Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1353 E. 2026/1554 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1353
Karar No
2026/1554
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1353

KARAR NO : 2026/1554

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/05/2024

NUMARASI : 2019/344 E. - 2024/295 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili derneğin yukarıda yazılı cami müştemilatını iştigal etmekte olduğunu, davaya konu çekte keşideci sıfatıyla derneği temsilen imzası bulunan ...'nin mevcut yönetim tarafından görevine son verildiğini 14/05/2018 tarihine kadar münferiden temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğunu ancak 2018 Nisan ayı başlarında art arda gelen ödeme emirleriyle belirtilen dernek yöneticisinin mevcut yetkilerini kötüye kullanmak ve bir takım hilelerle( evrakta sahtecilik) değişik bankalardan onlarca çek koçanı aldığını, bunları dernek kayıtlarına geçirmeden uhdesinde tuttuğu, işbirliği yaptığı kişi ve kurumlar üzerinden bazen sahte içerikli faturalarda kullanarak piyasaya sürdüğünün anlaşıldığını, açıklanan duruşmalar sırasında ortaya çıkacak sebeplerden dolayı, kötü niyetle açılan takibin öncelikle teminatsız durdurulmasını akabinde iptalini, takibe konu edilen çek bedellerinin borçlu olmadığının tespitini, kötü niyetle hareket ederek müvekkillerinin ticari ve sosyal hayatlarına onarılmaz zararlar veren davalıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu çekler nezdinde düzgün ilerleyen ciro silsilesinde iyi niyetli yasal hamil konumunda olduğunu, afaki beyanlar ile dile getirilen aksi yöndeki iddiaların hukuk ve hakkaniyete aykırılık dolayısıyla dikkate alınmaksızın huzurdaki davanın reddinin gerekmekte olduğunu davacı tarafından her ne kadar müvekkilinin haklı alacağına yönelik başlatılan İstanbul 4. İcra Müdürlüğü nezdindeki ... esas sayılı takip dosyasına konu edilen ... bankası a.ş. ... şubesi'nin ... çek numaralı, 30.04.2018 keşide tarihli 42.000-tl tutarlı ve ... Bankası A.ş. ... Şubesinin ... çek numaralı, 25.04.2018 keşide tarihli 51.000-tl tutarlı çeklere ilişkin borçlu olunmadığı iddiası ve devamında somut hiçbir delile dayanmaksızın dile getirilen mesnetsiz anlatımların kabulünün mümkün olmadığını davacı tarafın, takip konusu çeklerinin dahi incelenmediğini müvekkili davalının, dava dışı eski dernek yönetim kurulu başkanının ... ile arasında danışıklı işlem olduğunu ve bunu gizlemek için ...'nin gelini olan ...'yi lehtar olarak gösterdiğini ve böylece müvekkili davalıya üçüncü kişi sıfatını kazandırmayı amaçladıklarını iddia etmekte olduğunu oysaki, takip konusu çekler incelendiğinde de görüldüğü üzere müvekkilinin davalı, çekleri ne ...'den ne de ...'den aldığını müvekkilinin davalı/takip alacaklısının takibe konu ettiği çekleri lehtarın çekleri ciro ettiği başkaca üçüncü kişilerden düzgün ciro silsilesine istinaden alındığını yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle ve dahi yargılama sırasında re’sen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; huzurdaki davanın reddini, davacı aleyhine %20 icra inkar tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...inceleme konusu çekteki ...'ye atfen atılı imza ile ...'ye ait mevcut mukayese imzaları arasında uyumsuzluk ve benzemelikler bulunduğundan çekteki imzanın ...'nin eli ürünü olmadığı sonucuna ulaştığı, dava konusu 51.000,00 TL bedelli çek yönünden davacı derneğin eski başkanı ...nin mukayese imzaları ile çekteki imzası arasında; yüksek derecedeki uygunluk ve benzerlikler nedeniyle keşideci imzasının ve vade tarihi değişikliği yanındaki imzanın ...'nin eli ürünü olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir. Raporda, davacının eski başkanının çeklerin tanzim tarihinden önceki tarihli samimi imzalarını içeren mukayese konusu belge asılları ile karşılaştırma yapıldığı, raporu düzenleyen bilirkişinin grafoloji uzmanı oluşu da dikkat alındığında davalı vekilinin rapora karşı itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı tarafça 51.000,00 TL bedelli çekin tarihinde tahrifat yapıldığından çift vade nedeniyle kambiyo senedi niteliğini kaybetmiş olduğu iddia edilmiş ise de çekin vade kısmında yapılan değişikliğin yanında bulunan paraf imzasının keşideciye ait olması karşısında değişikliğin geçerli olduğu, çek metninde bonolardan farklı şekilde ayrıca yazı ile vade tarihi belirtilmediğinden çift vade oluştuğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla bu iddiasına itibar edilmemiştir. 14/03/2024 tarihli rapor hükme esas alınarak 42.000,00 TL bedelli çekteki keşideci imzasının davacının o tarihteki başkanına ait olmadığı hususunda yeterli kanaate varılmış olup bu itibarla takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu 30/04/2018 tarihli 42.000,00 TL bedelli, ... seri numaralı ... Bankası'na ait çekteki imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olduğundan bu iddiayı ispat külfetinin de davalı alacaklıya ait olduğu, davalının bu iddiasını ispatlayamadığı, bu haliyle çekten dolayı davacının herhangi bir sorumluluğunun olmadığı anlaşılmakla bu çek yönünden davanın kabulüne, 51.000,00 TL bedelli çekin tarih kısmında yapılan değişikliğin geçerli olmasına, keşideci kısmındaki imzanın davacı derneğin o dönem ki başkanına ait olmasına, davalı hamilin çeki kötüniyetli iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunduğu davacı tarafça ispat olunmasına göre bu çek yönünden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, 42.000,00 TL bedelli çek yönünden davacının kötüniyeti ispat olunamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmekle birlikte, tedbir kararı uygulanmadığından davacı aleyhine tazminat takdirine yer olmadığına" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Müvekkilinin davaya konu çekler yönünden düzgün ciro silsilesinde iyiniyetli yasal hamil konumunda olduğunu, soyut ve mesnetsiz iddialar dikkate alınarak tesis edilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Davacı dava dilekçesinde ...'nin 14.05.2018 tarihinde ilzam ve temsil yetkisine son verildiğini beyan ettiğini, Çek keşide tarihleri incelendiğinde davaya konu 2 adet çekin ...'nin temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu dönemde keşide edilmiş olduğunu, ileri tarihli çek olduğundan keşide tarihinden çok daha önce bir tarihte keşide edilmiş olduğunu, Davacının mesnetsiz iddialar ile Sayın Mahkemeyi yanıltmak ve borçtan kurtulmak kastı ile hareket etmekte olduğunu,

