Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/751 E. 2026/1625 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/751
- Karar No
- 2026/1625
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/751
KARAR NO:2026/1625
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/06/2022
NUMARASI:2017/735 Esas - 2022/484 Karar
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/01/2015
İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/10/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, davacı müvekkilinin ... AŞ'nin %50 hissesine sahip olduğunu, şirketin diğer büyük bir ortağı Libya uyruklu davalı ... olduğunu, yönetim kurulu üyesi ve şirketin ortağı olan davalının yaklaşık 2 yıldır şirketin işleri ve faaliyetleriyle hiçbir şekilde ilgilenmediğini, faaliyet göstermeyen ve son bilanço rakamlarında da sürekli zarar etmekte olan şirketin tasfiyesi ve başkaca bir çözüm yolu üretilmesi amacıyla müvekkilinin bir çok kez sözlü ve yazılı ihtarnamelerle yönetim kurulu ve genel kurulun toplanmasını talep ettiğini, ancak davalının yönetimsel faaliyet yapılmasının ve karar alınmasını engellediğini, müvekkilinin şirkete karşı sadakat yükümlülüğünün sonuna kadar uygun davrandığını, davalının sorumsuz davranışlarına karşı şirkete ait giderleri ve tüm maliyetleri bizzat kendi malvarlığı ile üstlenmek zorunda kaldığını, müvekkilinin uğramış olduğu zararı TTK uyarınca yönetim kurulu üyesi ve ortak olan davalıdan talep etme zorunluluğunun doğduğunu, şirket adına kullanılmış, davalının şahsi kefaleti olan müşterek kredi borcunu davacının ödediğini, şirketin ciddi bir vergi ve ... borcu bulunduğunu, davacının bu ödemeleri yaparak davalıyı şahsi olarak borçtan kurtardığını, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesinin vergi ve ... borçlarına ilişkin sorumluluğunun kanun gereği sabit olduğunu, zarar ile davalının fiili arasında illiyet bağının mevcut olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin uğradığı doğrudan zararın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 560.000-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, davanın harcamalarının lehine yapıldığı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, şirketin feshi talepli açılmış dava olduğundan bekletici sorun yapılmasını, müvekkilinin davacının doğrudan zararına yol açacak kanuna ve esas sözleşmeye aykırı herhangi bir işlem veya kararı bulunmadığı, davacının uğradığı zararın doğrudan değil dolayısıyla olduğu,davacı şirketin masrafı için şahsi harcamalar yaptığını ve zarara uğradığını iddia ettiğini, 29/06/2013 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin davacıdan alacaklı olup, alacağın adi senede ve sözleşmeye bağlandığını, davacının müvekkilinin ne gibi bir kusuru olduğunu ortaya koymadığını,davacının yetkili olmaksızın şirket adına usulsüz kredi kullanıldığının ve bu durumun ihtarname ile banka yetkililerine bildirildiğini, YK'nın üç kişiden oluştuğunu, şirketi yürütmek için her zaman müvekkile ihtiyacı bulunmadığını, davacının kardeşinin de yönetim kurulu üyesi olduğunu, toplantı ve karar nisabını sağlayabildiğini, müvekkilinin şirket masrafları için şahsi hesabından çok ödeme yaptığını, müvekkilinin yaptığı ödemeler karşısında davacının şirketi aktif hale getirmesinin beklendiğini,davacının kusurun yanında zararı ve ayrıca kusur ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ:Mahkemece, ilk olarak 2015/41 esas, 2016/992 karar sayılı ve 20/12/2016 tarihli kararla, davacı ve davalının ortağı oldukları şirketin faaliyetlerini finanse etmek için sermaye taahhütleri dışında şirkete bir miktar ödemede bulundukları, dolayısıyla şirketin davacı ve davalıya borçlu olduğu belirlendiği, davacı, şahsi harcamalarından dolayı şirketin kendisine olan borcunu şirket pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan davalıdan istediği, Anonim Şirket yönetim kurulu üyesinin bir takım kamusal borçlar dışında şirket borçlarından doğrudan sorumluluğu bulunmadığı, davacının yaptığı harcamalar nedeniyle şirketten alacaklı olduğu belirlenmiş ise de, bu alacağını ancak şirketten talep edilebileceği, davalının pay sahibi yada yönetim kurulu üyesi olarak doğrudan bir sorumluluğunun bulunmadığının kabul edildiği, davacının ortaklarından olduğu dava dışı ... AŞ tarafından ... AŞ'ye kredi, ana para ve faiz ödemeleri yaptıkları belirlenmiş