Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/953 E. 2026/1545 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/953
Karar No
2026/1545
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/953

KARAR NO : 2026/1545

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 23/01/2026

NUMARASI : 2021/285 E. - 2026/8 K.

DAVANIN KONUSU: FSEK'den Doğan Haklara Tecavüz Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ... Gayrimenkul'un kendisine ait olan arsasını, diğer davalı ... ... A.Ş'ye devrettiğini, ... Gayrimenkul'un müvekkilinin uluslararası yarışma projelerinde derecesinin olması nedeniyle müvekkili ile 75.000,00 TL + KDV bedelli ... Proje hazırlaması için Ağustos 2012 tarihinde sözleşme imzalayarak anlaştığını, projenin yarışma projesi olduğunu seçilmesi durumunda davalı ...'nin müvekkili ve diğer davalı arasında anlaşma imzalanacağını, 2012 Aralık ayında projenin her iki davalı tarafından da beğenildiğini, 2013 yılı ocak ayı son toplantıda projenin devamına ilişkin herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, davalılardan ... ...'ın müvekkiline projenin belediyeye sunulacağı bilgisini verdiğini, ancak sonrasında müvekkilin projenin belediyeye sunulduğunu şifahen öğrendiğini, Kelekent Projesi lansmanı gerçekleştirildiğinde müvekkilinin projesinin tamamen resmi olarak izinsiz kullanıldığından haberdar olduğunu, her iki davalının müvekkilinin işbu dava konusu eseri üzerinde manevi ve mali haklarını açıkça zarara uğratmak kaydıyla elbirliği ile müvekkilini mağdur ettiklerini, bunun üzerine her iki davalıya da ihtarname çekildiğini, davalılardan ...'nin ihtarnameye cevabında projenin mimarının ve eser üzerindeki telif hakkı sahibinin ... isimli mimar olduğunu, davalılardan ... ...'ın müvekkilinin çizmiş olduğu projeyi yapıp hayata geçirerek bu projeden yüklü miktarda menfaat temin ettiğini, müvekkilinin projenin kendinden izinsiz olarak yapılması nedeniyle maddi ve manevi zararlara uğradığını belirterek, ... projesinin eser sahibinin tespitini, müvekkilinin çizmiş olduğu projenin izinsiz kullanımından dolayı 2.000,00 TL maddi ve 98.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açmış olduğu davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, maddi ve hukuki olgu, gerçek ve dayanaklardan yoksun olduğunu, davacının iş bu davayı açmada aktif husumet ehliyetine sahip olmadığını, müvekkilinin de Pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığını, dava konusu anlaşmazlığın Hakem/tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği, tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun serbest irade beyanlarıyla kabul edildiğini, davaya bakmaya yetkili mahkemenin de Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin olduğunu, davacı tarafın sözleşme kapsamında alacağı ücretin 75.000,00 TL olduğunu, davacının şimdilik kaydıyla 2.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmasının 6100 sayılı HMK 107. maddesine öngörülen belirsiz alacak davasının şartlarına uymadığına belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... ...ve Ticaret A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin adresinin Bakırköy olduğu ve davanın Bakırköy FSHHM'de açılması gerektiğini, davaya konu "... Projesinin" müvekkili tarafından inşa edilmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8.maddesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkların hakem yolu ile çözülebileceğinin belirtildiğini, ancak hakem yolu tüketilmeden iş bu davanın açılmasının bu sebeple reddinini gerektiğini, proje lansmanının 2013 yılında yapıldığını, davacı taleplerinin BK uyarınca belirlenen 2 yıllık zamanaşamı süresini geçtiğini, esas yönünden davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu belirterek davacının tüm taleplerinin reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;

06.11.2023 tarihli raporda Bilirkişiler tarafından yapılan tespitte davacı ... projesi ile karşılaştırılan mimar ... tarafından hazırlanan proje karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve neticeten vaziyet planında tespit edilen benzerliğin; Davacı ... ile Davalı ... ... A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeye göre hazırlanacak proje kapsamında yapılması planlanan işlerin özetle Beylikdüzü bölgesi hakkında konut sektörü araştırması, arsa analizi, arazi maketi, 1/1000 ve 1/500 ölçekte vaziyet planları, bina tipolojileri, daire planları, cepheler ve 3 boyutlu çizimler olduğu, sözleşme kapsamında yapılan işlerin bölgesel araştırma analiz ve vaziyet planı çalışması, planlar, cepheler ve 3 boyutlu proje görselleri olmak üzere 4 farklı başlık altında iş kalemleri olduğu ve her bir iş kaleminin %25 ağırlıkta olduğu, Davacının, Davalıya 05.02.2013 tarihinde teslim ettiği projeler ile Beylikdüzü Belediyesinin 13.01.2014 tasdik tarihli uygulanmış olan projesi karşılaştırıldığında benzerliğin sadece vaziyet planı kapsamında olduğu ve yapılan incelemeler sonucunda benzerlik oranının %23,56 olduğu, sonuç ve kanaatine varılmış, Projeler arasında benzerlik tespiti olduğundan bahisle Davacının FSEK 68. Maddesine göre 2013 yılı TMMOB Mimarlar Odası En Az Bedel Hesabı üzerinden hesaplama yapıldığında elde edilebilecek tazminatın 120.796 TL x%23,56= 28.459,53 TL olacağı ve FSEK 68. Maddeye göre 3 katına kadar arttırılabileceği ve davacının talep artırımı da dikkate alınarak 28.459,53 TL x 3 = 85.378,59 TL’nin 13/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Anonim Şirket'inden tahsiline ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Davacı tazminat talebinde projenin yapıldığı tarihin baz alınmasını istemiş ise de projenin çoğaltılması ve mali haklara tecavüz eylemi, projenin belediyeye sunulduğu ve bu projenin Beylikdüzü Belediyesi tarafından uygulanma tarihi olan 13/01/2014 tarihinde tasdiki ile aleniyet kazandığı ve çoğaltma eyleminin mali haklara tecavüzünün bu tarih itibariyle gerçekleştiğinin kabulü ile bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Davaya konu eserde olduğu gibi bir ... projenin uygulanması sürecinde işlenmesi ve/veya değiştirilmesi normalde bu alanda uzman olan birinin çalışmasını gerektireceğinden ve dosya verilerine göre uygulanan projenin müellifinin davacı tarafından bilahare dilekçe ile davaya dahil olan konumundaki ... olduğu, bu açıdan kabul edilebilecek hak ihlalinin yöneltilebileceği ilk kişinin proje mimarı olmakla birlikte, davacının kendi projesini ilk olarak davalı ...’ye sunduğu ve aralarında bir sözleşme imzalandığı ve davacıya ait mimari projeden faydalanarak ve bu proje değiştirilerek mimar ... tarafından yeni bir proje hazırlandığı, bilirkişi raporunda %23,56'lık benzerlik bulunduğunun tespit edildiği, davacıya ait mimari projenin FSEK 2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilebileceği ve eser sahibinin FSEK 68 anlamında telif tazminatı isteyebileceği kabulü ile mimar ...'in ek bir dava açılmadan sadece bir dilekçe ile davaya dahil edildiği anlaşılmakla somut olay yönünden hukuki sorumluluğu olmakla birlikte hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından onun hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı ... kendisinin arsa maliki olduğunu, sorumlu tutulamayacağını beyan etmiş ise de davacının projesini ilk olarak davalı ...'ye sunmuş olması davacı tarafla aralarında sözleşme imzalanmış olması nedeniyle davalının somut olaydaki bu yön itibariyle sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Kaldı ki FSEK m. 68 çerçevesindeki hukuki koruma imkanlarının ileri sürülmesi ve koşulları itibariyle hak ihlalini gerçekleştirenlerin kusurunun zorunlu olmadığı uygulama ve öğretide genellikle benimsenmektedir.

