Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/6 E. 2026/942 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/6
- Karar No
- 2026/942
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/6
KARAR NO: 2026/942
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/09/2022
NUMARASI: 2021/292 Esas - 2022/548 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı .... Ltd. ...yoluyla yük taşınması işiyle iştigal eden uluslararası bir şirket olduğunu, ...A.Ş. ise bu şirketin münhasır ... acentesi olduğunu, ... ve ... numaralı 2 adet ... ..., "..." emtiası olduğu beyan edilen yükün Amerika Birleşik Devletleri, ..., ...'den İstanbul'a taşınması için ... numaralı konşimento ("Konşimento") tanzim edildiğini, davalı bu konşimento tahtında yük alıcısı olduğunu, yük alıcısı davalı, yükün teslimi için acente sıfatıyla ... Türkiye 'ye başvurduğunu, bunun üzerine ... numaralı ve 26 Ekim 2020 tarihli Eşya Teslim Onay Formu (...) tanzim edildiğini, davalı adına ...'a imza karşılığı teslim edildiğini, bu suretle davalı TTK m.1203 uyarınca konteyner demurajı da dâhil olmak üzere navlun ve tüm ferileri ve sair kalemleri ödemekle yükümlü hale geldiğini, davacı şirketin tarifesi uyarınca, konteynerlerin boşaltılarak davacı şirkete iadesi için davalıya özel olarak 14 gün serbest süre (free time) verilmiş ve bu husus Konşimento'ya da kayıt düşüldüğünü, 20 Ekim-2020-tarihli e posta ile davalı'ya varış ihbarı yapılarak, aynı gün öğleden sonra ordinonun alınabileceği davalıya bildirildiğini,
26 Ekim 2020 tarihinde ise Eşya Teslim Onay Formu Davalı'nın yetkilisi tarafından imzalanarak yük teslim alındığını, davacı şirket ile davalı arasındaki anlaşma uyarınca 14 gün olarak belirlenen serbest sürenin geçmesini müteakip demuraj tarifesi uyarınca demuraj alacağı doğduğunu ve davalı tarafa demuraj alacağına ilişkin fatura gönderildiğini fakat davalı tarafından usulüne uygun olarak tanzim edilen ve gönderilen faturada yazan tutar yalnızca 500 USD'lik kısmı ödenmiş kalan 6.500 USD ödenmediğini, bunun üzerine dayalıya 22 Ocak 2021 tarihinde e-posta gönderilerek bakiye borca ilişkin olarak hatırlatma yapıldığını, davalı ise cevaben göndermiş olduğu e-postada, davacı şirket'in Amerika acentesinin hata yaptığını ileri sürmüş, bu hata sebebiyle yükünün ... Limanı yerine ... Limanı'na teslim edildiğini mağdur olduğunu iddia ettiğini, davalının iddiaları üzerine davacı şirket acentesi ile iletişime geçilerek gerekli iç araştırmaların yapıldığı, lakin yapılan araştırma sonucunda, davacı şirketin Amerikan acentesi tarafından iletilen dava dışı yükletenin dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlemiş olduğu talimat incelenmiş ve dava dışı yükleten tarafından varış limanı olarak yalnızca "İstanbul" yazıldığını, ... Limanı olarak özel bir bildirim/talep bulunmadığının görüldüğünü, davalı tarafından davacı şirket nezdinde doğmuş olan borcun ödenmesine ilişkin olarak hiçbir aksiyon alınmadığını, 14 günlük serbest sürenin dolmasını müteakip iki konteyner için de konteyner demurajı meydana geldiğini, davacı şirketin demuraj tarifesi uyarınca hesaplanmış demuıaj alacağının ve işlemiş faiz alacağının tahsili için ..... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası tahtında icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin davalıya gönderildiğini davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı acenta, davalı asıl taşıyıcıya ait hak ve defleri kullanma hakkına sahip olduğunu, taşıma anlaşması gönderici-taşıtan firma olan ..., asıl taşıyıcı ... ile yapıldığını, taşıma şekli FCA olup, navlun gönderici-yükleten firma tarafından ödeme şeklinde sevk edildiğini, acentanın doğrudan davalıdan sorumluluğu olmayan bir kalemi talep etmesi pasif husumet yönünden hatalı olup davanın esasen taşıtana yöneltilmesi mümkün olduğunu, davalı, taşıma talimatını veren taraf olmadığı gibi, yanlış varış limanı seçiminin sorumlusu da olmadığı, acenta söz konusu giderleri asıl taşıyıcı davalıdan veyahut kusuru var ise taşıtan firmadan istemesi gerekirken, talepleri hiçbir akdi ilişkisi olmayan davalıya yönelttiğini, davalı, malın teslimini sağlamak üzere giderleri ödemiş olup, bunun dışında geminin yanlış limana gelmesinden kaynaklı giderlerin muhatabı olmadığını, davalının, taşıtan şirketin temsilcisi veya acentası olmadığını, onun adına ödeme yapmak gibi bir yükümlülüğü de olmadığını, davacının davasının pasif husumet yönünden de reddi gerektiğini, dava konusu edilen demuraj ücretinin kaynağı, hem taşman eşyanın İhtisas Gümrüğü hem de geminin davalının adresine en yakın liman olan ... yerine alakasız bir liman olan ... limanına getirilmiş olmasından kaynaklandığını, geminin yanlış limana getirilmiş olması nedeniyle, esasen davalının gereksiz zaman kaybettiğini, ek giderleri