ise de, bu ödemeler şirket kayıtlarına adı geçen şirketlere borç olarak geçtiği, ancak ödeme yapan şirketler tarafından talepte bulunabileceği, davacının bu ödemeler nedeniyle doğrudan bir zarar ve alacağı söz konusu olmadığı gibi, ödemeyi yapan şirketler adına davalıdan talepte bulunması da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2017/325 E., 2017/395 K. sayılı ve 13/04/2017 tarihli ilamıyla, "... davacı vekilinden özellikle dava dışı şirketin (..., ... ...) ödemelerin davacı adına yapıldığına ilişkin gerek şirket temsilcilerinin duruşmada beyanı alınmak veya resmi şekilde düzenlenmiş bir beyan ile bu eksikliğin giderilmesi mümkün olup, bu şekilde eksiklik giderildikten sonra; davacının ve davalının şahsi sorumlusu bulunduğu; her iki kalem borçtan dava tarihine kadar ödemesi gerçekleşen davacı tarafından bankalara ödenen kredi borçları için TBK 587/2, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi gereğince rücu edilebilecek bir miktar var ise hesaplanması gerektiği; ödendiği iddia olunan krediler ve kamu borçları için ayrıntılı bilgi istenip gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra, gerektiğinde rücu edilebilir miktar var ise hesaplanmak üzere bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir." gerekçesiyle, kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.İlk kararın kaldırılmasından sonra mahkemece, her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği, davacının dava tarihi itibariyle TBK'nın 587/2 ve 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca davalıdan rücuen tahsilini isteyebileceği bir alacak bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, 14/01/2015 dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin bu davanın konusunu teşkil etmediği, davacının davayı tamamen ıslah etmediği, gerek davacının hakim ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... ve ... şirketleri tarafından, gerekse davacının şahsi hesabından ... şirketi için yapılan tüm kredi, ... prim ve vergi ödemeleri dava tarihinden sonra yapıldığını, bu ödemeler dışında, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan TBK'nın 587/2 ve 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca rücuen tahsilini talep edebileceği başkaca bir alacağı olduğu da ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, davalının şirketle ilgilenmediğini, yetkili olarak bulunması gereken yerlerde bulunmadığını, anonim şirketlerde yönetim kurulunun şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından şahsen sorumlu olduğunu, davalının yönetim ve genel kurul toplantılarına katılmadığını, bir kısım defterlere el koyduğunu, davalının da sorumlu olduğu borçların ödenmesinden dolayı davalının sebepsiz zenginleştiğini ve ödemelerin yok sayılmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, davacının ortağı bulunduğu dava dışı ...AŞ için yaptığı kredi sözleşmeleri, vergi ve ... borçları ile yapılan diğer bir kısım ödemeler nedeniyle ödenen 560.000-TL'nin şirketin yöneticisi olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece, dava dışı ...AŞ ve ... AŞ'nin ticaret sicil kayıtları alınmış ve davacının her iki şirketin de hakim ortağı ve yetkilisi olduğu belirlendiğinden, dava dışı ... ... AŞ'nin borçlarının bu şirketler tarafından ödenip ödenmediği, varsa ödemelerin davacı adına yapılıp yapılmadığı hususları, talimat yoluyla Ankara 12. ATM'nin 04/12/2018 tarihli duruşmasında sorulmuş ve "davalı Libya vatandaşıdır, kendisi ile ... A.Ş.'yi kurduk, davalı yönetici ortak olarak sorumlu idi, ancak zaman içerisinde başka sektörlerde faaliyetleri olunca bu şirkete yeterince zaman ayıramadı, resmi olarak olmasa bile fiili olarak şirket yönetimini ben ele aldım, iki sene kadar fiili yöneticilik yaptım bu dönemde ... ve vergi borçlarını işçilere özlük haklarından dolayı yapılacak ödemeleri ve banka kredi borçlarını ödedim, bu ödemenin bir kısmını şahsi malvarlığımdan bir kısmını ise benim hissedarı olduğum ... ve ... şirketlerinden ödedim. Dekontlarda ... adına ödenen olarak yazılmıştır. ... ve ...'ın ticari defterlerine bu ödemeler ortağa verilen borç olarak kayıtlara girmiştir, aynı zamanda ... cari hesap kayıtlarında ... A.Ş.Borçlandırılmıştır. Davalının müdür yetkisini gereği gibi yerine getirmemesi ve yönetim boşluğu nedeni ile kendisine defalarca noterden ihtarname gönderdik, genel kurul toplantısı için çağrı yaptık ancak katılmadı, karar defterinide teslim etmedi. ... A.