Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2312 E. 2026/2015 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2312
Karar No
2026/2015
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2312

KARAR NO:2026/2015

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan) İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ:28/03/2023

NUMARASI:2021/16 Esas - 2023/238 Karar

DAVA:Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)

KARAR TARİHİ:30/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi nezdinde .../... numara ile sigortalı olan ... plakalı aracın diğer davalı ...'nun sevk ve idaresinde iken 21.12.2016 tarihinde yaya olan müvekkiline çarptığını, kazada sürücünün kusurlu olduğunu, kazadan sonra müvekkilinin %40 oranında sakat kaldığını, araç sürücüsünün yargılama sonucunda mahkum olduğunu, davalı sigorta şirketi ile süresi içerinde yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... plakalı araç müvekkili şirkette ... poliçe no ile trafik sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, manevi tazminat ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğunu, kusur raporunun alınması gerektiğini, sürekli sakatlığın rapor ile ispatlanması gerektiğini, zarar tespitinin aktüerya tarafından yapılması gerektiğini, olaya ilişkin uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, davanın aracı işletenine ve sürücüsüne ihbarı gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesi vermemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Her iki davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının sübut bulmadığından reddine, davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile toplam 5.000,00 TL'nin 21.12.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ATK'dan alınan maluliyet raporlarının 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenmiş olup kaza tarihi olan 21/12/2016 yılında yürürlükteki yönetmeliğe göre düzenlenmediğini, dosya kapsamında ki maluliyet raporlarının Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlendiğini, bu kurulun maluliyet raporunu düzenlemeye yetkisi bulunmadığını, Yargıtay kararında da bu durum ortaya konduğunu, bu nedenle Adlî Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu tarafından düzenlemesi gerekirken yetkisiz ve yeterli donanıma sahip olmayan Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınması yerinde olmadığını, hukuk hakimi ceza yargılamasında neticesinde verilen kararla bağlı değilse de ceza yargılamasında ortaya çıkan maddi gerçekle bağlı olduğunu, bu kapsamda alınan bilirkişi raporunda ceza dosyası ve orada alınan raporları incelemeden yetersiz ve gerekçesiz raporla müvekkile %75 kusur atfetmesi yerinde olmadığını, davalı sürücünün yerleşik alanda insanların yoğun olarak yaşadığı iş yerleri, alış veriş merkezleri ve alt geçitlerin bulunduğu yerde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak hız, yolun durumu ve mahallin özelliklerini dikkate almadan müvekkile çarpmasında sadece %25 kusur bulunması hatalı ve eksik olduğunu, alınan bilirkişi raporunda SGK Maltepe ...'nin 09.02.2021 tarihli yazısı ve eki belgelerine göre davacının kaza tarihi itibariyle bilinen son gelirinin 2.248,16 TL olduğu ve davacının kaza tarihi itibariyle brüt aylık geliri 2.248,16 TL nin net karşılığının 1.607,32 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle ücretin net asgari ücrete oranın 1,235 katı olduğundan bahisle hesaplama yapması ve hesaplanan miktardan SGK ödemesinin düşülmesi hatalı olduğunu, olay oluş şekli ve dosya kapsamında alınan raporlar gözetildiğinde İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/501 E. sayılı dosyası kararı, savcılık soruşturmasında düzenlenen bilirkişi raporu, mahkemece alınan bilirkişi raporun ile kaza neticesinde davacının vücut engellilik oranının ve iyileşme süresi gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarı da düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 21.12.2016 günü saat: 07:15 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile E-5 Yanyol üzerinde seyir halindeyken karşıdan karşıya geçmekte olan yaya olan davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre sürücü ...'nun % 25,davacı yayanın ise %75 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/501Esas sayılı dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporuna göre sürücü ... tali derecede, davacı yayanın asli derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekir. Bu belirlemenin yapılabilmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden maluliyet raporu alınmalıdır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi olan 10/06/2016 tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet tespiti yapılması gerekmektedir.İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesi amacıyla ATK 2. İhtisas Dairesi'nden alınan 28/01/2022 tarihli raporda raporda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı %0 olarak tespit edilmiştir.İtiraz üzerine bu kez ATK 2. Üst Kuruldan alınan 08.09.2022 tarihli maluliyet raporunda da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, en yakın Eğitim ve Araştırma Hastanesi veya Üniversite Hastanesi Nöroloji birimi ile Göğüs Hastalıkları kliniği'ne sevki suretiyle muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre maluliyet raporuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Mahkemece davacının sosyal ve ekonomik durumu ile kaza tarihindeki gelirinin araştırıldığı, tespit edildiği 3 aylık süre için resmi verilerle elde edilen kaza tarihindeki gelirine göre geçici iş göremezlik tazimatının hesaplandığı, çalışamadığı süre için SGK'nın ödediği geçici iş göremezlik ödemesi düşüldüğünde, davacının başkaca bir alacağının kalmadığı anlaşıldığından geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti, kalıcı maluliyeti bulunmaması ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varılmıştır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 263,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 468,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2312, K. 2026/2015, T. 28.03.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2312-e-2026-2015-k-f77859afec46