Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2587 E. 2026/1051 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2587
Karar No
2026/1051
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/2587

KARAR NO : 2026/1051

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 12/09/2023

NUMARASI : 2019/271 Esas - 2023/578 Karar

DAVA: Tazminat

DAVA TARİHİ: 28/05/2019

KARAR TARİHİ: 12/09/2023

BİRLEŞEN İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2020/619 ESAS VE 2020/760 KARAR SAYILI DOSYASI;

DAVA: Tazminat

DAVA TARİHİ: 28/05/2019

KARAR TARİHİ: 04/05/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 04.06.2011 tarihinde, içinde bulunduğu ve sürücü ... kontrolündeki ... plakalı araçta yolcu konumundayken aracın Afyonkarahisar - Kütahya yolu 19. kilometresinde ... plakalı sürücü ... kontrolündeki araç ile çarpışması sonucu yaralandığını, ...'nın da vefat etttiğini, ... plakalı aracın eski ... şimdiki ... A.Ş. tarafından, ... plakalı diğer aracın ise 25.03.2015 tarihinde ruhsatı iptal olunan ... A.Ş.'den (halihazırda ... Hesabı halefidir) ... ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin kendisi aracın içerisinde yolcu konumda olup kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, 04.12.2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda davacının özür oranı %8 olarak tespit olunduğunu, her bir maddi tazminat kalemi için gerçek kişi davacılar bakımından haksız fiil tarihinden Sigorta şirketi bakımından ise başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak işlemiş ve işleyecek temerrüt faizi ile ve fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacak baki kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 10.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının sigorta şirketi ve ... Hesabı'ndan başvuru tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline,15.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi ve ... Hesabı dışındaki davalılardan, kaza tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava 28.05.2019 tarihinde açılmış olduğundan zamanaşımına uğradığını, dava öncesi yapılan başvuru ilgili yasa ve yönetmelik hükümleri gereğince etraflıca incelenerek değerlendirilemeyeceği bildirildiğinden, müvekkilinin herhangi bir temerrüdü söz konusu olmadığını ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, ... Hesabı dava konusu olay ile ilgili olarak hiçbir sözleşmesel ilişki içerisinde bulunmadığını, sadece kanundan doğan sorumluluğu söz konusu olduğunu, haksız fiil faili konumunda olmayan, işleten/tacir sıfatına ve sorumluluk sigortacısı sıfatına dahi haiz olmayan müvekkilini dava konusu olay ile ilgili herhangi bir temerrüdü söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı ve müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul etmediklerini, ... plaka sayılı araçın, müvekkili şirket nezdinde, 27/12/2010-2011 vade tarihleri olmak üzere ... Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirket ancak sigortalısının kazadaki kusuru oranında ve maddi zararın varlığı ispat edildiği takdirde, (sigorta poliçesinde teminat dışı olmayan) maddi zarardan sorumluluğu poliçe azami teminat limitiyle sınırlı olarak söz konusu olabileceğini, kusurun tespitini takiben bu davadaki taleplerle ilgili sigorta konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması ve taleplerin sigorta poliçesi teminatına girip girmediğinin araştırılması değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete sigortalı araç ticari araç olmadığını, hususi otomobil olduğunu, bu nedenle uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu kaza 2011 yılında gerçekleştiğini, fakat dava tarihinin 2021 yılı olduğunu, tazminat süresi olan 1 yıllık sürenin dolduğu gözetildiğinde zamanaşımının geçtiğini, müvekkili yönünden arabuluculuk görüşmeleri yapılmadığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, söz konusu kaza ...'nın davalı müvekkilinin aracının bulunduğu şeride geçmesi nedeni ile ve kafa kafaya çarpışmaları nedeni ile gerçekleştiğini, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde davalı müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin bu dava nedeni ile zarara uğraması halinde asıl borçlu olan trafik sigortası olan ... A.Ş.'ye ve birleşik kasko sigortası olan ...A.Ş.'ye ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl davada; birleşen dosya ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla, davacının davasının kısmen kabulü ile 160.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Birleşen davada; a-Davacının davasının kısmen kabulü ile asıl dava ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla; 284.499,97 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 04.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacının bakıcı gideri ve geçici iş görmezlik tazminatı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... Hesabı vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;ATK raporu sonucunda davacı asilin %16 oranında malul olduğu anlaşılmış olmasına karşın dava dilekçelerinde talep ettikleri 15.000 TL gibi düşük bir rakam olan manevi tazminatın tam kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, davalı ... Hesabı ile ...'nın sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dolayısıyla bilirkişi raporunda hesaplanan 326.000 TL'nin yalnızca 200.000 TL'sinden sorumlu oldukları ve ayrıca hatır taşıması sebebi ile de %20 indirim yapıldığı, neticeten 160.000 TL'den sorumluluk bulunduğunu, talebin 166.000 TL'sinin reddine karar verilerek bu rakam üzerinden karşı vekalet ücretine hükmolunmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.

