Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2081 E. 2026/1872 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2081
Karar No
2026/1872
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

ESAS NO:2023/2081 KARAR NO:2026/1872 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:(Kapatılan) İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:25/05/2023 NUMARASI:2020/595 Esas - 2023/494 Karar DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:22/09/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., kendi sevk ve idaresinde bulunan eşi Müvekkil ...’in adına tescilli, ... plaka sayılı araç ile 22.06.2020 tarihinde saat 05.30 sıralarında ... Mah. İstanbul istikametine doğru seyir halindeyken çevre yolunda AFAD’ın 1 km ilerisinde köprünün yaklaşık 100 mt gerisinde sağ şeritte ortada başka bir aracın kopan lastik ve jantı üzerinden geçmek suretiyle kaza yaptığını, kazada aracı hasar gördüğünü, hasara sebebiyet veren aracın ... adına tescilli ... plakalı araç olduğu ve kısa bir süre önce ... ve ... marifetiyle kaza mahallinden kaldırıldığı öğrenildiğini, aracın sürücüsü ise ... olduğunu, ... plakalı aracın...'nın sigortalı olduğunu, kaza sonrasında ... plakalı araca ait lastik ve jant göbeği Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü 18. Şube Şefliği ambarında muhafaza altına alındığını, çevreyolunda meydana gelen bu kazada, aracı kaldırırken tekerleğinin yol üzerinde bırakılması, tekerleğin kopmuş olduğu sabit olduğu halde gerekli kamu birimlerine haber verilmediğini, ... plaka sayılı aracı sevk ve idaresinde bulunduran ... gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne uymarak ihmalen müvekkillerinin kaza yapmasına sebebiyet verdiğini, İstanbul 19.Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/38D.İş sayılı dosyası ile davacı araçta meydana gelen değer kaybının ve hasar tazminatının ve aracın kullanılmamasından doğan zararın tespiti için rapor alındığını belirterek müvekkil ...'in aracında meydana gelen değer kaybı, hasar ve aracın kullanılmamasından doğan zararların kaza tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte şimdilik 20.000TL'nin davalılardan (sigorta yönünden sorumlu olduğu yasal sınır kapsamında) tahsiline, müvekkillerinin geçirmiş olduğu trafik kazasında yaşadıkları travmaları biraz olsun dindirmek ve mağduriyeti azaltmak adına ayrı ayrı olmak üzere 5.000 TL toplam 10.000 TL'nin olay tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte davalı gerçek kişiler ... Ve ...'den tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirkete başvuru yapılmadığı ve arabuluculuk başvurusunun yapılmadığı için davanın usulden reddini, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, ZMMS Sigortası Genel Şartları B.2. maddesi kapsamında gerçek zararın tespit ettirilmesini, Değer kaybının, ZMMS Sigortası Genel Şartları A.5.a maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait aracı kullanan ... kaza sonrası üzerine düşen sorumlulukların tümünü yerine getirdiğini, olay sonrası jandarmaya ve polise haber vermiş, aracın olay sonrası etrafa dağılan parçalarından bulabildiği parçaları toplamış, elinden geldiğince yolu temizlemiş, saatlerce araç başında çekicinin gelmesini beklemiş ve aracı güvenli bir şekilde çekiciye yükleterek olay yerinden uzaklaştığını, olay sonrası eğer gerçekse davacının olay yerinde kalan bir parça yüzünden kaza yapması müvekkilimin sorumluluğunda olmadığını, zira kaza sonraları olay yerini temizlemek kaza yapanın değil kara yollarının sorumluluğunda olduğunu, bir diğer husus gece yarısı aydınlatması olmayan şehirlerarasındaki bir yolda müvekkilimden araçtan kopan tüm parçaları bulup toplamasını beklemekte hayatın olağan akışına uygun olmadığını, müvekkil ait aracın tüm bakımları zamanında yapılmış aracın muayenesi ve sigortası mevcut olduğunu, bu durumda eğer varsa davacının aracında oluşan maddi zararı sigortadan talep etmesi gerektiğini, davacı, her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunmuş olsa da olayın bir kaza olduğu, müvekkilin kazayla herhangi bir bağının olmadığı kaza yerinde dahi olmadığı yine davacının dava dilekçesiyle sabit olduğunu, hal böyleyken davacının müvekkilinden tazminat talebinde bulunması yasalara ve yerleşmiş Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu beyan ederek karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ... hasar tazminatı ve değer kaybı bakımından taleplerinin kabulü ile, 77.036,30 TL hasar tazminatı ve 18.861,48 TL değer kaybı tazminatı toplam 95.897,78 TL tazminatın davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi 22/06/2020 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 28/07/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e ödenmesine, (davalı sigorta şirketinin sorumluğu 41.000 TL olmak üzere), davacının ikame araç bedeli tazminatının kabulü ile, 2.450,00 TL tazminatın davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi 22/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e ödenmesine, davalı sigorta şirketi bakımından ikame araç bedeli tazminat talebinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ikame araç bedeline ilişkin hesap edilen bedel rayiçle uyuşmamakta olup bu hususta dosyaya alınan bir emsal bulunmadan karar verildiğini, ikame araç bedeline ilişkin talep sigorta şirketine yöneltilmemiş olup sigorta şirketi vekili lehine vekalet ücreti takdiri hatalı olduğunu, davada reddedilen kısım 2.550 TL olup vekalet ücretinin bu bedeli aşması kabul edilebilir olmadığını, reddedilen bir kalem için davalı vekillerine ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi de usulsüz olduğunu, mahkemenin somutlaştırmaya ilişkin beyan talep etmesi hukuka aykırı olup, davanın dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi kapsamında değerlendirilmesi ve karara bağlanması gerektiğini, manevi tazminat taleplerine yönelik olarak verilen davanın reddi kararı hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur Davalı... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu kusuru oranında olup; davacının ve dava dışı kurumun kusur sorumlulukları incelenmeksizin yalnızca sigortalıya yüklenilerek yargılama yapılması hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, aracın lastik ve jantının kopmasından birkaç saat sonra dava konusu 2.kaza meydana geldiğine göre arada geçen uzun sürede Karayolları Genel Müdürlüğünün yol temizliğini layıkıyla yapabilecek zamanının olduğu, ancak bu hususu gerekli seviyede yerine getirmediği de açık olduğunu, dava konusu olayda yolun bakım ve işletmesinden sorumlu kuruluş, kaza yerinde inceleme yapmasına ve kazada araç parçalarının geniş bir alana yayıldığını görmesine rağmen yolda yeterli inceleme yapmadan yolu trafiğe açtığından, trafik güvenliğini sağlamadığından asli kusurlu olduğunu, kazalı sürücü ise hasarlı aracını kurtarıcı araç vasıtasıyla yoldan kaldırdığından ve alabileceği başka ek bir tedbir olmadığından olayda kusursuz olduğunu, ilgili kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere; yerinin temizliğinin yapılmasından ve trafiğe uygun hale getirilmesinden Karayolları Genel Müdürlüğü sorumlu olduğunu, ilgili kurumca gerekli temizlik yapılarak yol güvenli hale getirilmediğinden meydana gelen kazadan sigortalı araç sürücüsünün sorumlu tutulmasının kabulü mümkün olmadığını,bununla birlikte; davacının olay anındaki hızı da hiçbir şekilde araştırılmayarak, farazi söylemlerle kusursuz bulunarak yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalı olduğunu, zira kaza anında davacı tarafça kaza yerinde mevcut hız limitine uyulmuş olsa idi aracında bu denli hasar meydana gelmesi söz konusu dahi olmayacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından; 22.06.2020 günü saat 05.00 sıralarında ...yönetimindeki davacıya ait ... plakalı araçla Çevre yolunu takiben İstanbul istikametinde seyredip ... mahallesine geldiğinde daha evvel gerçekleşen kaza nedeniyle yol üzerinde koparak kalmış olan ... plakalı araca ait olan jantın üzerinden geçmesi ile meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davacının aracında hasar oluştuğu, eldeki davayı açarak hasar ve değer kaybı talep ettiği anlaşılmıştır.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak,zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."Somut olayda meydana gelen kazanın maddi hasarlı trafik kazası olduğu davacıların yaralandığına ilişkin bir delil bulunmadığı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece alınan kusur raporunda; Davalı ... yönetimindeki ... plakalı araçla çevre yolunu takiben seyredip olay mahalline geldiğinde yönetimindeki aracın lastiğin cant ile birlikte kopup yol üzerinde kaldığında yolu kendisinin kontrol etmesi halinde aracından koparak ayrılan janltlı lastiğin kaldırılmasını sağlaması gerektiği halde bu görevini (2918 sayılı KTK'nın 14. maddesi) yerine getirmediği, bu sorumluluğunu yerine getirmemiş olmasının davacının maruz kaldığı zararın meydana gelmesinde % 100 oranında etkili olduğu, davacı ...'in, yönetimindeki araçla seyredip olay mahalline gelirken siyah asfalt zeminde siyah lastiği fark etmesinin ön görülemeyeceği, buna bağlı olarak kazanın kendisinin inisiyatifi dışında meydana geldiği, kural ihlali olmadığı kanaatine varıldığı açıklanmıştır. 2918 sayılı KTK'nun 7/a maddesine göre; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün karayollarında mal ve can güvenliği yönünden gerekli işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırma görevi bulunduğu belirtilmiş; Aynı Kanun'un 13.maddesinde; Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.; 14/2.maddesinde "Meydana gelen tehlike ve engeller, ilgili kuruluşlar ve zabıtaca ortadan kaldırılır, bozukluk ve eksiklikler yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşca derhal giderilir, zarar karşılıkları ve masrafları sorumlulara ödetilir" düzenlenmesine yer verilerek sorumlu idarelerin görev ve sorumlulukları açıklanmıştır.