Diğer davalı ... ... açısından dosyada yer alan ve celbedilen bilgi, belge ve kayıtlara göre söz konusu inşaatı gerçekleştiren şirket olmadığı, bu proje ve projenin uygulanması ile ilgisinin bulunmadığı, inşaatın dava dışı ... ... Taahhüt ve Ticaret A.Ş.tarafından yapıldığı anlaşılmakla davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Manevi tazminat talebinin de davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz ve iktisadi menfaati gereği zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyetinin ihlal edilen hakkın boyutu, eserin niteliği, tecavüzün ağırlığı kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 50.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşılmıştır.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

-Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmasına rağmen çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, dosyada 20/04/2022 tarihli eksik belgelerle ve hatalı alınan bilirkişi raporunda “esinlenme yok / ihlal yok” değerlendirmesi yapılmışken; 08/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda “blok yerleşimleri ve formlar çok yakın” tespitleri yapıldığını, bu iki teknik yaklaşım aynı maddi vakıa üzerinde taban tabana zıt sonuç ürettiğini, dosyada bulunan ilk bilirkişi raporunun, davalı tarafça sunulan gerçeğe aykırı ve eksik dijital veriler (özellikle proje paftaları ve teknik çizim içerikleri) üzerinden hazırlandığı; bu nedenle raporda “benzerlik bulunmadığı” yönünde hatalı bir sonuca varıldığını, mahkemeden yerinde inceleme ve keşif talepleri bulunmasına rağmen bu taleplerinin yerine getirilmediğini,

-İlk derece mahkemesinin 08/03/2023 tarihli rapor gibi karar gerekçesinde, eser niteliği ve eser sahipliğini ve ayrıca “işlenme/çoğaltma” hukuki nitelendirmesini kabul ettiğini, ancak özellikle “ihlalin kapsamı, benzerliğin projedeki ağırlığı ve tazminat hesabı” bakımından dosyada daha sonra alınan raporlar üzerinden, müvekkili zararını objektif olarak karşılamayan bir sonuca gittiğini, uygulama projesine dönüştürme ve hayata geçirme olgusu, salt vaziyet benzerliği tartışması olmadığını, ... projenin işlenmesi/uyarlanması ve krokilerin uygulanması suretiyle çoğaltma tartışması (FSEK m.21-22) olduğunu, çelişkinin “hangi teknik kriterlerle ve hangi eser unsurları bakımından” giderildiği, özellikle plan/cephe/3B unsurlar bakımından hangi metodolojiyle dışlandığı, hangi kısımların “korunabilir eser unsuru” sayıldığı yeterince tartışılmadan, benzerlik/ihlal kapsamını değerlendirmede “sonraki teknik raporların” indirgemeci metoduna dayanılarak, 08/03/2023 raporunun ortaya koyduğu hukuki çerçeveye uygun “korunabilir unsur – iktibas/işlenme – esaslı unsurlar” analizi yapılmadan ve denetlenebilir şekilde ortaya konmadan hüküm kurulduğunu, İlk derece mahkemesinin ihlali kabul edip davalılardan ...’yi maddi/manevi tazminata hükmettiğini, ancak davacı müvekkili lehine korumayı daraltacak biçimde; benzerlik/ihlal kapsamını indirgediğini, dahili davalı ...’i fiilen “hüküm dışı” bıraktığını, diğer davalı ... ... yönünden tümden husumetten ret verdiğini, gider/vekalet dengesini davacı aleyhine ağırlaştırdığını, bu sonuç, 08/03/2023 tarihli lehe raporun çizdiği “hukuki çerçeve” ile bağdaşmadığını,

-HMK m.281/2-3 uyarınca raporun açıklattırılması veya yeni ve alanında uzman (mimarlık + FSEK + gerektiğinde şehir planlama) bilirkişilerden, özellikle “eser hususiyeti ve korunabilir unsur – benzerlik – iktibas/işlenme” üçgeninde metodolojisi açıklanmış yeni rapor alınması gerektiğini, dosya da her ne kadar farklı 3 heyetten bilirkişi raporu alınmışsa da ilk alınan bilirkişi raporu, başka parsel belediye kayıtları üzerinden inceleme yaptığı için hükme esas alınamayacağını, dosyada diğer alınan 2 farklı bilirkişi raporunun da birbiri ile çelişkili olduğunu,

-Benzerlik oranının %23,56 olarak kabulünde kullanılan “¼ iş kalemi” yaklaşımı somut olaya uygun olmadığını; hatalı ve indirgemeci bir yöntemle davacı zararı eksik tespit edildiğini, son Bilirkişi heyetinin, vaziyet planı kurgusu ve blok dizilimi bakımından benzerliği %94,3 olarak tespit ettiğini açıkça yazmış; ancak devamında “projenin 4 iş kaleminden biri vaziyet planıdır, her biri %25 ağırlıktadır” varsayımına dayanarak benzerliği %23,56’ya düşürdüğünü, dosyada yer alan ikinci bilirkişi incelemesinde, davaya konu projeler arasındaki benzerliğin genel olarak %93 olduğu tespit edilmiş; buna karşılık sonradan alınan raporda bu oran, soyut ve indirgemeci bir yöntemle %23,56 seviyesine düşürülmüş olduğunu, 08/03/2023 raporu, ... projenin uygulanması sürecini işlenme ve çoğaltma üzerinden tartıştığını, vaziyet planı benzerliğinin yüksekliği yanında “projenin devam ettirilerek uygulama projesine dönüştürülmesi” ihtimalini esas aldığını, bu dönüşümde vaziyet planı/yerleşim kurgusu projenin “tali” değil, projenin kimliğini belirleyen “asli” unsurlarından olup, vaziyet planının projeye etkisi her projede standart şekilde %25 kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda; plan ve cephelerde “kopyalama yok” denilmekle birlikte, bu “yokluk” değerlendirmesinin hangi çizim paftaları üzerinden, hangi ölçütle, hangi mukayeseli çizim ve ölçekle yapıldığı da denetlenebilir biçimde ortaya konmadığını, benzerlik/iktibas oranı, somut projenin niteliği dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini, %94,3 tespitinin projenin bütününe etkisi somut teknik gerekçeyle açıklanması ve maddi tazminat hesabının dayanağı olan “ihlal kapsamı” değerlendirilmesi gerektiğini,