Ş. ... kredi kullandı, bu kredinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğum ve aynı zamanda Ankara İncek'te bulunan arsamı da ipotek verdiğimden dolayı banka borçları bırakınca ipotekli taşınmazı satıp bu para ile banka borçlarının 915.000TL kısmını bu şekilde ödedim, ayrıca kredi borcunun 727.000TL'lik kısmı da ... A.Ş.'nin banka ile yaptığı taksitlendirme sözleşmesi kapsamında dava dışı ... A.Ş. Tarafından ödenmiştir, ... AŞ. 48.483,00TL banka borcunun bir taksidini ödemiştir, bütün borçlar kapatıldı, önce kamu borçları sonra banka borçları ödendi." şeklinde beyanda bulunmuştur.Dava dışı şirket için ödenmiş kredi borçları ve kamu borçlarının neler olduğunun bildirilmesi için mahkemenin 22/05/2018 tarihli ara kararı üzerine davacı vekilinin sunduğu 04/10/2018 tarihli dilekçesiyle belirtilmiş, Beyoğlu Vergi Dairesi'ne, Şişli Sosyal Güvenlik Merkezi'ne ve ...'a yazılan müzekkerelere verilen cevaplar dosyaya eklenmiştir.Mahkemece alınmış 05/10/2020 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda, dava dışı ve davaya konu ... ... AŞ'nin usulüne uygun ticari defterleri incelenmiş, davacının hissedarı olduğu dava dışı ... ... AŞ tarafından, ... ... AŞ adına 279.041,42-TL tutarında vergi ve 93.931,39-TL ... ödemesinin yapıldığı, yine ... ... AŞ ve ... ... AŞ tarafından, ... ... AŞ'nin 772.744,67-TL tutarında ... kredi anapara ve faizinin ödendiği, davacının şahsi hesabından dava ... ... AŞ'nin 915.650-TL ... kredi anapara ve faizinin ödendiği tespit edilmiştir.Dava dışı ... ... AŞ'nin 2013 döneminden 14/01/2015 dava tarihine kadar olan dönemde, davaya konu ... ... AŞ'nin borçları için yaptığı ödemelerin bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması için Ankara 12. ATM'ye talimat yazılmış, 30/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda, 2013, 2014 ve 2015 (14/01/2015 dava tarihine kadar) yılları ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği, ... ... AŞ adına 2013 yılından 14/01/2015 dava tarihine kadar kurumlara yapılmış herhangi bir (kredi, ... ve vergi) ödemesi bulunmadığı ve ödeme olmadığından davacı adına borç kaydının da bulunmadığı belirtilmiştir.Dava dışı ... ... AŞ'nin 2013 döneminden 14/01/2015 dava tarihine kadar olan dönemde, davaya konu ... ... AŞ'nin borçları için yaptığı ödemelerin bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece alınmış 01/04/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda, 2013, 2014 ve 2015 (14/01/2015 dava tarihine kadar) yılları ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği, ... ... AŞ adına 2013 yılından 14/01/2015 dava tarihine kadar kurumlara yapılmış herhangi bir (kredi, ... ve vergi) ödemesi bulunmadığı ifade edilmiştir.Somut olayda davacı, tarafların ortağı ve yönetim kurulu üyesi oldukları dava dışı ... ... AŞ'nin, 2013 yılı ve 14/01/2015 dava tarihi arasındaki kredi ve kamu borçlarını şahsi olarak ödediği tutarların %50'sinin davalıdan tahsilini talep etmektedir.Dairemizin kaldırma kararında belirtilen hususlarda mahkemece yapılmış araştırma kapsamındaki cevabi yazılara göre, dava dışı ... ... AŞ'nin, ... ... AŞ'nin vergi borcu için Beyoğlu Vergi Dairesi'ne 08/01/2016 tarihinde 279.041,42-TL, ... prim borcu için ise Şişli Sosyal Güvenlik Merkezi'ne yine 08/01/2016 tarihinde 93.931,39-TL ödediği; yine ... AŞ'nin ...'tan kullandığı kredi için, davacının şahsi hesabından 15/12/2016 tarihinde toplam 915.650,00-TL kredi ve 17/08/2017 tarihinde ise ... ... AŞ ile ... ... AŞ tarafından ...'a toplam 772.744,67-TL kredi anapara-faiz ödemesi yaptığı tespit edilmiştir.Dolayısıyla kaldırma kararında belirtildiği üzere, dava tarihi olan 14/01/2015 tarihi itibariyle, davacının iddia ettiği ve dava konusu yaptığı şekilde, davaya konu... AŞ için yapılmış bir ödeme belirlenmediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hata görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü, davalının şirketle ilgilenmemesi, yönetimsel faaliyette bulunması, yönetim ve genel kurul toplantılarına katılmaması ile diğer ileri sürdüğü istinaf nedenleri, davacının eldeki davanın konusu olarak davalının şirket yöneticisinin tazminat sorumluluğuna yönelik iddiaları içinde bulunmadığından, yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/10/2026