de ödemek zorunda bırakıldığını, davalının, talep edilen masrafları kabul etmediğine dair onlarca maili ve yazışması mevcut olup, davalı sürekli olarak bu bedeli ödemeyeceği çünkü hiçbir kusuru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı taraf 6.500,00 USD asıl alacak, 234,14 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.734,14 USD tutarında alacağının bulunduğu iddiasında olup, konteynerlerin taşındığı geminin İstanbul ... limanına 20.10.2020 gelmiş olduğu, konteynerların 26.10.2020 tarihinde düzenlenen Eşya Teslim Onay Formu ile teslim alındığı, Kargo Takip Formuna göre konteynerlerin 10.12.2020 tarihinde boş olarak teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda 20.10.2020 tarihinden konteynerların taşıyana boş olarak teslim edildiği 10.12.2020 tarihine kadar olan 52 günlük süre için 6.700 USD olacağının belirtildiği, dava konusu konşimentoda serbest sürenin 14 gün olduğu belirtilmiş olduğundan davacı vekilinin serbest süreye ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, yine davalı taraf yükün ... yerine ... Limanına getirilmiş olması nedeniyle demuraj oluştuğunu, sorumluluklarının bulunmadığını belirtmiş ise de davaya konu konşimentoda varış yerinin "İstanbul" olarak belirtildiği anlaşıldığından davalının meydana gelen demuraj ücretinden sorumu olduğu, buna göre davacının 6500,00 USD asıl alacağı talep edebileceği değerlendirilmiş, davacı taraf işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de davalının takip öncesi temerrüte düşürüldüğüne dair delil sunulmadığı anlaşıldığından faiz talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı takip talebinde yabancı para alacağının hangi tarihli kur üzerinden aldığını ve yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının ne olduğunu göstermediğini, mahkeme hakimi resen dikkat etmesi gereken bu hususu gözden kaçırdığını, ortada usulüne uygun olarak açılmış geçerli bir icra takibi olmadığından itirazın iptali kararı verilmesinin de mümkün olmadığını, husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, dava dilekçesinde asıl taşıyıcının münhasır acentası olduğunun beyan edildiğini ancak dosyaya münhasır acenta olduğuna dair belge sunmadığını, davacı asıl taşıyıcıya izafeten davalı adına dava açabilmesi için münhasır acentalık sözleşmesini ve bu anlaşma ile dava haklarının kendisine devredildiğini ispat etmesi gerekeceğini, acentenin doğrudan davalıdan sorumluluğu olmayan bir kalemi talep etmesi pasif husumet yönünden hatalı olduğunu ve davanın esasen taşıtana yöneltilmesi gerektiğini, davalı, taşıma talimatını veren taraf olmadığı gibi yanlış varış limanı seçiminin sorumlusu da olmadığını, acente söz konusu giderleri asıl taşıyıcı davalıdan veyahut kusuru var ise taşıtan firmadan istemesi gerekirken talepleri hiçbir akdi ilişkisi olmayan davalıya yönelttiğini, davalı, malın teslimini sağlamak üzere giderleri ödediğini ancak geminin yanlış limana gelmesinden kaynaklı giderlerin muhatabı olmadığını, karar duruşması için mahkemenin duruşma salonunun bulunduğu kata gidildiğinde dosyaların ikiye ayrıldığını, bir kısmının adliyenin başka bir katında bulunan başka bir bloktaki başkaca bir mahkeme kalemine ait duruşma salonunda yapılacağının söylendiğini ve bunun üzerine hızla tarif edilen duruşma salonu arandığını ve salon bulunduktan sonra duruşmaya iştirak edildiğini,
Mahkeme Hakimi duruşmanın başladığı gerekçesiyle taraf olarak davalı vekili sıfatıyla katılmak istedikleri duruşmada duruşma başladıktan sonra duruşmaya giremeyeceklerini ve bu nedenle dışarı çıkmaları gerektiği hususunda beyanda bulunarak davalı tarafı salon dışına çıkardığını, dava dosyalarının ikiye bölünmesinden daha önceden haberdar olmadıkları nedeniyle duruşmaya 2 dakika kaç geç kalındığını ve geldiklerinde duruşmanın halen devam etmekte olduğunu, duruşmanın başka bir salona alınmasının müsebbibinin tarafı olmadığını, bu nedenle duruşmaya geldikleri için beyanlarının zabta geçirilmesi gerektiğini ancak son beyanlarının zabta geçirilmediğini, davanın taraflarının rapora itiraz etmiş olmaları karşısında ek rapor alınmak üzere dosya bilirkişiye gönderilmeksizin karar verildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sebebi olan demuraj bedelinin sebebinin yükün yanlış limana indirilmesi sonucu oluştuğunu, taşıma anlaşması satıcı ve taşıyıcı arasında yapıldığını ve davalının sözleşmede herhangi bir imzasının olmadığını, eşyanın yanlış limana indirilmiş olmasından dolayı ürün geç çekildiği için davalı gereksiz zaman kaybettiğini, üretim kaybı olduğunu ve yine ek giderler ödemek zorunda bırakıldığını, davalı hem bu sebeplerle zarara uğradığını hem de tarafı olmadığı sözlemeden ve hiçbir dahlinin bulunmadığı hatadan dolayı ilave olarak zarara uğradığını, eşyanın Amerika