Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1692 E. 2026/1573 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1692
- Karar No
- 2026/1573
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1692 - 2026/1573 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1692 KARAR NO : 2026/1573 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2019 NUMARASI : 2017/366 E. - 2019/480 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
BİRLEŞEN DAVA (Ankara 1 FSHHM 2019/1 E. 2019/1 K.)
MARKAYI DEVİR ALAN DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/11/2019 Tarih ve 2017/366 Esas - 2019/480 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2016/50777 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı tarafın "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin zaten 2016/31519 sayılı "..." ibareli tescilli markasının bulunduğunu, taraf markalarının işitsel yönden farklı olduğunu, görsel açıdan da davalı logosundaki sözcükler itibariyle markaların farklılaştığını, taraf markaları arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını, müvekkili markasının "..." ve "Türk" söz öbeklerinin birleştirilmesi ile ve başa "..." sözcüğünün eklenmesi ile oluşturulduğunu, davalı markasının ise birden fazla şekil, rakam ve harf unsurunu içinde barındırdığını, markaların farklı renklerde olduğunu, tek bir unsurun dahi aynı olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-5265 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2016/50777 sayılı "... ..." ibareli başvuru ile YİDK kararına mesnet tutulan 2007/07395 sayılı "...+şekil" ibareli markanın, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca aynı tür/benzer hizmetleri kapsadığı ve markaların bütünsel anlamda bıraktıkları genel algıdaki benzerliğin iltibasa neden olabilecek düzeyde olduğu, davacı yanın 2016/31519 sayılı 38. ve 41. sınıfta tescilli markasına dayalı olarak müktesep hak iddiasında bulunamayacağı, KHK'nın 8/4 maddesi uyarınca taraf markalarının tanınmış olduğuna dair herhangi bir delilin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin adına tescilli marka nedeniyle başvuru üzerinde müktesep hakkı olduğunun ve seri marka yaratma iradesinin göz ardı edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu ve bu ibarenin, başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin olduğu, ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafça istinaf başvurusunda peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.