Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/49 E. 2026/906 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/49
Karar No
2026/906
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/49 KARAR NO : 2026/906

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2022 NUMARASI : 2021/37 Esas 2022/905 Karar DAVA : MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/37 Esas ve 2022/905 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ünvanlı ticari işletmesine ait 13.932,00 TL değerinde iki adet gelinliği, ''..., .... Mahallesi, ... Caddesi, No:...., .... / .... '' adresine teslim etmek üzere 22.08.2019 tarihinde .... şubesine teslim ettiği, kargo kaybolmuş olup ne teslim edilmesi gereken adrese teslim edildiği ne de müvekkiline iade olduğu, bunun üzerine müvekkilinin, davalı tarafa 01.07.2020 tarihinde ihtarname keşide ettiği, davalı şirket tarafından söz konusu ihtarnameye, ihtarnamede 2 adet gelinliğin kargoya teslim edildiği ve bu gelinliklerin bedeli açıkça belirtilmesine rağmen itiraz edilmediği, kargo şirketinin 2 adet gelinliğin teslim edilmemesinden doğan tüm zararı tazmin etmesi gerektiği, müvekkilinin davaya konu kaybolan 2 adet gelinlikten dolayı büyük bir itibar kaybına uğradığı, aynı zamanda söz konusu gelinliklerin kaybından dolayı zaman kaybettiği, müvekkilinin kargonun tesliminden itibaren işlemleri takip ettiği ve zaten yoğun olan işlerinin arasında bir de bu durum kendisinde büyük bir stres ve enerji kaybına sebep olduğu, davanın kabulüne, müvekkiline ait 2 adet gelinliğin ücreti olan 13.932,00 TL maddi ve müvekkilinin itibar ve prestijinin zedelenmesinden kaynaklı oluşan keder ve üzüntüsünün bir nebze hafifletilmesi maksadıyla 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 23.932,00 TL tutarında tazminata karar verilmesine, her iki tazminat için de 02.07.2020 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle birlikte, olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşullar bulunmadığından, müvekkil şirketin TTK uyarınca taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibi uygulanması gerektiği, gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, bu sorumluluk sınırını aşmadığı takdirde, yine ve yine tazminat hesabında esas alınacak tutar TTK 880 uyarınca, “(1) taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplandığı, teslim anında kargonun içeriği ve değeri müvekkil șirkete bildirilmediğinden gönderenin kusursuz sorumluluğu bulunduğu, kargo teslim alma belgesinde kargo içeriği paket olarak beyan edildiği, kargo içeriğine ilişkin sunulan fatura ve diğer belgeler kargonun içeriği bakımından ispata elverişli olmadığı, kargo içeriğinin ispatı için sunulan belgeler kargo gönderilirken içeriğine ilişkin müvekkil şirket'e sunulmadığından, kargo içeriğinin bedelin tahsil tazmini talebinin haksız olduğu, olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşullar bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Uyuşmazlığın, taraflar arasında taşımacılık ilişkisi kapsamında 22/08/2019 tarihinde kargoya verilen 2 adet gelinliğin kaybedilmesi neticesinde gelinlik hizmeti olan 13.932,00 TL ile prestij kaybından kaynaklı 10.000,00 TL manevi tazminatın ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsili hususlarında toplandığı görülmüştür. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 863. madde hükmüne göre, sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır. Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür. Aynı Kanun'un 864. madde hükmünde de, gönderenin kusursuz sorumluluk halleri düzenlenmiş olup, buna göre, gönderen kusuru olmasa da yetersiz ambalajlamadan ve işaretlemeden kaynaklanan, taşıyıcının zararları ile giderlerini tazminle yükümlüdür. Ambalaj ve işaretlemenin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin 862. madde hükmüne göre, eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Ayrıca gönderen, eşyanın sözleşme hükümlerine uygun şekilde işleme tabi tutulabilmesi için işaretlenmesi gerekiyorsa, bu işaretleri de koymakla yükümlüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na tabi taşımalarda eşyanın ambalajlanması kural olarak gönderene aittir. Taraflar arasındaki taşımanın niteliği