri, belirli arsa paylarının yükleniciye devri ve arsa paylarının inşaattaki aşamaya göre yükleniciye (veya göstereceği kişilere) devri şeklinde olmak üzere dört farklı uygulaması yaygın olarak kullanılmakta olup, herbirinde karşılıklı edimlerin ifası farklılık arz etmektedir (Durak, Yasemin; Arsa Payı Karşılığı Kat Yapım Sözleşmesi, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Özel Sayı, Cilt 1, yıl 2015, s. 214-215). Karşılıklı taahhütlerin ağır basması halinde klasik eser sözleşmesinin, taşınmaz devrinin ağırlık kazanmasında ise taşınmaz satış sözleşmesinin öne çıktığını görmek mümkündür. Ayrıca bağımsız bölümler haricinde bedel ödeneceğinin kararlaştırılması sözleşmenin satım sözleşmesi olduğunu göstermez. (YARGITAY 23. Hukuk Dairesi 2016/5609 Esas, 2019/483 Karar) Tüm bu nedenler ile Davacı ile davalılardan ... Şti. Arasında imzalanan 12/06/2018 tarihli sözleşme taşınmazın satışı halinde davacı aracıya hizmeti karşılığı bir bedel ödeme borcu yüklemiş olup, dava dosyasına sunulan davalılar arasındaki " Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi" başlıklı İzmir 21. Noterliği' nin 39785 yevmiye numaralı 23/10/2018 tarihli sözleşme ise satış sözleşmesi niteliği taşımadığından ve davalı .. . ŞTİ. İle davacı arasındaki mutabakata ilişkin satış şartlarının gerçekleştiğine yönelik bir delil dosyaya sunulmadığı gibi iş bu davalının kaşe ve imzasının mutabakatta yer almadığı da görüldüğünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılara karşı açılan davanın ayrı ayrı REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşme gayrimenkul tellallık sözleşmesi olup, taşınmaz sahibi veya alıcı ile yapılmasının mümkün olduğunu, gayrimenkul tellallık sözleşmesinin geçerli olabilmesi için 6098 sayılı TBK md. 520/3 hükmü uyarınca yazılı olarak yapılmasının yeterli olduğunu, sözleşmeden de açık bir biçimde görüleceği üzere, tarafların sözleşmeyi yazılı olarak hazırladıklarını ve imzaladıklarını, geçerlilik koşulu olarak kanunda sayılan yazılılık koşulunun sağlanmış olup, sözleşmenin taraflar için bağlayıcı olduğunu, ilgili sözleşme uyarınca müvekkili şirket tarafından taahhüt edilen edimlerin yerine getirildiğini, müvekkili şirketin edimlerini layıkıyla yerine getirdiğini, her iki davalı arasında imzalanıp, tapuya şerh ve tescil edilen sözleşmeler doğrultusunda davacı müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiği sabit olup, sözleşmeye konu taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile satımı için gerekli görüşmelerin yapıldığını ve sonucun da elde edildiğini, sözleşmenin davalılar tarafından ihlal edildiğini, yerleşik yargıtay kararları uyarınca da davalının müvekkili şirkete ödemeyi taahhüt ettiği cezai şart olarak belirlenmiş meblağı ödemesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, davalıların müştereken ve müteselsilen kusurlu davrandıklarını davacı müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimleri eksiksiz yerine getirdiğini ve taraflar arasında kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesinin kurulup, tapuya şerhinin sağlandığını, bu aşamadan sonra inşaatın yapılması ve tapu devir ve ferağlarının gerçekleşmesinin tümüyle davalıların iyiniyetli ve basiretli tutum ve davranışları ile ilişkili bulunduğunu, Borçlar Kanununun 61. maddesi hükmü uyarınca " Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." maddesi gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken aksi yönde davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuken kabul edilemeyeceğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Tazminat istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı ile davalı .... arasında 12.06.2018 tarihinde 12.09.2018 bitiş