Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3642 E. 2026/2939 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3642
Karar No
2026/2939
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/658 E., 2025/728 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2022/431 E., 2023/674 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında düzenlenen 30.10.2014 tarihli ihale sözleşmesi ile davacı yüklenicinin Finike İlçesi, ... Mahallesi içme suyu yapım işini birim fiyatlar üzerinden 141.347,60 TL bedel ile üstlendiğini, işin bitirilerek teslime hazır hale getirildiğini, davalı idarenin 04.06.2015 tarihinde davacı yükleniciyi kuruma çağırarak ve neden de gösterilmeden ihale bedelinden %31'lik bir kesinti yaparak ihale bedelini 97.643,20 TL olarak belirlediğini, bu bedelden de 90 günlük gecikme cezası 7.632,90 TL'lik kesinti ile harita teknikeri çalıştırılmaması sebebiyle 98 günlük teknik personel ücreti 4.900,00 TL kesinti yapıldığını, davacının bu hakedişi ihtirazi kayıt ile imzaladığını ve itirazlarını da aynı gün kuruma yazılı olarak bildirdiğini, yükleniciden kaynaklanmayan gecikmelerin cezalı süreye eklenmesinin doğru olmadığını, davalı idarenin Karayolları Bölge Müdürlüğü'nden alması gereken karayolu geçiş iznini süresinde almaması nedeniyle karayolları geçiş işleminin 10.03.2015 tarihinde tamamlandığını, ayrıca yağışlar sebebiyle çalışılmayan günlerden de yüklenicinin sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Finike Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/6 D.İş sayılı dosyasından alınan raporda eksiklik olmadığının tespit edildiğini, idarenin fesih işleminin doğru olmadığını iddia ederek sözleşme gereğince yüklenicinin hakettiği ve kendisine ödenmesi gereken 92.610,00 TL KDV dahil alacağın, delil tespiti için yapılan masraflar ve sözleşme dışı işler için şimdilik 1.000,00 TL alacağın ve davacının alacağına geç ulaşması nedeniyle uğradığı ticari itibar ve çektiği acılar sebebiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, idarenin yokluğunda yaptırmış olduğu tespiti kabul etmediklerini ve buna dair itirazlarını da sunduklarını, yapılan tespitin ve alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini, süreli ve şartnamelere uygun yapılması gereken işleri gereği gibi yapmadığını, geciktirdiğini, işin geçici kabule uygun olarak yapılmadığını, yüklenicinin sözleşmenin feshine kendi ağır ihmal ve kusurları ile sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki kesin hesabın çıkarıldığı, son alınan 11.09.2023 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak değerlendirme yapmak gerektiği, ancak bilirkişi heyet raporunda her ne kadar sözleşmenin 30.2 maddesi uyarınca kesinti yapıldığı tespit edilerek, davaya konu işin kesin hesabının bilirkişi heyeti tarafından yapılmış olması nedeniyle bu şekilde bir kesinti yapılmasına gerek olmadığı, 1 no.lu hakkedişten sözleşmenin bu maddesi gereği yapılmış olan 3.000,00 TL tutarındaki kesintinin de davacıya iade edilmesi gerektiği değerlendirilmiş ise de; 1 no.lu hakedişin davacı tarafça itirazsız imzalandığı anlaşılmakla; sözleşmenin eki olduğu anlaşılan Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 39. maddesine uygun şekilde yüklenicinin itiraz etmediği, bu nedenle hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemesi dikkate alınarak bilirkişi raporuna bu yönden itibar edilmediği, tarafların tacir oldukları ve davacının sözleşme hükümleri uyarınca edimlerini yerini getirmede temerrüde düştüğü, teslimi kararlaştırılan bir kısım imalatların davalı idareye geç teslim edildiği, davalı idarenin 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında işi davacıya ihale ettiği, davacı yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği bir kısım imalatları geç teslim etmesi nedeniyle temerrüde düştüğünün anlaşıldığı, ayrıca stopaj, gecikme cezası, personel cezası kesintilerinin toplam hesabında sehven maddi hata yapıldığı görülmekle kesintiler toplamı 14.380,00 TL’nin davacının hakettiği iş bedeli 72.656,37 TL’den mahsubu ile 58.276,37 TL yönünden hüküm kurmak gerektiği, davacı taraf manevi tazminat talep etmiş ise de; mal varlığı zarara uğrayan kişi yararına 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre manevi tazminata hükmedilmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığı gerekçeleriyle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 58.276,37 TL'nin 10.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat talebinin reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, proje ile mahalde bulunan koşulların uyuşmadığını, davalı idare tarafından dava konusu alanda yapılan tespitten davacının haberdar edilmediği ve sonuçlarının bildirilmediğini, davacının davalı tarafından belirlenen bedeli ve hakedişinden yapılan kesintileri kabul etmediğini ve hakedişe itirazlarının olduğunu belirterek ihtirazi kayıt ile imzaladığını ve itirazlarını yazarak aynı gün bildirdiğini, bu itirazlarına ilişkin dilekçenin dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, mahkemenin ihtirazi kayıtla imzalanmadığına ve itirazların dilekçeyle bildirilmediğine ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, sürecin uzun sürmesi nedeniyle davacının mağduriyet yaşadığını, davacı yüklenicinin sözleşme süresi bitmeden yol geçiş izninin alınması bakımından ek süre talep ederek verdiği dilekçe ile davalı idareyi temerrüte düşürdüğünü, karayolları geçişinin 10.03.2015 tarihinde yapılabildiğini, 3 ay, 11 gün boyunca idarenin yükümlülüğünü yerine getirmediğini, idarenin kusurlu olduğunu, yol geçişi tamamlanmayan depoya su verilmesinin mümkün olmadığını, toplam işin %80'inin tamamlanması durumunda sözleşme ve yapım işleri genel şartnamesinin 41. maddesi gereğince fesih yoluna gidilemeyeceğini, eksik iş bedeli kesildikten sonra bakiye bedelin ödenmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının karayolu geçişine yatay delgi metodu ile delik açması gerekirken bunu yapmadığını, karayolu geçişinin idarenin onayı ile açıkta kazı ile yapıldığını, bilirkişi heyet raporunun itirazları karşılamadığını, denetlemeye elverişli olmayan rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığını, eksik ve kusurlu işlere yönelik hususların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından sunulan temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3642, K. 2026/2939, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3642-e-2026-2939-k-81239be48762