Davalı ... Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karayolları trafik kanunu gereğince zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporlarında davacının birden fazla yaralanmadan kaynaklı arazları bulunduğunun belirlendiğini, dava dilekçesinde maluliyet oranının %8 olarak açıklanmış olmasına rağmen, taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde daha fazla maluliyet oranı üzerinden karar verildiğini, bakıcı gideri yönünden herhangi bir harcama belgesi sunulmamış olduğundan bu yönde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, zararlandırıcı olay tarihinde çalışmayan, emekli kişiler için geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanamayacağını, zarar görenin 01/07/2002 tarihinden itibaren emekli olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aktüer raporda kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, teknik faiz indirimi uygulanması gerektiğini, ... Hesabı'na husumet yöneltilmesine neden olan motorlu aracın kusur oranının %10 nispetinde tespit edildiğini, bu nedenle vekil edenin tüm zarardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu kusura göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;tazminat süresi olan 1 yıllık sürenin dolduğu gözetildiğinde zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, davalı müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacının yaralanmasına sebebiyet verenin sürücü ... olduğunu, ATK raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının emniyet kemeri takmaması ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan ayrı ayrı indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

HMK'nın 176.maddesinde düzenlenen ıslah mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Ancak her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Mevcut istem korunarak dava konusu ile ilgisi olmayan başka bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.

Yukarıda açılanan ilkeler çerçevesinde davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezliği bulunduğu ve manevi zararı oluştuğunu açıklayarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava dilekçesinin talep kısında sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş, başkaca bir maddi tazminatı talebi olmamıştır. Ancak talep arttırım dilekçesi ile bakıcı gideri, geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiştir. Davacı, sadece sürekli iş göremezlik tazminat talebinde bulunduğuna göre dava dilekçesindeki talebi ile bağlıdır ve dava dilekçesinde bulunmayan talebin ıslah ya da talep artırım yoluyla eklenmesi olanağı yoktur. Yine HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Dolayısıyla, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri bakımından usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığından mahkemece bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Kazada bir kişi de vefat ettiğinden ölümlü kazalardaki zamanaşımı uygulanmalıdır. Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 04/06/2011 tarihi ile dava tarihi olan 28/05/2019 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.

Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da "... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu" yönünde karar verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren iki tarafın sürücü ve trafik sigortacısı ile işleteni zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Davacı yolcu olup sürüşe ve kazaya ilişkin kusuru bulunmadığı nedenle zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Bu nedenle davalıların, %100 kusur oranına göre belirlenen tazminatın tamamından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K. sayılı kararları).

Mahkemece yargılama sırasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 30/11/2020 tarihli kusur raporunda ; "Sürücü ..., idaresindeki araç ile meskun mahal dışı sert virajlı yolda seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, aracının hızını mahal şartlarına uygun hale getirip aracını istikametine ayrılan şerit içerisinde tutması gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek şerit ihlali yapıp karşı şeride geçmesi sonucu meydana gelen olayda, asli derecede %100 kusurludur. Sürücü ..., idaresindeki araç ile meskun mahal dışı yolda istikamet şeridi üzerinde seyir halinde iken şerit ihlali yaparak gelen sürücü Behzat yönetimindeki aracın vasıtasına çarpması sonucu meydana gelen olayda, mevcut şartlarda alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığından atfı kabil kusuru yoktur. Yolcu ...'ın, kusursuz olduğu" kanaatini bildirilmiştir.

Mahkemece yargılama sırasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 08/04/2021 tarihli kusur raporunda; "Dairemizin 30/11/2020 tarih 2020/98095-11190 sayılı olarak düzenlendiği raporunda; dava ve cevap dilekçeleri ile kaza tespit tutanağı ile dosya kapsamı ele alınmış olup Müteveffa sürücünün asli (%100 oranında) kusurlu olduğu, davalı sürücü ile Yolcu ...'ın kusursuz olduğu belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi, sürücü ifadeleri, kaza tespit tutanağı, raporlar, kesinleşmiş ceza kararı ile duruşma tutanağındaki ifade ve beyanlar ile diğer tüm bilgi ve beyanlar incelendiğinde; kazanın, yukarda ‘’olay’’kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu kazada; bu kez gönderilen dosya kapsamına göre kamyonet sürücüsünün, idaresindeki araç ile her ne kadar da kendi şeridi içerisinde seyir halinde olduğu sırada karşı yönden gelip şerit ihlali yapan otomobil ile çarpışmış ise de kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere mahal şartlarının üzerindeki bir hızla seyretmesi nedeniyle alt düzeyde tali kusurlu sayılması gerekeceği .... Davalı sürücü ..., idaresindeki kamyonet ile olay mahalli yolda hızını, istikamet yönüne konumlandırılan hız tahdit levhası ve yolun geometrik özelliğini dikkate alarak mahal şartlarına uygun bir seviyeye göre ayarlaması gerekirken anılan bu hususa riayet etmediği anlaşılmakla meydana gelen olayda; alt düzeyde % 10 tali kusurlu, .... müteveffa sürücü ..., idaresindeki otomobil ile olay mahalli yolda seyir halinde iken seyrini; kendi istikametine ayrılan yön içerisinde kalacak ve emniyetli olacak şekilde sürdürmeye gerekli ve yeterli özeni göstermesi gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeksizin kendi sevk ve idare hatasıyla karşı yön içerisine girerek şerit ihlali yaptığı ve karşı yönden gelen kamyonetle çarpıştıkları anlaşılmış olup, meydana gelen olayda; asli ve ağırlıklı % 90 kusurlu, ... davacı yolcu ..., otomobil içerisinde yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen ve kendi yaralanması ile neticelenen dava konusu olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır." belirlemesinde bulunulmuştur.

