Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2209 E. 2026/1948 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2209
- Karar No
- 2026/1948
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2209
KARAR NO:2026/1948
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:22/02/2023
NUMARASI:2022/562 Esas - 2023/110 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:24/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ...'ın annesi ...'in 28.07.2015 tarihinde dava dışı sürücü ...ın sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile dava dışı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında Samsun-Sinop Karayolu, ... Mahallesi yol ayrımı kavşağında meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybettiğini, ... plakalı aracın sorumluluğun davalı sigorta şirketi tarafından ... sigorta güvencesine alınmış olması nedeniyle HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olan maddi-destekten yoksun kalma tazminatının (asgari harca tabi değer 1.000,00 TL ) kaza tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinden (poliçe teminat tutarıyla sınırlı olmak üzere) işletilecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zaman aşımı def'ini ileri sürdüklerini, davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti sigortalı aracı kullanan sürücünün kusuru ve gerçek maddi zararla sınırlı olması nedeniyle öncelikle kusur raporu alınması gerektiğini, 13.12.2011 tarihli 6111 sayılı yasa gereğince trafik kazalarından kaynaklanan tedavi giderlerinin SGK'ya yüklendiğini, bu kapsamda kalan zararların kendilerinden talep edilemeyeceğini ayrıca hatır taşıması olduğu için hesaplanacak tazminatta hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Trafik kazasında hayatını kaybeden ...'in, vefatından önce müvekkil oğlu ...'ın yanında yaşamakta olup müvekkilin çocuğuna baktığını, vefatından önce hayatını oğlunun yanında idame ettirmekte olduğundan emekli maaşını oğluna tahsis ettiğini, her iki sürücünün kusuru sebebiyle vefat etmiş olmasından dolayı müvekkilinin, hali hazırdaki ve gelecekteki maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldığını, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın tüm aşamalarında ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle usule ve yasaya aykırı İlk derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 28/07/2015 tarihinde dava dışı sürücü ...ın sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile dava dışı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasında... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının annesi ...'in vefat ettiği, davacının annesinin ölümü nedeni ile destekten yoksun kalma maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.Desteğin, çocuklarının bakım ihtiyacından ne zaman kurtulacağını tayin etmek çocuğun yaşadığı yöreye, sosyal çevreye, çocuğun özelliklerine, cinsiyetine, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir. Hakim, her somut olayda, destek ölmeseydi, ne kadar süre ile destek olacak idiyse bu süreyi destek süresi olarak kabul eder. Ana-babaya yardımda, onların yaşama süreleri; çocuklara yardımda ise, çocukların çalışmaya başlama süresi esas alınır. Çocuklarda, kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında kız çocukları için genellikle, çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacı ortadan kalkar.Yargıtay 17. Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre, yüksek öğrenim görme durumu bulunmayan halde, kız çocuklarının 22 yaşına kadar, erkek çocuklarının 18 yaşına kadar; yüksek öğrenim gören ya da görme ihtimali bulunan çocukların ise 25 yaşına kadar destek alacağı dikkate alınarak destek tazminatı hesaplanması gerekmektedir.Somut olayda davacının 41 yaşında olduğu, yaşı itibariyle destek ihtiyacı ortadan kalktığı gibi destekliğin devamını gerektirir özel bir durumun bulunduğunun ispatlanamadığı nedenle destekten yoksun kalma maddi tazminatı yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026