Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/552 E. 2025/164 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/552
Karar No
2025/164
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ T.C B U R S A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/552 KARAR NO : 2025/164 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/01/2023 NUMARASI : 2020/378 E. - 2023/92 K.

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNAN : ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... - DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 28/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/02/2025 Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili boya firması sahibi olup, 3.havaalanını inşaatının boya işleri için, ...Yapı (şimdilik dava dışı) adına hareket eden, ...’nın tüm alım/satım işlerini takip eden davalı ... yetkililerinin müvekkiline müracaat ettiklerini, boya seçimi, miktarı ve fiyat konusunda mutabakat sağlandığını, akabinde davalının talepleri doğrultusunda sipariş sevkiyatına başlandığını, ancak bu esnada davalı tarafın boya alımından vazgeçtiğini beyan etmesi üzerine sipariş konusu ürünlerin gönderildikleri kamyonlarla geri getirildiğini, siparişe konu ürünlerin davalının talimatı doğrultusunda özel olarak renklendirilip hazırlandığını, müşteriye mahsus hususi ürünler olduğunu, bu ürünlerin başka türlü kullanımı ya da değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, nitekim geçen süre içinde bu ürünlerin değerlendirilmediğini, alacağını tahsil edemeyen müvekkilinin ürünlerin bedeli kadar zarara uğradığını, taraflar arasında e-posta üzerinden icap-kabulün gerçekleştiğini, bizzat davalı yetkililerinin talimatı ile özel olarak hazırlanan ürünlerin sevkiyatına başlandığını, sundukları e- posta çıktılarından da anlaşılacağı üzere; taraflar arasında “3.havalimanı işleri’’ konusunda ilk olarak 04.06.2018 tarihli e-posta ile fiyat pazarlıkları yapıldığını,11.06.2018 tarihli e-posta ile birim fiyat teklifleri gönderildiğini, 26.06.2018 tarihli e-posta ile indirim talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine gözden geçirilmiş yeni fiyat tekliflerinin 29.06.2018 tarihli e-posta gönderildiğini, davalı şirketin boya grup müdürü ...’ın, 12 Temmuz 2018 tarih, saat 11:09 itibariyle siparişlerin onaylandığını belirterek acilen sevkiyatını talep ettiğini, saat 11:19’ da ...’ın, whatsapp üzerinden müvekkiline teslimatın yapılacağı adres olan ...’nin konumunu gönderdiğini, bunun üzerine aynı gün öncelikle astar boyaların derhal yola çıktığını, iki saat sonrasında ise derhal özel üretim boyaların sevkiyat için araçlara yüklendiğini ve saat 16:00 sularında yola çıktığını, bu süreçte siparişler için 2 aydan uzun süren görüşmeler yapıldığını, müvekkilinin davalının faaliyetlerini sürdürdüğü ...’teki fabrikasına gittiğini, boyaların kullanılacağı alan hakkında istişareler yapıldığını, müvekkilinin sevkiyattan önce davalıdan fatura adresi ve ödeme yapılmasını istediğini, müvekkilinin davalının yönlendirmesiyle fatura adresi için, öncelikle 12 Temmuz 2018 saat 17:01’de dava dışı ...’ dan ...’ a ulaşmaya çalıştığını, sonrasında 12 Temmuz 2018 saat 17:51’ de davalı yetkilisi ... tarafından mail yoluyla fatura bilgilerinin de bizzat gönderildiğini, davalının gönderdiği fatura adresinin davalının değil boya ihalesini alan dava dışı ... A.Ş.’ye ait olduğunu, dava dışı ... yetkilisi ...’