İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/555 E. 2026/944 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/555
Karar No
2026/944
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/555 Esas KARAR NO : 2026/944

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/07/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "16.10.2023 tarihinde sürücü ...' nın kaza anında sevk ve idaresinde bulunan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin maliki olduğu ... plaka numaralı aracın, müvekkil ...' nın maliki olduğu; ... plaka numaralı aracı ile çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Sürücü ... Kaza Tespit Tutanağına göre kusurlu bulunmuş olup müvekkile atfı mümkün bir kusur bulunmamıştır. Müvekkilin aracı, ... San. Ve Tic. Ltd. Şti' nin maliki olduğu ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş. nezdinde yaptırılmıştır. Değer kaybı bedeli için yine karşı tarafın ZMMS sigorta poliçesini düzenleyen ... SĠGORTA A.Ş. sorumlu olduğu için kep yoluyla 23/11/2023 tarihinde başvurulmuş ancak kısmi bir ödeme alınmıştır. Müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı tutarının sigorta şirketinden tahsil edilememesinden dolayı tarafımızca Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılmış, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından 2024.E... Sayılı dosya ile yapılan inceleme neticesinde 04/11/2024 Tarihinde K-2024/... Sayılı karar verilmiştir. İş bu karar neticesinde sigorta poliçe limitinin dolduğu gerekçesiyle başvurumuz reddedilmiştir. Limit dolması sebebiyle değer kaybı tazminatı için karşı tarafın kasko poliçesini düzenleyen ... SĠGORTA A.Ş.' ye başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu'na müzekkere yazılarak 2024.E... sayılı uyuşmazlık dosyasının mahkemeniz dosyasına delil niteliğinde celbini talep ederiz. Davacı müvekkile ait ... plaka numaralı araç 2015 Model, ... ... marka araçtır. Müvekkilin aracı kaza sebebiyle bir kısım parçaları değiştirilmiş bir kısım parçaları ise tamir görerek onarılmış olup, aracın gördüğü işbu tamir/ onarım/parça değişimi ve TRAMER kayıtlarına işlenen hasar kaydı sebebiyle ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2013/3815, K. 2013/9854 Sayılı Kararında; aracın hasarsız haldeki rayiç değeriyle kazadan sonraki rayiç değeri belirlenerek aracın kaza sebebiyle uğradığı değer kaybının tespit edilmesi için uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi...‟‟ şeklinde hüküm kurarak, araçta meydana gelen değer kaybının tespiti için, aracın hasarsız haldeki rayiç değerleriyle, kazadan sonraki rayiç değerinin tespitine yönelik bilirkişiden rapor alınması gerektiği belirtilmiştir. Sayın Mahkemece de takdir edileceği üzere; huzurdaki dava ile talep ettiğimiz bakiye değer kaybı tazminatına ilişkin talebimiz hem reel piyasa araştırmasını hem teknik konuda yetkili uzmanlar tarafından inceleme yapılmasını gerektirdiğinden tarafımızca tam ve net bir belirleme yapılabilme imkanı bulunmayıp; huzurdaki dava tarafımızca belirsiz alacak olarak açılmıştır. Söz konusu hususa ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/17-1099 - K. 2019/460 sayılı ve 16.4.2019 tarihli kararındaki: "...Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir...." ifadeleriyle huzurdaki davaya konu bakiye değer kaybı tazminatı isteminin belirsiz alacak olarak isteneceği kabul edilmiştir. Sayın mahkemeniz tarafından alınacak bilirkişi raporu sonrasında belirlenecek bedelden karşı tarafın kusuru oranında alacağın belirlenmesini talep ederiz.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49/1‟e göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Aynı şekilde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24/1‟e göre; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.” Haksız fiil sorumluluğu, kişinin kusurlu bir şekilde hukuka aykırı bir fiille başkasının şahıs varlığında veya mal varlığında sebep olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. Trafik kazasından kaynaklı tazminat davasının hukuki dayanağı da 49. Maddede düzenlenen haksız fiil sorumluluğudur. Trafik kazalarında haksız fiili bizzat işleyenler sorumlu olmakla birlikte başka tazminat sorumluları da vardır. Bunlar; Araç Sürücüsü : 6098 sayılı TBK M.49‟a göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Dolayısıyla haksız fiil sorumluluğunun şartları sağlandığı takdirde araç sürücüsüne karşı dava açılabilir. Araç Sahibi : 2918 sayılı