İlk Derece Mahkemesince Karayolları Genel Müdürlüğü 1. Bölge Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen yanıtta "...Yapılan incelemede; Bölge Müdürlüğümüze bağlı 18. (Tekirdağ) Şube Şefliği ambarında davacılar ve davalıların karıştığı kazanın meydana geldiği gün, kaza sonrası yapılan yol temizleme çalışması sırasında yol platformundan alınan bir adet araç jant parçası bulunduğu tespit edilmiştir.Ancak bu parçanın hangi araca ait olduğu Bölge Müdürlüğümüzce bilinmemektedir. Bulunan parçanın fotoğrafı ekte sunulmuştur." bilgisi verilmiştir.Hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda, kazanın meydana geldiği yolun bakımından sorumlu olan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 2918 sayılı KTK'da açıklanan görevleri kapsamında kusuru bulunup bulunmadığı tartışılmadan kazanın oluşundaki kusur oranları belirlendiğinden, bu haliyle bilirkişi raporu yetersiz olup hükme esas alınarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince öncelikle ATK Trafik İhtisas Dairesinden kazanın gerçekleştiği karayolunun (çevreyolu) bakım onarım ve temizlenmesinden sorumlu olan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün meydana gelen ilk trafik kazasından sonra, araçtan kopan, ayrılan parçaların temizlenmesi ile yolun güvenli bir şekilde trafiğe açılması sorumluluğu da değerlendirilmek suretiyle kazanın oluşundaki kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla kusur raporu alınmalıdır. Bilirkişi raporuna göre; Aracın 7 gün kullanılamayacağı, kaza tarihi itibari ile günlük araç kiralama bedelinin ortalama 350,00 TL olacağı, toplam kiralama bedelinin 350 TL/günx7gün= 2450,00TL olduğu hesaplanmıştır. Yapılan hesaplama teknik ve bilimsel verilere uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf talebi yerinde değildir.Davacılar vekili dava dilekçesinde "...değer kaybı, hasar ve aracın kullanılmamasından doğan zararların kaza tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte şimdilik 20.000TL'nin davalılardan (sigorta yönünden sorumlu olduğu yasal sınır kapsamında) tahsiline" karar verilmesini talep etmiş;05.03.2021 tarihli dilekçesi ile "maddi zarar şimdilik; yapılacak bilirkişi incelemesinden sonrası ıslahla arttırılmak üzere ; 5.000TL değer kaybı, 10.000TL hasar tazminatı, 5.000TL aracın kullanılamamasından doğan zarar olmak toplam 20.000TL olarak" açıklamış; 26/07/2021 tarihli dilekçesinde ise "...Hasar tazminatını (daha sonra ıslahla arttırılmak üzere) davalıların tamamından müşterek müteselsil olarak, değer kaybı ve aracın kullanılamamasından doğan zararlar (daha sonra ıslahla arttırılmak üzere) ise davalılar ..., ...' dan müşterek müteselsil olarak talep edilmektedir. ... Sigorta'dan şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu 41.000TL bedel ve temerrüt tarihi olan 22.06.2020 tarihinden itibaren itibaren işleyecek faizini aşmayacak şekilde talep edilmiştir" beyanında bulunmuştur.Davacılar vekili 17/03/2023 tarihli ıslah dilekçesinde "aracın onarım bedeli için 77.037 TL, aracın değer kaybı için 18.861,48 TL, araç kiralama bedeli için 2.450,00 TL olmak üzere toplam zararın 98.347,78 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple 20.000,00 TL maddi tazminat değerini 78.347,78 TL artırırarak 98.347,78 TL'ye çıkartıyoruz. Bu kapsamda arttırma sonucundaki yeni dava değeri olan toplam 108.347,78 TL'den; 98.347,78 TL maddi tazminatın davalı ..., ... ve...'dan (sigorta yönünden sorumlu olduğu yasal sınır kapsamında) ... ve ...için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişiler ..., ...'dan yasal faizleri ile birlikte alınarak müvekkillere ödenmesine dair karar verilmesini talep ediyoruz." beyanında bulunmuştur.Dava ve ıslah dilekçesinde açıkça davalı sigortadan da ikame araç bedeli talep edildiğine, davacılar vekili aracın kullanılamamasından doğan zararını 5.000,00 TL olarak somutlaştırmış olması ve ıslah dilekçesi ile talep miktarının düşürülemeyeceğine göre, davalı sigorta şirketi dolaylı zarar olan ikame araç bedelinden sorumlu olmayacağından talebin tümden reddi ile red gerekçesi de ayrı olduğundan reddedilen 5.000,00 TL üzerinden davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden kabul ve red edilen kısım için ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince maddi hasarlı trafik kazasında red edilen davacıların manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı sorumlu olmak üzere kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,Davalı... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 732 TL karar harcından davacı tarafından yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davalı... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince davalı... A.Ş.'ye iadesine, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Davacı ile davalı... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2081, K. 2026/1872, T. 25.05.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2081-e-2026-1872-k-61790caaf5b1