ın müvekkiline telefonla defalarca işin önemi ve aciliyetinden dolayı ödeme konusunda bürokratik engellere takılmanın bir yararı olmadığını, muhasebeden onay alındığı birkaç gün içerisinde ödemenin gerçekleşeceğini, boyaların zaman kaybetmeden gönderilmesi gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin fabrikasını bizzat ziyaret ettiği, kendi küçük işletmesiyle kıyas kabul etmez büyük ölçekli bir firmanın her halükarda kendisine ödeme yapacağına inandığını, 12 Temmuz 2018 (yani aynı gün) saat 19:47’de davalı yetkilisi ...’ın, müvekkiline, dava dışı ...’nın siparişleri iptal ettiğini bildiren bir mesaj gönderdiğini, fakat bu sırada davalıya özel hazırlanmış bu siparişlerin ... varmak üzere olduğunu, müvekkilinin icap ve kabulün çoktan gerçekleştiğini ve taraflar arasında sözleşmenin kurulmuş olduğunu hatırlatmak maksadıyla,13 Temmuz 2018 saat 09:52’de davalı yetkilisi ...’a davalının projesi için özel olarak hazırladığı boyaların sipariş ve fatura bilgileri özetini mail olarak gönderdiğini, davalının ise gerçekleri görmezden gelmeye çalıştığını, davalıya ve dava dışı ... firmalarına ihtarlar çekilerek kendileri için özel üretilmiş bu boyaları teslim almaları ya da teslimat yapabilecekleri tevdii mahallini bildirmeleri talep edilmişse de olumlu sonuç alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin uğradığı tüm zararların tespitiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 101.000,00 TL’sinin 13.07.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21/10/2022 tarihli dilekçesinde, bilirkişi incelemesi dava konusu boyaların değerinin 26.07.2022 tarihinde 93.928 USD olarak tespit edildiğini, müvekkili zararının da davaya konu boyaların değeri kadar olduğunu, dosya içerisindeki e-maillerde geçen fiyat teklifinden ve faturalardan da görüldüğü gibi, USD fiyatlar verilip TL karşılığı hesaplanırken o günkü TCMB döviz satış kuru ile çarpıldığından, 26.07.2022 TCMB USD döviz satış kuru 17,8656 TL olduğundan, boyaların bilirkişi tarafından tespit edilen değerinin 1.678.080 TL olduğunu belirterek ıslah taleplerinin kabulüyle 1.678.080,00 TL'nin 26.07.2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, öncelikle HUSUMET itirazlarının bulunduğunu, zira taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, dava dışı ... A.Ş. İle müvekkili şirketin iki ayrı firma olduğunu, dava dışı ... A.Ş.’nin, 3. havalimanı içindeki freeshop bölgesindeki dekoratif çelik ağaçların yapılması işi ile ilgili projenin alt yüklenicisi olduğunu, müvekkilinin ise, bu projede dava dışı ...ye teknik danışmanlık ve mühendislik hizmeti vermekte olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı ... arasındaki danışmanlık sözleşmesi malzeme kalite kontrol ve koordinasyon konularından ibaret olup, müvekkili ...’ın, dava dışı ... nam ve hesabına teklif onayı ya da sipariş vermek, sipariş maili açmak, malzeme satın almak vb. şeklinde yetkileri bulunmadığını, kaldı ki davacının açıkça isteklisi olduğu boya ihalesinin müvekkili şirket tarafından değil dava dışı ... tarafından açıldığını, alıcı firmanın müvekkil şirket olmadığını, ... olduğunu bilmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı yan dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiği üzere, müvekkilin yönlendirmesiyle fatura adresi için dava dışı ... ...'a ulaşmaya çalıştığını, sonrasında ... tarafından mail yoluyla fatura bilgilerinin bizzat gönderildiğini, davalının gönderdiği fatura adresinin davalı müvekkilin değil boya ihalesini alan dava dışı ...'ya ait olduğunu beyan ettiğini, davacı yanın fatura bilgileri için ...'ya ulaşmaya çalışması karşısında işbu davayı yalnızca müvekkili aleyhine açmış olmasının da açıklanmaya muhtaç olduğunu, davacının kendisiyle hiçbir hukuki ilişkisi bulunmayan müvekkilini kötüniyetli olarak borçlandırmaya çalışmakta olduğunu, davacı yanın uğranılan zararın tespitine yönelik talebinin hukuki yarar yokluğundan da reddi gerektiğini, taraflar arasında verilmiş ve/veya onaylanmış bir sipariş ya da imzalanan bir sözleşme bulunmadığı gibi, boya seçimi, miktarı ve fiyatı konusunda sağlanan bir mutabakat da bulunmadığını, e-mail yazışmalarına delil olarak dayanılmışsa da ,bu yazışmalar davacı tarafından dava dışı ...'ye gönderilen teklifler olup, söz konusu tekliflerin tamamının müvekkil şirket tarafından kabul ve teyit edildiğini göstermediğini, davacı yan, dava dışı ... 