-Bilirkişi raporunun, piyasa gerçekleri ve güncel meslek tarifeleri ile uyumlu olup olmadığı, mimari eserin ekonomik değerini doğru yansıtıp yansıtmadığı, önceki raporlar ve dosya kapsamındaki diğer teknik bulgularla çelişip çelişmediği hususları yönünden yeniden ve daha geniş kapsamlı bir bilirkişi heyeti tarafından incelenmesi gerektiğini, tarafsızlığı ve uzmanlığı tartışmasız bir heyet tarafından yeniden, karşılaştırmalı ve denetlenebilir bir inceleme yapılması gerektiğini,

-Mahkemece takdir edilen tazminat miktarının, somut olayda gerçekleşen eser tecavüzünün kapsamı, projenin ekonomik büyüklüğü ve davacının uğradığı zarar ile karşılaştırıldığında, zararı karşılamaktan uzak kaldığını, hem eser tecavüzünün devam eden niteliği hem de Mimarlar Odası’nın görüşü doğrultusunda güncel tarifelerin esas alınması gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde, davacının maddi ve manevi zararının güncel ekonomik değerler üzerinden, hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini, somut olayın özellikleri, projenin ölçeği, ihlalin niteliği ve davalıların elde ettiği ekonomik fayda birlikte değerlendirildiğinde, hükmedilen tazminatın yetersiz olduğunu, Dosyada 2025 tarihli ek bilirki raporunda farklı yıllara göre alternatifler kurulmuş olmasına rağmen, yerel mahkeme gerekçeli kararında bu alternatifleri, FSEK m.68’in amacı ve “rayiç bedel / sözleşme olsa istenebilecek bedel” mantığı içinde tartışmadan hüküm kurduğunu, oysa tecavüzün etkilerinin devam ettiği, projenin ekonomik değerinin ve lisans bedelinin yıllar içinde değiştiği ileri sürüldüğünü, müvekkilin alamadığı proje bedelinin 2013 yılına göre hesaplanıp hükme bağlanması hatalı ve eksik incelemeye bağlı olup bozulması gerektiğini, maddi tazminat yönünden en azından bilirkişi raporundaki alternatif senaryolar ve tecavüzün devamı tartışılarak, gerçek lisans bedeline yaklaşan bir hesap yapılması gerektiğini,

-İlk derece mahkemesi manevi tazminata hükmetmişse de, eser sahibinin adının anılmaması ve eser üzerinde izinsiz tasarruf edilmesi gibi eylemlerin, mimarın mesleki itibarı ve eser sahipliği bakımından doğurduğu manevi zarar dikkate alındığında 50.000 TL’nin artırılması gerektiğini,

-Faiz başlangıcını 13/01/2014 (belediye tasdik tarihi) olarak kabul edildiğini, oysa dosyada teslim, kullanım, umuma arz ve tecavüz fiillerinin daha erken tarihlerde başladığı; davacının daha önce öğrendiği/zararın daha önce doğduğu ileri sürüldüğünden, faiz başlangıcı bakımından yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini,

-08/03/2023 tarihli bilirkişi raporu, uygulanan projenin müellifinin ... olduğu kabulünden hareketle, ihlalin yöneltilebileceği ilk kişinin “davaya dahil olan” kişi olduğunu ifade ettiğini, Mahkemenin dosyada “uygulanan projenin müellifinin ... olduğu” kanaatini ifade ettiğini, buna rağmen “usulüne uygun dava açılmadığı” gerekçesiyle ... hakkında hüküm kurmadığını, en azından taraf teşkilinin sağlanması / usuli imkanlar (taraf değişikliği, usule uygun davanın yöneltilmesi) bakımından davacıya yol gösterici şekilde değerlendirme yapılması gerekirken doğrudan “karar verilmesine yer olmadığı” sonucu kurulduğunu, bu dosyada ... yargılamaya dahil edilmiş, dilekçeler verilmiş, beyan ve savunmalar alınmış, bilirkişi raporlarında rolü tartışılmış olduğundan, ... bakımından taraf teşkilinin usulüne uygun biçimde tamamlanabileceği şekilde kararın kaldırılması gerektiğini,

-Davalılardan ... ...’ın dava konusu “... / ...” projesi ile yalnızca inşa eden sıfatına indirgenemeyecek şekilde ilişkilendirildiğini, projeyi kamuya tanıtan, pazarlayan, proje hakkında içerik yayınlayan bir konumda bulunduğunu gösterdiğini, bu durumda “inşaatı fiilen kim yaptı?” tartışması, tek başına “pasif husumet yokluğu” sonucunu doğurmaya elverişli olmadığını, davanın konusu FSEK’ten doğan mali/manevi haklara tecavüz olup; dosyadaki web delilleri davalı ... ...’ın en azından projeyi tanıtım/pazarlama ve bu kapsamda umuma arz/umuma iletim niteliğinde olabilecek fiillerle ilişkilendirildiğini, “İnşaatı dava dışı ... ... yaptı” tespiti, ... ...’ın FSEK anlamında “yararlanma/umuma arz/çoğaltma/işlenmeye katkı” fiillerinden tamamen soyutlandığı anlamına gelmeyeceğini, FSEK ihlallerinde yalnızca fiilen inşa eden değil, eserden ekonomik menfaat sağlayan/sağlayan süreçte yer alan aktörlerin sorumluluğu ayrıca tartışılması gerektiğini, davalılardan ... ... yönünden “proje ve proje uygulaması ile ilgisinin bulunmadığı” şeklindeki yaklaşımı, en azından dosyadaki web-arşiv delillerini hiç tartışmamak suretiyle eksik incelemeye dayandığını, dosyadaki “whois” delillerinin, gulinsaat.com.tr alan adının davalı şirketle bağlantısını gösterdiğini, projeyi fiilen kullanan, tanıtan ve ekonomik değer elde eden davalı ... ...’ın FSEK kapsamında sorumluluğunun değerlendirilmemesi eksik inceleme niteliğinde olup, davalıların birlikte ve/veya müteselsilen sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğini,

