Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/815 E. 2026/1356 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/815
- Karar No
- 2026/1356
- Karar Tarihi
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/815 KARAR NO : 2026/1356 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/672 Esas, 2024/569 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalı... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde müvekkili ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı araç ile davalı kişi...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç arasında trafik kazası gerçekleştiğini, trafik kazası neticesinde müvekkili ... ve ...'ın oğlu olan ...'ın vefat ettiğini, ...'ın ise yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı kişi...'un tek ve asli kusurlu olduğunu, kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsü davalının, 2918 sayılı KTK'da yer alan 56/1a hükmüne aykırı davrandığını, sürücülerin trafik güvenliğinin sağlanması için hükümde geçen kurallara uymak zorunda olduğunu fakat davalı...'un, tam kusurlu olarak şerit değiştirme kurallarına riayet etmeyerek kazaya sebebiyet verdiğini kazaya ilişkin Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşturma numaralı dosyasının halen derdest durumda olduğunu, davalı...'a ait ... plaka sayılı aracın, diğer davalı ... ...Sigorta Şirketi tarafından ... nolu poliçe ile sigortalanmış olup sigorta şirketi de poliçe limitleri dahilinde maddi tazminattan sorumlu olduğunu, bu kapsamda taraflarınca 0.... tarihinde sigorta şirketine başvuru yapılmış ve ... nolu hasar dosyası açıldığını, davalı ... ...Sigorta Şirketi tarafından anılan hasar dosyası kapsamında müvekkiller ... ve ... lehine toplamda 951.865,09 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, fakat müvekkillerin destekten yoksun kalma tazminatı alacağının ödenen miktardan daha fazla olması gerektiğini, vefat eden ...'ın yaşı, müvekkillerin yaşı, kazadaki kusur durumları ve toplanacak deliller dikkate alındığında müvekkiller lehine ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminatının çok daha yüksek olması gerektiğini, söz konusu olayda davalı... ile birlikte ... ...Sigorta Şirketi'nin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, trafik kazası neticesinde müvekkillerin oğlu olan ...'ın hayatını kaybettiğini, evlat acısı yaşayan müvekkillerinin bu gerçeği kabullenmekte zorlanıp psikolojik olarak ağır bir dönem geçirdiklerini, oğullarının ölümüyle sarsılan anne ve babanın yaşama sevinci azaldığını, tüm bu nedenlerle davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK madde 107 gereği artırılmak üzere müvekkil ... lehine 500,00 TL; müvekkil ... lehine 500,00 TL olmak üzere toplamda 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden (...) itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillere ödetilmesine, müvekkil ... lehine 250.000,00 TL, ... lehine 250.000,00 TL olmak üzere toplamda 500.000,00 TL manevi tazminatın... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı...'tan alınarak müvekkillere ödenmesine, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların ileri sürdüğü iddiaların mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun olup haksız olarak açılan huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, dosya kapsamında iddiaları destekler hiçbir somut delil bulunmadığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kasti bir eylemi ve ağır kusuru bulunmadığını, mahkemece olay yerinde keşif yapılarak kusur incelemesine ilişkin bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, kaza sonrası, müvekkilinin olay yerine gelen ambulanslar ile hastaneye kaldırıldığını, kaza raporunun müvekkili ve davacı hastaneye kaldırıldığı esnada polisler tarafından haricen tutulmuş olup yanlı ve yanlış rapora itibar edilmemesi gerektiğini, kaza sonrası olay yerine gelen polislerin müvekkilinin aracına yandan çarpılmış olarak gördükleri için bütün kusuru ne olduğunu bilmeden müvekkile atfettiklerini, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün olmayacağını, davacılar tarafından da dava dilekçesinde belirtildiği üzere ... tarihinde sigorta şirketine başvuru yapılmış ve sigorta şirketi tarafından davacılar lehine toplamda 951.868,09 TL ödendiğini, davacıların talep etmiş olduğu destekten yoksun kalma tazminatının zaten diğer davalı olan sigorta şirketi tarafından karşılandığını, aktüeryal hesaplama yapılmasının zorunluluğu olacağını, hesaplamanın sigorta aktüerleri yönetmeliği uyarınca Hazine Müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından belirlenmesi gerektiğini, kaza sonrasında yapılan yargılamanın Erzurum ... Ağır Ceza Mahkemesi ...Esas sayılı dosyası ile devam etmekte olup henüz kesinleşmiş bir kusur raporunun mevcut olmadığını, davacıların talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarının, uğradıkları zararların ötesine geçtiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun olmadığını, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... ...Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; poliçenin kaza başına sakatlık ölüm teminat limitinin 1.200.000 TL olduğunu, poliçe kapsamında davacılardan ...'a 414.019,36 TL ve ...'a 537.845,72 TL olmak üzere toplamda 951.865,09 TL.'nin ... tarihinde aktüer hesaplaması doğrultusunda ödendiğini, ödemeyle birlikte bu yöndeki tüm sorumluluklarının sona erdiğini, müvekkili sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan maddi tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kusur oranına ilişkin raporların Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınarak tespit edilecek hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiğini, aktüeryal hesaplamanın Hazine Müsteşarlığı listesinde yer alan bir aktüer bilirkişi tarafından yapılmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketinin sorumluluğunun tespiti açısından davacının gerçekten de destekten yoksunluk zararları olup olamadığının davacı tarafça ispatına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmemesini, karar verilmesi halinde müvekkil şirketin sorumlu olduğu azami poliçe teminat limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını; reddedilen kısım için yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Dava, trafik kazasından kaynaklı haksız fiil hukuksal nedenine dayalı maddi (destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, ölüm halinde meydana gelen maddi zararın çeşitleri ve neleri kapsadığı anılan Yasa'nın 53. maddesinde sayılmıştır. Aynı Yasa'nın 56/2. maddesinde ise, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Yine, 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince, kural olarak ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hâkimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız da değildir; ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2008 tarih, 2008/4/564 Esas ve 2008/536 Karar). Bununla birlikte, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hâkimini bağlamaz (6098 sayılı TBK md. 74/2). Yukarıda açıklanan ilke ve kurallara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince mahkememiz, ceza yargılamasında belirlenecek olan kusur tespiti ile bağlı olmayacağından davacı tarafça delil olarak dayanılan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma sayılı soruşturmasına bağlı mahkumiyet ile sonuçlanan Erzurum .... Ağır Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi mahkememizce bekletici sorun yapılmamıştır. Eş deyişle, dava konusu ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteğinin vefat etmiş olduğu ve olaya sebebiyet veren sorumlu kişinin kim olduğu dosya kapsamı ile sabit olduğundan mahkememizce ceza yargılamasının kesinleşmesinin beklenilmesine lüzum görülmemiştir. Bu kapsamda;
... günü davacıların desteğinin içinde yolcu olarak bulunduğu ve davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı araç ile davalı sürücü...'un sevk ve idaresindeki, davalı ... ...Sigorta Şirketi tarafından ZMMS poliçeli ... plaka numaralı aracın karşılıklı trafik kazasına karışması sonucunda davacıların desteğinin vefat etmiş olduğu; kazanın oluşumunda, aşamalarda mahkememizce yürütülen tahkikat kapsamında dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu ... Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin ... günlü bilirkişi raporuna göre ... plakalı araç sürücüsü davalı...'un %100 (Yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'ın ise kusurunun bulunmadığı mütalaa edilmiş olmakla rapor, kaza tespit tutanağı ve ceza soruşturma dosyası ile uyumlu olduğundan dosya kapsamına uygun görülerek mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Tarafların kusur durumları bu şekilde saptandıktan sonra davacılar yararına hükmedilebilecek destekten yoksun kalma tazminatı yönünden hesaplama yapılması için dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş ve bu suretle dosyaya kazandırılan ... tarihli aktüerya bilirkişi kök raporu ve .... tarihli EK raporuna göre davalı sigorta şirketinin ödeme yaptığı ... tarihi itibariyle tazminat sorumluluğunun davacı ... yönünden 436.239,04 TL., davacı ... yönünden 374.155,53 TL. olmak üzere toplam 810.394,57 TL olduğu; kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe teminat limiti 1.200.000,00 TL. olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun ödemiş olduğu tutarın mahsubu sonrasında 248.143,91 TL. olduğu, davalıların kök rapor tarihi olan ...tarihi itibariyle tazminat sorumluluğunun davacı ... yönünden 881.200,99 TL., davacı ... yönünden 740.398.10 TL. olmak üzere toplam 1.621.599.09 TL. olduğu, kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe teminat limiti 1.200.000,00 TL. olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun ödemiş olduğu tutarın mahsubu sonrasında 248.134,91 TL olduğu (maddi