Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1110 E. 2026/1067 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1110
Karar No
2026/1067
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1110 Esas

KARAR NO: 2026/1067

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 30/04/2024

NUMARASI: 2023/155 E. - 2024/115 K.

DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, ticaret unvanın terkini, markanın hükümsüzlüğü

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye ve yurtdışında tescilli birçok tescilli markası bulunduğunu, “MISIRLI” ibaresinin müvekkili şirketin ticari unvanındaki asıl ve ayırt edici unsur olduğunu ve aynı zamanda tescilli ve T/01916 no ile tescil edilmiş tanınmış markası olduğunu, markanın ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, farklı şehirde faaliyet göstermekte olup, bu faaliyetlerin tümünde “mısırlı” ibaresinin kullanıldığını, müvekkili şirketin, tescil sahibi olduğu markası ile ilgili olarak sürekli reklam vermekte olup, tanıtım faaliyetlerini en üst düzeyde tuttuğunu, tanınmışlığını da sürekli olarak markalar için verdiği reklamlar ile koruduğunu, davalının müvekkili şirketten sonra müvekkili şirket ile iltibas oluşturacak düzeyde 2015/49463 nolu marka tescilinde bulunmuş olması ve de kullanımlarının müvekkili şirkete ait markalara tecavüz edici nitelikte olması nedeniyle, iş bu davanın açılması gerektiğini, davacının davalı markası ile müvekkili şirkete ait markalar karşılaştırıldığında davalı tarafından tescil edilen markanın müvekkili şirkete ait markalar ile iltibas oluşturacağını, davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların müvekkili şirketin markasal haklarına tecavüz teşkil ettiği tespit edildiğini, davalı tarafın tescil ettirdiği ve kullandığı ve markaları incelendiğinde, markalardaki asli unsurun “mısırlı” ibaresi olduğu, davalı tarafından tescil ettirilen ve kullanılan markanın müvekkili şirkete ait markalar ile aynı sınıf ve hizmetleri içerdiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların tüketici nezdinde karışıklığa yol açarak müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ettiği tespit edildiğini, İş bu dava açılmadan önce davalı hakkında delil tespiti yapılmış ve İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/37D. İş sayılı dosyasında bilirkişi raporu aldırıldığını, davalı taraf, adına tescilli olan şekilde markasal kullanımı gerçekleştirmediğini, fiili kullanımlarında; davalının MISIRLI ibaresini ön plana çıkardığı, müvekkili Şirkete ait “M” harfinin tasarımını birebir kullanarak markalarına tecavüz ettiği, Kullandığı markasının esas unsurunun da “MISIRLI” olduğu gözetildiğinde müvekkilin üzerinde gerçek hak sahibi olduğu markası ile iltibas oluşturduğunu, davalı Şirket, 31.07.2015 tarihinde “Mısırlı İç Giyim Tekstil İnşaat Dış Ticaret Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi” unvanı ile kurulmuş olduğunu, bunun iltibasa neden olduğunu, müvekkili şirket ile haksız rekabet oluşturacak nitelikte olduğunu, fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı adına TPMK nezdinde tescilli 2015/49463 başvuru numaralı markanın 3. kişilere devrinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı hakkında yapılan delil tespiti çerçevesinde, karşı tarafın kullanımları üzerinde öncelikle teminatsız, aksi halde mahkemenizin uygun göreceği bir teminat bedeli üzerinden, davalının kullanımları hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek muhafaza altına alınmasına, açılmış olan iş bu dava nedeniyle, davalı adına tescilli markadan doğan zahiri hakların müvekkiline karşı ileri sürülmesinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, asıl talep yönünden; davalının, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, davalı