-Somut olayda eser tecavüzü tek bir eylemle sınırlı kalmadığını, yıllara yayılan, devam eden ve kesintisiz şekilde sürdürülmüş bir ihlal niteliği taşıdığını, Davalı tarafların, dava konusu mimari projeyi çeşitli platformlarda, tanıtım faaliyetlerinde, portföylerinde ve basın içeriklerinde kullanmaya devam ederek projeden sürekli ekonomik ve itibari fayda sağladığını, Mimarlar Odası’nın mahkemeye sunulan yazılı görüşünde de, ücreti ödenmeyen mimari hizmetlerin ve eserlerin değerlendirilmesinde güncel tarifelerin esas alınmasının hakkaniyete uygun olacağı açıkça belirtildiğini,

-Kararda hem davacı lehine hem davalılar lehine yüksek vekâlet ücretleri hükmedildiğini, davacı müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücretleri ve gider paylaştırması hakkaniyete aykırı sonuç doğurduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri yönünden hükmün kaldırılarak yeniden ve kabul/ret oranına uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

-Hükme esas alınan bilirkişi raporlarından 06/11/2023 tarihli Bilirkişi Raporu ve 15.03.2024 tarihli bilirkişi raporu tanzim edilirken delillerin toplanma aşaması bittikten sonra dosyaya sunulmuş olan DVD'ler incelenerek görüş ve kanaat bildirildiğini, bu hususa ilişkin bir önceki rapora etmiş oldukları itirazlar dikkate alınmadığını ve 12/05/2023 tarihli duruşmada sonradan sunulan delillere muvafakatleri olmadığını belirtmelerine rağmen bu durum dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu,

-Bilirkişilerce yapılan hatalı değerlendirmeler sonucu vaziyet planı kurgusu ve genel blok dizilimi bakımından benzerlik oranı %94,3 olarak hesaplanmış, devamında ise vaziyet planında tespit edilen benzerliğin tüm proje kapsamındaki benzerlik oranının karşılığının %23, 56 olduğu değerlendirildiğini ancak taraflarınca daha önce de belirtildiği üzere, inşaatın ifa edildiği arsanın geometrik şekli itibarıyla parselden birinin kendisi "L" şeklinde olduğu için diğer parsel ise dikdörtgen şeklinde olduğu için blok diziliminin de bu şekilde olması kaçınılmaz olduğunu, bilirkişilerce müvekkilinin sahibi olduğu arsanın geometrik şeklinin göz ardı edilmesi ve arsanın geometrik şekline göre blok diziliminin yapıldığının değerlendirilmemesi son derece hatalı olduğunu, bölgesel araştırma analiz ve vaziyet planı çalışması, planlar, cepheler ve 3 boyutlu proje görselleri olmak üzere 4 farklı başlık altında iş kalemleri incelenerek hazırlanan raporda, nasıl ki yukarıda belirtilen iş kalemleri arasında benzerlik bulunmadığı tespit edilmişse, her iki proje arasında vaziyet planı kurgusu ve genel blok dizimi açısından da mecburi bir benzerlik dışında benzerlik bulunmadığına ilişkin itirazlarlarının işbu raporda da değerlendirilmediğini, vaziyet planının çizilmesi hususu ve çiziminde nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili tüm detaylar 3194 sayısı Kanun ile belirlenmesine ve bu kanunda belirtilen kural ve kaideler dikkate alınarak bir çizim yapılması gerekirken bu husus hiçbir surette dikkate alınmadığını, genel kural ve kaideleri yazılı mevzuatla belirlenmiş bir planda, bulunması gereken bilgilerin doğru olması gerektiği, çizimin teknik bilgi ve deneyim gerektirdiği, inşa edilecek yapı veya yapıların; aplikasyon krokisindeki koordinatlara göre teknik mevzuata uygun olarak sayısal ve çizgisel şekilde gösterildiği, bahçe tanzimi, açık otopark ve otopark girişlerini, yangın kaçışlarını, bina yaklaşım mesafe ve kotlarını, kuzey yönünü, parseldeki teknik altyapının gösterildiği düşünüldüğünde makul bir benzerlikten söz edilmesi olasıyken bu hususlar gözetilmeksizin müvekkili aleyhine maddi manevi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu,

-2013, 2021 ve 2025 yılı esas alınarak seçenekli olarak hesaplama yapılması da doğru olmadığını, şayet bir hesaplama yapılacak ise bunun davanın açıldığı ya da raporun hazırlandığı tarih değil, projenin hazırlandığı yıl olarak esas alınması gerektiğini, rapordaki aleyhe hususlara itiraz ettiklerini bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalıların davacıya ait mimari avam projenin davalılar tarafından izinsiz olarak kullanılması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.

Davacı vekili 24/10/2019 tarihli dilekçesi ile, davalıların ayrı ayrı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde de davaya konu projenin mimarının ... isimli mimar olduğunun açıkça belirtmiş olduğunu, davalılar ve ... isimli kişi arasında Dava Arkadaşlığı bulunduğunu, ayrıca ...'in kendisine ait olan "www...com.,tr" isimli web sitesinde "projeler" bölümünde dava konusu "... Projesi"ni kullanıyor olmasının da müvekkilinin maddi manevi haklarını ihlal ettiğini, müvekkilinin çizmiş olduğu projeye karşın ...'in çizmiş olduğu ... Projeden de açıkça görülecektir ki dava konusu ... Projesinin asıl mimarı ve hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu nedenle ...'in davaya dahil edilmesini talep etmiştir.

Dahili davalı ... vekili 25/12/2020 tarihli dilekçesi ile, davacının, verdiği dilekçe ile müvekkilini davaya dahil etmek istemesinin usule ve yasaya aykırı olduğu gibi, dilekçenin içeriğinde müvekkiline atfedilen suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun ve hilafı hakikatten ibaret olduğunu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen tarafın, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi "mecburi dava arkadaşlığı" dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemeyeceğini, müvekkili ile davalılar arasında dava arkadaşlığı olmadığını, mecburi dava arkadaşlarına karşı, ancak birlikte dava açabileceğini veya aleyhlerine de birlikte dava açılabildiğini, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı olarak kendisine isnat edildiği gibi, davacının projesinin izinli veya izinsiz olarak kullanmadığını, öncelikle, böyle bir şeyden bahsedilebilmesi için davacıya ait bir projenin olmasının gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulmuş "teknik anlamda" bir proje olmadığı gibi, davacının dosyaya sunduğu delillerden, bir projenin dizayn edilebilmesi için gerekli olan hiçbir belge, doküman, hesap içeren bir bilgiye sahip olunmadığını, davacının delil olarak gösterdiği ve müvekkiline gönderdiğini iddia ettiği e-postada ise herhangi bir proje vs. olmadığını, davacının bu e-postasında, konsept proje teklifi olduğunu, - bunun da müvekkiline hatalı olarak gönderildiğini ve bu sebeple de devamı hiç olmadığını - e-postada işin yapılmasına ilişkin mali ve teknik (süre vs.) önerileri içerir teklif mektupları olduğunu, bu sebeple, karar merci olmayan müvekkiline hataen gönderilen bu e postalara dayanarak müvekkilinin, davacının var olduğunu iddia ettiği projelerini kullandığı iddiasını kabul etmediklerini, açıklanan nedenlerle, davanın reddini talep etmiştir.