hata olarak 248.143,91 TL. yazılmıştır) mütalaa edilmiş ve rapor dosya kapsamına uygun görülerek mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Burada üzerinde durulması gereken husus, davalı sigorta şirketinin davadan evvel ödemiş olduğu tazminat bedeli ve buna yönelik düzenlenen ibranamenin ne şekilde değerlendirilmesi gerektiğidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilirler. Anılan Kanun’un bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Kanun'da belirtilen bu iki yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, olay nedeniyle davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından ... tarihinde davacı tarafa toplam 951.865,09 TL. ödeme yapılmış ve taraflar arasında ibraname imzalanmıştır. Eldeki davanın 20.10.2023 tarihinde açılmış olmasına göre, 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesinde öngörülen iki yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği anlaşılmıştır. Buna göre, zarar sorumlusu davalı sigorta şirketince ödenen bedellerin ödeme tarihi itibarıyla yeterli olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan bu bedel ile davalı tarafından ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark var ise zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince hesap raporunun düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmak suretiyle hesaplanan tutardan en son olarak davalı tarafından yapılan ödeme mahsup edilerek bakiye zarar yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20.05.2024 tarih, .... Esas ve ... Karar). Dosya kapsamına kazandırılan ... tarihli aktüerya bilirkişi kök raporu ve .... tarihli EK raporunda ise TRH 2010 Yaşam Tablosu ve ödeme tarihi verilerine göre yapılan hesapta ortaya çıkan tutar ile ödeme karşılaştırıldığında ödemenin yetersiz olduğu saptanarak rapor tarihi verilerine göre hesaplanan tutardan ödemenin güncellenmiş hali tenzil edilmiş ve bu şekilde yapılan hesaplamaya dayalı rapor dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınmıştır. Bu haliyle, mahkememizce hükme esas alınan... tarihli aktüerya bilirkişi kök raporu ve ...tarihli EK raporundaki hesaplamaya göre, davadan önce sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye ilişkin taraflar arasında imzalanan ibraname makbuz hükmünde sayılarak bilirkişi raporunda bulunan fark rakam üzerinden davacı ... yararına 740.398,10 TL. ve davacı ... yararına 881.200,99 TL. olmak üzere toplam 1.621.599,09 TL. maddi (destekten yoksun kalma) tazminata hükmedilmiş; davalı ... ...Sigorta Şirketi bakımından poliçe bakiye limiti olan 248.134,91 TL. ile sınırlı olmak üzere ve ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davalı... bakımından ise haksız fiil (kaza) tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili cihetine gidilmiştir (1. hüküm fıkrası).
Davacılar desteğinin araçta yolcu olarak bulunmasına ve hükme esas alınan ATK bilirkişi raporuna göre davacı ...'ın kusurunun bulunmamasına; müterafik kusur anlamına gelen bir eylemi olduğuna dair dosyada somut bir delil de bulunmamasına göre mahkememizce tazminatta bir indirime gidilmemiş; davalılar (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olarak) tüm zarardan sorumlu tutulmuştur. Hükmedilen faiz yönüyle; dosya kapsamına ve dosyada mevcut ibraname içeriğindeki kayıtlara göre davacıların sigorta şirketine hasar ihbar tarihinin ...olduğu ve sigortacının ... günü ödeme yaptığı anlaşılmakla hükmedilen ve sigorta şirketinin sorumlu tutulduğu tazminata ödeme tarihi olan ... gününden itibaren faiz uygulanmıştır. Zira, bu halde sigorta şirketi, yapmış olduğu ödemeden arta kalan kısım için ödeme yaptığı tarihten itibaren temerrüde düşmüştür. Olayın faili olan davalı... bakımından ise haksız fiil (olay) tarihi itibariyle borç muaccel olup bu tarih itibariyle temerrüde düşmüş olduğundan adı geçen davalı yönünden haksız fiil (kaza) tarihi olan ... tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Yine, dava dilekçesine ekli kaza tespit tutanağındaki bilgilere göre kazaya karışan araçların her ikisi de otomobil cinsi olup kullanım amaçlarının hususi olduğu ve dosyada aksine bir kanıt da bulunmadığı gözetilerek ortada avans faize hükmedilmesini gerekli kılan yasal bir neden olmadığı değerlendirilmiş ve hükmedilen tazminat yönüyle yasal faize hükmedilmek suretiyle davacı vekilinin maddi tazminat yönüyle ticari faize hükmedilmesi yönündeki talebi yerinde görülmemiştir. Son olarak, dava belirsiz alacak niteliğinde olduğundan sonradan bedel artırımına konu edilen kısımlar bakımından da aynı tarihlerden itibaren faize hükmedilmiştir. Davadaki manevi tazminat istemi bakımından ise; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, manevi tazminatın miktarı belirlenirken, manevi tazminatı gerektiren eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, iştigal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar nazara alınmalıdır.
