Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1366 E. 2026/1382 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1366
- Karar No
- 2026/1382
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1366
KARAR NO : 2026/1382
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (kapatılan) Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 06/12/2023
NUMARASI : 2022/518 E. - 2023/1115 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin lehine düzenlenen çekin sahte imza ile davalılarca bankaya ibraz edildiğini belirterek çeke dayalı yapılan ödemenin istirdadını talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; çekteki imzanın davacı şirket eski yetkilisine ait olduğunu, davacının kendilerine borcu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "1- Açılan menfi tespit davasının davalı ... ... yönünden kabulü ile davacının davalı şirkete, keşidecisinin ... Anonim Şirketi, lehdarının .... AŞ olduğu, İstanbul keşide yerli, 31.03.2017 vade tarihli, 125.000TL bedelli ... Bankası ... Şubesine ait ... çek nolu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine,
2- Davacının davalı ... .... Ltd. Şti.’ne ilişkin çeke dayalı menfi tespit, ödenen tutara ilişkin istirdat, çekin ve icra takibinin iptali ve kötüniyet tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
3-İİK 72/4 yönünden dosyada teminat yatmış isede icra müdürlüğüne yazılan yazı olmadığından yasal şartlar oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı .... Ltd. Şti. vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, TTK’nın 5/A maddesi uyarınca ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava öncesinde arabulucuya başvurulmasının bir dava şartı olduğunu, davacının bu zorunluluğu yerine getirmediğini, Yargıtay kararları doğrultusunda menfi tespit taleplerinin arabuluculuk dava şartına tabi olduğu açıkken davanın esastan kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkiline karşı ileri sürdüğü taleplere ilişkin gerekli harcı yatırmadığını, mahkemece verilen kesin süreye rağmen harç eksikliğinin tamamlanmadığını, usul ekonomisi gereği bir arada görülen davalarda her bir davalı yönünden harcın ayrı ayrı yatırılması gerektiğini, harç ikmali yapılmadığı için müvekkili hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın kabulü ile yargılama harç ve giderlerinin tamamının haksız şekilde müvekkil şirkete yükletildiğini, diğer davalı yönünden davanın reddedilmesine rağmen bu durumun yargılama giderlerine yansıtılmadığını, müvekkili aleyhine usulüne uygun bir dava açılmamış olması nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı TTK uyarınca dava şartı olan arabuluculuğun 01 Eylül 2023 tarihi itibarıyla geçerli olduğunu, ancak işbu davanın 03/06/2022 tarihinde açıldığını, harç itirazlarının ise mahkemenin takdiri doğrultusunda verilen ara karar çerçevesinde usulüne uygun şekilde yerine getirildiğini belirterek, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, takip konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, ödenen bedelin istirdadı, çek ile icra takibinin iptali istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili ; şirketin lehtarı olduğu çekin, şirket yetkilisinin rızası dışında sahte ciro imzası kullanılarak davalı ... . Şti.’ne, bu şirket tarafından da diğer davalı ... Şti.’ne ciro edildiğini, son hamil ... tarafından icra takibi başlatıldığını ve takip kapsamında 138.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitini, ödenen bedelin istirdadını, çek ile icra takibinin iptalini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çek üzerindeki davacı şirket cirosunun şirketin eski yetkilisi ...’a ait olduğunu, davacının çekten dolayı sorumlu bulunduğunu, davacı şirketin hisselerini devralan ...’ın şirketin borçlarını da üstlendiğini, davacının borcu kabul ederek kısmi ödeme yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava konusu çekin, ... Bankası ... Şubesine ait ... numaralı, 31.03.2017 keşide tarihli ve 125.000,00 TL bedelli olduğu çekin keşidecisinin ... A.Ş., lehtarının ... A.Ş. Olduğu, ciro zincirinde lehtardan sonra sırasıyla ... Şti. ile .... Şti. Bulunduğu, çekin bankaya ibrazında karşılıksız kaldığı ve son hamil ... tarafından icra takibine konu edildiği görülmektedir.
Davacı şirketin önceki unvanının ... A.Ş. olduğu, 24.12.2019 tarihinde unvanının ... A.Ş. olarak değiştirildiği anlaşılmıştır.
Grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen 26.12.2022 tarihli raporda; inceleme konusu çek üzerindeki keşideci imzasının ...’ın eli ürünü olmadığı, lehtar şirket kaşesi üzerindeki birinci ciro imzasının ise ...’ın eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 04.06.2023 tarihli raporda; dava konusu çekin ... numaralı, 31.03.2017 tarihli ve 125.000,00 TL bedelli olduğu, ... A.Ş. tarafından ... A.Ş. lehine düzenlendiği, buradan ...’ya ve daha sonra ...’ye ciro edildiği, davacının 2017 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirketin ticari defterlerinde ... ile arasında ticari ilişki, alışveriş veya cari hesap kaydı bulunmadığı, ...’nin ticari defterlerinin talimat yoluyla incelenmesi sonucunda bu davalı ile ... arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu ve çekin ...’nin ticari defterlerine kaydedildiği belirtilmiştir.
Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında , son hamil ...... Şti. Tarafından, Keşideci ... A.Ş. İle lehtar/ciranta ... A.Ş.ye (yeni unvanıyla davacı ... A.Ş.) takip başlatılmıştır. Davalı ... yönünden ise dosyanın yetkisizlikle İzmir icra dairelerine gönderildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, ... yönünden menfi tespit davasının kabulüne, davacının ... numaralı, 31.03.2017 tarihli ve 125.000,00 TL bedelli çek nedeniyle bu davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili karara karşı istinaf talep etmiştir.
Davalı ... ... Ltd. Şti.’nin istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Menfi tespit ve istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamına alınması, 7445 sayılı Kanun’la TTK’nin 5/A maddesinde yapılan ve 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle açıkça düzenlenmiştir. Eldeki dava 03.06.2022 tarihinde açıldığından, sonradan yürürlüğe giren düzenleme nedeniyle davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle usulden reddedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
Harç yönünden ise ,somut olayda davacının ...’ya yönelttiği menfi tespit istemi ile çekin ve icra takibinin iptaline ilişkin talepleri, ... numaralı, 31.03.2017 tarihli ve 125.000,00 TL bedelli aynı çekten doğmaktadır. Çekin ve icra takibinin iptaline ilişkin istemler, borçlu olunmadığının tespitine bağlı hukuki sonuçlar niteliğinde olup aynı çek borcu bakımından menfi tespit, çekin iptali ve takibin iptali taleplerinin her biri için ayrı ayrı nispi harç alınması gerekmediği gibi davanın iki davalıya birlikte yöneltilmesi yönünden de her iki davalıya yöneltilen talepler aynı çekten kaynaklanmakta ve dava sebebi aynıdır. Çek borçluları arasında teselsül ilişkisi mevcuttur. Bu nedenle davalı ...’ya karşı açılan menfi tespit davası yönünden ayrıca ikinci kez 125.000,00 TL üzerinden harç yatırılmasına gerek bulunmadığı, davalı vekilinin, müvekkiline karşı usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı ve davanın harç eksikliği nedeniyle açılmamış sayılması gerektiği yönündeki istinaf sebebi isabetli değildir.
İlk derece mahkemesince, davacı ile ... arasında konusu çekin verilmesini gerektiren temel ilişki bulunmadığı gerekçesiyle menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmiş olup, davalı vekilinin mahkemenin esasa ilişkin bu kararına yönelik herhangi bir istinaf sebebi ileri sürmemiştir. HMK’nin 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağından ... yönünden davanın kabulüne ilişkin esas hakkında ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yargılama giderleri yönünden; davacının ...’ya karşı açtığı menfi tespit davasının kabul edildiği, bu davalının davada haksız çıktığı dolayısıyla yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, hüküm altına alınan karar ve ilam harcının , kabul edilen menfi tespit isteminin değeri üzerinden hesaplandığı yargılama giderleri ve vekalet ücretleri yönünden tarafların davadaki haklılık durumlarına göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; İlk derece mahkemesi kararında davalı ... vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yönünden usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun (kapatılan)Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2023 tarih ve 2022/518 E., 2023/1115 K. sayılı kararına karşı davalı .... Ltd. Şti. vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.538,75 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.135,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.403,75 TL harcın davalı .... Ltd. Şti.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalı .... Ltd. Şti. tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026