Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/227 E. 2026/1713 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/227
- Karar No
- 2026/1713
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/227
KARAR NO : 2026/1713
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/11/2022
NUMARASI : 2017/486 Esas - 2022/814 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalılardan ... ...Anonim Şirketi arasında, ... şirketi tarafından Kazakistan'da gerçekleştirilecek bir inşaat işi için ihtiyacı olan malzemelerin tedariki amacıyla, 27/02/2012 tarihli Mal Satım Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmeye teminat olarak, davalı ... şirketi bünyesinde bulunduğu ... Grubu şirketlerinden olan davalı ... A.Ş. tarafından davacı şirket lehine 17/04/2012 tarihli 1.200.000 Euro tutarlı garanti mektubu verildiğini, davacı şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip, ilgili malları ... şirketine teslim ettiğini, ... şirketinin sözleşmeden doğan ödeme borcunu kısmen yerine getirdiğini ancak 160.008.257.-KZT (...) tutarındaki bakiye borcunu ödemediğini, 15 Ekim 2012 tarihi itibarıyla 824.955.-Euro'ya karşılık gelen tutarın, garantör ... tarafından ödenmesi amacıyla 15 Ekim 2012 tarihinden davalı ... A.Ş.'ye başvurulduğunu, davalı ...'in ihtara herhangi bir cevap vermediğini, borcu ödemediğini, davacı şirket tarafından davalılar aleyhine Kazakistan Mahkemesinde dava açıldığını, davalıların söz konusu davada herhangi bir itiraz ileri sürmediklerini, davaya cevap vermediklerini, yapılan yargılama neticesinde, Almatı Bölgelerarası ... İhtisas Mahkemesinin 19/08/2013 tarihinde ...E. sayılı kararı ile; davacı ... ... (...) tarafından, davalılar ... ...A.Ş. ve ... A.Ş. aleyhine, 160.008.257.-KZT esas alacak ve 4.800.247,71.-KZT tutarında harcın tahsili amacıyla dava açıldığını, taraflar arasında 27/02/2013 tarihinde 13/12 sayılı bir mal alım satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında ...'in, ...'a bir kısım mal tedarik etmeyi ve ...'un da karşılığında kararlaştırılan tutarı ödemeyi taahhüt ettiğini, ... tarafından ...'a toplamda 215.775.911.-KZT tutarında mal teslim edildiğini, mal bedelinin, %40'nın malların tesliminden itibaren 7 gün içerisinde, bakiye %60'ının ise teslim tarihinden 56 gün sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, takip eden dönemde ...'un mal miktarında artış talep ettiği ve talep edilen miktarların da ...'a temin edildiğini, ... ile yapılan mutabakatlar neticesinde 18/10/2012 tarihi itibarıyla ...'un davacı ...'a 160.008.275.-KZT tutarında borçlu olduğunu, davacı ...'in dava nedeniyle ödediği harcın 4.800.247,71.-KZT olduğu gerekçeleriyle 160.008.275.-KZT tutarında asıl alacak ile 4.800.247,71.-KZT tutarındaki harcın davalı ... ve ... A.Ş.'den tahsili ile davacı ...'e ödenmesine karar verdiğini, Kazakistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, 12/11/1997 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardım Sözleşmesi imzalandığını, antlaşmanın 21.maddesinde akit taraflar, taraflardan birinin mahkemeleri tarafından verilen kararların diğer akit tarafça tanınacağını ve tenfiz edileceğini kabul ettiklerini, antlaşmanın 14. maddesi uyarınca akit taraf vatandaşlarının yargılamaya ilişkin konularda teminat vs. ödemelerden muaf tutulduğunu, antlaşmanın tanıma ve tenfiz usulünü düzenleyen 22. maddesi uyarınca, geçerliliği ve infaz kabiliyeti karar metninden anlaşılan kararların, tanınabileceği ve tenfiz edilebileceğinin düzenlendiğini belirterek davanın kabulüne, Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Şehri Özel Bölgelerarası ... Mahkemesinin 19/08/2013 tarih ve ...sayılı kararının Türkiye'de icrasını teminen tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Şehri Özel Bölgelerarası ... Mahkemesi tarafından verilmiş 19/08/2015 tarih ve ...sayılı kararın Türkiye ile Kazakistan Cumhuriyeti arasında 17/07/1997 tarih ve 4287 sayılı Hukuku Koşullarda Adli Yardımlaşma Anlaşması hükümlerine göre tanınması ve tenfizine karar verilmesi olanağının bulunmadığını, Anlaşmanın 23/3. maddesi gereğince aleyhinde karar verilen davalıların söz konusu davada usulüne uygun olarak davet edilmemiş ve/veya hukuki ehliyetsizliği sebebiyle savunma veya muteber bir şekilde temsil edilme hakkından yoksun bırakıldığını, tenfizi istenilen işbu davanın yargılama sürecinden her iki davalı şirketin usulüne uygun davet edilmediğini ve davanın kime, hangi adreste tebliğ edildiği ve Kazakistan Mahkemesince verilen kararın kime ve hangi tarihte tebliğ edildiği hususlarının belirsiz olduğunu, Kazakistan Mahkemesinin kararının "giyabi karar" olduğunu, tenfize konu Mahkemenin kararının, davalı ... A.