KTK m. 3‟e göre, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmişveya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi araç sahibidir. Araç işleten ve Araç Sahibi: KTK m.3‟e göre, “işleten : Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” Aynı kanunun 85‟inci maddesinin birinci fıkrasına göre ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teĢebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” işleten gibi sorumlu olanlar : KTK‟nun 104. maddesine göre motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı, 105. maddesine göre yarış düzenleyicileri, yarışa katılanların veya onlara eşlik edenlerin araçları ile gösteride kullanılan diğer araçların sebep olacakları zararlardan dolayı, 106. maddesine göre genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, 107. maddesine göre bir motorlu aracı çalan veya gasp eden kimseler motorlu araç işleten gibi sorumlu tutulurlar. Dolayısıyla işleten gibi sorumlu olan kişilere de manevi ve maddi tazminat davası açılabilir. Sigortacılar : KTK m. 85‟e göre işletenin, kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Bu durumda söz konusu sorumluluk sigortası hangi sigorta şirketi tarafından yapılmışsa, o şirket de ölüm, yaralanma ve diğer zararlardan sorumlu olacaktır. Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında, yukarıda sayılan sorumlular müteselsil sorumludur. Yani zarar gören, zararının tazminini yukarıda sayılan kişilerin birinden, birkaçından veya tamamından isteyebilir. KTK m. 88‟e göre, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. 6098 sayılı TBK m. 61‟e göre ise, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Kasko poliçesini düzenleyen ... Sİgorta A.Ş., işbu kazadan kaynaklı zarardan sorumludur.” şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Bu sebeple faizin haksız fiil tarihinden itibaren işletilmesi gerekmektedir. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Davalının değer kaybı bedelindeki sorumluluğuna ilişkin faiz başlangıç tarihi; haksız eylemden doğan tazminatlarda faiz başlangıcı haksız eylem tarihinden itibaren olacağından; hasar tarihi olacaktır. Bu sebeple tarafımızca 16/10/2023'den itibaren faiz talep edilmektedir. Aşağıdaki emsal Yargıtay Karar özetleri de aynı yöndedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 11.02.2002 Tarih 2001/10735 Esas 2002/1543 Karar sayılı ilamında; "Haksız eylem nedeniyle tazminat davalarında, haksız eylem tarihinden itibaren faiz istenebilir. Dava, haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde hüküm altına alınacak tazminatlara yasal faiz yürütülmesi isteği bulunmaktadır. Davacının tazminat istemi, davalının hukuka aykırı eyleminden kaynaklanmaktadır. Haksız eylemin meydana geldiği tarihte zararda doğmuş ve aynı günde zarar veren tazminatı ödeme yükümlülüğü altına girmiştir. Ödememesi nedeniyle, davacının istemine karşı direnmesi sonucunu doğurur. Böylece aynı tarihten itibaren de alacaklı faiz istemeye hak kazanmış olur. Somut olayda davacı faiz isteminde de bulunduğuna göre, mahkemece bu istem içinde kabul kararı vermesi gerekirken faize hükmolunmaması, bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 06.11.2006 Tarih 2005/12133 Esas 2006/11690 Karar sayılı ilamında; "Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında, ıslahla istenen miktar için de olay tarihinden faize hükmedilmesi gerekir. Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı, ıslah dilekçesine konu ettiği maddi tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece, gerekçe de gösterilmeksizin ıslah dilekçesi ile istenilen tazminat miktarlarına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Haksız eylemlerde, haksız eylem tarihinde direnime (temerrüde) düşülmüş olması nedeniyle, istek de bulunduğu takdirde, olay tarihinden faize hükmedilmesi gerekir." Dava şartı arabuluculuk şartının yerine getirilmesi için İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2025/... E. Sayılı dosyasıyla başvuruda bulunulmuşsa da taraflar arasında arabuluculuk süreci sonucunda herhangi bir anlaşma sağlanamamıştır. İşbu nedenle de huzurdaki davayı açma zorunluluğumuz doğmuştur.” şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Sayın Mahkemece yapılacak değerlendirmeler neticesinde Uzman bilirkişi tarafından araç değer kaybı belirlenebilir olduğunda artırılmak üzere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 100 TL'nin (HMK 107. Madde gereği belirsiz alacak) davalı Sigorta Şirketinden tahsili için Sayın Mahkemenize başvurulması zorunlu hale gelmiştir.”şeklindedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zararın belirlenebilir olduğu durumlarda belirsiz alacak davası ikame edilemez. Başvuru sahibi tarafından zararın belirsiz olduğu iddia edilmiş ise de değer kaybının reel piyasa şartları kapsamında belirlendiği göz önüne alındığında zararın belirsiz olduğu iddiası yerinde değildir. Başvuru sahibinin belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Esasa ilişkin itirazlarımız; Davacı tarafından ... plakalı araç ile müvekkil şirket nezdinde sigortalı ... plakalı araç arasında 16.10.2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı kaza sonucunda, davacının aracında değer kaybı meydana geldiği iddia edilerek değer kaybı talebinde bulunulmuştur. ... plakalı araç ... nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanmıştır. Kaza tarihi itibari ile ZMMS teminat limiti 120.000,00 TL'dir. Yapılan ekspertiz çalışması üzerine aracın onarımı için ... nolu hasar dosyasından 28.12.2023 tarihinde 52.612,94 TL tedarik ödemesi yapılmış ayrıca davacıya işçilik ve onarım için 17.386,06 TL ödeme yapılmıştır(Ek-2). Müvekkil şirkete davacı tarafından yapılan değer kaybı başvurusu üzerine davacıya ... numaralı hasar dosyasından 30.11.2023 tarihinde 50.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapılarak ... nolu ZMMS poliçe limiti tüketilmiştir. Sigortalı aracın müvekkil şirket tarafından düzenlenmiş ... poliçe numaralı ... İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunmakta olup poliçede maddi bedeni ayırımsız Kaza Başına Maddi 5.000.000,00 TL ĠMM teminatı bulunmaktadır. Dava dilekçesinde değer kaybı için kısmi ödeme yapıldığı yazılmış ise yapılan ödeme yazılmamıştır. Müvekkil şirket tarafından davacının başvurusu üzerine ... numaralı hasar dosyasından değer kaybı ekspertiz raporu davacıya ait araçta 35.834,25 TL değer kaybı tespit edilmiş, 30.11.2023 tarihinde yapılan 50.000,00 TL değer kaybı ödemesi ile davacının zararı eksiksiz karşılanmıştır. Davacının değer kaybı zararı karşılandığından davacının davasının reddi gerekmektedir. Davacı tarafından araçta değer kaybı zararının tam karşılanmadığı iddiasında bulunulmuş ise de aracın hasar geçmişi ve kullanılmışlık düzeyi de göz önüne alındığında başvuruya konu araçta işbu kaza nedeniyle müvekkil sigorta şirketinin ödediği değer kaybının üzerinde bir kayıp meydana gelmemiştir. Davacıya ait araç 2015 model ve 160 bin KM dedir. Davaya konu aracın yaĢı, KM si, kullanılmışlık düzeyi düşünüldüğünde talep edilen bakiye değer kaybının oluşması mümkün değildir. Ayrıca dava konusu aracın 11 adet geçmiş hasar kaydı mevcut olup geçmiş hasar kayıtları dikkate alındığında ödenen değer kaybı tazminatının zararın bile üzerinde olduğu açıktır. Geçmis Hasar Kaydı : Evet Hasar : 30/09/2022 00:00 Hasar : 17/10/2021 00:00 Hasar : 26/05/2021 00:00Hasar : 18/12/2020 00:0 Hasar : 23/01/2020 00:00 Hasar : 29/05/2019 00:00Hasar : 08/03/2018 00:00Hasar : 07/03/2018 00:00 Hasar : 04/03/2016 00:00Hasar : 10/10/2015 00:00Hasar : 18/09/2015 00:00 Müvekkil Şirket kaza tarihi itibariyle geçerli yasal mevzuat gereğince meydana gelen zararda sorumlu olup değer kaybı tespiti yapılacak olması halinde kaza tarihinde geçerli yasal mevzuatın dikkate alınarak hesaplama yapılmasını talep ederiz. Talebin reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Aksi halde aracın geçmiş hasar kayıtlarının celp edilerek bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ederiz. Davacı tarafından tazminatın avans faiziyle birlikte talep edilmiştir. Müvekkil şirket arasında ticari bir ilişki bulunmadığı gibi tazminat talebi de ticari bir işten kaynaklanmamaktadır. Trafik Sigortasından kaynaklı olan tazminat talepleri Borçlar Kanunu haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmakta olup ancak yasal faiz talep edilebilir. Bu nedenle avans faizi talebinin de reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Davacının faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olan 16.10.2023 tarihinden başlatılması talebi de yersizdir. Müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu müvekkil şirkete başvurudan itibaren 15 gün sonrasında başlamakta olup, davacının değer kaybı talebi ile müvekkil şirkete yapmış olduğu başvuru dikkate alınarak karar verilmesini talep etmekteyiz. Talebimiz Davacıya ait aracın geçmiş hasar kayıtlarının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden müzekkere ile istenmesini, gelen cevaba istinaden ilgili sigorta şirketlerinden geçmiş hasarlara ilişkin ait belgelerin celp edilmesini talep ederiz. Şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Davacının davasının, öncelikle belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmesini, davacının değer kaybı zararı eksiksiz karşılandığından davacının davasının reddine aksi kanaatte olunması halinde bilirkişi incelemesi yapılarak ait aracın geçmiş hasar kayıtlarının dikkate alınmasını, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir. Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen değer kaybı bedelinin, bakiye kalan kısmının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizce, davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, tüm deliller toplandıktan sonra bakiye değer kaybı zararının bulunup bulunmadığı hususunda alanında uzman bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişinin düzenlediği 27.01.2026 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; "Alacak Toplam Zarar Yapılan Kısmi Ödeme Bakiye Alacak (Talep Edilen) Değer Kaybı Tazminatı 102.500,00 TL 50.000,00 TL 52.500,00 TL (Net) Onarım Bedeli Farkı 131.878,94 TL 129.680,96 TL 2.197,98 TL (KDV Dahil) Hak Mahrumiyeti 40.000,00 TL - 0 - 40.000,00 TL (Net) Cem”an Yekün Genel Toplam 274.378,94 TL 179.680,96 TL 94.697,98 TL (Net) Davalı tarafın %100 kusurlu olduğu kazada, davacı aracında oluşan toplam ekonomik kaybın mahsup sonrası 94.697,98 TL olduğu, bu tutara kaza/başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği , yapılan incelemeler neticesinde; davacı aracında kaza tarihi itibarıyla meydana gelen toplam ekonomik eksilmenin mahsup sonrası 94.697,98 TL olduğu, bu tutarın kaza tarihi olan 16/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği hususu; sayın mahkemenin takdirlerine ait olmak üzere denetime elverişli şekilde arz olunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişinin düzenlediği 21.04.2026 tarihli 1 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Mahkemeniz ara kararındaki kriterlerin tamamı (model, marka, geçmiş hasar, km) teknik hesaplamaya dahil edilmiş olup ... plakalı araç sürücüsünün, 2918 Sayılı KTK m.52/1-b ve m.56/1-c maddelerini ihlal ettiği, bu sebeple kazanın oluşumunda %100 (Yüzde Yüz) Asli Kusurlu olduğu, ... plakalı davacı araç sürücüsünün atfa değer bir kusurunun olmadığı, Davacı aracındaki değer kaybının Yargıtay uygulamalarına uygun olarak 102.500,00 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin 15/05/2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; değer kaybı bedeli yönünden dava değerinin toplam 52.500,00-TL'ye çıkarılmasına, 16.10.2023 Kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, Davanın kabulü ile her tür yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; 16/10/2023 tarihinde çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza tarihi itibariyle davalının tam kusurlu olduğu iddiası ile bakiye araç değer kaybı zararının tazmini talebi ile eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Davalının dava konusu kaza sebebiyle 01/09/2023 tanzim tarihli ihtiyari mali mesuliyet sigortası gereği 5.000.000,00-TL'ye kadar sorumluluğunun bulunduğu, mahkememizce tüm deliller toplanmış, alanında uzman bilirkişiden rapor alınmış, hüküm kurmaya ve denetime elverişle bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda aracın kazadan önceki rayiç değeri ile kaza sonrası rayiç değeri arasındaki farka göre davacının değer kaybı zararının 102.500,00-TL olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalının sigortalısının %100 kusurlu olduğu, davacıya ödenen 50.000,00-TL'nin mahsubu ile davacının bakiye zararının 52.500,00-TL olduğu, bilirkişi raporunun denetime açık olduğu anlaşılmakla hükme esas alınarak kısmi ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile 52.500,00-TL bakiye değer kaybı bedelinin temerrüt tarihi olan 30/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; 2-Karar ve ilam harcı 3.586,27-TL nin peşin alınan 1.510,40-TL den düşümü ile kalan 2.075,87-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.125,80-TL peşin, tamamlama ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 8.415,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/555, K. 2026/944, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-555-e-2026-944-k-17ed67584cec