ve sözleşme ise ambalajlama ve işaretlemenin niteliğine ilişkin olarak belirgin bir rol oynar. Yetersiz ambalajlama ya da işaretlemenin hem gönderenin hem de taşıyıcının sorumluluk alanında gerçekleşen iş ve işlemlerden kaynaklanması halinde zarar, sebep olma oranına göre paylaşılacaktır. Bu yaklaşım 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 864/3. hükmüne de uygun olacaktır. Buna göre, zararın veya giderlerin doğmasında taşıyıcının davranışlarının da etkisi olmuşsa, tazmin yükümlülüğü ile ödenecek tazminatın kapsamının belirlenmesinde, bu davranışların ne ölçüde etkili oldukları da dikkate alınır. Taşıma nedeni ile meydana gelen zıya, hasar ve gecikme sonucu oluşan zararın tazmininden sözedilebilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup taşıyıcı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875/3, 876 ve 878. maddesinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulabilir. Eşyanın taşıma süresini taraflar aralarında kararlaştırabilirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 873. maddesi uyarınca taraflar arasında taşıma süresinin kararlaştırılmış olması halinde taşıyıcı bu süre içerisinde, her hangi bir sürenin belirlenmemiş olması durumunda ise şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul süre içerisinde teslim etmekle yükümlüdür. Taşıyıcının eşyanın geç tesliminden sorumlu tutulması halinde tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırları belirlenmelidir. Taşıyıcının sorumluluğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882. maddesinin 3. fıkrası uyarınca taşıma ücretinin üç katı tutar ile sınırlıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882.maddesine göre, 880. ve 881. maddeleri uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886. maddesi uyarınca taşıyıcı veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 879. maddede belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır. Yapılan açıklamalar kapsamında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875. maddesi gereğince taşıyıcı eşyanın kararlaştırılan sürede, böyle bir sürenin kararlaştırılmamış olması halinde makul süre içerisinde teslimi ile sorumludur. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun Tanımlar başlıklı 3. maddesinde kargo, tek parçada en fazla yüz kilogramı geçmeyen genellikle ambalaj ve kap içerisinde olan küçük boyutlu koli, sandık, paket gibi parça eşya olarak tanımlanmıştır. Kural olarak, eşyanın ambalajlanması gönderene ait olsa da, kargo taşımasının niteliği gereği, davalının da eşyanın ambalajı hususunda nezaret yükümlülüğü olduğunun kabulü gerekir. Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcıya teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Davacı tarafından müşterisi 3.kişiye gönderilen 2 adet gelinliğin teslim edilmediği iddiasıyla ihtarname, irsaliyeli fatura, kargo teslim tutanağı, kargo hareketleri gösterir liste, kargo parça detay formu, davalı tarafın savunmaları, tüm belgeler incelenmek suretiyle tazminatın doğup doğmadığı hususlarında bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, bilirkişi heyetinin mahkememize verdiği 15/04/2022 havale tarihli raporunda, dava dosyasında tespitleri yapılan ihtarname, irsaliyeli fatura, kargo teslim tutanağı, kargo hareketleri gösterir liste, kargo parça detay formu, davalı tarafın savunmaları ve diğer tüm belgeler incelendikten sonra yapmış oldukları tespit ve değerlendirmelerine bağlı olarak: davalı tarafın içeriğinden bağımsız olarak şikayete konu olan kargoyu alıcı adresine teslim etmediği ve bu konuda doğrudan sorumlu olduğu, davacı tarafın iddia ettiği kutu içeriğinde bulunan 2 adet gelinliğin teknik özellikleri açısından incelendiğinde kesilmiş olan fatura bedeli olan 12.900,00-TL'nin olayın gerçekleştiği zaman dilimi açısından uygun bir bedel olduğu, aynı gelinliklerin günümüz piyasa ve ekonomik koşullar değerlendirildiğinde güncel tutarının 24,000-TL ile 34,000-TL arasında olabilecekleri, davacı tarafın söz konusu kargo için davalı tarafa içerik hakkında yeterli ve gerçek bilgi vermediği ve bu açıdan sorumluluğu olduğu, davaya konu edilen gönderinin hasarsız ve eksiksiz teslim edilmemesinden taşıyıcı(davalı)'nın sorumlu