Diğer ·

2026/518 E. 2026/778 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2026/518
Karar No
2026/778
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/518

KARAR NO : 2026/778

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/12/2025

NUMARASI : 2024/753 Esas - 2025/872 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2026

İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesi ile; 07.09.2008 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın dava dışı ...'in sevk ve idaresinde iken, müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması ile meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalıya trafik sigortalı dava dışı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davadan evvel davalı tarafa yapılan başvurunun, talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddedildiğini, oysa ki müvekkilinin zararını 05.09.2016 tarihinde düzenlenen rapor ile öğrendiğini, davalı tarafça talebin reddedilmesi nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından müvekkilinin %8 maluliyeti üzerinden 53.430,72-TL ödenmesine karar verildiğini, ancak davalı tarafça karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince müvekkilinin maluliyetinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davacının talebinin reddedildiğini, oysa ki İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 05.09.2016 tarihli rapor ile müvekkilinin %8 oranında sürekli maluliyeti bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin %8 maluliyet oranı üzerinden gerçekte alacağı tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkiline ödenmesi için eldeki davanın açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 500,00-TL geçici ve 500,00-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 09.09.2020 tarihli dilekçe ile, maddi tazminat taleplerini sürekli iş göremezlik yönünden 163.816,44-TL'ye, geçici iş göremezlik yönünden 4.688,19-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 06.11.2016 tarihinde yaptığı başvurunun zamanaşımı dolduktan sonra yapılmış olması sebebiyle de zamanaşımı süresinin kesilmediğini, davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurunun İtiraz Hakem Heyeti'nin 11.07.2017 tarihli 2017/30499 Esas sayılı kararı ile reddedildiğini, hakem heyetinin kararına karşı sadece iptal davası açılabileceğini, davanın hakem heyeti tarafından verilen karar nedeniyle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının kaza anında ehliyetinin bulunmaması ve kaskının takılı olmaması nedeniyle belirlenecek tazminat miktarından % 50 oranında indirim yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, davacı tarafça gerekli belgeler ile başvuruda bulunulmamış olması sebebiyle müvekkili şirketin temerrüdünün oluşmadığını, ticari avans faizi isteminin de yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile; 100.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 14/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 28.11.2024 tarihli 2021/1880 Esas ve 2024/1909 Karar sayılı ilamı ile; "..(1)...Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından temyiz yolu açık olarak verilen 20.10.2017 tarihli kararın saklamakla görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise hem itiraz hakem heyeti kararının hem de saklama kararının taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği, bu suretle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen tazminat kalemleri yönünden eldeki dava için derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davalı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. (2) Kabule göre de; (a)...dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınarak, gelişen durumun varlığı olup olmadığı da göz önünde bulundurularak zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. (b)...Davacı taraf dava dilekçesinde, aldıkları raporla maluliyet oranının %8 olarak tespit edildiğini belirterek ve maluliyet oranı konusunda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan tazminat istemiyle dava açmış olup, maluliyet oranı konusunda kendisini sınırlamıştır. Davacının maluliyet oranı bakımından talebini (%8 oranı ile) sınırladığı ve artan maluliyete dair bir talebi de olmadığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince yargılama aşamasında alınan raporda belirlenen %14.3 maluliyet oranı üzerinden hesaplamanın yapıldığı aktüer raporu esas alınarak karar verilmesi, HMK’nın 26 ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralına aykırı olmuştur...." gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden değerlendirme yapıldığında; davacının sürekli iş göremezlik zararının tazmini amacıyla davadan önce (27/03/2017 tarihinde) Sigorta Tahkim Komisyonu'na müracaat ettiği, verilen karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin 20/10/2017 tarih ve 2017.i.3327-2017/İHK-4172 sayılı kararı ile davacının muayeneye gitmediğinden bahisle temyiz yolu açık olarak istemin reddine karar verildiği, bu kararın tarihi itibariyle ilgililere Asliye Ticaret Mahkemesince tebliğ edilmesinin gerektiği, ancak Sigorta Tahkim Komisyonu'nun cevabi yazısı ve davacı vekilinin beyanı birlikte değerlendirildiğinde temyiz prosedürünün henüz başlamadığının anlaşıldığı, bu haliyle tahkim dosyasının eldeki sürekli iş göremezlik tazminatı istemi yönünden derdest dava niteliğinde bulunduğu, bu talep bakımından istemin derdestlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden durum değerlendirildiğinde; davalı vekili tarafından davanın zamanaşımına uğradığının savunulduğu, söz konusu eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, kazanın gerçekleştiği 07/09/2008 tarihine 8 yıl eklendiğinde zamanaşımının son gününün 07/09/2016 tarihine tekabül ettiği, davaya konu trafik kazasının 07/09/2008 tarihinde meydana geldiği, eldeki davadan önce davalı sigorta şirketine 06/11/2016 tarihinde, hakem heyetine 27/03/2017 tarihinde başvuru yapıldığı, davanın ise 27/02/2018 tarihinde açıldığı, tüm bu işlemlerin zamanaşımı dolduktan sonra gerçekleştirildiği, her ne kadar 9 aylık iyileşme süresinin zamanaşımı süresine eklenmesi halinde hakem heyetine yapılan başvurunun süresinde olduğu akla gelebilir ise de eldeki uyuşmazlıkta artan maluliyet iddiasının bulunmaması nedeniyle bu sürenin zamanaşımına eklenmesinin olanaklı olmadığı, istinaf ilamında da "...Oysaki, gelişen durumun bulunmadığı bir durumda sigortaya başvuru tarihi itibariyle 8 yıllık zamanaşımı sigortaya başvuru tarihi itibariyle dolmuştur..." denilerek bu hususa işaret edildiği; kaldı ki bir an için aksi kabul edilse dahi hakem heyetine yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından müracaat edildiği, bu nedenle bahse konu başvurunun geçici iş göremezlik tazminatı yönünden zamanaşımını kesici etkisi bulunmadığından, işbu istemin de zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanaati ile;

"1-Sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin USULDEN REDDİNE,

2-Geçici iş göremezlik tazminatı isteminin REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekilinin istinaf nedenleri; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, kazanın meydana gelmesinde, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, müvekkilim zararını 05.09.2016 tarihinde düzenlenen rapor ile öğrendiği, KTK m. 109 gereğince zamanaşımının, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlayacağının belirtildiği, uzamış ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, müvekkilinin zararı 05.09.2016 tarihinde İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen maluliyet raporu ile öğrendiği, davanın açıldığı 27.02.2018 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadığı, zamanaşımını kesin ve durduran nedenlerin yeterince araştırılmadığı, zamanaşımı başlangıç tarihinin kaza tarihi değil de rapor tarihi olarak esas alınması gerektiği, tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olacağı kabul edilse dahi mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmaksızın karar verildiği, zamanaşımı hususunda belirleyici olacak olan tedavi evrakları ilgili hastanelerden istenmeksizin ve gerekçeli kararda da gerekçelendirilmeksizin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu hususuna ilişkindir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, istifa konu geçici iş göremezlik tazminatı yönünden, kaza tarihi göz önüne alındığında uygulanması gereken ceza 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolmuş olmasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,

1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,

2/İstinaf eden davacı tarafça peşin yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.06/05/2026

Atıf: Diğer, E. 2026/518, K. 2026/778, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2026-518-e-2026-778-k-0bd0926e6231