Ş.'ne tebliğ edilmediğini, Mahkemenin kararının, davalı .... A.Ş.'ne Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 05/02/2015 tarihinde mahkemenin kararı ile birlikte tebliğ edildiğini, Almatı Şehri Bölgelerarası Ekonomik İhtisas Mahkemesinin kararının 13/03/2015 tarihinde temyiz edildiğini, temyiz dilekçeleri sonrası davalı her iki davalı şirkete herhangi bir kararın gönderilmediğini ve tebliğ edilmediğini, davalı ... A.Ş.'ne gönderilen herhangi bir tebligatın mevcut olmadığını, 2.400.124 tenge tutarındaki devlet vergisinin Kazakistan Cumhuriyeti ulusal bankasına havalesinin yapılarak belgenin gönderilmesinden söz edilmediğini, devlet vergisinin ödenmesi ile ilgili herhangi bir yazı gönderilmediğini, her iki davalının, mahkemeye yargılama usulüne uygun olarak davet edilmediğini, savunma veya muteber bir şekilde temsil edilme hakkından yoksun bırakıldığını, dava süresince davalıların savunma haklarını kullanabilmesi için tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, dava dilekçesi ve duruşma günlerinin tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise bu tebligatların kime, nereye yapıldığı hususlarının belirsiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacının Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Şehri Özel Bölgelerarası ... Mahkemesinin 19/08/2013 tarih ve ...sayılı kararının Türkiye'de icrasını teminen tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ettiği, davalının ise; söz konusu davada usulüne uygun olarak davet edilmediğini ve hukuki ehliyetsizliği sebebiyle savunma veya muteber bir şekilde temsil edilme hakkından yoksun bırakıldığını bu nedenle kararın tenfiz şartlarının oluşmadığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununda kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Şu durumda tenfiz hakiminin, tenfiz şartları dışında, ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü, tenfiz hakimini, üst mahkeme görevini kendinde bulması şeklindeki bir sonuca götürecektir. Tanıma ve tenfiz talebine konu yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının tespiti, esas itibariyle hakimin takdirine bırakılmıştır. Ancak hakim, takdir yetkisini kullanırken milletlerarası özel hukukun varlık sebebini ve bu hukukun genel prensiplerini dikkate almak durumundadır. Bu itibarla tenfiz hakimi, sırf Türk hukukundakinden farklı maddi ve usul kuralları uygulanarak verildiği için yabancı bir kararı kamu düzenine aykırı sayıp tenfizini ret edemez. Yabancı bir kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılabilmesi için, kararda yer alan hüküm fıkrasının Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine (vazgeçilmez prensiplerine), Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine aykırı olması gerekir. Bu durumda, MÖHUK hükümleri uyarınca tenfiz davasına konu edilebilecek kesinleşmiş bir yabancı mahkeme ilamının bulunduğu ve aslı ile tercümesinin ibraz edildiği belirlendikten sonra, anılan yasanın 54. maddesi uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi için gerekli şartların bulunup bulunmadığının incelenmesi gereklidir. Türkiye ile Kazakistan devleti arasında tenfiz konusunda karşılıklılık koşulunun sağlandığı ve yabancı mahkeme ilamına konu davanın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmediği anlaşılmıştır. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasındaki düzenleme uyarınca, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak belirtilmiştir. MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrasında düzenlenen hususlar için gözetilmesi gereken hukuk, tenfiz kararı verecek yer mahkemesinin usule ilişkin hükümleri değil, tenfize konu kararın verildiği ülke kanunlarıdır. Zira bu konuda yasa hükmü çok açık olup, anılan fıkranın giriş cümlesi “o yer kanunları uyarınca,” şeklinde bir belirleme içermekte olup, aynı fıkrada aynı cümle içinde ikinci kez tekrar edilmek suretiyle aynı husus vurgulanmış ve “bu kanunlara aykırı bir şekilde” kelime dizisi kullanılarak konu açıklanmıştır. Bu da göstermektedir ki, bu fıkrada belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/11/2014 tarih