-Davaya konu 2 adet çek yönünden derneğin sorumluluğu devam ettiğini, eksik bilirkişi raporunu hükme esas alarak 2 adet çekin biri yönünden menfi tespit davasının reddine karar verirken diğeri yönünden ise davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verdiğini, davaya konu 2 adet çek yönünden menfi tespit davasının reddi gerektiğini, İlk derece mahkemesinin gerek ıslaha karşı itirazlarını gerekse de dosyada mübrez Bilirkişi raporuna karşı itirazlarını reddettiğini ve mezkur bilirkişi raporunu hükme esas alarak bir hüküm tesis ettiğini,

-Bilirkişi tarafından yapılan mezkur imza incelemesinin gerekli tüm belgeler celp edilmeksizin yapıldığını, davaya konu iki adet çekin keşide tarihleri 2018 yılı olup, bilirkişinin mukayese ettiği imza örnekleri ise 2016-2017 yıllarına ait olduğunu, ...'nin imza örneklerinin alınmamış olduğunu; denetime elverişli, yerleşik içtihatlara uygun bir bilirkişi raporunun düzenlenebilmesi için ...'nin imza örneklerinin alınması gerektiğini, çeklerin keşide tarihlerine yakın tarihteki imza örneklerinin celp edilmesi gerekmekte olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından birbirinden uzak tarihlerdeki imza örneklerinin celp edilmiş olduğunu, rapora karşı itirazlarının yerinde görülmeyerek reddedilmiş olduğunu, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olduğunu,

-İlk derece mahkemesinin davaya konu ... ... Şubesine ait ... seri numaralı, 30.04.2018 keşide tarihli, 42.000,00-TL bedelli çek yönünden vermiş olduğu "davalıya borçlu olmadığının tespitine" kararının hukuka ve içtihatlara aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerekmekte olduğunu,