Davacı Tanığı ... duruşmadaki beyanında; "ben davacı asili hatırladığım kadarıyla 2012 yılında 2-3 ay kadar yanında mimar olarak çalışmam dolayısıyla tanırım. Kendisiyle çok kısa bir süre çalıştık ve o dönemde benim patronumdu. Ben ise üniversiteden yeni mezun olmuş bir mimardım. Hatırladığım kadarıyla o dönemde davacı ... projesinin mimari projesiyle ilgileniyordu ve çiziyordu. Ancak davalılardan ...'in bu projeyi aldığı ya da diğer iddia edilen hususlarda herhangi bir bilgim yoktur. Ben dönem dönem davalı şirketler ile yapılan toplantılara katıldım. Ancak projenin nihai halini bilmiyorum. Nihai halinin davalılar tarafından rıza hilafına kullanılıp kullanılmadığı konusunda bir bilgim yoktur. Çalıştığım ayları çok net şu anda hatırlamıyorum. Aralık-Şubat olabilir ama şuan emin değilim" demiştir.

Davacı Tanığı ... duruşmadaki beyanında; "ben 2012 yılının Ekim ayında davacı ile tanıştım. Peyzaj Mimarı olarak çalışıyorum. Kendisi davaya konu ... projesi için mimari proje hazırladığını, peyzaj kısımları için yardımıma ihtiyacının olduğunu söyledi. Beraber çalışmaya başladık. Onun istediği şekilde çalışmaları yaptım. Kendisi de mimari projenin diğer kısımlarını çiziyordu. Yoğun bir çalışma süreci geçirdik. Yanlış hatırlamıyorsam 2013 yılının Ocak ayında hazırlamış olduğumuz projeyi sunmak üzere Kale Center isimli bir avm'nin özel anahtarla çıkılan 6.katına gittik. Burada davalı firmaların temsilcileri vardı. Sunum yaptık. Sunumumuzu çok olumlu karşıladılar. Ben kendi kısmım bitince çıktım. Ancak ben oradayken başka projelerin de olduğunu, bu projeler arasından bir tanesinin seçileceğini, ancak davacının hazırladığı projeyi daha çok beğendiklerini söylediler. Bu toplantı ve sunum sonrası çalışmalar hızlandı. Hatta davacı beni zaman konusunda fazlaca sıkıştırmaya başladı. Sık sık revizyon istiyordu. Ben de bu durumdan şikayet edince cevaben proje sahibi firmaların kendisini çok sıkıştırdığını söylüyordu. Sonrasında paramın kalanını projenin bittiği tarihte davacıdan talep ettiğimde bana kendisinin de mağdur olduğunu, projesinin davalı firmalarca çalındığını, proje için kendisine ödeme yapılmadığını söyledi. Başta ona inanmadım. Ancak ilerleyen süreçte benim de tanıdığım bazı arkadaşlarım başlayan projede çalışmaya ve binalar şekillenmeye başlayınca davacının çizdiği şekli ile aynı mahiyette yapıldığını ve bu hali ile davacının iddia ve beyanlarının doğru olduğunu anladım. Benim şahsi kanaatime göre de bitmiş hali ile söz konusu proje davacının çizdiği proje ile aynıdır. Davacının mimari projede önem verdiği husus özellikle peyzaj kısmıydı. Genellikle bu tip projelerde peyzaj alanları önemsenmez ve ufak bırakılır. Ancak davacı söz konusu projenin büyük yeşil alanların ve ortak alanların olmasını istiyordu. Bu husus beni memnun etmişti. Davacı bu projeyi hazırlarken yanında bir kişinin daha çalıştığını ve çizim yaptığını söylüyordu. Ancak ben kendisiyle hiç tanışmadım. ... isimli kişiyi tanımıyorum. Davacı bana projenin en son halini render olarak atmıştı. Fiili olarak davaya konu site ile bu proje birebir aynıdır. Benim beyanlarım yalnızca dış konsept, yerleşim ve peyzaj alanlarına ilişkindir. Zira binaların ve dairelerin içi konusunda herhangi bir bilgim yoktur. Sunuma gittiğimiz gün davacının sunduğu proje dışında yarışan iki proje daha vardı. Bir tanesinin görünümünü hatırlıyorum. Diğerini hatırlamıyorum. Hatırladığım diğer projenin mevcut yapılmış ... sitesinin görünümüyle bir ilgisi yoktur. Ayrıca ben render halini gördüğü davacının çiziminin mimari proje halini nihai olarak görmedim. Tekraren belirtmek gerekirse yalnızca sitenin ortak alanları ve peyzaj kısmına hakimim ve binaların yerleştirilmiş şeklini biliyorum. Ancak bu binaların iç kısımlarını bilmem mümkün değildir ve bu hususta kıyaslama yapamam" demiştir.

Davacı tanığı ... talimat mahkemesinde duruşmada alınan beyanında; "ben mimar olarak çalışmaktayım, dava konusu Birsen Yakut Boyaya ait olduğu iddia edilen konseptle alakalı bir bilgim yok, davacının projesinin davalılar tarafından kullanılıp kullanılmadığına yönelik bir bilgim yoktur, sadece bundan yıllar önce yılını hatırlamadığım bir tarihte davalılardan ... İnşaata iş alabilmek maksadıyla bir konut projesi için ön taslak mahiyetinde konsept bir çizim sunmuştum daha sonra bu firma benim konseptimin seçilmediğini bana bildirmiştir, bu iş kapsamında bir daha görüşmedik, ... ... daha sonra yine dava konusu olmayan benim başka bir projemde müteahhitlik yapmıştır, ancak dediğim gibi o projede bana ait dava konusu olmayan başka bir projedir, benim sunduğum konseptin bu firma tarafından izinsiz kullanıldığına dair herhangi bir müracaatım ve iddiam yoktur, mimarların iş alma yöntemlerinden birisi şirketlere konsept sunmaktır konseptiniz seçilir ise işi alırsınız aksi taktirde yolunuza devam edersiniz ben de bu şekilde davalı firmaya bir konsept sunmuştum sunduğum konseptin dava konusu davacıya ait proje ile ilgisi yoktur, davacının dava konusu projesine ait bilgi sahibi değilim, bilgim ve görgüm bundan ibarettir." demiştir.