adına TPMK nezdinde tescilli 2015/49463 başvuru numaralı markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, haksız rekabetin önlenmesi ve davalının unvanındaki “MISIRLI” ibaresinin ticaret sicilinden terkinine karar verilmesinin talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait markaya ilişkin hükümsüzlük davası açma hakkı uzun süre sessiz kalma nedeni ile hak kaybına uğradığını, davacı tarafından hükümsüzlüğü istenen, müvekkiline ait 2015/49463 tescil numaralı "İLHAN ÖZDEMİR WORLD MISIRLI" ibareli marka 04.04.2016 tarihinde tescil edildiğini, davacı tarafından tescil tarihinden itibaren 7 yıl sonra iş bu davanın açılmış olması davacının sesiz kalma sureti ile hak kaybına uğradığını, kişinin marka hakkının sağladığı korumadan yararlanabilmesi için, markalar bütünsel olarak değerlendirildiğine tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olması gerektiğini, bütünsel bakış açısı ile benzer olmadığını, farklı olduğunu, davacıya ait "MISIRLI" ibareli seri markalar ve müvekkiline ait "İLHAN ÖZDEMİR WORLD MISIRLI" ibareli markalar bütünsel olarak karşılaştırıldığında söz konusu markalar arasında tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacak düzeyde iltibas bulunmadığını, davacıya ait seri markalar incelendiğinde sadece "MISIRLI" ibaresinin öne çıktığı bir marka serisi olduğunu, davacının markalarının esaslı unsuru sadece "MISIRLI" ibaresiyken, müvekkiline ait markanın esaslı unsuru ise "İLHAN ÖZDEMİR WORLD MISIRLI" şeklinde olduğunu, taraf markalarının esas unsurlar bakımında da birbirinden farlı markalar olduğunu, tarafların müşteri portföyünün de birbirinden farklı olduğunu, davalının “İLHAN ÖZDEMİR WORLD MISIRLI” ibareli markasını genel olarak çorap markası olarak kullandığını, gerek hedef kitlesi bakımından gerekse tarafların hedef kitleleri ve bulundukları konum bakımından tamamen birbirinden farklı olduğunu, tüketicilerin markaları karıştırmasının mümkün olmadığını, her ne kadar davacı tarafından müvekkilinin marka kullanımının kendi marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edildiği belirtilmişse de bu yönde yapılmış bir tespitin mevcut olmadığını, tespit edildiği iddia edilen tabela ve basılı evraklardaki kullanımların markasal kullanımlar olmadığını, müvekkili firmanın davacı tarafın marka hakkını ihlal eder her hangi bir kullanımının olmadığını, davacı firmanın faaliyet alanı triko olmasına karşılık müvekkili firmanın faaliyet alanı çorap ve çamaşır olduğunu, davacının markasının tanınmış olması bir an için kabul edilse bile bu durum davacının markasına mutlak bir koruma sağlamayacağını, SMK nun 6/5. maddesi uyarınca, haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, tanınmış markanın sahibi bu korumadan faydalanabildiğini, müvekkilinin markasını kullanımı farklı bir alanda olmakla birlikte davacının markasından haksız yarar sağlayacak, markasının itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterimi zedeleyecek bir kullanım teşkil etmediğini, davalının uzun zamandan beri bu alanda faaliyette bulunmakla birlikte 2016 yılında "mısırlı İç Giyim Tekstil İnşaat Dış Ticaret Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi" ibaresi ile ticaret unvanını tescil ettirdiğini, aynı yıl müvekkil tarafından "ilhan Özdemir World Mısırlı" ibaresi ile markasını tescil ettirdiğini, bu süreçte davacı tarafından müvekkilin markasının ve ticaret unvanının kullanılmasına ses çıkarılmamış ve müvekkili 7 yıl boyunca markasına yatırımlar yapmış ve belli bir çevrede bir tanınmışlık ve bilinirlik kazanmasını sağladığını, bu nedenlerle davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2023/155 esas, 2024/115 karar sayılı, 30/04/2024 tarihli kararı ile; "Davanın KABULÜ ile;