tarihli 3 ay süre içinde, sözleşme konusu taşınmazın 16.000.000 TL satış bedeli ile satılmak şartı ile %3 +KDV(480.000+KDV) hizmet bedeli karşılığında anlaşıldığı, 15.500.000 TL ve altında satılması durumunda %2+KDV olacağının yazılı olduğu, Sözleşmenin 5.2 maddesinde Davalının 4.madde de anılan hizmetin yerine getirilmesi karşılığında, 3.maddede anılan taşınmazın satış bedelinin %3+KDV tutarındaki kısmını 480.000 TL+KDV tapu resmi senet tarihinde veya satış vaadi sözleşmesi tarihinde, satış işleminin gerçekleşmemesi halinde işin satış aşamasına getirildiği tarihte davacıya ödeneceği yazılıdır. Kemalpaşa Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünden gelen davalı şirketler arasındaki ”Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi” nin İzmir 21.Noterliği 39785 yevmiye nosu ile 23.10.2018 tarhinde 6.150.000,00 TL bedel karşılığı imzalandığı görülmektedir. Sözleşmenin 5.6 maddesinde davalı sözleşme süresi boyunca veya sürenin sona ermesinden itibaren 180 gün içerisinde davacının temsil ettiği, bulunduğu, kendisine gönderdiği,tanıştırdığı kişi veya kuruluşlarla davacının onayı olmadan taşınmaza ilişkin satış veya satış vaadi..... sözleşmesi yapmayacağı yazılıdır. Sözleşmenin 6 maddesinde Sözleşmenin süresinin taraflarca imalandığı (12.06.2018) tarihten itibaren 3 ay olduğu ve işbu sözleşmenin bitiminden 1 ay önce tarafların yazılı olarak sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmediği takdirde sözleşmenin aynı koşullarda yenilenmiş sayılacağı yazılıdır. Davalı yanca cevap dilekçesinin ekinde 10.08.2018 tarihinde sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair davacıya hitaben yazılı belge sunmuş, davacı 07.06.2021 tarihli cevaba cevap dilekçesinde bahsettiği işbu yazı metninin kendilerine iletilmediğine dair bir beyanda bulunmamıştır. Kemalpaşa Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünden gelen Davalı ... ile davalı ... arasında ”Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi” nin İzmir 21.Noterliği 39785 yevmiye nosu ile 23.10.2018 tarihinde 6.150.000,00 TL bedel karşılığı imzalandığı anlaşılmaktadır. Yani davalı .... sözleşmeyi uzatmayacağını bildirdikten sonra satış vaadi sözleşmesi imzalanmıştır. Yine dosyaya sunulan mutabakat sözleşmesinde; ... şirketini temsilen ... isim ve imzasının olduğu, sol tarafta da sadece bir imza olduğu, Mutabakat içeriğinde bu tarihten sonra oluşturulmakta olan kat mülkiyeti tapularının üçüncü şahıslara devrinin yapılması için arazi sahibi hatip ve .... ile ..... arasında verilmiş olan aracılık ve danışmanlık hizmet bedeli ve ödeme tarihini kabul ve taahhüt ediyorum hatip .... ve .... arasında gerçekleşen ve yukarıda bahsi geçen işlem için ... gayrimenkul tarafından hak edilen aracılık bedel toplamı 450.000 TL'den düşülmek üzere 2500 TL ön ödeme alınmıştır şeklinde düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu bilgiler ışığında baktığımızda; davacının iki davalıyı da bir araya getirip sözleşme yapmak üzere anlaştırdığına dair ortak imzalanan bir sözleşme olmadığı, mutabakat metninin sadece .... tarafından imzalandığı, bu mutabakat sözleşmesi içerisinde davacıyla davalı ....arasında yapılan aracılık sözleşmesinin tarihi belirtilmemiş sadece ... ve ... ... ile ...arasında verilmiş olan aracılık ve danışmanlık hizmet bedeli şeklinde bir ibare yazıldığı, oysa sözleşmeyi .... şirket yetkilisi olarak da....'ın imzaladığı, dolayısıyla tarafların bir araya getirildiğini davacının ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/01/2023 tarih, 2021/213 Esas ve 2023/41 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1327, K. 2026/2070, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1327-e-2026-2070-k-31fed2b3a224