gümrüğünden çıkış işlemlerinin sorumlusunun davacı olduğunu, davacı veyahut atadıkları gümrük firması İstanbul'da alıcının adresine en yakın gümrük idaresine dosya açması gerekirken alakasız bir limana eşyayı sevk ettiğini, davalının, malın ... Limanına gelmesini istediklerine dair hiçbir talimatları olmadığını, konşimento düzenleme yetkisi ve görevi olan taşıyıcının yanlış konşimento tanziminden davalının mesul olmadığını, mahkemenin eşyanın yanlış limana indirilmesinde davalının kusurlu olup olmadığını, taşıtan firmanın kusuru olup olmadığını ve taşıyanın kusuru ya da mütefarik kusuru olup olmadığını belirlemesi gerekmekte iken tüm kusuru davalıya yükleyip oluşan toplam zarardan davalıyı sorumlu tutmasının hakkaniyete uygun olmadığını, bilirkişi raporunda ticari kayıtlara göre davacının davalıdan alacağının olmadığını, davacının faturayı işlediğini ve hesabı sıfırladığını, davalının da sorumluluğuna gidilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda fahiş hatalar yapıldığını, tüm bilirkişi raporunun mahkeme tarafından aleyhe yorumlanarak davanın kabul edildiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, konteyner demuraj bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; takip talebinde yabancı paranın Türk Lirası karşılığının gösterilip gösterilmediği, davalının demuraj bedelinden sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında ..... İcra Müdürlüğünü ... Esas sayılı takip dosyasında, " ... numaralı ve 11.12.2020 tarihli fatura" sebebine dayalı olarak toplam 16.298,79 TL alacağın tahsili istemiyle 12.11.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
...1. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/800 E., 2023/46 K. Sayılı dosyasında davalı tarafından davacıya karşı açılmış olan, ...İcra Dairesinin ... E. Sayılı takibin iptali davasında Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/1119 E. Sayılı ilamı ile, takip talebinde yabancı para alacağının TL miktarının gösterilmemesi kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibin davacı yönünden iptaline karar verilmiş olup karar kesindir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 4949 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile değiştirilen 58/3. Maddesinde, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, İİK.nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur.
Anılan değişikliğin gerekçesinde, yapılan yeni düzenlemede alacaklının yabancı para alacağının Türk Parası karşılığını takip talebinde göstermesi yanında bu alacağının hangi tarihteki kur üzerinden tahsilini istiyorsa bunu da açıkça göstermesi ve yine yabancı para alacağına ilişkin faiz alacağına ilişkin talebini belirtmesi esası getirildiği ifade edilmiştir.
Yabancı para alacağın karşılığı Türk Lirası’nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. Kamu düzeni ile ilgili bulunan bu hususun mahkemece re’sen göz önüne alınması gerekir (HGK’nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E, 1999/301 K. sayılı kararı).
İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Somut olayda, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmemiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/1119 E. Sayılı ilamı ile, takip talebinde yabancı para alacağının TL miktarının gösterilmemesi kamu düzeni ile ilgili olduğundan, ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibin davacı yönünden iptaline karar verilmiştir. Bu sebeple, davalı hakkında açılan işbu dava yönünden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartı gerçekleşmemiştir(Yargıtay 11. HD'nin 01.10.2025 Tarih ve 2025/943E. - 2025/5833 K. sayılı kararı).
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/2. maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı olduğu ve HMK'nın 115/2. Maddesinde de, mahkemece giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Usulüne uygun bir icra takibinin bulunması kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup, HMK'nın 115/1. Maddesine göre ise, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın kendiliğinden araştırır.
Takip talebinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunmaması nedeniyle mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece davanın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,
1-Davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 755,00 TL peşin harcın mahsubuyla kalan 23,00 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 7/2. Maddesine göre gereğince kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucuk ücreti 1.320 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
8-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 221,00 TL, posta ve tebligat gideri 66,00 TL olmak üzere toplam 287,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2026