'ya teklif veren uluslararası bilinen ve en çok tercih edilen büyük firmaların (Akzo, Nobel vb.) tekliflerinin 15 katı üzerinde bir teklif vermiş olup, bu tekliflere yönelik fiyat farkını kapatmaları gerektiğinin kendilerine iletildiğini, davacı yanın tekliften öte geçmeyen iddialarının teknik ve hukuki anlamda hiçbir mesnedi bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin ... adına ve hesabına üçüncü kişilerle sözleşme akdetmesi ya da ticari ilişkide bulunulması, mal alım-satım taahhüdünde bulunması, sipariş vermesi ya da ürün teslim alınması gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, böyle bir durumun varlığı kabul edilse bile müvekkil şirket tarafından davacı yana gönderilen sipariş teyidi içeren bir mail bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi ... firmasının genel koordinatörü ...’ın bilgide tutulduğu 12.07.2018 tarih 11.09 saatinde sipariş konulu e-posta ile “yazılı ürün ve miktarlarının onaydan gelmiş olup acilen Ada tersanesine sevkiyatı” istendiği belirtilerek sözü edilen mailin bir sipariş maili olduğunun kabul edilemeyeceğini, zira söz konusu mailin ilk cümlesi hep öne sürülmüş olsa da mailin son kısmında “konuyu görüşmek üzere dönüş bekliyoruz.” şeklindeki ifade ile konunun henüz netleşmediği ve görüşülmek üzere dönüş beklendiğinin net bir biçimde izah edildiğini, müvekkilinin görüşme talep ettiği maile ilişkin olarak davacı taraf elinde ne kadar boya olduğuna bakıp dönüş yapacağını beyan etmesine ve müvekkilinin talebi olmamasına rağmen sadece 2 ağaç için yetecek kadar astar boya teklifi hazırlayarak gönderdiğini, bu mail sonrasında ise davacı tarafından 12.07.2018 tarih 15.09 saatinde müvekkil şirket ve ... firmasına“… bugün teklifimizin onaylanmasının ardından Tuzla’daki yerinize teslim edebiliriz.” şeklinde mail iletildiğini, davacı tarafça iletilen bu mailin bir teklif olduğunu, kaldı ki davacı tarafın bu mail ile henüz ortada onaylanmış bir fiyat teklifi bulunmadığını ve fiyat teklifine onay almadan ürünleri hazırlayıp sevke çıkardığını da ikrar etmiş olduğunu, davacı yanın fiyat teklifini, ürünleri hazırlayıp sevk ettiğini ileri sürdüğü saatten sonra müvekkiline iletmiş olduğunu, kaldı ki davacı tarafça sipariş olduğu öne sürülen e-mailin icap ve kabul niteliği taşımadığını, bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/4499, K. 2015/2107, T. 17.2.2015 sayılı kararının bu konuda emsal niteliğinde olduğunu, ayrıca her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, bu hususta da Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin T. 19.04.2018 E. 2018/17 K. 2018/1624 sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, davacı yan, basiretli tacir gibi hareket etmemiş olup, bu davranışının faturasını müvekkil şirkete kesme çabası içerisinde olduğunu, davacı tarafın faiz talebi, faiz oranı ve faiz başlangıç tarihine de itiraz etmekte olduklarını, davacının ... İnşaat A.