ve 2013/1136 E., 2014/974 K. sayılı ilamı.) Davalının yargılama aşamasında duruşmalara usule uygun şekilde çağrıldığı, kendisine “o yer” kanunu olan Kazakistan Cumhuriyeti Medeni Usul Kanununun 129 maddesi 1 fıkrasına göre:“Davaya katılan kişiler, onların temsilcileri, aynı zamanda şahitler, eksperler, uzmanlar ve çevirmenler dava duruşmasının veya ayrı ayrı işlemlerin yapılacağı yer ve zaman konusunda bilgilendirilir ve adli tebligat ile mahkemeye çağrılır.” hükmü uyarınca davalının davayı çağrıldığı, davalının gıyabında karar verildiği ve karar kopyasının alındığı andan itibaren 5 gün içerisinde hakkında gıyabi karar veren mahkemeye bu kararın iptali için başvurma hakkına sahip olduğu, bu kararın iptali için başvuru süresinin sona ermesinden veya bu tür başvuru yapılmışsa iptal sebebinin reddine dair asliye hukuk mahkemesinin karar verdiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde gıyapta verilen bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceğinin açıklanmış olduğu hususları karar metninden anlaşılmaktadır. Bu durumda, tenfizi istenilen kararın, Kazakistan kanunlarına uygun alarak verildiği ve MÖHUK’un 54. maddesinin (ç) fıkrası ve 13/06/1995 tarihli Türkiye ile Kazakistan arasında Hukuki Konularda Adli Yardım Sözleşmesinin 22 ve devamı maddeleri anlamında tenfiz engeli bulunmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun, 13/06/1995 tarihli Türkiye ile Kazakistan Arasında Hukuki Konularda Adli Yardım Sözleşmesi, Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Şehri Bölgelerarası ... Mahkemesinin 19.08.2013 tarih ve ...sayılı kesinleşmiş kararı, Beşiktaş 27. Noterliğinin 03/11/2017 tarih ve ... yevmiye nolu tercümesi ve tüm dosya kapsamına göre; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu ve Türkiye ile Kazakistan Arasında Hukuki Konularda Adli Yardım Sözleşmesi kapsamında, tanıma ve tenfiz şartları bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, (...)" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tenfize konu mahkemenin kararı, davalı ... A.Ş.’ye tebliğ edilmediğini, söz konusu yazıda, 2.400,124 Tenge tutarındaki devlet vergisinin Kazakistan Cumhuriyeti ulusal bankasına havalesinin yapılarak belgenin gönderilmesinden söz edilmediğini ve herhangi bir yazı davalılara gönderilmediğini, Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Şehri Bölgelerarası Özel ... Mahkemesi'ndeki yargılamada, her iki davalı da mahkemeye yargılama usullerine uygun olarak davet edilmediğini ve savunma ile muteber bir şekilde temsil edilme hakkından yoksun bırakıldığını, yargılama süresince, her iki davalı şirketler, savunma haklarını kullanabilmeleri için kendilerine tebligatlar usulüne uygun yapılmadığını, dava dilekçesi ve duruşma günlerinin tebliğ edilip edilmediğini, tebliğ edilmiş ise bu tebligatların kime ve nasıl yapıldığını, nereye hangi adreslere yapıldığının hususlarının tamamen belirsiz olduğunu, Kazakistan Cumhuriyeti Mahkemesinin yargılama sürecinde savunma haklarının ihlal edildiği gibi iddia ve savunmaların da değerlendirilmemiş olduğunu, mahkeme gerekçesinde bu hususlara yer verilmediğini, kararın oluşturulmasının ve kesinleştirilmesinin Türk Usul Hukukuna ve MÖHUK’da yer alan temel maddelere ve prensiplere aykırı olduğunu, Kazakistan Mahkemesi'nin verdiği karar, 13/06/1995 tarihli Türkiye ile Kazakistan arasında hukuki konularda Adli Yardım Sözleşmesinin 22/23 ve24 üncü maddelerine de aykırı olduğunu, kararın kesinleştirilmesi dahi eksik ve doğru olmadığını, henüz Adalet Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden tam ve doğru bir cevap alınamadığı gibi istinabe yolu ile direkt Kazakistan Mahkemesine yazılan müzekkereye de bir cevap verilmediği halde Mahkeme gerekli incelemeleri tam ve eksiksiz tamamlamadan işbu dosyayı da tefrik ederek davalı ... A.Ş. için davanın kabulüne, Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Şehri Bölgeler arası ... Mahkemesinin 19/08/2013 tarih ve ...sayılı kesinleşmiş kararının davalı ... A.Ş. açısından tanınmasına ve tenfizine dair yapılan işlem ve kararlar kanunlara aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için gerekli koşulların bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı ... ... tarafından başvurulması üzerine Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Özel Bölgelerarası ... Mahkemesi tarafından 19/08/2013 tarih ...sayılı karar verilmiştir.
