Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2078 E. 2026/1046 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2078
- Karar No
- 2026/1046
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2078 KARAR NO : 2026/1046
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2022 (Dava) - 16/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/704 Esas - 2023/493 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ: 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 05/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/704 Esas-2023/493 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde özetle; 04/11/2021 günü kendi sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı aracıyla seyrederken, davalı ....yönetimindeki....plakalı aracın kendisinin aracının üzerine devrilmesiyle yaralanmalı ve maddi hasarlı kazanın meydana geldiğini, kaza neticesinde aracında 40.000,00 TL'lik hasar meydana geldiğini, sigorta şirketine başvurduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, araçta kaza anında iki yaşındaki çocuğu ile eşinin bulunması ve ölümle sonuçlanması olasılığı gibi etkenler gözetilerek psikolojik olarak etkilenmelerinden dolayı davalılardan manevi tazminat taleplerinin de bulunduğunu belirterek, HMK'nın 107.maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik maddi tazminat olarak 40.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı .... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince belirsiz alacak davası ile istenmesinin mümkün olmadığını, kazada kusurlu olanın davacı olduğunu, müvekkili şirkete ait aracın yapabileceği maksimum hızın saatte 32 km olduğunu, bu nedenle bu denli yavaş hareket eden bir aracın karıştığı dava konusu kazada kusurlu olmasının mümkün olmadığını, davacının direksiyon hakimiyetini kaybedip müvekkili şirkete ait aracın bulunduğu şeride girdiğini, hatalı şekilde şerit ihlali yaparak müvekkili şirketin aracının üzerine sürdüğünü ve bu nedenle de müvekkili şirketin aracındaki şoförün direksiyonu kırıp devrilmek durumunda kaldığını, müvekkili şirketin araçlarında hız takip sistemi bulunmakta olup bu kayıtların da celbini talep ettiklerini, maddi ve manevi tazminatın son derece fahiş olduğunu, bu hususta bilirkişi raporu alınması gerektiğini, ayrıca davacının kaza sırasında yaşadığını iddia ettiği manevi ızdırabın da doğru olmadığını, tamamen kendi kusuru ile aracın devrilmesine sebep olduğunu, davacının en fazla 32 km ile giden bir araç ile karıştığı kazada öleceğini düşünmesinin mümkün olmadığını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olup ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin kaza tarihindeki maddi hasar teminatına ilişkin poliçe limiti 43.000,00 TL olup, bu tutarın üzerinde kalan taleplere ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu’ndan kusur raporu alınmasını, tazminat hesabının Trafik Sigortası Genel Şartları dikkate alınarak yapılmasını, aracın onarımının ekonomik olup olmayacağının aracın rayiç ve sovtaj değeri esas alınmak suretiyle de değerlendirilmesi gerektiğini, aracın hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenemeyeceğini, müvekkilinin hasar tutarının KDV’sine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketten kaza tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasının hatalı olduğunu, ancak müracaattan 8 iş günü sonrasından itibaren, böyle bir müracaat bulunmadığı takdirde ise, ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, ZMM sigortacısı olan müvekkili şirketin manevi tazminata ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ......'a usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; ".....Trafik kusur bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre, davalı sürücü ....'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracı ile Ayvalık istikametine seyir halinde iken 25+50km'sindeki tehlikeli viraja geldiğinde hakimiyetini kaybederek yan yatıp karşı şeride savrulması sonucu, karşı şeritte Bergama istikametine seyir halinde olan davacı sürücü ....'