Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1878 E. 2026/1577 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1878
- Karar No
- 2026/1577
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1878 - 2026/1577 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1878 KARAR NO : 2026/1577 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2026 NUMARASI : 2026/70 E. - 2026/176 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü.
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/04/2026 Tarih ve 2026/70 Esas - 2026/176 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/103981, 2016/103988, 2016/103991, 2020/25405, 2020/25406 sayılı "......, "... ...", "... ... ...", "... ...", "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı ... ... bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... Üniversitesi" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/150405 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini, bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, davalının bu kararın yeniden incelenmesi talebinin YİDK tarafından kabulüne karar verilerek başvuru hakkındaki ret kararının kaldırıldığını, oysa müvekkili markasının tanınır hale geldiğini, müvekkilinin ... içi ve dışında 5 ayrı kampüste "... ..." markası altında anaokulu-lise arası kademelerde eğitim hizmeti vermeye devam ettiğini, 2013 yılından beri, tescil öncesinde dahi eskiye dayalı bir kullanımının olduğunu, müvekkili ve davalı taraf markasında ... ibaresinin ön planda ve esaslı unsur olarak kullanıldığını, markaların işitsel, yazılış ve görsel bakımdan birebir aynı olduğunu, markaların tescil sınıflarında da aynılık bulunduğunu, davalı yanın tescil talep ettiği diğer sınıflar ile müvekkili markalarının tescil edildiği 16, 41 sınıflar arasında bağlantı olduğunu, bu durumun markaları daha da yakınlaştırdığını, söz konusu markanın müvekkili markalarını aynen içerdiğini ve markaların seri marka izlenimi uyandırdığını, bu durumun da ortalama tüketici nezdinde davalı markası ile müvekkili şirket markalarının aynı olarak görünmesine sebebiyet vereceğini, anaokulundan üniversiteye uzanan tek bir kurum çatısı altında verilen eğitim hizmetinin bugün tüketiciler tarafından oldukça bilinen, yaygın bir uygulama olduğunu, tüketicilerin davalıya ait markayı ya doğrudan müvekkiline ait bir marka sanacaklarını ya da iki farklı firma ve kişi karşısında olduklarını anlamalarına karşın iki üretici arasında idari ya da ekonomik anlamda bir ilişkinin olduğunu düşünerek yanılacaklarını, markalar arasındaki aynılığın, tescil sınıflarının aynı ve benzer olmasının, davalı markasının müvekkilinin seri markalarının devamı izlenimi uyandıracağını, davalı markasının “Aynı işletmeye ait değişik hizmetler” algısı yaratacağını, davalı yanın müvekkili markalarını bilmesine rağmen ısrarla aynı markanın tescili için başvuru yaptığını, tüm itirazlara rağmen bu durumu devam ettirdiğini ve SMK md. 6/9 uyarınca kötü niyetli olduğunu, davalı yanın, müvekkili markalarına kasıtlı ve bilinçli bir şekilde yakınlaşmaya çalıştığını, müvekkili şirket markalarının çekici gücünden yararlanmak istediğini, davalı markasının haksız rekabete ilişkin hükümleri de ihlal ettiğini ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-10016 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, davalının “... ... Üniversitesi” ibareli başvurusu ile davacı şirkete ait itiraz konusu markaların, kavramsal, görsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduğunu, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... vekili, müvekkilinin ... ... Üniversitesi’nin mütevelli heyeti başkanı olduğunu, 11 Mart 2022 tarihli 7382 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ve yayınlandığı tarihte yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesinde "28.03.1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim KurumlarıTeşkilat Kanununun ek 171 inci maddesinin başlığında ve birinci fıkrasında yer alan "... Ayvansaray Üniversitesi" ibarelerinin "... ... Üniversitesi" şeklinde değiştirilmiştir" düzenlemesinin yer aldığını, "..." ibaresinin kültürel değeri nedeniyle kimsenin tekeline verilemeyeceğini, ilgili ibarelerin diğer unsurlarla birlikte kombinlenerek tescil edilse dahi koruma kapsamlarının düşük olacağını, "..." ibaresinin Osmanlı tarihinde padişahların 400 yıl boyunca yaşadıkları sarayın adı olduğunu, ilgili ibarenin halka mal olduğu hususunda duraksama olmadığını, ilgili ibareyi tescil ettiren marka sahibinin zayıf korumaya sahip olması dolayısıyla katlanma yükümlülüğünün bulunduğunu, taraf markalarının 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığını, itiraz sahibinin kök markası olan 2013/97272 numaralı markanın, tescilli olduğu 16, 35, 39 ve 41 nolu sınıflar yönünden ciddi ve markasal olarak kullanıldığının ispat edilmesi gerektiğini, davacı yan tarafından buna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulamadığını, davacı yana ait diğer markaların, 2013/97272 numaralı kök markanın serisi niteliğinde