Bununla bağlantılı olarak, manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para, bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlandığından tazminat miktarının onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, takdir edilecek miktar elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı ve gerekenin ötesinde bir miktar öngörülerek zenginleşmeye de yol açmamalıdır. Yukarıda değinildiği üzere, 6098 sayılı TBK'nın 56/2. maddesi uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceğinden ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu hadisede davacıların desteğinin vefat etmiş olması karşısında davacılar yararına 6098 sayılı TBK'nın 56/2. maddesi uyarınca manevi tazminat koşullarının oluştuğu değerlendirilerek; somut olayın özellikleri itibariyle tarafların kusur durumu, sonuçları çok ağır olmakla birlikte kusurun taksir düzeyinde olması, hukuki niteliği itibariyle manevi tazminatın bir ceza olmaması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları şeklindeki olgular ile meydana gelen olay sonucunda ortaya çıkan sonucun davacılarda uyandırdığı acı ve elem hep birlikte değerlendirilmek suretiyle davacılar yararına ayrı ayrı 200.000,00 TL. manevi tazminat takdir edilerek belirlenen tazminata haksız fiil (kaza) tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmış ve hükmedilen tüm tazminattan davalı...'un sorumluluğu cihetine gidilmiştir. Fazlaya ilişkin istek ise açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiştir (2. ve 3. hüküm fıkraları)." gerekçesiyle; " Davanın kısmen kabulü ile; ... tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacı ... yararına 740.398,10 TL. ve davacı ... yararına 881.200,99 TL. olmak üzere toplam 1.621.599,09 TL. maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın, davalı ... ...Sigorta Şirketi bakımından poliçe bakiye limiti olan 248.134,91 TL. ile sınırlı olmak üzere ve ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davalı... bakımından ise haksız fiil (kaza) tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, Davacı ... yararına takdir edilen 200.000,00 TL. manevi tazminatın, haksız fiil (kaza) tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı...'dan alınarak adı geçen davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin isteğin reddine, davacı ... yararına takdir edilen 200.000,00 TL. manevi tazminatın, haksız fiil (kaza) tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı...'dan alınarak adı geçen davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin isteğin reddine," karar vermiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece ilk itirazlarının dikkate alınmadığını, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, yargı yerinin yetkili olup olmadığı, aynı konuda kesin hüküm bulunup bulunmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmediğini, davacının yaralanmasının kaza öncesi olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, illiyet bağı tespiti yapılması gerektiğini, keşif yapılmadan dosyanın doğrudan ATK 'ya gönderilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, bilirkişi raporlarına karşı yaptıkları itirazların yeterince değerlendirilmediğini, ıslah dilekçesinin süresinde sunulmadığını, ıslah yapılmamış gibi karar verilmesi gerekirken verilen kararın usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın yaptığı trafik kazası sonucu ölen davacılar desteğinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; ... tarihinde, davalı sürücü... idaresindeki ... plakalı araç ile davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda davacıların oğlu olan ....'ın vefat ettiği, kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda davalı sürücünün kusurlu olduğu, ... tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin raporuna göre; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusursuz olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, ... tarihli aktüer raporunda; davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme de güncellenmek suretiyle TRH 2010 yaşam tablosu uyarınca davacıların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf talebinde bulunan davalı... vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde yetki ve zamanaşımı itirazında bulunmadığı, kaldı ki mahkemenin yetkili olduğu ve zamanaşımı süresinin dolmadığı, hükme esas alınan ATK raporunun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olup olay ve oluşa uygun olduğu, resen değerlendirilmesi gereken müterafik kusurun ilk derece mahkemesince değerlendirildiği, murisin müterafik kusurunun dosya kapsamında ispatlanamadığı, olayan meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, günümüz ekonomik koşulları, müteveffanı yaşı ve davacılara yakınlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın fahiş olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, davalı... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 138.095,43-TL karar harcından peşin alınan 34.523,86-TL harcın mahsubu ile bakiye 103.571,57-TL harcın davalı...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.