ın sevk ve idaresindeki.... plakalı araca çarpıp yol dışına savurmasından dolayı yaralamalı ve maddi hasarlı trafık kazası meydana geldiği, davalı sürücü ... .'ın sevk ve idaresindeki çekici ile tehlikeli viraj eğimli yokuş yola gereken dikkat ve özeni göstermediği, aracının hızını tehlikeli viraja girerken teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurup azaltmadan giriş yaptığı, bu tavrı nedeni ile yaratmış olduğu tehlikeli ortamda aracının hakimiyetini kaybedip kendi yol bölümünde tutma becerisini gösteremediği, sonrasında da kontrolden çıkıp karşı yön şeride devrilerek gelen davacı aracına çarpması olayında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a-b maddelerini ihlal ettiği ve kazanın oluşumunda tamamen hatası ile etken olduğu, davacı sürücü ...'ın ise sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracı ile gündüz vakti meskun mahal dışı tehlikeli viraj yola gereken dikkat ve özeni gösterip kural ve nizamlara uygun kendi yol bölümünde giriş yapıp seyrine devam etmek isterken, davalı sürücünün hatası ve kusurundan dolayı tehlikeli viraja mevcut hızı ile tedbirsiz giriş yapıp devrilerek kendi şeridinde aracına çarpması olayında kural ihlali görünmediği, kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı aracındaki hasar hususunda makine mühendisi bilirkişiden alınan rapora göre; davalı şirket adına kayıtlı aracın, davacıya ait .... plakalı aracın tavan sacı üzerine devrilmesi neticesinde davacı aracının ağır hasarlandığı,, onarım aşamasına geçildiğinde araçtaki hasarın daha da artabileceği, pert total işlemine tabi tutulmasının uygun olduğu, bu nedenlerle davacının aracının kaza tarihindeki mevcut hali ile 2.el piyasa rayiç değeri araştırması yapıldığı, ... yetkili satıcı ve servis hizmeti yapan şirketlerden alınan bilgi doğrultusunda aynı özelliklere sahip durumdaki aracın 2.el piyasa rayiç değerinin 65.000,00 TL olarak ve kaza sonrası hasarlı haldeki sovtaj bedelinin ise 30.000,00 TL olarak belirlendiği, buna göre davacının gerçek zararının kaza öncesi aracın hasarsız hali ile kaza sonrası hasarlı hali arasındaki serbest piyasa rayicine göre 35.000,00 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, her ne kadar davalılar tarafından kusur raporuna itiraz edilerek, davalı sürücünün hızının daha düşük olduğu, kazanın kaza tutanağındaki şekilde meydana gelmediği, davacının kazaya sebebiyet verdiği savunulmuş ise de, kaza tutanağı ile Bergama CBS'nin 2021/5395 sayılı soruşturma dosyası kapsamına göre dava konusu kazaya ilişkin kamera kaydı olmadığı ve davacının eşi ve çocuğu haricinde olayı gören tanık bulunmadığı, davacının eşinin kolluk aşamasındaki beyanına göre davalı sürücünün viraja hızlı girdiği ve davacıların şeridine girerek şerit ihlali yaptığı, araçlarının üzerine devrilmek suretiyle kaza yaptığı, dosya içerisinde bulunan kaza sonrası görüntülere ilişkin görseller incelendiğinde de davacı aracının kaza sonrası kendi şeridinin sağında hasarlı şekilde bulunduğu, davalıların savunmasının aksine davacı aracının kazaya sebebiyet verdiğine ilişkin herhangi bir fren izi veya başka bir kayıt ve delil bulunmadığı, davalı sürücünün hızının kaza anında 32 km olmasının başlı başına dava konusu kazanın oluşmasına sebebiyet vermeyeceğine ilişkin davalı savunmasına da; söz konusu davalı aracının sıcak asfalt yüklü olması, kazanın meydana geldiği mahallin tehlikeli ve keskin viraj olması, sürücünün anlık kural ihlali, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ve bunun sonucunda davacı aracına çarpması halinde aracın niteliği ve özelliğine göre devrilmesinin mümkün olması sebepleriyle itibar edilemeyeceği, takograf kayıtlarının incelenmesine ilişkin davalı taleplerinin mevcut dosya kapsamı itibariyle dosyaya katkı sağlamayacağı, soruşturma kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunun da mahkemece alınan raporla uyumlu olduğu, trafik bilirkişinin kusur değerlendirmesinin ve hasar hesabına dair bilirkişinin hesaplamasının hakkaniyete uygun görüldüğü, her ne kadar davalı tarafça makine mühendisi bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya itiraz edilmiş ise de, bilirkişi tarafından hesaplamaya esas verilerin raporda açıkça gösterildiği, davalının söz konusu aracın piyasa rayicinin daha düşük olduğuna ilişkin soyut iddiasını destekler somut herhangi bir delil sunmadığı, sadece ekspertiz raporuna atıf yapmakla yetindiği, davalının itirazlarının yerinde görülmediği, davalı sürücüsünün %100 kusurlu olmasına göre davacının 35.000,00 TL hasar bedelini davalılardan talep edebileceği, davalı taraf aracının kaza tarihi itibariyle ZMMS sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitleri kapsamında zarardan sorumlu olduğu, davalı sürücünün haksız fiil faili olarak, davalı .... Şti.'nin ise aracın işleteni olarak zarardan davalı sigorta ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davalı sürücü ve işletenin TBK'nun 117. maddesi uyarınca kaza tarihi olan 04/11/2021 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü, davalı sigortanın ise 08/11/2021 tarihinde yapılan ekspertiz talep tarihinden 8 iş gün sonra 19/11/2021 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, dava konusu aracın niteliğine ve davacının sıfatına göre talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğu anlaşılmakla, davacının hasar bedeline ilişkin talebinin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği, DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNE İLİŞKİN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; davacının kaza neticesinde kendisi ile eşi ve çocuğunda da manevi zarar meydana geldiği iddiası ile manevi tazminat isteminde bulunduğu, TBK'nın 56.maddesinde yer alan bedensel zarar kavramına ruhsal bütünlüğün bozulması, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi zararların da girdiği, bedensel zararın sadece yaralanma biçimindeki vücut bütünlüğünün bozulmasını değil, ruhsal ve sinirsel bütünlüğün bozulmasının da koruduğunun kabul edildiği, kişilik haklarının, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olduğu ve bunların fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri içerdiği gözetildiğinde, somut olaydaki duruma göre, iş ve gücünden kalacak biçimde (sürekli sakatlık oluşmayacak şekilde basit tıbbi müdahale ile yaralanmış olan) yaralanmamış olan davacı, eş ve çocuğunun bulunduğu araçta meydana gelen hasarın niteliğine ve kazanın gerçekleşme şekline (aracın hurdaya çıkartılmasına yol açan biçimde sonuçlanan bir kaza olması) göre, trafik kazasını ve kazanın yarattığı şoku yaşadığı, ölüm tehlikesi ile karşılaştığı gözetildiğinde sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğradığının kabulü gerektiği, böyle bir olgu karşısında zarar görenin korunmasının sorumluluk hukukunun genel ilkesi olduğu, ancak davacının eşinin ve çocuğunun işbu davada taraf olarak yer almadığı, davacının eş ve çocuğu yönünden manevi tazminat talep edebilmesi için TBK'nın 56/2. maddesi uyarınca bu kişilerde ağır bedensel zarar veya ölüm olması gerektiği, olayda basit tıbbi müdahale ile yaralandıkları dikkate alındığında davacının eş ve çocuğu için manevi tazminat talep edemeyeceği, sadece kendisinin yaşadığı şok sebebiyle tazminat talep edebileceği, somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine, günün ekonomik koşullarına, hak ve nesafet kurallarına göre meydana gelen kazada sürücü ve haksız fiil faili olarak %100 kusurlu olan davalı .... ve araç işleteni olan davalı .... Şti'nin davacının uğradığı manevi zarardan müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemesi gerektiği de değerlendirilmekle, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000,00 TL olarak takdir edildiği, davalı .. . A.