olduğundan akıbetlerinin de kök markaya bağlı olacağını, davacı yana ait seri markaların ise kullanılmayan bir markanın belirli dönemlerde tescil edilmesi nedeniyle 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi gereğince kötü niyetli olarak nitelendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında "..." kelimesinden kaynaklı olarak ilgili tüketici nezdinde benzerlik kurulmasının mümkün olduğu, zira markaların anlamsal ve işitsel benzerliklerinin, görsel farklılığa baskın geldiği, tüketici kesimi nezdine 2020/150405 sayılı "... ... Üniversitesi" ibareli davalı marka başvurusu ile "... ..." ibareli davacı markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğu, zira davacı markalarında esas unsur olarak yer alan "..." sözcüğünün, davalı markasında da aynen yer aldığı, davacıya ait "..." esas unsurlu markaların varlığı dikkate alındığında, tüketicilerin dava konusu markayı oluşturan ibareyi, davacıya ait seri markalardan biri olarak algılayabilecekleri ya da iki işletme arasında idari, ekonomik anlamda bir bağlantı kurabilecekleri, "..." kelimesi her ne kadar ... ilimizde bir semt adı olup yer adlarının herkesin kullanımına açık ibareler olduğu hususu akla gelebilecek ise de davacının 16 ve 41. sınıflarda tescilli olan ve seri marka izlenimini yaratan "..." ibareli markaları mevcut olup aynı sınıflarda ve sektörde belirtilen ibarenin davalı tarafından kullanılması durumunda, davacının sahip olduğu ilk ve ortaöğretim okullarının, üniversite olarak devamı niteliğinde algı oluşturabileceği, bu açıklamalar doğrultusunda 2020/150405 sayılı "... ... üniversitesi" ibareli davalı markası ile ... ibareli davacı markalarının benzer olduğu, davalı markası kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı bakımından taraf markalarının mal/hizmet listelerinin aynı/aynı tür mal ve hizmetlerden oluştuğu ve markalar arasında işbu mal/hizmetler itibariyle SMK m. 6/1 anlamında iltibas ihtimali bulunduğu kanaatine varıldığı, hükümsüzlük talepli dava bakımından dava dilekçesinde terditli talepte bulunulduğu, davacı vekilinin kötü niyet ve gerçek hak sahipliği uyarınca dava konusu markanın tüm sınıflarda hükümsüzlüğünü, bunun mümkün olmaması halinde SMK 6/1 maddesi uyarınca 16. ve 41. sınıflarda hükümsüzlüğünü talep ettiği, davacı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibareli markaları Türkiye’de uzun süredir dava konusu mal ve hizmetler bakımından tescilsiz kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davacının dava konusu marka üzerinde dava konusu mal ve hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanım iddiasının yerinde olmadığı, SMK'nın 6/9 maddesi şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali talepli davanın kabulü ile YİDK'in 2022-M-10016 sayılı kararının iptaline, hükümsüzlük talepli davanın kabulü ile dava konusu edilen 2020/150405 sayılı markanın 16 ve 41. sınıf mal hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı TÜRKPATENT vekili, ilk derece mahkemesince daha önce verilen kararda, müvekkili Kurum açısından davanın kısmen kabulü ve YİDK kararının kısmen iptaline karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince hükümsüzlük davası yönünden gerekçe ile hüküm fıkrasının birbiri ile çelişkili olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığını ve tarafların istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmediğini, buna rağmen müvekkili açısından hüküm sonucu değiştirilerek davanın kabulüne karar verildiğini, öncelikle bu nedenle anılan kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimali bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, coğrafi yer adı olduğundan ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, zayıf markaların ayırt edici gücü yüksek markalar gibi korunmasının mümkün olmadığını, zayıf markaları adına marka olarak tescil ettirenlerin, sonraki zamanlarda anılan işaretleri başkalarının da diğer ayırt edici eklerle birlikte tescil ettirebileceklerini öngörmeleri ve buna katlanmaları gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ... vekili, müvekkilinin, mütevelli heyeti başkanı bulunduğu ... ... Üniversitesinin adının doğrudan kanunla değiştirildiğini ve bu ibare üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, somut olayda müvekkilinin kanundan kaynaklanan bir hakkının olduğunu, üniversitenin adının kanun ile değiştirilmiş olması dolayısıyla müvekkilinin "... Üniversitesi" ibaresi ve ibarenin üniversite faaliyet alanı kapsamında kullanılması konusunda SMK hükümlerinin sağladığı korumadan daha üstün bir korumaya sahip olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, davaya konu YİDK kararı ile de isabetli biçimde tespit edildiği üzere ayırt ediciliğinin son derece düşük bulunduğunu, müvekkili markasının bir bütün olarak davacı markalarından farklılaştığını, bu hali ile taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ...’da bulunan bir semt adı olan "..." ibaresinin, tek başına ayırt edici olmadığını ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında, coğrafi