-Yıllar içerisinde imzaların yapısında ve şeklinde değişiklikler, atılış şekli, harf geçişleri vb. ayırt edici tüm unsurların değişiklik gösterebileceğini, Davacının mezkur tarihlerde dava konusu senetlerdeki imzasına benzer herhangi bir çek, senet ödenip ödenmediğinin tespiti ve en nihayetinde mezkur tarihlerdeki imza asıllarının celbi talep edilmiş olduğunu, ancak ilk derece mahkemesi tarafından bu talebinin kabul edilmediğini,

-Davacının ıslahı davayı uzatmak maksadı ile yapılan kötüniyetli ıslah olduğunu, yapılan bu ıslahın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 182/1 hükmüne aykırı ve dikkate alınmaması gerekmekte olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki tüm iddialarının yargılamanın akıbetini değiştiremeyeceğini anladığı anda davasını ıslah ettiğini, zaman kazanmak, müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek ve davayı gereksiz uzatmak amacıyla imza inkarında bulunmuş olduğunu, sınırlı belgeler ile inceleme yapan Sayın bilirkişi ... şubesi ... seri numaralı, 25.04.2018 keşide tarihli ve 51.000-TL bedelli çek yönünden de ...'nin eli ürünü olduğu kanaatine varıldığını, davacının borçtan kurtulmak amaçlı ikame ettiği davasında tamamen haksız ve dürüstlük kuralına aykırı hareket etmekte olduğunu, Davacının ıslah dilekçesinde imza inkarında bulunarak davayı sürüncemede bıraktığını, yargılamayı uzatmış olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi incelendiğinde varsayımlarına dayalı iddialarda bulunmuş olduğunu, Davacının varsayımlarla, soyut iddialar ile ve gelinen aşamada ıslah dilekçesi ile beraber imza inkarında bulunarak HMK 182/1 hükmüne aykırı hareket etmiş olduğunu, bu nedenle ıslah dilekçesinin dikkate alınmaması gerektiğini,

-Basit yargılamaya tabi huzurdaki davada dava dilekçesi ve cevap dilekçesi haricinde cevaba cevap dilekçesi ve 2. cevap dilekçesi verilmesinin usule aykırı olduğunu, İddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının davacı için dava dilekçesinin verilmesi ile başladığını, dosyaya cevaba cevap dilekçesi sunan davacının işbu dilekçesinin HMK 316 - 317 hükümleri uyarınca dikkate alınmasının usule aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın süresi içinde bilirkişi raporuna karşı itiraz etmediği; süresinden sonra dosyaya dilekçe sunduğunu, bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkından HMK 281 hükmü gereği vazgeçmiş sayılması gerekmekte olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, ilk olarak davacı derneğin eski dernek başkanının yetkilerini kötüye kullandığı iddiasıyla düzenlemiş olduğu dava konusu çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile açılmış olup, Davacı vekili 14/12/2022 tarihli dilekçesi ile davasını tam ıslah ettiği ve 18/12/2022 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde iddialara ek olarak 42.000,00 TL bedelli çek yönünden imza inkarında, 51.000,00 TL'lik çek yönünden imza inkarı ile birlikte tahrifat iddiasında bulunmuştur.

Dava dilekçesinde, davacı dernek eski dernek başkanı ...'nin, danışıklı olarak birden çok kişiye çek keşide etmek suretiyle davacı derneği dolandırdığı, dava konusu çeklerde olduğu başka çeklerde de lehtarın hep davacı eski dernek başkanı ...'nin gelini ... olduğu, lehtarla dernek arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı, çekin ... üzerinden davalıya aktarılmasının nedeninin davalıya 3. Kişi sıfatına kazandırarak iyiniyet karinesinden faydalanmaya çalışılması olduğu, eski dernek başkanı, lehtar ve davalı hamilin davacı derneği dolandırmak için çıkar ve işbirliği içerisinde davrandıklarını bu sebeple İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına konu çeklerden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava konusu 42.000,00 TL bedelli çekin incelenmesinde; keşidecinin davacı Beylikdüzü Büyükşehir... ... Derneği olduğu, ... ... Şubesine ait, İstanbul keşide yerli, 30/04/2018 tarihli ve ... seri numaralı olduğu, lehtar ve ilk cirantanın ... olduğu daha sonra sırasıyla... ve ... tarafından cirolanarak davalı hamil ...'a çekin verildiği görülmüştür.

