Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1733 E. 2026/1575 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1733
Karar No
2026/1575
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1733 - 2026/1575 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1733 KARAR NO : 2026/1575 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2025 NUMARASI : 2024/474 E. - 2025/459 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/12/2025 Tarih ve 2024/474 Esas - 2025/459 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2021/190920 sayılı "T..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "... ..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kısmen yerinde görüldüğünü ve başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, davalı Şirketin çekişme konusunun özünü oluşturan "... ..." ibaresi üzerinde hak sahipliğinin bulunmadığını, müze kelimesinin, müzecilik hizmetleri açısından kullanılan tek yaygın ibare bulunduğunu, dolayısıyla müzecilik hizmeti de veren bir oteli ifade etmek için kullanılan "... ..." ifadesinde yer alan "..." kelimesinin, doğrudan bir anlama ve çağrışıma neden olduğunu, söz konusu ibare ile karşılaşan ortalama tüketicinin, otelde ... hizmeti de verildiği yönündeki algısının, hiçbir yorum ve çağrıştırma olmaksızın doğrudan oluştuğunu, diğer taraftan ... ... (... ...) ibaresinin, verilen hizmetin bir niteliğini belirtmek için otelcilik sektöründe yaygın olarak kullanıldığını, bu açıklamalar çerçevesinde kısmen redde mesnet alınan markalar ile müvekkili marka başvurusu arasında karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilemeyeceğini, dava konusu YİDK kararının, ülkemizin taraf olduğu ve bizzat davalı Kurum tarafından kamuoyuna ilan edilen "ayırt edici olmayan veya zayıf bileşenlerin karıştırılma olasılığına etkisi" başlıklı ortak bildirge gereğince de iptalinin gerektiğini, ayrıca söz konusu kararın kendi içinde de son derece ciddi bir çelişki içerdiğini, bu çelişkinin, idarenin işlemlerinde yeknesaklık ilkesini ihlal ettiği gibi idarenin yanlı bir tutumla karar tesis ettiğini de gösterdiğini ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-9497 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin "... ..." ibaresini 2002 yılından itibaren ticari faaliyetlerinde aktif ve yoğun bir şekilde markasal olarak kullandığını, "... ..." ibaresi, yapı ve diziliş itibariyle ayrıt edici olmakla birlikte müvekkili tarafından 2002 yılından itibaren süren ticari ve markasal kullanımları neticesinde markanın bilinirlik kazandığını, "... ..." ibaresinin herhangi bir resmi ya da gayri resmi biçimde herhangi bir ... türünü ifade etmediğini, söz konusu ibarenin tescil edildiği mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı kabul edilemeyeceğini, öte yandan tescilli bir markanın hükümsüz kılınmadıkça kanun tarafından sağlanan korumadan faydalanacağını, başvuruya konu marka ile müvekkil adına tescilli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin de bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının, başvuru kapsamında reddine karar verilen hizmetlerin tamamı yönünden tüketiciler nezdinde iltibas tehlikesine yol açacağı, "... ..." markasını yıllardır bilen, bu marka ile ilgili deneyimlere sahip tüketicinin, dava konusu markayı da, davalı yanca yaratılmış yeni bir marka olarak algılayabileceği, "... ..." ya da "... ..." kavramının yerleşik ve sektörel bir kavram olduğu yönünde bir algı bulunmadığı, kaldı ki anılan ibarenin her iki markada da doğrudan markasal vasıf bildirici bir algı yaratır şekilde kullanıldığı, dolayısıyla ibarenin jenerik nitelikte ve tali bir şekilde kullanılmak suretiyle bir konsepte işaret etme ihtimalinin varsayımında dahi dava konusu marka örneğinin bu yönde bir algı yaratmadığı, tüketicinin markaların farklılaşan unsurları itibariyle iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aynı kaynağa ait olduklarını düşünebileceği ve buna bağlı olarak yanılgı yaşayabileceği, bu durumun ise tam olarak karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2021 gün ve 2020/320 E., 2021/578 K. sayılı ilamında, müvekkilinin kullanımında olan marka ile davalı şirket markası arasında benzerlik olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiğini, bu tespitin ve beraat kararının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olduğunu, dava konusu YİDK kararının, Kurumun önceki tarihli kararları ile çelişkili bulunduğunu, ayrıca genel hukuk kurallarının yanı sıra SMK ile getirilmiş hükümlere ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası düzenlemelere de aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerin, ülkemiz tüketicisi nezdinde "... ..." ibaresinin doğrudan yerleşik bir ... konsepti olduğu kanaatine varılmadığını belirtmelerinin hatalı bulunduğunu, ayrıca bu kanaatlerin, hiçbir somut veri ve bilimsel niteliği olan herhangi bir dayanakla da desteklenmediğini, sadece yorum yapıldığını, "... ...