Ş’'ye teklif vermiş olması nedeniyle davanın davacının muhatabı olan ...'ye ihbarı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İhbar olunan vekili, davalı yanında davaya katılma taleplerinin olduğunu, müvekkili ile davacı taraf arasında hiçbir sözleşme akdedilmemiş veya sözleşme öncesi görüşme yapılmadığını, davalı tarafın müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi gerektiği yönündeki iddialarının dayanaksız olduğunu, davacının müvekkili şirkete ilişkin yalnızca bir e-mail sureti sunduğunu ve bu e-mail suretinde; ... tarafından: "...Bey, tarafınıza ... tarafından atılan ekteki mailde yazıldığı üzere sipariş açılmamış olup sizlerden görüşme talebi yapılmıştır. ...'ın satın alma yetkisi bulunmayıp fiyat araştırma konusunda danışmanlık yapmaktadırlar. Tarafımızca da tarafınıza sipariş açılmamış olduğundan faturanız kabul edilmemiştir." denildiğini, kaldı ki müvekkil şirketin çalışanı olan ...'ın müvekkil şirket adına sözleşme akdetmeye yetkisinin de bulunmadığını, ki kendisinin de davalının müvekkil şirket adına satın alma yetkisi bulunmadığını, davalı tarafından da davacıdan herhangi bir satın alım yapılmadığını belirttiğini, davalı ile müvekkil şirket arasında akdedilen 03.04.2018 tarihli ...Danışmanlık & ...Hizmet Sözleşmesinin sadece davalıdan ...danışmanlık ve ...hizmeti alınmasına ilişkin olduğunu, sözleşmeyle; davalıya hiçbir şekilde müvekkili adına üçüncü kişilere karşı temsil yetkisi ve müvekkil adına satın alım dahil olmak üzere üçüncü kişilerle hiçbir sözleşme akdetme yetkisi verilmediğini, davalı tarafça da bu hususun ikrar edildiğini, dolayısıyla davalının davacı ile herhangi bir sözleşme öncesi görüşme yapması ihtimali dahil olmak üzere müvekkiline hiçbir sorumluluk atfedilemeyeceğini, öte yandan davacı ile davalı arasında da sözleşme akdedilmediğini, davacının davalı tarafın kendilerine gönderdiklerini iddia ettikleri, 12.07.2018 tarih ve 11.09 saatli "..., Aşağıdaki yazılı ürün ve miktarlar onaydan gelmiş olup, copper, silver ve astarların ilk etapta bugün Ada tersanesine sevk edilmesi gerekiyor. Konuyu görüşmek üzere dönüş bekliyoruz." şeklinde e-mail ile icap ve kabul yapıldığını iddia etmekte olduğunu, bu mailin hemen sonrasında ise davacı ... tarafından davalıya, 12.07.2018 tarih ve 15.09 saatli "...bugün teklifimizin onaylanmasının ardından ...'daki yerinize teslim edebiliriz." şeklinde e-mail gönderildiğini, davacı tarafın bütünüyle mesnetsiz biçimde öneri olduğunu iddia ettiği e-maile bakıldığında; "konuyu görüşmek üzere dönüş bekliyoruz.” ifadesinin yalnızca müzakereye girişmek amacını taşıdığının açık olduğunu, sonrasında davacı tarafından gönderilen mailde "...bugün teklifimizin onaylanmasının ardından Tuzla'daki yerinize teslim edebiliriz." denildiğini, bu mail ise bir öneri niteliğinde olup; bir teklif sunulduğunu ve bu teklifin henüz onaylanmadığını göstermekte olduğunu, bir kimsenin fiyat bilgisi olmaksızın sözleşme akdetmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmadığı açık olan davacı taraf, eğer bir zarara uğramışsa dahi, işbu zararına kendi kusuruyla sebebiyet vermiş olup; kendi kusuruyla neden olduğu bir zararı davalıdan talep edemeyeceğini, aksi kabul edilse dahi davacı tarafın uğramış olduğunu iddia ettiği zararı ispatlayamadığını, yani iddia ettiği gibi ürünlerin hazırlandığını ve sevke çıkarıldığını ispatlayamadığını, gerçekten ürünler hazırlanmış ve sevke çıkarılmış olsa dahi, müvekkili ve davalı tarafın davacıdan herhangi bir ürün teslim almadığını, yine davacının hazırladığını iddia ettiği ürünler özel üretim olmayıp, başka türlü kullanılma ihtimali olmadığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu savunarak davaya davalı taraf yanında katılma taleplerinin kabulünü, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının, davalının boya siparişi verdiğini, davalının ise sipariş verilmediği