Dava konusu 51.000,00 TL bedelli çekin incelenmesinde; keşidecinin davacı Beylikdüzü Büyükşehir... ... Derneği olduğu, ... Bankası ... Şubesine ait, İstanbul keşide yerli, 25/04/2018 tarihli ve ... seri numaralı olduğu, lehtar ve ilk cirantanın ... olduğu daha sonra... tarafından cirolanarak davalı hamil ...'a çekin verildiği görülmüştür.

Mahkemece verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 15/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Belgelerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında; İnceleme konusu ... Bankasına ait ... seri nolu çekteki keşideci imzası ile ...NİN karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile ... Bankası ... şubesine ait, alacaklısı ...- ..., keşidecisi Beylikdüzü ... ...., keşide yeri ve tarihi İstanbul, 30.04.2018 olan, 42.000 TL bedelli, ... seri nolu çekteki keşideci imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'nin eli ürünü olmadığı, İnceleme konusu ... Bankasına ait ... nolu çekteki keşideci imzası ve vade tarihi değişikliği yanındaki imza ile ...NİN karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uygunluk ve benzerlikler nedeni ile ... Şubesine ait, alacaklısı ...- ..., keşidecisi Beylikdüzü..., keşide yeri ve tarihi İstanbul, 25.04.2018 olan, 51.000 TL bedelli, ... nolu çekteki keşideci imzasının vade tarihi değişikliği yanındaki imzanın ...'nin eli ürünü olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/25916 soruşturma sayılı dosyasından iddianamenin düzenlenerek Büyükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/199 esas sayılı dosyası üzerinden sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kovuşturmanın yapıldığı, mahkemenin 01/02/2022 tarih, 2019/199 Esas, 2022/114 Karar sayılı kararı ile dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verildiği, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12/05/2022 tarih, 2022/264 Esas, 2022/249 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi 15/06/2022 tarih, 2022/1949 Esas, 2022/1922 Karar sayılı kararı ile Büyükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine dosyanın Büyükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/1149 esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonucu sanık ...'nin üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği sabit görülmekle cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edildiği ancak henüz istinaftan dönmediği görülmüştür.

Somut olayda, dava konusu çeklerin 30/04/2018 tarihli ve ... seri numaralı 42.000 TL bedelli çek ile 25/04/2018 tarihli ve ... seri numaralı 51.000 TL bedelli çek oldukları, İlk Derece Mahkemesince 42.000 Tl'lik çek yönünden davanın kabulüne karar verilmekle , davalının da istinafının bu çek yönünden olduğu, iş bu çekte lehtar ve ilk cirantanın ... olduğu daha sonra... tarafından cirolanarak davalı hamil ...'a çekin verildiği, Davacının dava konusu çek ile ilgili olarak aynı zamanda imza inkarında ve senette tahrifat bulunduğu iddiasında bulunduğu anlaşılmıştır.

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.

İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Nitekim dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut adli raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, her ne kadar yeterli belge bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, Büyükçekmece 6. Noterliğinin 06.01.2016 tarihli, ... nolu İmza Sirküleri aslı, ... Bankasına ait 30.11.2017 tarihli Çek-Senet Tahsili Talebi ve Bilgi Formu aslı, ... Bankasına ait imza kartonu aslı, belgelerin asıl belgeler olup, çek keşide tarihine yakın da oldukları, incelemenin fotoğrafik olarak da yapıldığı, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, icra takibine dayanak dava konusu çekteki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, davalı tarafça ıslah dilekçesinin kötü niyetli olduğu ileri sürülmüş ise de, Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama, dosya kapsamı itibariyle davacının davasının dayanağına ilişkin sunduğu belgeler dikkate alınarak dava sebebine ilişkinin iddiaya yenisinin eklenmesinin kötü niyetli olduğu sonucuna ulaşılamayacağı, ileri tarihli çek olduğu iddiasının da imzanın davacıya ait çıkması halinde ileri sürülebilecek olan hususlardan olduğu, imzanın davacıya ait olmadığı bu nedenle ileri tarihli çek istinafının yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı keşideci yönünden menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih ve 2019/344 E., 2024/295 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 718,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,00-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1353, K. 2026/1554, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1353-e-2026-1554-k-7736338670f5