Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/233 E. 2026/1780 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/233
Karar No
2026/1780
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/233

KARAR NO : 2026/1780

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/11/2022

NUMARASI : 2020/383 Esas - 2022/831 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı tarafından müvekkiline banka yoluyla borç para gönderildiğini bu alacağa istinaden; 08/02/2020 düzenlenme 20/03/2020 vade tarihli 15.000,00-TL miktarlı senet, 08/02/2020 düzenlenme 20/04/2020 vade tarihli 20.000,00-TL miktarlı senet, 08/02/2020 düzenlenme 20/05/2020 vade tarihli 15.000,00-TL miktarlı senet, 08/02/2020 düzenlenme 20/06/2020 vade tarihli 20.000,00-TL miktarlı senet, 08/02/2020 düzenlenme 20/07/2020 vade tarihli 30.000,00-TL miktarlı senet olmak üzere toplam beş adet senedin keşide edilerek davalıya verildiğini söz konusu kambiyo senetlerine istinaden ödemeler yapılmış olmasına rağmen davalı tarafından senetlerin müvekkiline verilmeyerek kötü niyetli ihtiyati haciz kararı alınıp müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünde ... esas sayılı icra takibi başlatıldığını belirterek icra takibinin önce durdurulmasına sonra da iptaline, davalının elindeki senetlerin geçersizliğine, dava değeri üzerinden %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ... davacı vekili dava dilekçesinde davalıdan borç aldığını buna karşılık senet düzenlendiğini ve bu senetlerin ödendiğini iddia etmiş ise de davacının ödemeye ispat olarak sunduğu dekontlarda dava konusu senetlerin ödendiğine ilişkin bir açıklama olmadığı gibi ilgili dekontların senet ödemesi olduğunu ispatlar başkaca delil sunmadığı anlaşılmış davacının yapılan ödemeyi yazılı delil ile ispatlaması gerekmektedir davasını ispatlayamayan davacı tarafa 12/04/2022 tarihli celsede yemin delili hatırlatılmış olup davacı vekili 18/04/2022 tarihli celsede yemin deliline dayanmayacaklarını beyan etmiş olup mahkememizce davanın ispatlanmadığı kabul edilerek davanın reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar yerel mahkeme sunmuş oldukları delil ve belgeleri, taraflar arasındaki yargılamaya konu alacak-borç ilişkisini ispatlamaya yeterli görmemişse de, mahkemece yapılacak değerlendirme neticesinde dava konusu borcun müvekkili tarafından fazlasıyla ödendiğinin görüleceğini, kambiyo senetleri illetten mücerret olsa da bedelsizliğe dayalı menfi tespit davalarının hukuki sebepleri bakımından kambiyo senetleri hukukuna tabi olmadığını, bedelsizliğe dayalı menfi tespit davalarının yasal dayanağının sebepsiz zenginleşme olduğunu, dava konusu bonoların taraflar arasındaki temel borç ilişkisini biçimlendirme ve belirleme amacıyla borç ilişkisi doğduktan sonra düzenlendiğine ilişkin iddialarının incelenmediğini, tarafların ticari ilişkileri, ticari defterler ve banka hesap hareketlerinin taraflar arasında başkaca bir borç ve ticaret ilişkisi olmadığını ortaya koyduğunu, alınan uzman bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, müvekkilinin davalıya olan borcunu banka aracılığıyla yapmış olduğunu, açıklamasız ödeme dekontlarıyla ödediğini, taraflar arasında başkaca bir borç ilişkisi bulunmamasına rağmen davalı tarafın uhdesinde tuttuğu senetleri icra takibine konu yapması, davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, mahkemece yapılan yargılama esnasında, dava konusu bonoların taraflar arasındaki temel borç ilişkisini biçimlendirme ve belirleme amacıyla borç ilişkisi doğduktan sonra düzenlendiğine ilişkin iddialarının incelenmediğini, şayet iddia ve delilleri detaylıca incelenmiş olsaydı, taraflar arasındaki banka hesap hareketleri ve ticari defter incelemeleri birlikte değerlendirilseydi, taraflar arasında başkaca bir borç ilişkisi bulunmadığının görüleceğini, açıklanan nedenlerle verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, icra takibine konu edilen bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılarr vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı ... ... tarafından her biri 08.02.2020 tanzim, 20.03.2020 vadeli 15.000 TL, 20.04.2020 vadeli 20.000 TL, 20.05.2020 vadeli 15.000 TL, 20.06.2020 vadeli 20.000 TL, 20.07.2020 vadeli 30.000 TL bedelli bonoların davalı lehine keşide edildiği, diğer davacı şirketin bonolarda aval olarak yer aldığı görülmüştür.

