Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/212 E. 2026/1715 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/212
- Karar No
- 2026/1715
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/212
KARAR NO : 2026/1715
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/12/2021
NUMARASI : 2019/23 Esas - 2021/943 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in %45 sermaye ortağı olduğu aile şirketi olan .... Ltd. Şti'nin 23/08/2019 tarihli 2018 yılı Olağan Genel Kurulunun usulüne uygun çağrı yapılmaması nedeniyle iptali gerektiğini, Genel Kurulda alınan 2, 4, 6, 8, 9, 10, 11, 12 ve 15 nolu maddelerinin iptal edilmesini, bu kapsamda 2 nolu kararda şirketin %55 sermaye oranında ortağı, aynı zamanda şirket müdürü olan ...'in vekil vasıtasıyla toplantıya katılamayacağından bahisle yetkisiz olduğu, zikredilen karar maddesindeki “toplantı başkanına toplantı tutanaklarını hissedarlar adına imzalama yetkisi verilmesi” kararının geçersiz olduğunu, 3 nolu kararın şirketin 2018 yılına ilişkin finansal tablolarının (bilanço ve gelir tablosu) gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle iptalinin gerektiği, şirket müdürü ...'in şirkete sahte fatura sokarak şirket karlılığını azalttığı dolayısıyla şirketin kar/zararı doğruyu yansıtmadığını, yapılan teknik hatalar nedeniyle şirketin fazla vergi vererek karının azaltıldığını, kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmayarak mali tabloların yanlış sonuca ulaştığını, 4 nolu kararın şirketin 2018 yılına ilişkin faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığı gerekçesi ile iptali, şirket müdürü ...'in şirketten usulsüz olarak para çektiği, şirket bilgi ve belgelerinin tarafına verilmeyerek hesapları inceleme hakkından yoksun bırakıldığını, 6 nolu karar ile alınan şirket müdürüne yapılacak ücret ödemesinin hukuka aykırı olduğunu, 8 nolu karar ile alınan “kar dağıtımı yapılmaması” maddesinin iptal edilmesini, 9 nolu karar ile alınan “sermayenin 400.000 TL.'den 1.000.000 TL.” ye çıkarılması” maddesinin iptalini, 10 nolu karar ile alınan, şirket adına kayıtlı araçların satılması maddesinin iptalini, 11 nolu karar ile alınan, şirkete borçlu olan ortakların borçlarını ödemesi yönünde tüm yasal işlemlerin başlatılması kararının iptalini, 12 nolu karar ile alınan şirket aktifinde kayıtlı kullanılmayan makinelerin satılması ve bunların yerine yeni makinelerin alınması kararının iptalini, 13 nolu karar ile alınan şirket müdürü seçimi maddesinin iptaline karar verilmesi gerektiğini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Olağan Genel Kurul Toplantısı’na usulüne uygun bir şekilde 08.08.2019 tarihli ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 143. sayfasında ilan edildiğini, toplantı tarihi olan 23.08.2019 tarihinden, TTK madde 617/2 cihetinde 15 gün öncesinde 08.08.2019 tarihinde toplantıya davet edildiğini, kanuna aykırılık bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak dava açtığını, toplantı maddelerinin hukuka uygun olduğunu belirterek, davacının davalı şirketi zarara uğratmak maksadıyla huzurdaki davayı ikame etmiş olması ve iddialarının tamamının gerçeklerle uyuşmaması, mesnetsiz ve gerekçesiz olması sebepleriyle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının oylama sonucunda toplantı tutanağına muhalefet şerhini geçirmediği, oylama öncesi muhalif görüş belirttiği ve aleyhe oy kullandığı ve bununla yetindiği, dolayısıyla iptal davası açma hakkının bulunmadığı bilirkişi heyet raporunda belirtilmiş, mahkememizce de bu görüşe itibar edilmiştir. Davacının, alınan kararların batıl olduğuna dair iddiası yönünden ise, alınan tüm raporlarda bu yönde bir tespit yapılamadığı, şirketin kasten zarar uğratıldığına dair bir veri de olmadığı, bu nedenle iptal talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının iddiasının ispatlanamadığı, kararların çoğunluk pay sahibi tarafından alınmış olmasının tek başına iptal nedeni olmadığı, toplantıda bir temsil sorununun da bulunmadığı, davanın sübuta ermediğinden reddi gerektiğine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 23.08.2019 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısı TTK 617'de belirtilen usule göre yapılmadığını, gerekçeli kararda bu durum her ne kadar açıklığa kavuşmuş olsa da soyut gerekçe ile mahkeme hukuka aykırı bir karar verdiğini, Olağan Genel Kurul Toplantısı yapılırken TTK madde 446'nın b bendi ihlal edildiğini, davacıya zamanında haber verilmemesi neticesinde toplantının gündeminin belirlenmesi sürecine dahil olamadığını ve görüşülmesini istediği konuları gündem maddesi olarak ekleme fırsatına sahip olamadığını ve bu durumda mahkemenin