Ş yönünden ise davacının manevi tazminat talebinin ZMMS poliçe teminat kapsamında olmaması nedeniyle pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerektiği, sonuç olarak; DAVACININ HASAR BEDELİ TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE, 35.000,00 TL'nin davalı .....ve ..... Şti. yönünden kaza tarihi olan 04/11/2021 tarihinden, davalı .... A.Ş yönünden ise 19/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ ile, 8.000,00 TL'nin davalı .... ve ..... Şti.'den kaza tarihi olan 04/11/2021' den itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, davacının manevi tazminat talebinin davalı .... A.Ş yönünden PASİF HUSUMET EHLİYETİ YOKLUĞUNDAN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVALI .... VEKİLİ TARAFINDAN, "...Davacının direksiyon hakimiyetini kaybedip müvekkiline ait aracın bulunduğu şeride girdiğini, şerit ihlali yaparak müvekkiline ait aracın üzerine sürdüğünü ve bu nedenle de ....’ın direksiyonu kırıp devrilmek durumunda kaldığını, hal böyle iken müvekkiline tüm kusurun yükletilmesinin gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin şerit ihlali yaptığı varsayımında çarpışma yerinin raporda gösterilen yer olmasının imkansız olduğunu, çarpışma noktasına bakıldığında davacının şerit ihlali yaptığının açıkça görüleceğini, itirazlarında da bahsettikleri gibi kusur yönünden yeterli araştırma yapılmadığını, müvekkilinin kaza sırasında kullandığı araca ait takograf kayıtları gelmeden bilirkişi raporu alınması ve alınan bilirkişi raporunda bunların göz ardı edilmesinin müvekkilinin adil yargılanma ve savunma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporunda kaza anlatımı için oluşturulan şema karanlık, siyah ve belirsiz olduğundan incelemelerinin mümkün olmadığını, savunma haklarının kısıtlandığını, davalı ....'ın kaza anında kullandığı aracın hız takip sistemi ile takip edildiğini, ancak bilirkişi incelemesinde bu kayıtların dikkate alınmadığını, eksik hüküm kurulduğunu, raporda Bergama Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/5395 no.lu soruşturma dosyasındaki 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporundaki hususların birebir tekrarlandığını, raporların eksikliklerinin dahi birebir olduğunu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunun hukuk dosyalarını etkilemeyeceği Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından olup birebir aynısının alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, TBK 66.maddesine göre tazminat taleplerinden davalı işverenin sorumlu olduğunu, adam çalıştıranın sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu değil, olağan sebep sorumluluğu olduğunu, davacının kusursuzluğunu kabul etmemekle beraber davalı işveren .....Şti'nin işe alım esnasında kanunen zorunlu sayılan iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini müvekkiline vermediğini, bu sebeple kusurun, bu eğitimleri vermeyen, riskleri müvekkiline belirtmeyen işveren .... Şirketine ait olduğunu, müvekkilinin ... .'da henüz yeni çalışmaya başladığını, riskli yolların neler olduğu, hangi aşamalarda tedbirli davranılması gerektiği gibi bir çok hususun müvekkiline bildirilmediğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVALI ..... ŞTİ. VEKİLİ TARAFINDAN, "..Davacının belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği manevi tazminat davasının usulden reddi gerektiğini, zira manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince belirsiz alacak davası ile istenmesinin mümkün olmadığını, bu hususta mahkemece herhangi bir gerekçe dahi bildirilmeden kısmen kabulüne karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu, davacının kazaya tamamen kendi kusuru ile sebep olduğunu ve bu şekilde bir ızdırap yaşadıysa da, -ki yaşamadığını- bunun kendi kusurundan kaynaklandığını, müvekkili şirketin aracının yapabileceği maksimum hızın bisiklet hızı ile aynı olup 32 km ile sınırlı olduğunu, davacının en fazla 32 km ile adeta elektrikli bisiklet ya da