Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/87 E. 2026/1446 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/87
Karar No
2026/1446
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/87

KARAR NO: 2026/1446

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 15.11.2022

NUMARASI: 2022/181 Esas - 2022/874 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalının siparişlerine uygun olarak değişik tarihlerde ürün satarak teslimi ettiğini ve toplam 5.151,12 Euro alacağı doğduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, itirazda 6.476,00-TL cari hesap borcu dışında borcun kabul edilmediğini, bu kapsamda kur farkı borcuna da itiraz edildiğini, oysa sunulan faturalarda sevkiyat tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı ve Euro dışında yapılacak ödemelerin TCMB satış kuru esas alınarak işlem göreceğinin kararlaştırıldığını, müşteri sipariş formu, müşteri onay formu ve taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak, ürünlerin Euro olarak belirlenen birim fiyatı üzerinden satılarak fatura düzenlendiğini, bu nedenle yapılan Türk Lirası ödemelerin o günkü veya ödemenin tatil gününe denk gelmesi halinde bir önceki iş günü TCMB nin satış kuru üzerinden Euro’ya çevrilerek kayıtlara işlendiğini, faturaların vadesinde ödenmemesi halinde vade farkı ödenmesi kararlaştırılmasına rağmen müvekkili şirket tarafından davalıya herhangi bir şekilde kur farkı veya vade farkı faturası kesilmediğini, itiraza konu edilen ve cari hesapta kayıtlı olan 10.017,37-TL'nin cari hesap bakiyesini değiştirmeyen ve sadece muhasebe programındaki uyumsuzlukları gidermek için yazılan bir kayıt olduğunu, davalı tarafından 6.476,00 TL asıl alacak tutarı kabul edilerek ödeme yapıldığından, takip tarihi itibariyle TCMB Euro satış kuru olan 3,1840 esas alındığında davalının ödemesinin 2.033,92 Euro’ya tekabül ettiğini ve müvekkilinin 3.177,20 Euro bakiye asıl alacağının kaldığını ileri sürerek davalının bu miktara yönelik haksız itirazın iptaline ve %20’den aşağı olmak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacı şirketten makine ve hammadde satın aldığını ve bedelini çeşitli çekleri ciro ederek ödediğini, kalan 6.476 TL cari hesap borcunun icra dairesinde kapak hesabı yaptırarak 8.66,65 TL olarak ödendiğini, davacının gönderdiği muavin defterine göre kur farkı olarak 10.017,37 TL borç çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketi ile kur ve vade farkı konusunda yazılı bir anlaşma yapılmadığını, kur veya vade farkı faturası düzenlenmediğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava dosyasında 122.652,89 TL bedelli bu ürün için düzenlenmiş Euro bedelini de gösteren herhangi bir Müşteri Onay Formu veya sözleşmeye rastlanılmadığı, davaya konu alacağın doğmasına dayanak olarak gösterdiği 05.05.2015 tarihli fiyat teklifinin, bu fatura muhteviyatı ürünler için geçerli olmadığı görülmekte olup, bilirkişilerce de bu hususta tespitler yapılmış, mahkememizce yapılan tespitler yerinde bulunmuştur.

Bu bağlamda da yine dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, alacağın dayanağı olarak değerlendirilen, 24.07.2015 tarih ... no.lu Kdv dahil 122.652,89 TL bedelli fatura ile ilgili olarak, taraflar arasında Kur Farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmaması, tarafların ticari defterlerinde kur farkına ilişkin herhangi bir fatura kaydına rastlanılmaması, yürürlükteki yasal mevzuat, faturaların döviz üzerinden kesilmesine olanak tanımasına rağmen, her 3 faturanın da faturaların düzenleme tarihindeki Euro karşılığı TL tutarı üzerinden düzenlenmiş olması, bu uygulamanın da fatura bedellerinin, faturaların keşide edildiği tarihteki kur üzerinden TL olarak sabitlenmesi anlamına geldiğinin değerlendirilmiş olması karşısında, davacı yanın bir döviz alacağından bahsedilmeyeceği, buna dayalı olarak da BAM kaldırma ilamına dayanak olarak gösterdiği kur farkı alacağının bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiş, buna göre davalı yanın takip tarihi itibarıyla davacı yana 6.166,65 TL borçlu olduğu tartışmasız olup, davalı yanın bu tutarın tamamını yasal yükümlülükleri ile birlikte takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce icra dairesinde ödemiş olduğu anlaşılmış, dosya kapsamına en son alınan 01/06/2022 tarihli rapor ile bam ilamı ışığında gerekli tetkik ve tespitlerin usule uygun, denetlemeye elverişli yapıldığı görülmüş, hazırlanan rapor ile de davacının alacak talebinde bulunamayacağı değerlendirilmiş, anılan sebeplerle ile açılan davanın reddi mahkememizce uygun bulunmuş, davalı her ne kadar tazminat talebinde bulunmuş ise de; davalı yanın ancak kötüniyet tazminatı talebinde bulunabileceği bunun için de davacı tarafın takipte kötüniyetli olması gerektiği ancak kötüniyete delalet edecek delilin bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, faturaların döviz üzerinden kesilmesine olanak tanınmasına rağmen her üç faturanın da TL üzerinden düzenlendiği, bu uygulamanın fatura bedellerinin faturanın keşide edildiği tarihteki kur üzerinden TL olarak sabitlenmesi anlamına geldiğini, kur farkı faturası kesilmesi gerekirken bu faturanın kesilmemiş olduğu, bu nedenle davalı tarafın borcunun bulunmadığı, alacağın dövizli alacak olarak kabulü helinde ise müvekkilinin 5.140,99 Euro alacaklı olduğunun belirlendiğini,