için henüz sözleşmenin kurulmadığını iddia etmekte olduğu, davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacıya gönderilen 12/07/2018 tarih saat 11.09 daki whatsapp mesajında "aşağıda yazılı ürün ve miktarların onaydan geldiği, copper silver ve astarların ilk etapta bugün ...tersanesine sevkinin gerektiği, konuyu görüşmek üzere dönüş beklendiği"nin bildirildiği ve davacıya boyaların teslim edileceği adresin konumunun gönderildiği, aynı gün saat 13.09 'daki mesajda faturanın başka firmaya kesileceğinin bildirildiği, saat 17;51 deki mesajda ise davalı şirket müdürü tarafından adına fatura düzenlenecek ... şirketinin bilgilerinin gönderildiği şeklindeki mesaj içeriklerinden de davalının davacının fiyat teklifini onayladığı, ancak sevkiyatla ilgili dönüş beklediği anlaşılmış olup, taraflar arasında sözleşmenin kurulmuş olduğunun kabul edildiği, davalı tarafından gönderilen 12 Temmuz 2018 saat 11.09 tarihli mesajda 250 lt Copper,162,17 Lt Sılver boya siparişi verildiğinin anlaşıldığı, dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyanlarından, davacının üretilen bu boyaları davalı merkezine götürdüğünüm ancak içeri alınmadıklarının anlaşıldığı, bilirkişi tarafından dava konusu boyaların 2018 yılı birim fiyatlarının Copper için 184,70 USDx250 Lt= 46.175 USD, Silver için 159,21 USD x162 Lt=25.792 USD+ 12.954,06 USD KDV=84.921,08 USD, 2022 yılı birim fiyatlarının Copper için 205 USDx250 Lt=51.250 USD, Silver için 175 USD x162 Lt=28.350+14.328 USD KDV=93.928 USD olduğunun tespit edildiği, boyaların imal ve satış tarihi olan 2018 yılındaki birim fiyatlarının hükme esas alındığı, davacının sattığı ürünler USD üzerinden imal edilip satılan ürünler olduğu halde, davacının dava dilekçesinde alacağını Türk Lirası olarak talep ettiği, ıslah dilekçesinde ise USD alacağını ıslah tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevirerek talep ettiği, ancak davacının alacağını ya aynen/fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ya da dava tarihindeki kur üzerinden talep edebileceği, davacı fiil ödeme tarihindeki kur üzerinden talep etmediğinden davacının alacağının dava tarihindeki kur üzerinden hesaplandığı, dava konusu boyalar siparişe özgü, proje bazlı boyalar olduğu için yani bir başka alıcıya satılması mümkün olmayan boyalardan olduğu için, davacı tarafından imha edilmesi nedeniyle davacı alacağından indirim yapılmadığı gerekçesiyle ıslah talepli davanın kısmen kabulüne, 591.067.70 TL alacağın 101.000,00 TL'sinin 13/07/2020, bakiye 490.067,70 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/10/2022 tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava dilekçesi içeriği ve ön inceleme tutanağına göre müvekkilince alacak davası değil tazminat davası açıldığını, ancak mahkemece dava alacak davası gibi değerlendirilerek uğranılan zararın çok azına hükmedildiğini, davalının davaya konu boyaları sipariş ettikten sonra teslim almayarak, müvekkili zarara uğrattığı sabit olduğundan, zararlarının davaya konu boyaların değeri kadar olduğunu, bilirkişi raporu ile de boyaların değerinin 26.07.2022 tarihi itibariyle 93.928 USD(1.678.080,00 TL) olarak tespit edildiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti AAÜT'ye aykırı olup iptali gerektiğini, zira AAÜT 13/3 aynen "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." şeklinde olduğunu, bu dava tazminat davası olduğundan ve dava kısmen reddedilmiş olduğundan, davalı yararına takdir edilen vekalet ücreti davacı lehine hükmedilen miktarı geçemeyeceğinden davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, dava dışı ... A.Ş. İle müvekkili şirketin iki ayrı firma olduğunu, dava dışı ... A.