Aynı trafik kazasına ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/129 Esas sayılı dosyasına sunulan kusur bilirkişi raporuna göre sürücü ... asli derecede, davalı sürücü ...'ın tali derecede kusurlu olduğunun belirtildiği görülmektedir.

Bu durumda Mahkemece alınan ATK raporları arasında çelişki bulunsa da ilk raporda araç hız durumlarının değerlendirilmediği, ikinci raporda hız durumuna göre değerlendirme yapıldığı, bu suretle çelişkinin giderildiği, mahkemece hükme esas alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K. sayılı kararları).

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına ve dava dilekçesi anlatımdan davacı tarafından maluliyet oranı açısından talep sonucunu bağlamadığı nedenle göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.

Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura; Mahkemece hükmedilen tazminattan zaten %20 oranında hatır indirimi yapılmış olduğundan hatır indirimi yapılması gerektiğine ilişkin ... vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Kabule göre de dava dilekçesinde davalı sigorta şirketi ve ... Hesabı'ndan limit ile sınırlı olarak talepte bulunulduğu ve İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde poliçe limiti ile sorumlu olacak şekilde hüküm kurulduğu ve bu durumda reddedilen bir tutar olmadığı halde davalı ... Hesabı lehine vekalet ücreti belirlenmesi doğru olmamış ve hüküm bu yönden düzeltilmiştir.

TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında Mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar az olduğu, 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacı vekili istinaf talebi yerinde görülmüştür.

Bu nedenlerle; davalı ... ile davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

A- Davalı ... ile davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,

Davacı vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,

Buna göre:

1-Asıl davada; birleşen dosya ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla, davacının davasının kısmen kabulü ile 160.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Birleşen davada;

a-Davacının davasının kısmen kabulü ile asıl dava ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla; 284.499,97 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 04.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

b-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

3-Davacının bakıcı gideri ve geçici iş görmezlik tazminatı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, maddi tazminat bakımından alınması gereken 19.434,19 TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 34,16 TL peşin harç+1.204,69 TL tamamlama harcının mahsubu ile geriye kalan 18.195,34 TL harcın asıl ve birleşen dosya davalılarından (asıl dava davalıların sorumluluğu 9.690,75 TL'sine kadar olmak kaydıyla) tahsili ile hazineye irat kaydına,

5-Maddi tazminat için davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı+34,16 TL peşin harç+1.204,69 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.283,25 TL harcın asıl ve birleşen dosya davalılarından alınarak davacıya verilmesine,

6-Manevi tazminat bakımından alınması gerekli 1.024,65 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 51,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 973,42 TL harcın birleşen dosya davalısından alınarak hazineye irat kaydına,

7-Manevi tazminat bakımından dava açılırken yatırılan 51,23 TL peşin harcın birleşen dosya davalısından alınarak davacıya verilmesine,

8-Birleşen dosyada davacı tarafından yapılan 192,30 TL yargılama giderinin manevi tazminat için ayrı bir masraf yapılmaması nedeniyle tamamının birleşen dosya davalısından alınarak davacıya verilmesine,

9-Asıl davada yapılan toplam 2.731,75 TL yargılama giderinin asıl ve birleşen dosyanın aynı alacağa ilişkin olması ve manevi tazminat için ayrı bir masraf yapılmaması da gözetilerek, asıl dava davalıları (asıl dava davalılarından ... Hesabı bakımından 1.536,33 TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla) ile birleşen dosya davalısından alınarak davacıya verilmesine,

10-Maddi tazminat bakımından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 46.675,00 TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen dava davalılarından (asıl dava davalıları 25.600,00 TL'sine kadar sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,

11-Manevi tazminat bakımından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davalısından alınarak davacıya verilmesine,

12-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;

1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,

2-Davacı tarafından yapılan 394,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,

3-Alınması gereken 19.434,19 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 2.422,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.011,49 TL harcın davalı ... Hesabın'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4-Alınması gereken 19.434,19 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.164,34 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

5-Davalıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2587, K. 2026/1051, T. 12.09.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2587-e-2026-1051-k-ff2f00657e8f