Davacı Tanığı Fatih Aşçı duruşmada alınan beyanında; "ben taraflardan yalnızca davacıyı tanıyorum. Kendisiyle 2012 yılında beraber bir çalışmışlığımız oldu. Ben iç mimarım. Hatırladığım kadarıyla Ocak ayında ... Projesi için benim yardımımı istedi. ... projesindeki binaların üç boyutlu çizimleriyle ilgili kendisine desteklerim oldum. O dönemde davacının ofisinde iki çalışan daha vardı. Bu projeyle ilgili gece gündüz çalıştık. 1 ayın sonunda benim başka projelerde de başka işlerimin olması ve bu işlerimin yoğunluğu gibi sebeplerle ben ... Projesi ile ilgili çalışmadan ayrıldım. O dönem davacı bana "projeyle ilgili bazı sıkıntılı durumların olduğunu" söyledi. Ben davalı firmaları tam olarak tanımadığım ve bilmediğim için ve o dönemde de doğrudan muhatap olmadığım için aralarında tam olarak ne gibi sıkıntılar yaşandı bilmiyorum. Ben bu 1 aylık çalışmamın karşılığı olan ücretimi alamadım. Birsel Hanım bana kendisinin projeden dolayı ödeme alamadığını bu yüzden bana ödemeyi yapamayacağını söyledi. Ayrıca bana ödeme yapılmamasına rağmen projenin de kullanıldığını söyledi. Ben seneler sonra ... Projesinin fotoğraflarını gördüğümde o dönem üç boyutlu olarak çalıştığım projenin birebir aynısı olduğunu farkettim. Ben yalnızca üç boyutlu olarak binaların araziye yerleştirilmesi projesini yürüttüm ve bu anlamda bu proje ile fiiliyatta olan projenin birebir benzediğini tespit ettim. Bununla ilgili üç boyutlu projelerim halen bende durmaktadır. İstenilirse incelenebilir. Benim yaptığım kıyaslama yalnızca kendi hazırladığım üç boyutlu çizimler ile sonrasında basında gördüğü fotoğraflar arasındadır. Kalekentin tüm projesini görmedim ama davacının hazırladığı avam projeyi görmüştüm." demiştir.

Davalılar Tanığı ... duruşmada alınan beyanında; "Ben ... mühendisi olarak çalışırım. Çalıştığım firma 2005 yılından beri ... ... A.Ş'dir. Bu şirket ... Projesinin yüklenicisi müteahhit firmadır. ... Projesi sırasında davalılardan ... ile çalıştım. Kendisi 2013 yılının Şubat ayından ruhsat alımına kadar olan süreçte ... Projesinin mimari çizimin yaptı. Proje devam ederken de bizim danışmanlığımızı yaptı. Söz konusu ... Projesinin tüm çizimi ...'e aittir. Ben davacı ...'yı tanımıyorum. Kendisinin ... Projesinin çiziminde herhangi bir dahli olduğuna şahit olmadım. ... A.Ş.projede yalnızca arsa sahibidir. ... Projesinin peyzajını ... Mimarlığı firması tarafından yapıldı. Proje aşamasında onunla ilgili görüşmeleri de bizzat ben yaptım." demiştir.

Davalı ... Şirketi Tanığı ... duruşmada alınan beyanında; "Ben davalı ... A.Ş'de ve onun öncesinde bağlantılı firma olan ... firmasında toplamda 35 yıldan beri çalışmaktayım. Halihazırda Teknik Koordinatörüm. Davacı ile firmamız bünyesinde bir salonun iç mimari ile ilgili bir çalışma yapmıştık. Kendisini oradan tanırım. Davaya konu ... Projesinin bulunduğu alan benim de çalıştığım davalı firmaya aittir. Arsa sahibi olarak buraya bir proje yapılmasına karar verildiği zaman evveliyattan tanıdığımız davacıdan buraya bir site yapıldığı takdirde binaların muhtemel yerleşim yerlerinin belirlenmesi amacıyla bir fikir aldık. Bu bir mimari proje değildir leke proje olarak geçer. Zaten çalıştığım firma yalnızca arsa sahibi olduğu için projelendirme aşamasını ... firmaları yaptı. Bunlar da ... ortaklığıdır. Mimari proje aşamasında benim çalıştığım ... A.Ş'nin herhangi bir dahili olmadı. Ancak bildiğim kadarıyla müteahhit firmalar mimar ... ile anlaştı ve kendisi tarafından çizilen proje hayata geçirildi. Fiiliyatta hayata geçirilen proje ile davacı tarafın çizdiği leke proje arasında benzerlik olup olmadığını bilmiyorum, hatırlamıyorum. Aradan uzun süre geçti. leke proje ile ... proje aynı değildir. Benim bahsettiğim ve davacının çizdiği şey ... proje değildir. ... projede blokların içerisindeki dairelerin yerleşimleri de gösterilir ve daha ayrıntılıdır. Davacının projesi bu şekilde ayrıntılı değildi. Benim bildiğim kadarıyla proje seçiminde bir yarışma olmadı. ...'in bu proje için mimar olarak seçildiğini ve mimari projeyi çizdiğini biliyorum. Yapılan projede ...'in projesidir" demiştir.

Dosya uyuşmazlık konularında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 20/04/2022 tarihli raporlarında; "Davacı mimar ...’nın dosyaya sunduğu ... (ön) projeler ile dokuz parselde mevcut yapılara ilişkin ruhsata esas mimari projelerde yapılan karşılaştırmalı incelemelerde; davacı mimar ...’ nın ... (ön) projesinden hiçbir esinlenme tespit edilemediğinden hak ihlali bulunmadığı, bu sebeple görev olarak verilen tazminat taleplerinin incelenmesi ve bunun için gerekli olduğu ölçüde hak ihlalinin belirlenmesi ile ilgili bir inceleme yapılmasına gerek olmadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.

Beylikdüzü Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünden "... Projesi"nin yer aldığı parsellerin tedavüllü kayıtları ile bu parsellere ait projeler celp olunmuştur.

Davacı vekilince ... Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi ...tarafından tanzim edilen 19/07/2022 tarihli uzman görüşü dosyaya sunulmuştur.