Ş.’nin, 3. havalimanı içindeki freeshop bölgesindeki dekoratif çelik ağaçları yapılması işi ile ilgili projenin alt yüklenicisi olduğunu, müvekkilinin ise, bu projede dava dışı ...ye teknik danışmanlık ve mühendislik hizmeti vermekte olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı ... İnşaat AŞ arasındaki danışmanlık sözleşmesi malzeme kalite kontrol ve koordinasyon konularından ibaret olup, müvekkili ...’ın, dava dışı ... nam ve hesabına teklif onayı ya da sipariş vermek, sipariş maili açmak, malzeme satın almak vb. şeklinde yetkileri bulunmadığını, davacıya da böyle bir yetkinin varlığına dair bir bilgilendirme de yapılmadığını, davacının basiretli bir tacir olarak muhatap firmaların yetki sınırlarını bilerek iş ve işlem yürütmesinin bekleneceğini, tanık beyanlarının da bu savunmalarını desteklediğini, ayrıca 3.havalimanı inşaatının boya işleri için ihale açan firmanın dava dışı ... olduğunu, davacının ikrar ettiği üzere bu ihale için başvuruda bulunduğunu, yani davacının açıkça isteklisi olduğu boya ihalesinin müvekkil şirket tarafından değil, dava dışı ... tarafından açıldığını bilmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı yan dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiği üzere, müvekkilin yönlendirmesiyle fatura adresi için dava dışı ... ...'a ulaşmaya çalıştığını, sonrasında ... tarafından mail yoluyla fatura bilgilerinin bizzat gönderildiğini, davalının gönderdiği fatura adresinin davalı müvekkilin değil, boya ihalesini alan dava dışı ...'ya ait olduğunu beyan ettiğini, dolayısıyla mahkeme tarafından husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul yönünde karar verilmiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında verilmiş ve/veya onaylanmış bir sipariş ya da imzalanan bir sözleşme bulunmadığı gibi, boya seçimi, miktarı ve fiyatı konusunda sağlanan bir mutabakat da bulunmadığını, dava dilekçesinde sözü edilen yazışmalar davacı tarafından dava dışı ...'ye gönderilen teklifler olup, söz konusu tekliflerin tamamının müvekkili şirket tarafından kabul ve teyit edildiğini göstermediğini, tanıklar ...'ın ve ...'ın beyanlarının da davacı şirketin diğer firmaların çok üzerinde teklif verdiği ve yalnızca teklifin değerlendirmeye alındığı yönünde olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği, ... firmasının genel koordinatörü ...’ın bilgide tutulduğu 12.07.2018 tarih 11.09 saatinde sipariş konulu e-posta “yazılı ürün ve miktarlarının onaydan gelmiş olup acilen Ada tersanesine sevkiyatı” istendiği belirtilerek sözü edilen mailin bir sipariş maili olduğunun kabul edilemeyeceğini, zira söz konusu mailin ilk cümlesi hep öne sürülmüş olsa da mailin son kısmında “konuyu görüşmek üzere dönüş bekliyoruz.” şeklindeki ifade ile konunun henüz netleşmediği ve görüşülmek üzere dönüş beklendiğinin net bir biçimde izah edildiğini, müvekkilinin görüşme talep ettiği maile ilişkin olarak davacı taraf elinde ne kadar boya olduğuna bakıp dönüş yapacağını beyan etmesine ve müvekkilinin talebi olmamasına rağmen sadece 2 ağaç için yetecek kadar astar boya teklifi hazırlayarak gönderdiğini, bu mail sonrasında ise davacı tarafından 12.07.2018 tarih 15.06 saatinde müvekkil şirket ve ... firmasına “…bugün teklifimizin onaylanmasının ardından Tuzla’daki yerinize teslim edebiliriz.” şeklinde mailin iletildiğini, bu mailin bir teklif olduğunun açık olduğunu, davacının bu mail ile henüz ortada onaylanmış bir fiyat teklifi bulunmadığını ve fiyat teklifine onay almadan ürünleri hazırlayıp sevke çıkardığını da ikrar etmiş olduğunu, kaldı ki davacı tarafça sipariş olduğu öne sürülen e-mailin icap ve kabul niteliği de taşımadığını, bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/4499, K. 2015/2107, T. 17.2.2015 sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tanık ... ’mın beyanında ...'