Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2023 E. 2026/1042 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2023
Karar No
2026/1042
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2023 KARAR NO : 2026/1042

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/12/2021 (Dava) - 09/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/105 Esas - 2023/421 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşyerinin Devrinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 05/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/105 Esas-2023/421 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... instagram hesabında "ŞUBEMİZİ DEVREDİYORUZ" yazısını görüp devralmak için işletmenin instagram hesabına mesaj atarak fiyat sorduğunu, instagram hesabından cevap olarak; işletme devrinin 75.000,00 TL olduğunu, kendilerinin İzmir'de ikamet ettiklerini, orayla yeteri kadar ilgilenemedikleri için devretmek istediklerinin söylendiğini, müvekkilinin daha detaylı bilgi almak amacıyla işletme sahibi davalı ... ile iletişime geçtiğini, davalının kendisini spa merkezinde çalışan ...'e yönlendirdiğini, ... adlı şahsın müvekkiline devir konusunda sorun olmadığını, merkezin çok güzel işlediğini, mülk sahibini hiç görmediğini ama çok iyi bir insan olduğunu, devirden haberi olduğunu, pandemide kira yardımı bile yaptığını, spa merkezine ait instagram hesabını takip ettiğini söylediğini, tanık ...’ün tüm bu konuşmalara tanıklık ettiğini, davalı ile müvekkilinin ....Merkezi ....Şubesinin işletmesini isim hakkı, içindeki demirbaşlar ve işletme hakkı ile birlikte bütün olarak devri konusunda anlaştıklarını, davalının, müvekkiline mesaj atarak acilen İzmir'e dönmesi gerektiğini, muhasebecisinin sözleşmeyi hazırladığını, hemen imzalamaları gerektiğini yoksa dükkanı devralacak başka işletmecilerin de bulunduğunu söylediğini, müvekkilinin heyecanla eldeki fırsatı kaçırmamak adına önceden hazırlanmış sözleşmeyi alelacele imzaladığını, müvekkili ile davalının 65.000,00 TL'ye işletmeyi, faaliyet gösterdiği dükkanı, dükkan içindeki demirbaşları, dükkana ait instagram hesabını devretme konusunda anlaştıklarını, davalının, müvekkilinin hukuki bilgisizliğinden ve iyi niyetinden faydalanarak, üzerinde tarih bile yazmayan sözleşmeyi imzalattığını, müvekkilinin 17.08.2021 tarihinde .... aracılığıyla 60.000,00 TL'yi davalının hesabına gönderdiğini, davalının tüm aşamalarda hem söz konusu işletmeyi (isim hakkı ile birlikte) hem de dükkanı fiilen devretme yetkisi varmış gibi hareket ettiğini, yine beyanlarında devir sürecinin başından itibaren ev sahibiyle irtibatta olduğunu, ev sahibini devir ile ilgili bütün gelişmelerden haberdar ettiğini, dükkan malikinin de devre rızasının olduğunu, bu konuda bir sıkıntı yaşanmayacağını söylediğini, müvekkilinin kira kontratı yapmak için ev sahibiyle görüşmek istediğini, davalı tarafından müvekkilinin bu isteğinin çeşitli bahanelerle engellendiğini, müvekkili işletmeyi devraldıktan sonra ev sahibi ile görüştüğünde, dükkanı müvekkiline kiralamayacağını, bunu önceki kiracıya söylediğini, başka kiracı bulduğunu söyleyerek müvekkilinden dükkanı boşaltmasını istediğini, müvekkilinin bu süreçte fazlasıyla mağdur olduğunu, gereksiz yere bir sürü masraf yapmak zorunda kaldığını, dükkanı boşaltmanın, bebek havuzlarını söktürmenin zaman alan ve hayli masraflı işler olduklarını, müvekkilinin bir süre yeni bir dükkan bulamadığını, devir sözleşmesi imzalanmasından sonra işletmeyi fiilen devralmak istediğinde ...'nin bir marka olduğunu, bir genel merkezinin olduğunu, firma sahibinin ... olduğunu öğrendiğini, firma sahibi ....’un patenti kendisine ait olan ismi ...'ın devredemeyeceğini, firma isminin kullanılması halinde kendilerine ücret ödenmesi gerektiğini söylediğini, müvekkili devraldığı yazar kasayı kullanmak için yetkili yeri aradığında da müvekkilinin yazar kasayı kullanamayacağını, sadece önceki sahibi ...'ın kullanabileceğini ya da ancak ....'