Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2319 E. 2026/2094 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2319
- Karar No
- 2026/2094
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2319
KARAR NO:2026/2094
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:15/02/2023
NUMARASI:2021/538 Esas - 2023/95 Karar
DAVA TARİHİ:12/08/2021
KARAR TARİHİ:14/10/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete ... sigortası ile sigortalı... plaka sayılı aracın 10/04/2017 tarihinde %100 kusurlu olarak müvekkiline kasko sigortası ile sigortalı... plaka sayılı araca çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu, kaza sonrası müvekkili şirket tarafından aracın tamir edilerek toplam 30.301,80 TL tazminat ödendiğini ve sigortalısının halefi olduğunu, halefiyet gereği hasar bedelinin tahsili için müvekkili tarafından davalı aleyhine İst. Anad. 17.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç sahibinin kazadan sonra poliçeyi yaptırdığını, kaza tespit tutanağında da kaza saatinin bu saatten sonraki bir saat olarak yazıldığını, bu durumda müvekkil şirket nezdinde düzenlenen poliçenin kaza vade tarihleri içerisinde olmadığı izahtan vareste olup husumet itirazlarımızın ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, esasa ilişkin olarak da idda edilen maddi hasarın fahiş olduğunu, kusur durumu ile maddi hasara ilişkin tespitler tamamlanmadan likit bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğini bu nedenle icra inkar taleplerinin reddi gerektiğini, ticari faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın kabulü ile Davalı tarafın İstanbul Anadolu 17. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın poliçe vadesi içerisinde gerçekleşmediğini, talep konusu poliçenin kazadan sonra bildirimle düzenlendiğini, husumete ilişkin itirazlarının olduğunu, rücu zamanaşımı ve kazaya ilişkin zamanaşımı olduğunu, kusura ilişkin tespitlere itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, raporda maddi hasarın tespitinde çelişkiler bulunduğunu, itirazlarını karşılar nitelikte bir bilirkişi raporu olmadığını,KDV tutarına itiraz ettiklerini, tazminat olarak alınan paraların KDV’nin konusuna girmediğini, takip talebindeki faiz başlangıç tarihine itiraz ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava, kasko sigorta poliçesi ile sigortalı... plakalı araç ile... plakalı araç arasında 10/04/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasara uğraması nedeniyle dava dışı sigortalısına yapılan hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca kazaya kusuruyla sebebiyet verdiği iddia edilen aracın ... sigortasını yapan şirketten rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Yargıtay'ın 17.01.1972 gün ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, bu tür rücu davalarında, sigortacının tabi olduğu zamanaşımının, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren bakımından işlemeye başlayan zamanaşımı süresinden geriye kalan süre içinde rücu davasını açmak durumunda olup, sigortalısına yaptığı ödeme ile zamanaşımı kesilmez ve kendisi için yeni baştan işlemeye başlamaz. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." 6098 sayılı TBK'nın 154. maddesi zamanaşımının kesilmesi durumlarını belirtilmiş, ikinci maddede gibi alacaklı dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa zamanaşımının kesileceğini hüküm altına almıştır. TBK'nın 156. maddesine göre zamanaşımının kesilmesi ile yeni bir süre işlemeye başlar.TBK'nın 154. maddesi zamanaşımını kesen haller sayılmıştır. Hükme göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmi ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının dava veya defi yoluyla hakeme veya mahkemeye başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre başlar. Aynı Kanun'un 156.maddesi, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemeye başlayacağını, 157/1. maddesine göre de dava ve def'i yolu ile kesilen zamanaşımının dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/17-855 E. - 2020/1001 K. sayılı kararı). Somut olayda, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğinden KTK'nın 109/2.maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Kasko sigortalı aracın karıştığı kaza 10/04/2017 tarihinde meydana gelmiş, ödenen hasar bedelinin rücuan tahsili için davalı aleyhine 16/10/2018 tarihinde İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Davalının süresinde borca itiraz etmesi üzerine de davacı alacaklı tarafından 12/08/2021 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı tarafından 16/10/2018 tarihinde icra takibi başlatılması ile 2 yıllık zamanaşımı süresinin kesildiği, 16/10/2018 tarihten itibaren 2 yıllık sürenin yeni bir sürenin işlemeye başladığı, TBK 154. madde kapsamında zamanaşımını kesen son işlemin icra takibinin başlatıldığı 16/10/2018 tarihi olup, bu süreden sonra başlayan yeni 2 yıllık süre içerisinde zamanaşımı süresini kesen başka bir işlem bulunmadığı anlaşılmaktadır. Pandemi döneminde çıkarılan ve Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sürelerin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında 95 gün durdurulmuş olup 16/10/2018 tarihinden itibaren 95 gün eklendiğinde somut uyuşmazlıkta 18/01/2021 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmuştur. Dava dilekçesi ekinde sunulan 22/06/2021 tarihli arabuluculuk başvurusunda zamanaşımı dolmuş olduğundan arabuluculuk süresinde duran sürelerin zamanaşımına eklenmesi de mümkün olmamıştır.Davacı vekilinin icra dosyasında yapılan işlemlerin TBK'nın 154. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen işlemlerden olmadığı, davalı tarafça da cevap dilekçesinde ve yasal süresi içerisinde zamanaşımı definin ileri sürmüş olduğu anlaşılmasına göre davalının zamanaşımı itirazı incelenmeden ve zamanaşımı dolduğu halde yargılamaya devamla davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harcın başlangıçta peşin olarak alınan 586,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 145,76 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.301,00 TL (Harca esas değer üzerinden hesaplanan) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 11 ve 13. fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 137,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/10/2026