olduğu, gönderinin hasar ve ziya bedelini gönderen'e (davacıya) ödemekle yükümlü olduğu yönündeki 6102 Sayılı TTK'nun 882.maddesi hükümleri çerçevesinde, taşıyıcı(davalı)'nın ödemekle yükümlü olduğu tazminat üst sınırının, 4.599,02 TL ile sınırlı olduğu, ancak, oluşan zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği hüküm altına alınması halinde, TTK Madde 886- (1) uyarınca, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanabileceği, bu tutarın da 12.900,00 TL olacağını bildirmişlerdir. Davalı vekilinin kök rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda mevcut dosya kapsamına göre bilirkişi heyetinden ek rapor aldırıldığı, bilirkişi heyetinin mahkememize verdiği 18/07/2022 havale tarihli ek raporunda, davaya konu gönderinin hasarsız ve eksiksiz olarak alıcısına teslim edilmesinden taşıyıcı(davalı)’nın sorumlu olduğu, Türk Ticaret Kanunumuz 882. Maddesinde gönderinin tamamen ziya veya hasarı halinde 880 ve 881 maddeleri uyarınca ödenecek tazminatın, gönderinin net olmayan ağırlığının her 1 kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlamış, kök raporlarındaki bu yönde hesaplama yapılarak taşıyıcı kargo şirketinin(davalı) ödemekle yükümlü olduğu tazminat üst sınırının 4.599,02 TL ile sınırlı olduğu, TTK 886 / 1 Maddesinde “zarara kasten veya pervasızca bir davranış ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen Taşıyıcı veya 879. maddesinde belirtilen kişiler bu kısımda öngörülen sorumluluk hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz” denildiği, TTK’nun bu madde hükmü uyarınca taşıyıcı'nın(davalı) sorumlu olduğu kanaati oluştuğu takdirde davalının davacıya ödemesi gereken tazminat tutarı 12.900,00 TL olarak hesaplandığı, taşıma sırasında emtianın kaybolmasında taşıyıcı'nın kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilin veya ihmalinin sebebiyet verdiği konusunda takdirin Sayın Mahkemede olduğunu, bilirkişi heyetlerince taşıyıcının sorumlu olacağı tutarlar alternatifli olarak belirtildiği, davalı taşıyıcı'nın 4.599,02 TL veya 12.900 TL tazminat ödemesi hususundaki takdirin mahkemede olduğunu bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları esas alınarak; davalı tarafın içeriğinden bağımsız olarak şikayete konu olan kargoyu alıcı adresine teslim etmediği ve bu konuda doğrudan sorumlu olduğu, davacı tarafın iddia ettiği kutu içeriğinde bulunan 2 adet gelinliğin teknik özellikleri açısından incelendiğinde kesilmiş olan fatura bedeli olan 12.900,00-TL'nin olayın gerçekleştiği zaman dilimi açısından uygun bir bedel olduğu, davalı şirketin ülke genelinde kargo taşımacılığı işi ile iştigal etmekte olduğu, davaya konu edilen gönderinin hiç teslim edilmemesinden pervasızca bir davranışla zararın meydana gelmesi nedeniyle taşıyıcı (davalının) sorumlu olduğu, gönderinin hasar ve ziya bedelini gönderene (davacıya) ödemekle yükümlü olduğu, TTK Madde 886- (1) uyarınca, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplandığında bu tutarın 12.900,00 TL olduğu, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 12.900,00-TL tazminatın 02/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, manevi tazminat talebinin oluşmayacağından reddine..." gerekçesi ile, maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 12.900,00-TL tazminatın 02/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, manevi tazminat talebinin oluşmayacağından REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kargo içeriğine ilişkin gönderi belgesinde olmadığı gibi davacının sunduğu belgelerinde kargo içeriği bakımından ispata elverişli olmadığını, davacının kargo içeriğini eksik ve yanlış verdiğini, olasılık üzerine hazırlanan bilirkişi raporuna dayalı olarak hatalı karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, olsa olsa ancak taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibinin uygulanabileceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, ticari kargo taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık olarak manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Aynı Yasa'nın 114/2. maddesinde ise, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, sözleşmeye aykırı bir davranış sebebiyle kişilik hakları zarar gören kişinin manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Her sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminatı gerektirmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının da mevcudiyeti gerekir. Manevi zarar, kişinin duygusal dengesini bozan, yaşama sevincini, yaşama keyfini azaltan, panik, korku, dehşet, yas, öfke, iğrenme, elem, küçük düşme, utanç duyma, moralsizlik, tedirginlik, ümitsizlik, yalnızlık hissi, aşağılık hissi, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular, sarsıntılar veya fiziksel acılar olarak tanımlanabilir (Sözleşmeye Aykırılıktan Doğan Manevi Tazminat, Arzu Genç Arıdemir, İstanbul 2008, s. 184 vd.).(Yargıtay 11. HD'nin 24/09/2019 Tarih, 2018/4239 E - 2019/5756 K sayıl ilamı) TBK' nın 58. maddesi uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun; B) Taşıyıcının sorumluluğu I - Zıya veya hasar ile gecikmeden doğan zarardan sorumluluk MADDE 875- (1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. (2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır. (3) Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun. II - Sorumluluktan kurtulma 1. Genel olarak a) Taşıyıcının özeni MADDE 876- (1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. b) Araç arızası ve kiraya verenin kusuru MADDE 877- (1) Taşıyıcı, taşıma aracındaki arızaya, taşıtı kiraladığı kişinin onun temsilcilerinin veya çalışanlarının kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. 2. Özel hâller MADDE 878- (1) Zıya, hasar veya teslimdeki gecikme, aşağıdaki hâllerden birine bağlanabiliyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulur: a) Sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış olması yahut güverteye yükleme yapılması. b) Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama. c) Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması. d) Eşyanın; özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği. e) Taşınacak paketlerin gönderen tarafından yetersiz etiketlenmesi. f) Canlı hayvan taşıması. g) 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan hükümlerin taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği hâller. (2) Herhangi bir zararın hâl ve şartlara göre birinci fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda, o zararın bu sebepten ileri geldiği varsayılır. Birinci fıkranın (a) bendinde öngörülen olağanüstü zıya veya hasar hâlinde bu karine geçerli olmaz. (3) Zıya, hasar veya gecikme, gönderenin eşyanın taşınmasına ilişkin özel talimatlarına taşıyıcının uymamasından ileri gelmişse, taşıyıcı birinci fıkranın (a) bendine dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. (4) Taşıyıcı, sözleşme uyarınca eşyayı sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine, neme, sarsıntılara ya da benzer etkilere karşı özel olarak koruma yükümlülüğü altında ise, birinci fıkranın (d) bendine ancak, hâl ve şartlara göre, özellikle de gerekli donanımın seçimi, bakımı ve kullanımına ilişkin kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde dayanabilir. (5) Taşıyıcı birinci fıkranın (f) bendine ancak hâl ve şartlara göre kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde dayanabilir. III - Yardımcıların kusuru MADDE 879- (1) Taşıyıcı; a) Kendi adamlarının, b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. IV - Tazminatta esas alınacak değer MADDE 880- (1) Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. (2) Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir. (3) Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. V- Zarar saptama giderleri MADDE 881- (1) Taşıyıcı, eşyanın zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 inci madde uyarınca ödenmesi gereken tazminattan başka, zararın saptanması için yapılması zorunlu olan giderleri de tazminle yükümlüdür. VI - Sorumluluk sınırları MADDE 882- (1) Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. (2) Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; a) Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, b) Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. (3) Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır. (4) Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir. VII - Diğer giderlerin tazmini MADDE 883- (1) Taşıyıcı, zıya