Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2412 E. 2026/2023 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2412
Karar No
2026/2023
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2412

KARAR NO:2026/2023

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:12/06/2023

NUMARASI:2019/582 Esas - 2023/468 Karar

DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ:30/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi sigortalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracın 22/09/2017 tarihinde ... Caddesi ... civarında bulunan trafik ışıklarında asli kusurlu olarak yaya olan müvekkiline çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, kaza neticesinde hasar dosyası açıldığını, davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL geçici işgöremezlik, 2.500-TL sürekli işgöremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete KTK'nın 97. maddesi uyarınca kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, tazminat hesaplaması gerektiğini, davacının sunduğu maluliyet raporuna itirazlarının bulunduğunu ve geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, ceza dosyası evraklarının sunulması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; kazanın 22/09/2017 tarihinde meydana geldiğini, davanın 15/11/2019 da açıldığını ve kazanın üzerinden iki yıldan fazla zaman geçtiğini, bu süre zarfında sürücü ... hakkında ceza davası açılmadığı gibi herhangi bir şikayet dahi yapılmadığını, davacının doğuştan sağır ve dilsiz olduğunu, kazadan sonra davalılar ve davacı yerine onu temsilen davacının babası ... ve annesi ... ile bir araya gelinerek anlaşmanın imzalanarak ibralaşıldığını, müvekkilinin sigortası olduğu ... A.Ş.'ye davacının tazminat başvurusu da reddedilmiş olup bu konuda müvekkili hakkında sigorta tarafından da herhangi bir rücu davası açılmadığını, dava ve talebin zamanaşımına uğradığını, talep edilen maddi tazminatların SGK tarafından karşılandığından işbu taleplerinin yersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilin olayda tek kusurlu kabul edilmesi mümkün olmadığını, müvekkiline aracı ile çarpan ve çarptıktan sonra yola fırlamasına ve akabinde kaldırıma düşmesine neden olan davalı sürücünün kusursuz olduğunu değerlendirmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı sürücü aracın hızını şehir içi hız sınırlarına uygun olarak kullanmış olsa idi müvekkilin bu şekilde yola savrulması mümkün olmadığını, davalı sürücünün hızının yüksek olduğu trafik kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, olayın hemen akabinde tutulan trafik kaza tutanağında davalı sürücünün KTK 52/1 maddesi gereğince hızını ayarlamadığı belirtildiğini, resmi makamlarca tutulan kaza tespit tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli bir belge olarak kabulü gerektiğini, ATK raporu dosyaya, delillere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle ATK ve İTÜ raporunun hükme esas alınması mümkün olmadığını, olay yerindeki hız sınırının amacı zaten trafik güvenliğini ve can ve mal güvenliğini sağladığını, davalı sürücünün kullandığı araç 30 km hız sınırını aşarak trafik kurallarını ihlal ettiği ve müvekkili yayaya çarparak maluliyetine sebep olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 22.09.2017 tarihinde saat 20:15 sıralarında davalı sürücü ... idaresindeki... plakalı otomobili ile ... Caddesi istikametinden ... yönüne seyir halindeyken kaza mahalli olan ... AVM yakınlarına geldiğinde aracının ön kısmıyla seyir istikametine göre sol tarafından gelerek karşıdan karşıya geçmek isteyen ...'a Çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Dosya içerisinde olayın oluş şeklini ve olay yeri özelliklerini anlatır trafik kazası tespit tutanağı ve ekinde kroki bulunmaktadır. Tutanakta, meydana gelen kaza neticesinde sürücü ...'in 2918 sayılı KTK'nın 51/1-a maddesi gereğince kusurlu olduğu, yayanın ise geçme kurallarına riayet etmediği gerekçesi ile 54/1-a maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 2017/152317 Soruşturma dosyasında şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 17/11/2022 tarihli kusur raporuna göre;Davalı sürücü ..., video görüntülerinden anlaşıldığı üzere kavşak mahalline yaklaşırken hızını azalttığı ve selektör yaptığı, kurallara uygun bir şekilde olay mahalline giriş yaptığı, görüş açısı dışında kalan yayayı gördüğü anda da kazayı önleme adına etkin tedbirde bulunduğu, kazanın meydana gelmesini önleyebilecek başkaca bir tedbir alma imkanı olmadığı, mevcut şartlarda kazayı önleyemeyeceği ve kural ihlali olduğunun söylenemeyeceği anlaşılmış gerçekleşen kazada kusursuz olduğu; Davacı ..., yayaların geçişi için uygun olmayan bir noktadan karşıdan karşıya geçiş yapmaya çalıştığı, sola dönüş için duraklayan-yavaşlayan araçların önünden çıkarak sağ şeritteki araçların göremeyeceği noktada kaldığı, araç sürücüleri için öngörülemezlik şartlarını oluşturduğu ve ilk geçiş hakkına sahip olan araç sürücüsünün hareket alanını kısa mesafeden ve koşarak kapattığı anlaşılmış gerçekleşen kazada asli derecede %100 kusurlu olduğu" sonucuna varılmıştır.Kaza tespit tutanağı ile ATK Trafik ihtisas Dairesinden alınan kusur raporunun çelişmesi üzerine Mahkemece konusunda uzman 3 kişilik heyetten rapor aldığı alınan heyet raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın %100 oranında asli kusurlu, davalı sürücünün kusursuz olduğu yönünde rapor sunulmuştur.Davacı vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; kaza tespit tutanağına göre davalı sürücünün hızını kavşaklara girerken azaltmadığı ve kusurlu olduğu, Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur bilirkişi raporuna göre sürücü kusursuz, davacı yayanın ise %100 oranında kusurlu olduğu, çelişkinin giderilmesi için İTÜ trafik kürsüsünden oluşturulan heyetten alınan kusur raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü kusursuz, davacı yayanın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ATK Trafik ihtisas Dairesinden alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idi ise, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına;kaza tespit tutanağı ile olay anı video görüntüleri de değerlendirilerek düzenlenen ve birbirini doğrulayan ATK ve İTÜ bilirkişi raporlarının gerekçeli, yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, davalı sürücünün kavşak mahalline yaklaşırken hızını azalttığı ve selektör yaptığı, kurallara uygun bir şekilde olay mahalline giriş yaptığı, görüş açısı dışında kalan yayayı gördüğü anda da kazayı önleme adına etkin tedbirde bulunduğu, kazanın meydana gelmesini önleyebilecek başkaca bir tedbir alma imkanı olmadığı yönündeki görüşün olayın oluş şekline uygun düşmesine göre meydana gelen kazada davalının hiç kusurunun bulunmaması halinde kaza ile davalıların sorumluluğu arasında uygun illiyet bağı ortadan kalkmış olacağından, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2412, K. 2026/2023, T. 12.06.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2412-e-2026-2023-k-8aef9b25b264