1-Davalı adına tescilli 2015 49463 tescil numaralı "İLHAN ÖZDEMİR WORLD MISIRLI+şekil" markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,

2-Davalının markasal kullanımlarının davacıya ait MISIRLI ana unsurlu seri markaları ile benzer kullanım dolayısıyla davacının marka hakkına TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİNE, davalı kullanımları dolayısıyla davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin ÖNLENMESİNE, DURDURULMASINA,

3-Davalı tarafa ait "Mısırlı İç Giyim Tekstil İnşaat Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi' nin" ticaret unvanında bulunan "MISIRLI" ibaresinin TİCARET SİCİLİNDEN TERKİNİNE,

4-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanına," karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2016 yılında "Mısırlı İç Giyim Tekstil İnşaat Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi" unvanını tescil ettirdiğini, aynı yıl "İlhan Özdemir World Mısırlı" markasını tescil ettirerek 7 yıl boyunca bu markaya yatırım yaptığını, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/155 Esas sayılı dosyasında verilen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, davanın usulüne uygun ve süresinde açılmadığını, mahkemenin müvekkilin kötü niyetli olduğu varsayımıyla Sınai Mülkiyet Kanunu'ndaki 5 yıllık süreyi değerlendirmediğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetkili mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini, davacının hükümsüzlük davası açma hakkının 5 yıllık sessiz kalma süresi nedeniyle hak kaybına uğradığını, 2015/49463 tescil numaralı markanın 04.04.2016 tarihinde tescil edildiğini, davacının 7 yıl bekledikten sonra dava açmasının kötü niyetli olduğunu ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, markaların görsel, fonetik ve anlamsal olarak bütünsel değerlendirildiğinde karıştırılma ihtimalinin olmadığını, Yargıtay kararları uyarınca markaların esaslı unsurlarının farklı olduğunu, tarafların müşteri portföyünün ve faaliyet alanlarının birbirinden farklılık gösterdiğini, müvekkilin "İlhan Özdemir World Mısırlı" markasını çorap ve çamaşır alanında, davacının ise triko alanında kullandığını, davacının tanınmış marka iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5. maddesi kapsamında koruma sağlamadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili “MISIRLI” markasının asıl ve gerçek hak sahibi olduğu sabit olup, davanın kabulüne, karar veren İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/155 Esas 2024/115 Karar Sayılı ve 30.04.2024 tarihli kararının hukuka uygunluğu sabit olduğundan davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, ticaret unvanın terkini, davalı adına tescilli 2015/49463 numaralı "İLHAN ÖZDEMİR WORLD MISIRLI+şekil" markasının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından usule ve esasa yönelik yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

İstinaf incelemesi kapsamında ilk olarak davalı vekilinin usuli itirazının tetkik edilmesi gerekmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde yetkisizlik ilk itirazını ileri sürdüğü, yetkili mahkemenin İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu beyan ettiği, mahkemece bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmadan esasa yönelik karar verildiği, bu kez istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü görülmüştür.

Dava kapsamında hem marka hakkına tecavüz hem de davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup somut olaya uygulanması gereken SMK'nın 156/3 maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.'' şeklinde ifade edildiği, genel yetki kuralını düzenleyen HMK'nın 6/1. maddesinin; "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklinde düzenlendiği, HMK'nın 16. maddesinin; ''Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.'' şeklinde, SMK'nın 156/5 maddesinin ise; ''Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir.'' şeklinde düzenlendiği görülmektedir. Anılı kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; gerek davacı, gerek davalı şirketin merkez adresi ile haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yerin İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin yargı çevresinde kaldığı, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer olarak farklı bir yerin mevcut olduğunu gösterir bir iddia ve delile dosya kapsamında rastlanılmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin yetkisine yönelik ilk itirazın yerinde olduğu anlaşılmış olup mahkemece yetkisiz olduğu uyuşmazlık yönünden esasa yönelik karar verilmesi doğru görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin kaldırma sebebine göre sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve yetkisizlik nedeni ile dosyanın İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin kaldırma sebebine göre sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,

2-İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../04/2024 tarih, 2023/... E. 2024/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-Mahkemenin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemenin İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,

4-6100 Sayılı HMK 20. Maddesi gereğince Dairemiz kararının taraflara tebliğinden itibaren, iki haftalık yasal süre içerisinde taraflarca başvurulması halinde ilk derece mahkemesince istinaf kaydının kapatılarak, dosyanın yetkili İstanbul Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi taktirde İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

5-Davalı tarafça istinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin, esas hakkında verilecek kararla birlikte değerlendirilmesine, harcanmayan gider avansının davalı tarafa iadesine,

6-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1110, K. 2026/1067, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1110-e-2026-1067-k-048e1966b4bc