Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1129 E. 2026/1224 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1129
- Karar No
- 2026/1224
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1129 Esas
KARAR NO: 2026/1224
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/05/2024
NUMARASI: 2020/41 E. - 2024/335 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senedine mahsus yolla takip yapıldığını ancak takibe konu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve alacaklı görünen tarafa müvekkillinin herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla müvekkilinin dava konusu çek sebebi ile davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının çek bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin takip konusu çekleri usul ve yasaya uygun bir şekilde Faktoring Sözleşmesi , fatura ve alacak bildirim formu tavsik edilerek borçlu...Limited Şirketi'nden devraldığını, müvekkilinin çekin son hamili olduğunu, davaya konu icra dosyasının infaz edilmiş olduğunu, itiraz eden borçlunun çekteki keşideci imzasının kendisine ait olmadığı iddiasının müvekkili şirketin borçular aleyhine icra takibi başlatmasına engel olmadığını ve çek üzerindeki keşideci imzasının sahteliği iddiasının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının .... İcra Dairesi'nin .../... E sayılı dosyasından ötürü davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Çekin istirdadı isteminin reddine, 3-Tarafların tazminat istemlerinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu tanzim edildiğini ve imza incelemelerinin usulüne uygun gerçekleştirilmediğini, şirket ortaklık yapısındaki değişiklikler göz önüne alındığında çekteki imzanın sadece ...'a değil, diğer yetkili ...'a da ait olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sağlıklı bir değerlendirme için çeşitli kurumlardan daha fazla mukayese imza örneğinin toplanması ve grafolog incelemesi yapılması gerektiğini, bilirkişinin yerinde inceleme yetkisini kullanmadan alelade bir rapor sunduğunu, müvekkil faktoring şirketinin tüm istihbarat ve özen yükümlülüklerini yerine getirerek çeki fatura ve sözleşmeye dayalı olarak ciro yoluyla devraldığını, müvekkilin iyi niyetli meşru hamil olduğunun mahkemece kabul edilmesine rağmen davanın kabul edilmesinin çelişkili olduğunu, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği keşideci imzasının sahteliği iddiasının senedin geçerliliğini ve diğer borçluların sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, müvekkilinin kötü niyetli olduğuna dair hiçbir somut delil sunulamadığını, yerel mahkemenin hem müvekkilinin iyi niyetli olduğunu söyleyerek hem de borçlu olunmadığına karar vermesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, menfi tespit ve çek istirdaı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasında takibe konu çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirkete ait olmadığını, ileri sürerek dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve davalının çek bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili faktoring şirketinin takip konusu çeki .... Şti.'nden faktoring sözleşmesi, alacak bildirim formu ve faturaya dayalı olarak usulüne uygun şekilde devraldığını, çekin son meşru hamili olduğunu, icra takibinin infaz edildiğini, keşideci imzasının sahte olduğu iddiasının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takip dayanağı çekin 39.500,00 TL bedelli , 20.07.... tanzim tarihli olduğu, keşidecisinin davacı şirket ,lehtarının dava dışı Ünal grup şirketi olduğu davalının çeki lehtarın cirosu ile iktisap eden son hamil olduğu görülmektedir.
İmza incelemesine esas 02.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda; çekin ... imzası esas alınarak düzenlendiği ,imzaların başlama ve bitiriliş yerleri ,imzaların baş tarafında müşterek olarak bulunan (B) harfinin karakteristik tersimi,ebadı,meyili, bu harften sonra gelen kısmın kısmen genel görünüşü, meyili, tümünün tersim tarzı,ebat,meyil ve istikamet,işleklik derecesi, seyir, sürat ,istif , ebatlar ve tazyik vasıfları bakımından aralarında uygunluk bulunmadığı, mevcut örnek imzalara göre: tetkik konusu, 20/07/... tarihli, (... ....Ş Tİ.) adına doldurulmuş.39.500 TL değerli çek aslının sağ alt tarafında bulunan kaşe izi üzerine atılmış imzanın şirket yetkilisi ...'nın eli ürünü olmadığı belirtilmiş, 14.12.2023 tarihli ek raporda ise; tetkik konusu çekteki imza takliden atılmış bulunduğundan, atan şahsın grafolojik özelliklerini taşımadığı bu nedenle söz konusu imzanın ...'ın eli mahsulü olup,olmadığı hususunun tespitinin mümkün bulunmadığı kanaati belirtilmiştir.
Menfi tespit davasında senet üzerindeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senedi elinde bulunduran ve bu imzaya dayanarak hak iddia eden alacaklı üzerindedir. İmzanın sahte olduğu iddiası kambiyo taahhüdünün hükümsüzlüğüne ilişkin olup, iyiniyetli olsun olmasın her hamile karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğindedir. Bu nedenle imza inkârına dayalı davalarda öncelikle senet aslı üzerinde inceleme yapılması ve imzanın aidiyetinin belirlenmesi gerekir.
Dava konusu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığına ilişkin imza incelemesine karar verildiği, bilirkişi raporu ile imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiş ise de, yaptırılan imza incelemesinin usulüne uygun ve denetime elverişli bir inceleme olmadığı, zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 tarih, 2001/12-436 E. ve 2001/467 ilamında da belirtildiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilerek, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Hükme esas alınan rapor belirtilen nitelikleri haiz olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde belirtildiği şekilde davacı şirket yetkililerinin isticvap edilmesi suretiyle huzurda imza örneklerinin alınmadığı, imza incelemesinin Sadece ... imzasına havi az sayıda belge aslı esas alınarak yapıldığı , davalı vekilinin rapora itiraz ettiği , ayrıca dava konusu çekin vade tarihinin 20/07/... olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre 12/07/... tarihinde şirket yetkilisi ... 'ın şirketteki hisselerini ...'a devrettiği ve ...'ın tek ortak ve yetkili haline geldiği dolayısıyla düzenleme tarihinde imzanın yetkili ...'a ait olup olmadığının da incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Çekin düzenleme tarihinden öncesi ve sonrasına ilişkin borçlu şirketin her iki yetkilisine ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan ve keşide tarihine yakın yeterli sayıda belgenin ve huzurda alınacak örnek imzaların mukayeseye esas alınması suretiyle incelemenin gerektirdiği cihaz ve teknikler kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapılması gerektiği, bu hali ile hükme esas alınan raporun denetime elverişli ve yeterli olmadığı, davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih, 2020/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026