Davalı tarafından yukarıda anılan bonolar hakkında davacılar aleyhine İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/178 D.İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alınmış, bu karar doğrultusunda İstanbul Anadolu 20.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ihtiyati haczin uygulamaya konulduğu anlaşılmaktadır.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Somut olayda, davacı tarafça, davalı tarafından banka yoluyla borç para gönderildiği ve bu alacağa istinaden beş adet senedin keşide edilerek davalıya verildiği ancak kambiyo senetlerine istinaden ödemeler yapılmış olmasına rağmen davalı tarafından senetler hakkında ihtiyati haciz kararı alındığı iddia edilerek bonolar nedeniyle borçlu bulunmadığı iddia edilmiştir. Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.

İİK'nın 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.

Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesi uyarınca bonolar kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup, kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Kambiyo senetlerinde bedelsizlik iddiası ancak kesin delilleri ile ispat edilebilir.

Eldeki davada davacı taraf, dava konusu bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığını ileri sürdüğüne göre bono bedellerinin ödendiği ve bedelsizlik iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerekir. Bu kapsamda davacı tarafça, davalının "borç verdim" ibareli davacı şirkete yapılan havalelere ilişkin dekontları ve davacı şirket tarafından davalıya yapılan ödemelere ilişkin dekontlar ile ticari defterler dosyaya sunulmuştur. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacı şirket ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 28.08.2020 tarihi itibariyle 105.083 TL alacaklı olduğu, davacı şirket ile davalı arasında 2019 yılından başlayan para alışveriş hareketlerinin dayanaklarının ibraz edildiği, davacı şirketin davalı ile olan hareketlerini diğer çeşitli alacaklar hesabında izlediği , diğer çeşitli alacaklar hesabı muhasebe sisteminde ticari bir nedene dayanmayan diğer alacak hesaplarından herhangi birine dahil edilemeyen alacakların izlendiği hesap olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtları dava dosyasına ibraz edilen banka dekontları ile uyuşmadığı, banka dekontları incelendiğinde davacı şirkete 96.650 TL nin banka havalesi yoluyla gönderildiği, davacı tarafından davalıya 122.945,05 TL banka havalesi yoluyla ödeme yapıldığı, ödeme dekontlarında herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, davaya konu senetlerin davacı şirketin ticari defter kayıtlarında bulunmadığı rapor edilmiştir.

Somut olayda, davacı tarafça ödeme iddiasına dayanak olarak sunulan dekontlarda, ödemenin dava konusu bonolara ilişkin olduğuna dair bir açıklama bulunmamaktadır. Bono bir kambiyo senedi olarak sebepten mücerret olup, bono için yapılan ödemelerin de açıkça bono için yapıldığı iddiasının ispatlanması gerekir. Bu anlamda davacı şirket ticari defterleri ödeme iddiasını ispata elverişli olmayıp, davacı keşidecinin bonolara konu borcun bulunmadığına ya da borcun ödendiğine ilişkin yazılı delil ibraz etmediği de gözetildiğinde bonoların bedelsiz olduğu iddiasının ispatlanmadığının kabulü gerekir. Davanın dayanağı bedelsizlik olup, bedelsiz senedi kullanmanın TCK nun 156/1 maddesi uyarınca hapis cezasını gerektiren bir suç olduğu ve yemin deliline başvurulamayacağı (Yargıtay 19 HD nin 2014/15036 esas-2015/569 karar sayılı kararı), avalist olan davacı şirketin keşidecisi ve lehtarı arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklı kişisel defilere yönelik olarak kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süremeyeceği dikkate alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmuştur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/233, K. 2026/1780, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-233-e-2026-1780-k-ca65c1668ed7