Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1086 E. 2026/1182 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1086
- Karar No
- 2026/1182
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1086 - 2026/1182 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1086 KARAR NO : 2026/1182 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : () ÜYE : () ÜYE : () KATİP : ()
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2022/82 E. - 2023/128 K.
DAVACI : VEKİLİ :
DAVALI :
DAVALI : VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 Tarih ve 2022/82 Esas - 2023/128 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davaya konu “...” ibareli marka başvurusu ile müvekkili şirketin itirazına konu “...” ibareli markalarının halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede benzediğini, başvurunun başında yer alan "..." ibaresinin herhangi bir ayırt edicilik katmadığı gibi “...” ibaresinin markasal olarak algılanışına da herhangi bir katkı sunmadığını, davaya konu markanın tescil edildiği / tescil edilmek istendiği 27. Sınıf bakımından bir ayniyet ve benzerlik bulunmakta olup; markalar, emsal kararlar çerçevesinde; görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer kabul edildiğine göre, bahse konu marka başvurusunun tüm sınıflarda reddedilmesi ve bu anlamda, ilgili kararın iptalinin gerektiğini, müvekkili şirket itirazına gerekçe olarak gösterilen bir diğer marka olan 2020/71984 no’lu "..." ibareli markanın da “davaya konu marka başvurusunun 27.sınıfta tescil edilmek istendiği emtia ve yine bunun bir araya getirilmesi hizmetleri”nde tescilli olduğunu, davaya konu marka başvurusunun 27. sınıfta tescil edilmek istendiği emtia ile müvekkili itirazına mesnet 2015/24596 no’lu ... International ibareli markanın 35.sınıftaki tescil kapsamı içerisinde yer alan perakendecilik hizmetleri arasında bir benzerlik bulunduğunu, davaya konu marka başvurusunun itiraza konu sınıflarda tescili halinde, müvekkiline ait “...” markasının, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve markanın ayırt edici karakterine zedeleyici sonuçların ortaya çıkmasının da kaçınılmaz hale geleceğini, davaya konu marka başvurusu sahibi şahsın, açık şekilde kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı ... – YİDK tarafından tesis olunan 2021-M-11486 sayılı kararın iptaline, dava konusu "..." ibareli 2020/92729 no’lu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının " ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacıya ait “...” ibareli markanın mobilyacılık sektörüne dahil mallar bakımından yaygın bilinen tanınmış markalardan olduğu, bu tanınmışlığın ... tarafından da kabul gördüğü ve “...” markasının T/01477 sayı ile tanınmış marka olarak Kurum sicilinde kayıt altına alındığı, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığı veya böyle bir ihtimalin bulunduğu, sonuç olarak davalıya ait "..." ibareli markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/1 ile 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı gerekçesiyle, ... YİDK'nin 2021-M-11486 sayılı kararının iptaline, 2020/92729 sayılı marka tescil edilmemiş olduğudan hükümsüzlük bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, markaların bütünüyle bıraktıkları izlenimin benzer olmadığını, SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların gerçekleştiğinin ispatlanamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." asıl unsurlu markaları arasında, uyuşmazlık konusu 27. sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira uyuşmazlık konusu mallarla davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu, davacı markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, başvuruda bulunan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.10.2022 tarih ve 2021/2864 E.-2022/6882 sayılı kararında "..." ibaresi, 06.09.2022 tarih ve 2022/4306 E.-2022/5521 K. sayılı ilamıyla "..." ibaresi, 16.02.2021 tarih ve 2020/1819 E.-2021/1274 K. sayılı ilamıyla "...." ibaresinin, 03.02.2020 tarih ve 2019/2970 E.-2020/794 K. sayılı kararında "...." ibaresinin davacının "..." ibareli markalarıyla benzer bulunduğu, davacının "..." ibareli markalarının mobilyacılık sektörüne dahil mallar yönünden tanınmış olduğu, bu tanınmışlık nedeniyle SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların da oluşacağı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davalı Kurum tarafından istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240).
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/11/2023 gün ve 2022/82 Esas - 2023/128 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'nin 21/01/2022 tarihli ve 2021-M-11486 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 4-2020/92729 başvuru sayılı marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf eden tarafın aleyhine hüküm verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 107,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 300,00-TL tebligat ve posta giderlerinden oluşan toplam 3.407,50-TL yargılama giderine 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3.568,90-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı Kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 9-Davalı Şirket tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı Kurumdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.