Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2074 E. 2026/1976 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2074
Karar No
2026/1976
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2074

KARAR NO:2026/1976

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ:08/11/2022

NUMARASI:2020/414 Esas - 2022/705 Karar

DAVA:Tazminat

KARAR TARİHİ:24/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olup, dava dışı ...yönetimindeki ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı dorsenin, 20.09.2019 tarihinde ... AŞ’ye ... adına getirmiş olduğu hurdayı damper yapıp boşaltacağı esnada devrildiğini ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, söz konusu kaza sonrası davalı ... AŞ’ye 23.09.2019 tarihli ihbar ile başvurulduğunu ve hasar tazminatı talep edildiğini, sigorta şirketinin Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5 gereğince herhangi bir hasar tazminatı ödenemeyeceğini belirttiğini, İstanbul Anadolu 16.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/138 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti davası açıldığını, bu dosyada alınan bilirkişi raporuna göre, ... plakalı dorsenin kaza neticesinde pert-total hale geldiği, ... plakalı dorsenin onarılması halinde parça ve işçilik olarak KDV hariç 65.000,00-TL masraf gerektiğinin tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK Madde 107 uyarınca şimdilik 1.000 TL’nin temerrüt tarihi olan 07.10.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 08/12/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 29.500,00 TL'ye artırmıştır.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; açılan davanın Mahkeme tarafından, "...sürücü ...’ın kanındaki alkol oranının 0.49 promil ile ticari sınır olan 0.20 promilin üzerinde olduğu, kazada yüzde yüz kusurlu olduğu, kazanın oluşumunda başkaca bir sebep bulunmadığı, kazanın tıbben münhasıran alkol etkisinde olduğu, bu nedenle dava konusu hasarın Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5 gereğince teminat dışında kaldığı..." gerekçesi ile reddedildiğini, kaza sonrası herhangi bir alkol testi yapılmadığını, yıllardır müvekkilinin yanında çalışan ...'ın kaza ile ilgili işlemlerin uzaması sonucu müsait olur olmaz kendiliğinden alkol testi için hastaneye gittiğini, bilirkişi raporunda kazanın 21:30:00'da meydana geldiği, alkol testinin ise 01:02:00'de yapılması karşısında kaza anında sürücüdeki alkol oranının 0,49 promil olması gerektiği yönünde görüş bildirdiğini, bilimsel verilerle sabit olduğu üzere bazı ilaçların, içeceklerin ve yiyeceklerin alınması ile de etanol, dolayısıyla alkol oluşabilmekte olduğunu, buna tıp dilinde yalancı alkol denildiğini, sürücü ...'da çıkan etanolün aldığı ilaçlar, içecekler veya yiyeceklerden kaynaklandığının açıkça ortada olduğunu, Mahkemece bu yöndeki itirazları hiç nazara alınmadan ve bu konudaki uzman bir kişiden görüş alınmadan karar tesis edildiğini, bu konudaki uzmanın da nörolog değil gıda veya gastronomi uzmanı olduğunu, bu nedenle salt sürücüde alkol olduğu gerekçesi ile verilen hükmün yerinde olmadığını, öncelikle kaza yerinde keşif yapılması ve yerinde tanık dinlenmesi gerektiğini, trafik kusur bilirkişisi ve araçlardaki mekanik-elektronik sistemlerle ilgili uzman teknik bilirkişiden rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketine genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olup, davacıya ait olan ve dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı dorsenin, 20/09/2019 tarihinde yük boşaltırken devrilmesi şeklinde meydana gelen tek taraflı maddi hasarlı kaza sonucunda davacıya ait aracın hasarlandığı, davacının, kasko sigortacısı olan davalıdan hasar bedelinin tahsili için eldeki davayı açtığı; davacının davadan önce İstanbul Anadolu 16.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/138 Değişik iş sayılı dosyasında delil tespiti talep ettiği, dosyada alınan bilirkişi raporunda, hasarın onarımının ekonomik olmayacağı, onarım yapılması halinde KDV hariç 65.000,00 TL onarım bedelinin uygun olacağının belirtildiği anlaşılmıştır.2918 Sayılı KTK'nın 48. maddesinde uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu belirtilmiştir. Yine Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Alkol, Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddeler Etkisinde Altında Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olması durumunda diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu belirtilmiştir.Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır.Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK hükümleri gereğince sigortacıya düşmektedir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman kusur bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Dosya içeriğindeki tutanağa göre; 20/09/2019 tarihinde saat 21.30 civarında, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı damperli kamyonun, getirdiği hurdayı damper yapıp boşaltacağı esnada, dorsenin aracın sol tarafına doğru devrildiği, bu kaza sonrası aracın dorsesinde maddi hasar meydana geldiği, ... Hastanesi'nde 21/09/2019'da saat 01.02'de yapılan alkol ölçümünde sürücü ...'ın 0.01 promil alkollü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Nöroloji uzmanı olan doktor bilirkişinin raporunda özetle; kandaki alkol miktarının saatte 0.15 promil düştüğü, olay tarihi ve saati 20/09/2019 saat 21.30'dan, alkol ölçümünün yapıldığı 21/09/2019 saat 01.02'ye kadar 199 dakika geçtiği, buradan hareketle sürücünün kaza anındaki alkol oranının 0.49 promil olarak tespit edildiği, ticari araç kullananlarda yasal alkol sınırının 0.2 promil olduğu, sürücü ...’ın kandaki alkol oranı 0.49 promil ile ticari sınır olan 0.20 promilin üzerinde olup, kazada %100 kusurlu olduğundan, kazanın oluşumunda başkaca bir sebep de bulunmadığından, kazanın tıbben münhasıran alkol etkisinde olduğu kanaatinin belirtildiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamına göre; içinde nöroloji uzmanı da bulunan bilirkişi kurulundan alınan raporda aracın hasarlanmasına sebebiyet veren araç sürücüsünün,trafik kazasının meydana geldiği sırada 0,49 promil alkollü olduğu,kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu ve kazanın oluşumunda başkaca bir sebep bulunmadığı tespit edildiği, bilirkişi raporunun bilimsel verilere göre düzenlendiği, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, hükme esasa alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, bu itibarla dava konusu hasarın Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5 gereğince teminat dışında kaldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2074, K. 2026/1976, T. 08.11.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2074-e-2026-1976-k-6ee0321d104b