skuter gibi giden bir araç ile karıştığı kazada öleceğini düşünmesi ve bundan dolayı da manevi ızdırap yaşamasının mümkün olmadığını, Yargıtay'ın istikrarlı kararlarına göre başkaca pek çok kritere dayalı bir değerlendirme gerekirken gerekçeli kararda araştırılması gereken bu hususların araştırılmadığını, bilirkişi raporuna haklı itirazları doğrultusunda ek rapor alınması gerektiğini, dosyada tek resmi delil niteliğindeki resmi memurlar tarafından düzenlenen kaza tespit tutağının kazanın anlatıldığı 3.sayfasında hiçbir şekilde müvekkili şirkete ait aracın davacıya ait aracın üzerine devrildiğinden bahsedilmediğini, yalnızca iki aracın çarpıştığının belirtildiğini, davacıya ait aracın tavanında muhtemelen daha önceden var olan hasarın müvekkili şirket üzerine bırakılmasının kabul edilemez olduğunu, şayet böyle bir durum olsaydı 'çarpışma' olarak değil 'devrilme' olarak tutanağa yazılacağının aşikar olduğunu, keza davacı tarafın da dava dilekçesinde hiçbir şekilde müvekkili şirkete ait aracın kendi aracı üzerine devrildiğinden bahsetmediğini, bilirkişi tarafından aracın kaza tarihinden önce 12.10.2021 tarihinde .... plakasına kayıtlı iken sol arka kısımlarında hasar kaydı olduğu yönünde beyanda bulunulduğunu, aracın hasar kaydının ne kadar olduğunun, kaç kez kaza geçirdiğinin, tramer kaydında ne göründüğünün, başkaca hiçbir kayıt bulunup bulunmadığının merak konusu olduğunu, bunlar cevaplanmadan yalnızca sanki bir kez sol arka kısmında hasar olduğu (ki bunun da meblağının ve ağırlığının belirtilmediğini) bilgisi ile aracın rayiç bedelinin tespitinin mümkün olmadığını, bu nedenle 65.000,00 TL'lik rayiç bedel tespitine itiraz edildiğini, tüm bu bilgilerin celbi akabinde tekrar bedel tespiti yapılmasının talep edildiğini, ancak reddedildiğini, eksper raporunda aracın rayiç bedeli 40.000,00 TL olarak tespit edilmişken bilirkişi tarafından bu hesaplamadan uzaklaşılarak neden 65.000,00 TL bedel belirlendiğinin de açıklamaya muhtaç olduğunu, bilirkişi tarafından dosyadaki kesin eksper raporundan ayrılma sebebinin ne olduğunun açıklanmadığını, son derece haklı olarak itiraz etmelerine rağmen dikkate dahi alınmadığını, yine dosyadaki kesin eksper raporunda aracın hasar bedeli 13.500,00 TL olarak tespit edilmişken, bilirkişi tarafından neden bu meblağdan uzaklaşıldığının anlaşılamadığını, dosyadaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından hasar meblağının son derece fahiş hesaplandığını, kaza tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasının da mümkün olmadığını, ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, lehlerine hükmedilen vekalet ücretlerinin eksik olduğu kanaatinde olduklarını, ayrıca AAÜT uyarınca davacı lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin de fahiş olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle araç hasar bedeli ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ..... Şti vekili ve davalı .... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece kusur ve hasara dair ayrı ayrı raporlar alınarak, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, her iki davalı tarafça kusura dair istinafa gelindiği görülmekle birlikte; kaza tespit tutanağı, savcılık soruşturma dosyasında trafik bilirkişiden alınan rapor ve mahkemece trafik bilirkişiden alınan raporun tamamının birbiriyle uyumlu olup, davalının şerit ihlali ve hızdan dolayı kazada asli/tam kusurlu olduğu, davacı tarafa ise izafe edilecek bir kusur bulunmadığının belirlendiği, her ne kadar takograf ve hız takip sistemine dair kayıtların getirilmemesinin eksiklik olduğu ileri sürülmüşse de, davalı taraf sürücüsüne verilen kusurun yalnızca hızdan kaynaklı olmayıp, şerit ihlali de yapmış olmasına dayanmasına ve davacı tarafa ise herhangi bir kusur izafe edilmemiş olmasına göre, bunun sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla, bu yöndeki tüm itirazların reddi gerekmiştir. Davalı .... vekilinin, zarardan