Davacı tarafça, davaya konu yabancı mahkeme kararının icra edilebilmesi için kararın Türkiyede tenfizine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin olarak 5718 sayıl Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK) hükümlerinin uygulanması gerekir.
MÖHUK'un 50/1. Maddesi, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır, şeklinde düzenlenmiştir. MÖHUK'un 53. maddesine göre, tanıma ve tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi gerekir.
MÖHUK'un 54. maddesine göre de, tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması, gerekir.
İlk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması'nın tanıma ve tenfize ilişkin 22. maddesinde, mahkemeye gelmeyen ve aleyhine karar verilen tarafın usulüne uygun olarak mahkemeye davet edildiğini tevsik eden belgeler başvuruya eklenecek belgeler arasında sayılmıştır.
Somut olayda davalı, tenfiz istemine karara ilişkin yargılamanı kendisine tebligat yapılmadan ve yokluğunda yapıldığını, bu haliyle tenfiz koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür. Tenfiz istemine konu Kazakistan Ticaret Mahkemesi kararında davalılara duruşma yeri ve zamanının usulüne uygun bildirildiği, davalılardan duruşmaya gelmediği ve davanın gıyapta görüldüğü, kararın gıyapta verildiği belirtilmiş ve kararın 02/06/2015 tarihinde kesinleştiği şerh edilmiştir. Davalı tarafça yargılama sırasında kendilerine tebligat yapılmadığı ileri sürülmüş ise de, dosyada sunulu bulunan tebligat evrakına göre Adalet Bakanlığı Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla Kazakistan Merkezi Makamının adli yardım talebi gereğince davalı ... A.Ş.'ye TK 35 göre tebligat yapılmış ve tebligat evrakında alıcının adresinden taşınmış olup, yeni adresi bulunamadığından kapıya yapıştırıldığı, 7201 sayılı Kanunun 35. Maddesine uygun tebligat yapıldığı ayrıca belirtilmiş olup, söz konusu tebligatın yapıldığı adres davalının 07/03/2018 tarihli dilekçesinde teyit ettiği adres olduğu ve tenfiz istemine konu mahkeme kararında davalıya tebligat yapıldığının belirtilmiş olduğu da nazara alındığında, kesinleşmenin geçersiz sayıldığına ilişkin bir iddia ve ispatın bulunmaması nedeniyle davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir. Kararın temyiz edildiğine iddialar tenfiz istemine konu mahkeme kararında bulunan .... A.Ş.'ye ilişkin olup bu durumun davalı ... A.Ş. yönünden bir etkisi bulunmamaktadır. Davaya konu yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ve kamu düzenine aykırı bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarına göre, yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin davalar maktu harca tabidir. Harç ise kamu düzenine ilişkin olup, HMK'nın 355. maddesinin ikinci cümlesi gereği bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü hususları resen gözetmesi gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 30.04.2026 tarih ve 2025/5775 E. - 2026/2510 K. Sayılı ve 25.09.2025 Tarih ve 2024/6574 E. - 2025/5695 sayılı kararları). Eldeki dava maktu harca tabi olmasına rağmen ilk derece mahkemesince nispi harç alınması doğru görülmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak karar düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerekmiştir.
Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/3. Maddesine göre, hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı düzenlenmiş olup, buna göre yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davasında davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.(Yargıtay 11. HD'nin 30.06.2025 Tarih ve 2024/6571 E. - 2025/4681 K. sayılı kararı; Yargıtay 11. HD'nin 12/03/2023 Tarih ve 2023/137 E. - 2024/2004 K. sayılı kararı; Yargıtay 11. HD'nin 17.01.2024 Tarih ve 2022/3968 E. - 2024/365 K. sayılı kararı).
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince eldeki davada maktu harç yerine nispi tarife üzerinden harç alınmasına karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı harç ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KABULÜ İle, Kazakistan Cumhuriyeti Almatı Şehri Bölgelerarası ... Mahkemesinin 19.08.2013 tarih ve ...sayılı kesinleşmiş kararının davalı ... A.Ş. yönünden TANINMASINA ve TENFİZİNE,
2-Başlangıçta peşin olarak alınan 31,40 TL ve 32.254,37 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 32.285,77 TL karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gereken 732,00 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından 492 sayılı Harçlar Kanunun 31. maddesi gereğince fazla alınan 31.553,77 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya ödenmesine,
3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru harcı 31,40 TL, peşin harç 732,00 TL, posta ve tebligat gideri 146,00 TL olmak üzere toplam 909,40 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,
6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 492,00 TL, posta ve tebligat gideri 91,00 TL olmak üzere toplam 583,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026