Dosyaya sunulmuş tüm beyanlar ve deliller, alınan raporlar, sunulan mütalaa ve celbedilen mimarı projeler hep birlikte incelenmek suretiyle uyuşmazlık konularında rapor tanzimi için dosya yeni bir heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 08/03/2023 tarihli raporlarında; "Mevcut yerleşim planınındaki blok yerleşimlerinin davacı ... Mimarlık Ofisinin vaziyet planı çalışmalarındaki blok yerleşimlerinin ve blok dizilişlerinin birbirine çok yakın olduğu, Davacı ... nin tasarlamış oldukları blok tiplerinin kare ve kareye yakın formlara göre yapıldığının ve mevcut durumdaki blok formlarına da çok yakın olduğunun tespit edildiği, Ayrıca , ...’taki yıllara göre hava fotoğraflarındaki inşaatların blok katlarındaki formlarıyla ve gerekse mevcut dış cephe fotoğraflardan anlaşıldığı gibi örtüştüğü ve uyuştuğu görüldüğü, Davalı ... ‘in vaziyet planlarındaki tasarımlarının mevcut vaziyet yerleşim planlarıyla örtüşmedeği ve uyuşmadığı, Davalı ... ‘in dava dosyasındaki sunum projesinde Blok tiplerini “U” tipi olarak tasarladığı ve çalıştığı için, gerek ... inşaatına ait ...’taki yıllara göre hava fotoğraflarındaki inşaatların blok katlarındaki formlarıyla ve gerekse mevcut dış cephe fotoğraflardan anlaşıldığı gibi örtüşmedği ve uyuşmadığı, ... ...A.Ş.’nin web sayfasında devam edilen projeler kısmında görüldüğü, tanıtım görsellerinde kare ve karevari tip inşaatların görselleri olduğu, işbu görsellerin mevcut bina fotoğraflarına da benzediği ve davacı ...’nın ... proje konsept tasarımlarındaki mimari modellemeleri ve Yerleşim Planındaki blok dizilişlerine ve parselin orta boşluktaki aktif ve pozitif hava sirkülasyonuyla birlikte aktif sosyal ve peyzaj alanlarındaki konseptlere çok yakın ve uyumlu olduğu, Davacı ...’nın yapmış olduğu ... proje proje çalışmalarındaki projelerinin mevcut halindeki yapılan BLOK formlarıyla ve Vaziyet Yerleşim Planıyla birbirine çok yakın formlarda ve benzemelerde olduğundan ve bu projenin inşa edilerek yapıya dönüştüğü ve bu açıdan fikri hukuk yönünden korumaya tabi olduğu, Davaya konu ... projenin FSEK çerçevesinde eser koruması koşullarını taşıdığı, dosya verileri itibariyle davacının eser sahipliğinden hareket edilebileceği, Bu itibarla davacının işleme ve çoğaltma haklarının ihlali değerlendirmesinin yapılabileceği, Manevi haklar itibariyle eser bütünlüğünün bozulmasını engelleme hakkı ile eser sahibi olarak anılma hakkının ihlali değerlendirmesinin yapılabileceği, Dosya verilerine göre uygulanan projenin müellifinin davaya dahil olan konumundaki ... olduğundan, muhtemel hak ihlalleri açısından davaya dahil olan yanında, davalı 3S Kalenin muhatap olarak görülebileceği, Diğer davalı (... ...) açısından durumun net olmadığı, dosya verilerine göre söz konusu inşaatı gerçekleştirenin kendisi olmadığı, ancak dosyada bu konudaki diğer hususların niahi takdirinin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.

Dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile ilk raporda ulaşılan sonuç ile ikinci raporda ulaşılan soncun farklı olmasının teknik gerekçeleri özellikle davacı vekilinin ilk rapora ilişkin itirazları da değerlendirerek açıklanmak eksik ve açılmayan CD delilleri incelenmek ve davalı itirazları incelenerek değerlendirilmek üzere ek rapor tanzimine karar verilmiş, ayrıca heyette bulunan mimar bilirkişi yerine davacı vekilinin 26/07/2023 tarihli dilekçesi ile bildirilen bilirkişilerden Mimar Bilirkişisi ... dosyaya atanmış, bilirkişiler 06/11/2023 tarihli raporlarında; "Davacı ... ile Davalı ... ... A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeye göre hazırlanacak proje kapsamında yapılması planlanan işlerin özetle Beylikdüzü bölgesi hakkında konut sektörü araştırması, arsa analizi, arazi maketi, 1/1000 ve 1/500 ölçekte vaziyet planları, bina tipolojileri, daire planları, cepheler ve 3 boyutlu çizimler olduğu, Sözleşme kapsamında yapılan işlerin bölgesel araştırma analiz ve vaziyet planı çalışması, planlar, cepheler ve 3 boyutlu proje görselleri olmak üzere 4 farklı başlık altında iş kalemleri olduğu ve her bir iş kaleminin %25 ağırlıkta olduğu, Davacının Davalıya 5.2.2013 tarihinde teslim ettiği projeler ile Beylikdüzü Belediyesinin 13.01.2014 tasdik tarihli uygulanmış olan projesi karşılaştırıldığında benzerliğin sadece vaziyet planı kapsamında olduğu ve yapılan incelemeler sonucunda benzerlik oranının %23,56 olduğu, Projeler arasında benzerlik tespiti olduğundan bahisle Davacının FSEK 68. Maddesine göre proje bedelinin 3 katına kadar tazminat hakkı elde edebileceği ve tazminat hesabının 2 alternatifli senaryo üzerinden hesaplanmasının uygun olduğu,1. Senaryoya göre sözleşme bedeli üzerinden hesaplama yapıldığında elde edilebilecek tazminatın 75.000 TLx%23,56=17.670,00 TL olacağı ve FSEK 68. Maddeye göre 3 katına kadar arttırılabileceği, 2. Senaryoya göre 2013 yılı TMMOB Mimarlar Odası En Az Bedel Hesabı üzerinden hesaplama yapıldığında elde edilebilecek tazminatın 120.796 TL x%23,56= 28.459,53 TL olacağı ve FSEK 68. Maddeye göre 3 katına kadar arttırılabileceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.