yalnızca işverenin sorumlu olduğuna, davalı ....'e iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim verilmeden, riskli yollar bildirilmeden çalıştırıldığına, bu nedenle kendisinin kusurlu olmadığına dair itirazları bakımından; kazadan dolayı işleten/adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olan davalı şirket ile birlikte anılan davalı sürücünün de haksız fiilinden dolayı müşterek müteselsil olarak sorumlu olduğunun açık olmasına göre, bu itirazın da kabulü mümkün görülmemiştir. Hasar tutarına dair ve bu husustaki bilirkişi raporuna yönelik olarak da davalı taraflar istinafa gelmiş olmakla, bu itirazlarının ise kabulü gerekmiştir. Şöyle ki; dosyada alınan ekspertiz raporunda belirlenmiş olan davacı aracının kaza öncesi rayiç değeri ve sovtaj bedeli ile, mahkemece alınan rapordaki rayiç ve sovtaj bedelleri arasında büyük fark olup, açık çelişki olduğu gibi, davacıya ait ... model .... aracın 12.10.2011 tarihinde de bir kaza geçirmiş olduğunun gelen tramer kayıtlarından anlaşıldığı, ancak bu aracın tamir ve hasarına dair evraklarının getirtilmeyip, kazanın karşı aracına dair evrakların dosyaya eklenmiş olduğu, bu nedenle davacı aracının bu kaza nedeniyle uğradığı hasarın kapsamının incelenmediği görülmekle, kaza tarihi olan 04.11.2021 itibariyle davacı aracının rayiç bedelinin usulünce belirlenmesi, önceki kazalarının kapsam ve maliyeti ile yine aracın km.si gibi özellikleri de gözetilerek, rayiç bedelinin ve sovtajının çelişkiye yer bırakılmaksızın tespiti için kararın kaldırılması gerekmiştir. Davalı aracının, davacı aracı üzerine devrildiğine ve tavanının hasarına dair veri olmadığına yönelik davalı şirket vekili itirazları ise; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, özellikle olay yeri fotoğrafları ve oluşan hasarın niteliğine göre yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirmede; somut uyuşmazlıkta davacının dosya kapsamındaki belgelere göre kazadan dolayı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde hafif yaralanmış olmasına, farklı yönde bir delil de sunulmamış olmasına göre, mahkemece hükemdilen manevi tazminat miktarı bir miktar yüksek olmuştur. Yine reddedilen manevi tazminatlar bakımından; Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E. - 2024/226 K. sayılı kararı (RG-14/03/2025) ile 08.01.2026 tarihli ve 33131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife gözetilerek, kısmen reddedilen manevi tazminat tutarları bakımından davacı taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmekle, mahkemece yeniden tesis edilecek hükümde buna da dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte, davalı.... AŞ.bakımından ise; anılan davalı, manevi tazminattan sorumluluğu olmayan trafik sigortacısı konumunda olduğundan, bu davalı yararına manevi tazminat talebinin tümden reddine dair hükme göre vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı araç işleten şirket kaza tarihinden itibaren faizden sorumlu olup, anılan davalı şirket vekilinin faiz başlangıcına dair itirazı yerinde görülmemiş, vekalet ücretlerine dair itirazının ise karar kaldırma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı .... Şirketi vekili ve davalı .... vekili istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı .....Şirketi vekilinin ve davalı ..... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/704 Esas - 2023/493 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı ..... Şirketi vekilinin vekalet ücretine dair istinaf itirazlarının ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Davalı ..... Şirketi vekilinin ve davalı .... vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 5-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davalı ......Şirketi tarafından yatırılan 734,33 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, b-Davalı ..... tarafından yatırılan 734,33 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/06/2026