ın 3 ton sipariş verdiğini ve 6 saat içerisinde 1 ton boyanın üretimini gerçekleştirdiklerini ve teslim etmek üzere ...'deki depoya götürdüklerini belirttiğini, oysaki bu ifadeye göre 3 ton boyanın üretimi için en az 18 saate ihtiyaç duyulması gerektiğini, yine aynı beyanlara göre -hiçbir suretle kabul anlamına gelmemek üzere- müvekkil şirket personeli olan ...siparişlerin iptal edildiğinin duymasına karşın boya üretimine hangi sebeple devam edildiğinin de ayrıca izaha muhtaç olduğunu, TTK madde 18/2 hükmüne göre her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin T. 19.04.2018 E. 2018/17 K. 2018/1624 sayılı kararında basiretli tacirin icapta bulunurken tedbirli ve ileriyi gören tacir gibi davranmak zorunda olduğunun hüküm altına alındığını, ancak davacı basiretli tacir gibi hareket etmemiş olup, bu davranışının faturasını taraf dahi olmayan müvekkili şirkete kesme çabası içerisinde olduğunu, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/11807, K. 2016/9211, T. 29.11.2016 sayılı kararı ile; "davacıların tacir olup, basiretli davranmak durumunda oldukları, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edememesinin de hukukun temel ilkelerinden olduğu"nun açıkça hüküm altına alındığını, ayrıca davacı tarafın ürettiğini iddia ettiği boyaların varlığını ispatlayamadığını, davacı ürettiği boyaları iki yıl boyunca beklettiğini iddia etmekte olup hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla zarar iddiası ile dava açılmadan hemen önceki tarihlerde bertaraf edilmiş olmasının yahut boyalar ile ilgili zarar iddiası mevcutken bertaraf edilmeden önce herhangi bir delil tespiti yapılmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, buna rağmen davacı taraf beyanları doğrultusunda söz konusu boyaların üretildiği varsayımı ile karar verildiğini, yine davacının 6100 HMK kapsamında öngörülen kesin süreler içerisinde davasını ıslah etmediğini, mahkeme ara kararında bedel arttırım dilekçesi sunulması için süre verilmiş olsa da davanın belirsiz alacak davası olarak değil kısmı dava olarak açıldığını, dolayısıyla verilen sürenin ıslah için verildiğinin kabulünün gerektiğini, kaldı ki HMK m. 107/2 kapsamında tahkikat aşaması sona ermeden iki haftalık kesin süre içerisinde bedel artırım dilekçesi verilebileceğinden 1 aylık süre verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının HMK 181.maddesindeki yasal düzenlemeye aykırı olarak 1 haftalık süre geçtikten sonra ıslah dilekçesi sunduğunu, dolayısıyla mahkemece ıslahın hiç yapılmamış sayılarak karar verilmesi gerektiğini, dava konusu edilen ve ıslah edilen bedelin zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. İhbar olunan vekili, ıslahın yasal sürede yapılmamış olması nedeniyle hiç yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, hukuka aykırı bilirkişi raporunda TL yerine dolar kuru ile belirlenen boya rayiç bedeli üzerinden zarar belirlemesi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, zira TL üzerinden açılmış davada döviz ile zarar belirlemesi yapılamayacağını müvekkili şirket ile davacı arasında sözleşme akdedilmediği gibi, davacı ile davalı arasında da sözleşme akdedilmediğini, hukuka aykırı kararda ve dayanak bilirkişi raporlarındaki davacı ile davalı arasında sözleşme kurulduğuna yahut siparişlere onay verildiğine ilişkin kanaatlerin bütünüyle hukuka aykırı olduğunu bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut iken, çelişkilerin giderilmesi adına yeni rapor alınmadığını, raporlara itirazlarının hukuka aykırı biçimde değerlendirilmediğini, hükme dayanak alınan 26.