Ancak mahkemenin kur farkı ile ilgili gerekçesinin hatalı olduğunu, dosyada bulunan ham madde ve yardımcı malzemeler için 15.05.2015 tarihli fiyat anlaşması, müşteri onay formu ve diğer belgelerin incelenmesinden anlaşılacağı üzere fatura tanziminde sevkiyat tarihindeki TCMB satış kurunun esas alınacağı ve Euro dışında yapılacak ödemelerin TCMB satış kuru esas alınarak işlem göreceği konusunda anlaşma yapıldığını, bu nedenle yapılan TL ödemelerin TCMB kuru üzerinden Euro'ya çevrilerek kayıtlara işlendiğini, özellikle taraflar arasındaki 15.05.2015 tarihli anlaşmada Euro dışında yapılacak ödemelerin TCMB satış kuru esas alınarak işlem göreceğinin yazıldığını, rapordaki tespitlerin aksine cari hesap ekstresinde ve ticari defter ve kayıtlarda alacak TL karşılıkları gösterilmek üzere döviz cinsinden kaydedildiğini ve ve müvekkilinin alacağının döviz cinsinden olduğunu, cevap dilekçesinde mal bedelinin sözlü anlaşma uyarınca çekle ödendiği, kalanın ise icra müdürlüğüne ödendiğinin belirtildiğini, bunun esasında bir ikrar olduğunu, TL cinsinden bir ödeme kabul edilmesi halinde esasında bir anlaşma yapılmasına gerek kalmayacağını, davalının sözlü anlaşma iddiasını kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin Euro cinsinden kayıt tutması nedeniyle TL alacaktan söz edilemeyeceğini, takip sonrası yapılan ödemenin bu tarihteki kur karşılığının mahsubu ile müvekkilinin bakiye alacağı bulunduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, satım ilişkisi nedeniyle oluşan kur farkı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dosya kapsamında bulunan....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 5.151,12 Euro asıl alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin 11.03.2016 tarihinde tebliği üzerine süresince 17.03.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile davacıdan bir makine ile ham madde satın alındığını, 26.05.2015 tarihinde banka havalesiyle 26.000 TL ödendiğini, kalan 125.000 TL'nin müşteri çeklerinin ciro edilerek ödendiğini, hammadde için 6.476 TL cari hesap borcu bulunduğunu, bu miktar dışında kalan kısma itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı, davalı ile davacı arasındaki ticari alım satım nedeniyle düzenlenen faturaların bir kısım borçlarının havale ve Türk Lirası çeklerle ödendiği anlaşılmıştır. Takip dosyasına ekli cari hesap ekstresinde satılan emtia miktarı ile davacı tarafından verilen çeklerin cari hesabın yazıldığı ve bakiye cari hesap borcu için takip yapıldığı anlaşılmıştır.

Davacı, taraflar arasındaki teklif ve fiyat formları ve faturalardaki kayıtlar nedeniyle Euro cinsinden bir ticari ilişki bulunduğunu, davacının tahsil ettiği parayı tahsil tarihinde TCMB'nin Euro satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek cari hesaptan mahsup ettiğini, döviz üzerinden kurulan sözleşme ve bu sözleşmeye uygun şekildeki mahsup ve tahsilatların yerinde olduğunu ve davalının bakiye borcu bulunduğunu savunmaktadır. Davalı ise ödemenin 6.000 TL'sini peşin banka havalesiyle, 120.000 TL'sini TL çeklerle ödediğini savunmuş, bakiye 6.476 TL borcu ise takiple birlikte kabul etmiştir.

Dosyada bulunan faturaların Euro cinsinden düzenlendiği anlaşılmıştır.

Dosya içerisinde bulunan müşteri onay formlarından, fatura kesiminde sevkiyat tarihindeki Merkez Bankası satış kuru baz alınacaktır açıklaması bulunmaktadır. Ayrıca vadesinde ödenmeyen faturalar için aylık %3 vade farkı uygulanacağı kabul edilmiştir. 05.05.2015 tarihli teklifte Euro dışında yapılacak ödemelerde TCMB'nin satış kurunun esas alınacağı belirlenmiştir.

Görüldüğü gibi taraflar arasında esasında Euro cinsinden kurulu bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle sözleşmeye uygun şekilde tahsilatların yapıldığı tarihteki TCMB Euro efektif satış kuru dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak bu kural mutlak bir kural olmayıp, ticari ilişkinin işleyişinde bu durumun aksi her zaman kararlaştırılabilir. Nitekim döviz üzerinden kurulan bir ticari ilişkide döviz üzerinden çek alınması mümkünken, satıcının Türk Lirası cinsinden ileri tarihli çek alarak kabul etmesi ve bu çekleri tahsil etmesi halinde artık çeklerin verildiği tarih ile tahsil edildiği tarih arasındaki süre için kur farkı talep edilemeyecektir.

Davacının incelenen cari hesap ekstresi ve davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen 17.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda çekle yapılan 7 adet ödeme ile havale ile yapılan 26.05.2015 tarihli ödeme belirlenmiştir. Bu durumda davalının 26.05.2016 tarihli peşin ödeme dışındaki diğer ödemeleri ileri tarihli çek ile yapması ve bu çeklerin davacı tarafından alınarak kabul edilip tahsil edilmesi karşısında çekle yapılan ödemenin sonuçlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. Davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır (Yargıtay 11. HD'nin 2020/2682 Esas, 2020/5731 Kara sayılı ve 08.12.2020 tarihli kararı). İlk derece mahkemesince davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/87, K. 2026/1446, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-87-e-2026-1446-k-ad0c63628b3e