yer adlarının tescilinin ancak ayırt edici başka bir unsurun bulunması ile mümkün olabileceğinin açıklandığını, bu durumda markada coğrafi yer adı olarak zayıf konumda bulunan "..." ibaresinin, tali unsur niteliğinde olduğunu, "..." ibaresinin, bir semt adı olarak tek başına ayırt ediciliğinin bulunmaması ve tek başına tescilinin mümkün olmaması nedeniyle müvekkili markasının bir bütün olarak ayırt edici olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, nitekim bu hususların, daha önce davacı tarafından müvekkilinin 2020/150264 sayılı "... Üniversitesi" ibareli marka başvurusuna yapılan itiraz üzerine görülen davada, Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen gerekçeli kararda açıkça ifade edildiğini, taraf markaları arasında yalnızca ortak unsur olarak "..." ibaresinin bulunmasına ek olarak markaların birbirinden proporsiyon, yazı şekli, şekil ve renk unsurları bakımından bir bütün olarak son derece farklı olduğunu, tüketici nezdinde de markaların farklı olduğunun ilk bakışta dahi anlaşılabileceğini, buna göre taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının kapsadığı sınıf yönünden hitap ettikleri tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin son derece yüksek olduğunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkili markasının eğitim sektörü, özellikle üniversite/ yüksek öğretim alanında ilgili tüketici kitlesine hitap ettiğini, bu durumda belli bir eğitim seviyesi üzerindeki kitleden söz edilmekte olup üniversite eğitimi gibi son derece önemli bir değerlendirme konusunda ilgili kitlenin dikkatli davranacağını, yapacağı seçimde ekstra özenli hareket edeceğini, davacının kullanımı dahi bulunmayan kötü niyetli markaları TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirerek markalarını yedeklediğini, işbu markaları mesnet göstererek müvekkilinin ticari faaliyetlerini engellemeye çalıştığını, tekelleşme kastı ile hareket ettiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tespitler içerdiğini, bu rapora yönelik itirazlarının mahkemece incelenmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ... Üniversitesi" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "TK ... ...", "... ...", "... ... ...", "... ..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira her ne kadar taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresi, ...'da bulunan maruf bir semt adı olup kimsenin tekeline verilemeyecek ibarelerden ise de dava konusu 16. ve 41. sınıf mal ve hizmetlerin ilgili olduğu sektördeki faaliyetlerin, okul öncesinden üniversiteye uzanan niteliği gözetildiğinde, başvuru markasında yer adına eklenen "üniversitesi" ibaresinin, davacı markalarındaki "...", "...", "... ..." ibarelerine nazaran ayırt edici bir ilave olarak kabul edilemeyeceği, zira 16 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerde anılan tüm bu ek ibarelerin, ilgili oldukları sektörde birbirini tamamlayan, birbirinin devamı olan, birbiri ile çok yakından ilgili ibareler olduğu, anılan mal ve hizmetlerin ortalama yararlanıcılarının, davalının "... üniversitesi" ibaresini gördüğünde, davacının üniversite alanında da faaliyete başladığı izlenimi edinecekleri, 16. ve 41. sınıf mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, dolayısıyla 16. ve 41. sınıf mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, "... Üniversitesi" adının kanunla verilmiş olmasının doğrudan üniversite isminin marka olarak tesciline imkan vermeyeceği, öte yandan "... Sarayı", SMK'nın 5/1-ğ maddesi kapsamında kamuyu ilgilendiren, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş bir işaret ise de aynı durumun müstakilen "..." ibaresi yönünden geçerli bulunmadığı, YİDK kararının iptali davası yönünden yalnızca 16. ve 41. sınıf mal ve hizmetlerin dava konusu olduğu, söz konusu mal ve hizmetler yönünden de SMK'nın 6/1 maddesi koşulları oluştuğundan, bu yönden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, hüküm ve gerekçe arasında çelişki olması nedeniyle Dairemizce HMK'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında kaldırılan ilk derece mahkemesinin önceki kararında, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin de bu yönden davalı Kurum lehine usuli kazanılmış hak sağlamayacağı, dava dilekçesinde 2020/150405 sayılı markanın öncelikle tescilli olduğu tüm sınıflarda, mahkeme aksi kanaatte ise 16 ve 41. sınıflarda hükümsüzlüğünün talep edildiği, mahkemece de yalnızca 16. ve 41. sınıflar yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiği, bu durumda hükümsüzlük davası yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince, hükümsüzlük talepli dava bakımından terditli talepte bulunulduğu gerekçesiyle bu yönden davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de davalı ... ... vekilinin bu hususa ilişkin bir istinaf itirazının olmadığı, anılan hususun kamu düzenine de aykırılık oluşturmadığı, bu nedenle anılan yanlışlığın kararın kaldırılması nedeni yapılamayacağı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.