-... ..." ibaresinin, bir ... konseptini ifade ettiğini, "..." ibaresinin de, davaya konu hizmetler yönünden ayırt edici olmadığını ve ancak yanına başka ibarelerin eklenmesiyle ayırt edicilik eşiğini aşabileceğini, "... ... (... ...)" ibaresinin, ülkemizde ve dünyada ilgili piyasada yaygın kullanımına ilişkin dosyaya sundukları delillerden, bu ibarenin otelcilik sektöründe yaygın olarak kullanıldığının anlaşıldığını, söz konusu kullanımın, verilen hizmetin doğrudan niteliğinin gösterilmesi amacını taşıdığını, dolayısı ile tanımlayıcı bir ibare olduğunu, zayıf marka seçen veya markasında bulunan ibarelerin yaygın kullanılması sonucu markası zayıflayan kimsenin, kendi markasının farklı unsurlarla kullanımına katlanmak zorunda bulunduğunu, tüm bu hususlar ile markaların bilinçli tüketicileri dikkate alınarak genel izlenim açısından değerlendirildiğinde, müvekkili markası ile davalı şirketin kısmi redde mesnet alınan markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, zira markaların esas unsurlarının farklı olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığından karıştırılma ihtimalinin de olmadığının kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptalinin gerektiğini, marka işlem dosyasında kullanım ispatı talebinde bulunmalarına rağmen davalı markasının kullanımının ispat edilip edilmediği konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, 39. sınıftaki kullanım ispatı konusu dikkate alınmadan adeta torba hüküm gibi otelcilik hizmetleriyle birlikte bu sınıf yönünden de müvekkili aleyhine değerlendirme yapıldığını, davalı Şirketin "... ..." ibaresi üzerinde tekel oluşturmaya çalıştığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafça yapılan 2021/190920 sayılı "The ... ... Antakya" ibareli marka başvurusuna, davalı Şirket tarafından "... ..." ibareli markalara dayalı olarak itiraz edilmiş, davacı tarafından SMK'nın 19/2. maddesi kapsamında davalı markalarının kullanıldığının ispatı talep edilmiş, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından da davalının 2014/83710 sayılı markasının 39/1. sınıf "Kara taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama hizmetleri)" ile 43/1-2. sınıf "Geçici konaklama ve yiyecek içecek sağlanması hizmetleri" üzerinde kullanımının ispat edildiği kabul edilerek 2014/83710 ve 2016/75147 sayılı davalı markalarına dayalı olarak davacı başvurusunun, kapsamında yer alan 39. sınıf "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." ve 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." yönünden kısmen reddine karar verilmiş, davacının bu karara yönelik itirazı YİDK'in 2023-M-9497 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Davacı başvurusunun kısmen reddine dair söz konusu YİDK kararının iptali istemi ile açılan işbu davada, ilk derece mahkemesince taraf markaları arasında başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de redde mesnet 2014/83710 sayılı davalı markası için marka işlem dosyasında, davacı tarafından kullanım ispatı talep edilmiş, Markalar Dairesi Başkanlığı kararında da anılan markanın bir kısım hizmetler yönünden kullanıldığının ispat edildiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanım ispatı talebi yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Oysa, davaya konu YİDK kararında redde mesnet markanın kullanımının ispat edilip edilmediği değerlendirildiğinden, bu kararın iptali için eldeki davada da, bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, anılan hususta hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususun değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/12/2025 tarih ve 2024/474 E. - 2025/459 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1733, K. 2026/1575, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1733-e-2026-1575-k-95c3b84b3bdf