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda, bütünüyle varsayıma dayalı fiyat araştırması yapıldığını, davacı tarafın, hazırlandığını iddia ettiği boyaların varlığını dahi ispatlayamadığını, basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının, var ise iddia ettiği ve ispatlayamadığı zarara katlanmakla yükümlü olduğunu faiz talebinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İhbar olunan ... İnş. A.Ş. vekili 24/04/2021 UYAP onay tarihli dilekçesinde, 6100 sayılı HMK'nun 66.maddesi uyarınca davalı yanında davaya katılmak üzere fer'i müdahale talebinde bulunmuştur. Bu durumda mahkemece aynı Kanun’un 67. maddesi uyarınca fer'i müdahale talebi hakkında bir karar verilip yargılamaya devam edilmesi gerekirken, talebe ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bununla birlikte davacı, üçüncü havaalanı inşaatının boya işleri için, şimdilik dava dışı tutulan ... Yapı İnş. A.Ş. adına hareket eden ve onun tüm alım/satım işlerini takip eden davalı firma ile boya seçimi, miktarı ve fiyat konusunda mutabakat sağlandığını, akabinde talep doğrultusunda sipariş sevkiyatına başlandığını, ancak bu esnada davalı tarafın boya alımından vazgeçildiğini beyan etmesi üzerine sipariş konusu ürünlerin gönderildikleri kamyonlarla geri getirildiğini, siparişe konu ürünlerin davalının talimatı doğrultusunda özel olarak renklendirilip hazırlandığını, başka türlü kullanımının ya da değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, ürünlerin bedeli kadar zarara uğradıklarını ileri sürerek uğranılan zararın tazminini istemiştir. Davalı ise, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, zira kendisinin dava dışı ... İnş. A.Ş.’ye teknik danışmanlık ve mühendislik hizmeti vermekte olduğunu, dolayısıyla bu firma adına hareket ettiğini, ihale alıcısının bu firma olduğunu davacının da bildiğini, ayrıca kendisinin ... İnş. A.Ş. nam ve hesabına teklif onayı ya da sipariş verme, malzeme satın alma gibi yetkileri bulunmadığını, taraflar arasında verilmiş ve/veya onaylanmış bir sipariş ya da imzalanan bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafça sunulan yazışmaların davacı tarafından dava dışı ... İnş. A.Ş.'ye gönderilen teklifler olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Görüldüğü üzere davalı, pasif husumeti(taraf sıfatı) bulunmadığını, davacının dava dışı ihale alıcısı ... İnş. A.Ş.’ye teklifte bulunduğunu, kendisinin sadece alıcının danışmanı olduğunu savunmuş olup, bu durumda mahkemece, öncelikle davalının husumet itirazı değerlendirilerek sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir değerlendirmede bulunmadan, doğrudan işin esasına girilerek karar verilmesi de hatalıdır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ihbar olunan vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, HMK 353/1-a/4 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, davacı, davalı ve ihbar olunan vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ihbar olunan vekilinin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜNE; Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2023 tarih, 2020/378 esas ve 2023/92 karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı, davalı ve ihbar olunan vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Taraflarca ve ihbar olunan tarafça yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 28/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/552, K. 2025/164, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-552-e-2025-164-k-5f9cf9147395