sonuca herhangi bir etkisi olmamıştır yorumunun yerinde olmadığını, davacı usulüne uygun olmayan tebligata rağmen şirketin bekası için toplantıya katıldığını ve davacının bir tacir bilinci taşıyarak hareket etmesinin davacının aleyhine bir durum yaratmasının kabul edilebilir olmadığını, davacı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı TTK 445 ve 446 uyarınca dava açma hakkına sahip olduğunu, davacının toplantıda hazır bulunup bulunmamasının, olumsuz oy kullanıp kullanmamasının bir öneminin bulunmadığını,2 nolu kararı TTK 390 maddesi uyarınca yetkisiz kişi tarafından yürütülmesi kapsamında hukuka ve usule aykırı olduğunu, TTK 390/2 maddesi kapsamında "Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar." hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ...'in kendi çıkarlarını gözeterek haksız ve kötü niyetli olarak aldığı kararların iptal edilmesi gerektiğini, Olağan Genel Kurul Toplantısında davacı iptali talep edilen maddeler için muhalif görüş belirtip bu durumun tutanağa geçirildiğini ancak sunulan delil gerek bilirkişi gerekse ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik ve hatalı değerlendirmelerin bulunduğunu, mahkemenin bilirkişinin yapmış olduğu hukuki nitelendirmeye itibar etmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, çağrının usulüne uygun olup olmadığı, muhalefet şerhi bulunup bulunmadığı ve iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı tarafça, davalı şirketin 23/08/2019 tarihli 2018 yılına ilişkin olağan genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
TTK'nın 622. Maddesinin atfı ile limited şirketler hakkında da uygulama yeri olan TTK'nın 445. Maddesinde, 446. maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilecekleri; 447. Maddede ise, genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu düzenlenmiştir.
Yine TTK'nın 622. Maddesinin atfı ile limited şirketler hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 446/1-a maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, 446/1-b maddesinde, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, iptal davası açabilecekler arasında sayılmıştır.
TTK'nın 446/1-b maddesinde sayılan aykırılık halleri tek başına bir iptal sebebi olmayıp genel kurulda alınan kararların aynı zamanda kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olması yani somut olay bakımından davacının genel kurula usulüne göre çağrılmamasının genel kurul kararının alınmasında etkili olması gerekir. Davacı tarafça genel kurul tarihi ile çağrının tebliğ edildiği tarih arasında 15 günden az bir zaman bulunduğu iddiası ile çağrının usulüne uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de, davacının dava konusu genel kurula katılmış ve gündem maddelerine ilişkin söz almış olması karşısında süreye ilişkin çağrı usulsüzlüğü tek başına bir iptal sebebi değildir.
Bunun yanı sıra iptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca karşı oy kullanan ortağın oylamadan sonra muhalefetini tutanağa geçirmesi veya bu hususta ayrı bir dilekçe vermesi dava şartıdır. Oylamadan önce muhalefet dilekçesinin sunulması veya muhalefet beyanının tutanağa yazılması halinde, bu durum daha karar alınmadan önce karşı çıkma şeklinde olduğu, karara karşı peşin muhalefette bulunulduğu, bu şekildeki muhalefetin öneriye karşı çıkma mahiyetinde olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın, muhalefetin bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği açıktır (Yargıtay 11. HD'nin 2015/6729 E. - 2016/3366 K., 2019/2841 E. - 6994 K., 2018/2156 E.- 2019/4580 K., 2010/5250 E. - 2012/4756 K. sayılı ilamları). Somut olayda, davacı, iptali istenen genel kurulun karalarından önce söz alarak öneriye karşı çıkmış ise de, genel kurul kararı maddelerinin oylanmasından sonra muhalefetini tutanağa şerh etmek veya tutanağa eklenmek üzere yazılı olarak sunmak suretiyle bildirmediğinden genel kurul kararlarının iptalini istemesi mümkün değildir.
Dava konusu genel kurulun 2. maddesi toplantı tutanaklarının imzalanması, 4. maddesi faaliyet raporunun müzakeresi, 6. maddesi müdüre ödenecek ücret, 8. maddesi karın dağıtılmaması, 9. maddesi şirket sermayesinin artırılması, 10. Maddesi şirket ortakları ve aileleri tarafından kullanılan üç adet şirket aracının iadesi ve satılması, 11. maddesi ortakların şirkete olan borçları için yasal takip başlatılması, 12. Maddesi şirket mal varlığında bulunup kullanılmayan makinelerin satılması ve yeni makinelerin alınması, hakkındadır. Yapılan değerlendirme sonunda söz konusu genel kurul kararlarında herhangi bir butlan ve yokluk sebebi de görülmemiştir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026