Davacı vekilinin yazılı talepleri doğrultusunda Mimarlar Odası'ndan 4A ve 4B yapılara ilişkin davet usulü yarışma hususu, toplam 202.000m2 ... alanlı, yapı yüksekliği 31 m olan zemin + 7 kat + bodrum otopark katı ve çatı asansör kulesinden oluşan, konut, sosyal tesis ve ticari alanlı projenin başkanlığınız nezdinde yapı sınıfı ve bu yapı sınıfına göre minimum proje bedel hesabının ve yarışma usulüne ilişkin proje seçiminde hesaplamanın nasıl yapılması gerektiği hususlarında bilgi ve belge celp olunmuş ve dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile gelen müzekkere cevabı, taraf beyan ve itirazları hep birlikte değerlendirilmek suretiyle ek rapor tanzimine karar verilmiş, bilirkişiler 12/05/2025 tarihli raporlarında; "Davacının itirazları bakımından; Davacının projesi ile uygulanan proje arasındaki benzerlik oranının Davacının ifade ettiği gibi %94,3 değil %23,56 olduğu görüşümüzün devam ettiği, Benzerlikler ile ilgili görüşümüz önceki raporlardaki ile aynı olduğu ve değişmediği, Dava konusu projede davacının hazırladığı projenin plan ve cepheleri ile davalının hazırladığı projenin plan ve cepheleri arasındaki benzerlik de sektördeki kabul görmüş benzerlikleri barındırdığından cephe ve planlarda kopyalama olmadığı görüş ve kanaatlerinin değişmediği, İstanbul ve Ankara Mimarlar odasının mahkeme ve Davacıya cevaben gönderdiği yazılarda davetli proje yarışmalarında bedelin 2 ile çarpıldığına dair bir bilgi bulunmadığından hesapların belirlenen Yapı Sınıfı üzerinden en az bedel hesabı üzerinden yapılması gerektiği, Dava konusu projenin yapı sınıfı ve tazminat miktarı ile ilgili olarak 31,00 m. olan yüksekliğine göre incelendiğinde yıllara göre yapı sınıfının değişiklik gösterdiği ve buna göre; Projelerin hazırladığı 2013 yılı dikkate alınırsa yapı sınıfının 4/A sınıfında olduğu ve tazminat miktarının 28.459,53 TL olacağı ve 3 katına kadar arttırılabileceği, Davanın açıldığı 2021 yılı dikkate alınırsa 4/C sınıfında olduğu ve tazminat miktarının 152.023,96 TL olacağı ve 3 katına kadar arttırılabileceği, Ek raporun hazırlandığı tarih olan 2025 yılı dikkate alınırsa 4/A yapı sınıfında olduğu ve tazminat miktarının 1.317.895,51 TL olacağı ve 3 katına kadar arttırılabileceği, Yarışma usulü seçilmiş bir projenin normalde olan bölge kat sayısının 0.7 değil 1 olarak hesaplamanın yapılması gerektiği ile ilgili bilgi ve belge olmadığından gerçeği yansıtmadığı, Dahili Davalı ...’in itirazları bakımından; Benzerlik oranı ile ilgili görüşlerinin değişmediği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.

Davacı vekili 24/09/2025 tarihli dilekçesi ile, her ne kadar Mimarlar Odasından alınan 2025 yılı güncel En az Bedel Hesabına göre değerlendirildiğinde müvekkilinin hak ettiği tazminat; Mimari Projeler Hizmet Bedeli 25.815,600TL x Benzerlik Oranı (%94,3) ile 24.266.664,00TL olsa da bu aşamada mahkemenin kabul kararı vermesi durumunda bilirkişinin yaptığı hesaplama üzerinde karar vereceği sabit olduğundan ek bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın talep sonucunu HMK 107 uyarınca projenin yapıldığı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 2025 yılına ilişkin 1.317.895,51 TL x 3 = 3.953.686,53 TL’nin ödenmesi şeklinde artırdıklarını beyan etmiş ve eksik harcı ikmal ettiği görülmüştür.

İlim ve edebiyat eserlerinin tanımını veren FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri'' ile FSEK'in 2. maddesinde ilim ve edebiyat eserlerini belirten; ''Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, herçeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri.'' düzenlemeleri ışığında bakıldığında, dava konusu mimari projenin eser olduğu konusunda uyuşmazlığın bulunmadığı, raporların bu konuda çelişki içermediği anlaşılmıştır.

Somut olayda, Davacı tarafça, “... / ...” olarak anılan toplu konut projesine ilişkin ... proje/ön proje çalışmalarının, ... ile ilişki kapsamında hazırlanmış olduğu, davalı tarafa teslim edilmiş olduğu ancak davacı rızası olmaksızın projeden yararlanılarak uygulama projesine gidildiği iddiası ile davanın açıldığı, dosyada davacı tarafça sunulu uzman raporu ve 3 ayrı heyetten alınmış bilirkişi raporu bulunduğu, 20/04/2022 tarihli raporun yanlış parselin incelenmesi nedeniyle değerlendirmeye alınmadığı, 08/03/2023 tarihli raporda benzerlik değerlendirmesinin yapıldığı ve 06/11/2023 tarihli raporda da benzerlik değerlendirmesinin oransal olarak tespitinin yapıldığı, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, davacı tarafça her ne kadar vaziyet planı benzerliğinin çok yüksek olduğu ve bu benzerliğin, inşa edilmiş yapının ana mekânsal kurgusunu belirlediğinden belirlenen oranın düşük kaldığı ve bu eserin işlenmesi ve uygulanması suretiyle çoğaltma fiiline dayanak olup olmayacağı hususunun tartışılmadığının ileri sürülmüş ise de, raporda bu hususu değinilerek oransal tespit yapıldığı, davalı tarafça ise inşaatın ifa edildiği arsanın geometrik şekli itibarıyla parsel yapısından zorunluluktan kaynaklandığını ileri sürmüş ise de, tek başına parsel yapısının şekli nedenli benzerlik bulunmadığı, ... proje konsept tasarımlarındaki mimari modellemeleri ve Yerleşim Planındaki blok dizilişlerine ve parselin orta boşluktaki aktif ve pozitif hava sirkülasyonuyla birlikte aktif sosyal ve peyzaj alanlarındaki konseptlere çok yakın ve uyumlu olduğu, buna göre davacı eser sahibinin belirlenen oranda haklarının ihlal edilmiş olduğu gerekçesi ile verilen kararda aykırılık bulunmadığı, raporların denetime elverişli olup değerlendirmeye alınmasında aykırılık bulunmadığından bu konudaki istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Projenin müellifinin ... olduğu, davaya dahil edilmesinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, ... yönünden usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı, dahili davalı olarak eklenemeyeceği, Davalılardan ... ...’ın dava konusu “... / ...” projesinde inşaatı yapmadığının sabit olması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde aykırılık olmadığı, faiz başlangıç tarihinin ilk haksız fiil tarihi tespiti olan 13/01/2014 belediye tasdik tarihi olarak kabul edilmesinde aykırılık bulunmadığı, manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu, vekalet ücretlerinin kabul ve red oranları dikkate alınarak hesaplandığı tüm nedenlerle istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davacı ve davalının istinaf istemlerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/01/2026 tarih ve 2021/285 E., 2026/8 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı ... A.ş vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.247,71-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.311,93-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.935,78-TL harcın davalı ... A.ş tarafından tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/953, K. 2026/1545, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-953-e-2026-1545-k-5c0ad1c5ba08