veya hasardan sorumlu olduğu hâllerde, 880 ilâ 882 nci maddelere göre ödenmesi gereken tazminatı ödedikten başka, taşıma ücretini geri verir ve taşıma ile ilgili vergileri, resimleri ve taşıma işi nedeniyle doğan diğer giderleri de karşılar. Ancak, hasar hâlinde, birinci cümle uyarınca yapılacak ödemeler 880 inci maddenin ikinci fıkrasına göre saptanacak bedel ile orantılı olarak belirlenir. Başkaca zararlar karşılanmaz. VIII - Diğer zararlarda sorumluluğun en yüksek tutarı MADDE 884- (1) Taşıyıcı, taşıma işinin yapılmasında, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle meydana gelen ve eşyanın zıyaından, hasarından veya taşıma süresinin aşılmasından kaynaklanmayan ve eşya veya kişi zararları dışında kalan zararlardan, tam zıya hâlinde ödenmesi gereken tazminat miktarının üç katı ile sınırlı olmak üzere sorumludur. IX - Sözleşme dışı istemler MADDE 885- (1) Bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtuluş hâlleri ve sınırlamaları, gönderen veya gönderilenin, zıya, hasar veya gecikme nedeniyle taşıyıcıya yöneltebileceği, sözleşme dışı istemleri için de geçerlidir. (2) Taşıyıcı, eşyanın zıyaından veya hasarından dolayı, üçüncü kişilerin sözleşme dışı istemlerine karşı, sorumluluktan kurtulma sebeplerine ve sınırlamalara dayanabilir. Ancak, bunlar; a) Üçüncü kişi taşımaya onay vermemişse ve taşıyıcı, gönderenin eşyayı gönderme konusunda yetkili olmadığını biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa, b) Eşya, taşıma için teslim alınmadan önce, üçüncü kişinin veya ondan zilyetliği elde etmiş olan kişinin onayı olmaksızın elinden çıkmışsa, ileri sürülemez. X - Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı MADDE 886- (1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. XI - Yardımcı kişilerin sorumluluğu MADDE 887- (1) Taşıyıcının yardımcılarından birine karşı, eşyanın zıyaı, hasarı veya geç teslimi sebebiyle, sözleşme dışı sorumluluktan doğan istemler ileri sürülmüşse, o kişi bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma sebeplerine ve sorumluluk sınırlamalarına dayanabilir. Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiille veya ihmalle sebebiyet verilmişse birinci cümle hükmü uygulanmaz. XII - Fiilî taşıyıcı MADDE 888- (1) Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur. Asıl taşıyıcının gönderen veya gönderilen ile, sorumluluğun genişletilmesi için yaptığı sözleşmeler, fiilî taşıyıcıya karşı, bunları yazılı olarak kabul etmesi şartıyla geçerlidir. (2) Fiilî taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan asıl taşıyıcıya ait bütün def’ileri ileri sürebilir. (3) Asıl taşıyıcı ve fiilî taşıyıcı müteselsilen sorumludurlar. (4) Fiilî taşıyıcının yardımcılarına başvurulursa 887 nci madde hükmü uygulanır. (5) Fiilî taşıyıcı taşıma senedinde veya diğer bir belgede kendisine teslim olunan eşyanın ne hâlde bulunduğunu tespit ettirebilir. Bu hükme uyulmadığı takdirde 858 inci maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır. XIII -Bildirim MADDE 889- (1) Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır. (2) Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerlidir. (3) Gönderilen, taşıyıcıya, teslim süresinin aşıldığını, teslimden itibaren yirmibir gün içinde bildirmezse, gecikmeden kaynaklanan hakları sona erer. (4) Teslimden sonra yapılan bildirimin yazılı olması şarttır. Bildirim, telekomünikasyon araçları yardımıyla da yapılabilir. Bildirimde bulunanın kim olduğu herhangi bir şekilde anlaşılıyorsa, imzaya gerek yoktur. Sürenin korunması için bildirimin zamanında gönderilmiş olması yeterlidir. (5) Zıya, hasar veya gecikme teslim sırasında bildirilirse, bu bildirimin yukarıdaki hükümlere uygun olarak eşyayı teslim edene yapılması yeterlidir...'' Yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. . HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2022 tarih ve 2021/37 Esas 2022/905 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 881,19.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 220,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 660,89.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/49, K. 2026/906, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-49-e-2026-906-k-a313e8a5c4d8