ın yetkili yere gidip devir işlemi yaparak kullanabileceğini söylediğini, davalının devir işlemi için yetkili yere gitmediğini, müvekkilinin bütün bu nedenlerle işletmeyi fiilen devralamadığı gibi yazar kasayı da kullanamadığını, davalının kendi başına, devir yetkisi yokken sanki bu yetki varmış gibi hareket ettiğini ve müvekkilinde bu anlamda sözleşme öncesi güven duygusu oluşturarak sözleşmeyi imzalamasını sağladığını, sözleşme aslında fiili imkansızlık nedeniyle geçerli bir sözleşme değilken karşı tarafın haksız ve sebepsiz yere müvekkilinden 60.000,00 TL alarak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin, 60.000,00 TL'yi kendisine geri göndermesini istediğini, davalının olumsuz cevabından sonra bu durumla ilgili 27.08.2021 tarihinde noter ihtarı gönderildiğini, davalı tarafın da 08.09.2021 tarihli ihtarıyla; aralarındaki sözleşmede instagram hesabı, ... ismi ve demirbaş malzemelerini devrettiğini, işletme devrinin yapılmadığını beyan ettiğini, ayrıca devralanın, ... (Tekirdağ) Merkez Şube ile ve firma sahibi .... ile kurum koşulları, uygunluğu ve işletme şartlarını baz alan bir sözleşme imzalamakla yükümlü olduğunu beyan eden .... tarafından kaşelenmiş tarihi belli olmayan bir belge sunduğunu, fakat bu konuda müvekkilinin devir sözleşmesi yapmadan önce bilgilendirilmediğini, ihtar ekinde sunulan belge incelendiğinde; davalının işletmenin ürünlerini, instagram hesabını, şirketin .... şubesinin tabelasını devir işlemini gerçekleştirebilmesinin, devralan kişi ile firma sahibinin (.. .) kurum koşullarına uygunluğunu baz alan bir sözleşme yapması şartına bağlandığını, bu durumun müvekkiline bildirilmemesinin ve müvekkili ile firma sahibinin aralarında sözleşme yapmamasının davalı ile müvekkili arasında yapılan sözleşmeyi geçersiz kılındığını, ayrıca devir işleminin şarta bağlandığını bilmesinin müvekkilinden beklenemeyeceğini, müvekkilinin, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2021/3887 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ve tarafların anlaşamadığını, karşı tarafın üzerine düşen devir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dükkanı ve isim hakkını devredemeyeceğini bilmesine rağmen kötü niyetli olarak müvekkili ile devir sözleşmesi imzaladığını, işletme devri yapılmadığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davalının, dükkan sahibinin kiralananı kendisine tekrar kiraya vermeyeceğini bildiğini, işletmenin ve demirbaşların taşınmasındaki yüklü masraftan kendini kurtarmak için böyle bir yola başvurduğunu, müvekkilini gerçek dışı beyanlarıyla kurulu düzeni devrettiğine ikna ettiğini, davalının, müvekkiline ve eşine farklı günlerde atmış olduğu birden fazla mesajla dükkan devrinin yapılacağını beyan ettiğini, davalının müvekkiline kestiği işbu dilekçe ekinde sundukları fatura incelendiğinde de 1 adet yazar kasa pos ve 2 adet küvete 2.950,00 TL bedel biçerek fatura düzenlendiğinin açık olduğunu, ayrıca isim hakkını devretme yetkisi şarta bağlı olduğu halde bu durumdan müvekkilini haberdar etmeden ismi devrettiğini iddia etmesinin de akla, mantığa ve hukuka aykırı olduğunu, sonuç olarak müvekkilinin devredildiği iddia edilen ismi kullanamadığını, bu nedenle kendine farklı bir isimle işletme açmak zorunda kaldığını, davalı tarafın işletme devrinin yapılmadığı, sadece demirbaşların ve instagram hesabı için 60.000,00 TL bedel ödendiği iddiasının ise ticari hayatın gerçekleri ile uyuşmadığını, demirbaşların bedelinin yukarıda belirtildiği gibi 2.950,00 TL olduğunu, davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğinin ortada olduğunu, müvekkilini yanıltarak devir sözleşmesi imzalattığını müvekkilinin, davalıdan sadece devir bedelini değil, yeni dükkan bulmak için yaptığı masrafları da talep ettiğini belirterek, davalı/borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2021/3887 sayılı dosyası üzerinden devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu işletmeyi 01.11.2019 tarihinde açtığını, daha önceden bu alanda deneyimi bulunan “...” kurucusu ...a isim hakkı, danışmanlık ve malzemeler için 50.000 TL ödeme gerçekleştirdiğini, ayrıca işletmenin devredilmesi durumunda; tekrardan isim hakkı için ücret ödenmeyeceği, sadece kurucu ... ile tanıştırılması ve alınan ortak kararlara uyulmasının yeterli olacağının belirlendiğini, müvekkilinin adres değişikliği ve hamile olması dolayısıyla işletmeye bakabilmesi için davadışı ...’e sertifika aldırıp işletmeye bu kişinin bakmasını sağladığını, sonrasında ise sosyal medya hesabından işletmenin devredileceğine dair paylaşımda bulunulduğunu, davacı tarafın işletmeyi devir alma konusunda aşırı istekli olmasından ötürü devretmeyi kabul ettiğini, davacının müvekkiline “...” ismini kullanmayacaklarını, çünkü seans ücretlerinin düşük olduğunu, kendilerinin istedikleri ücretten müşteri alacaklarını, bu nedenle başka bir firmaya bağlı olmak istemediklerini, hatta ileride kendi isimleriyle bayilik ve isim hakkı vermek istediklerini belirttiklerini, bunun üzerine müvekkilinin isim hakkı sahibi .... ile görüşme gereği bile duymadığını, kiralanan yer ile ilgili ise müvekkilinin taşınmazın sahibi ile görüştürmeyi teklif etmesi üzerine davacı tarafın; “hemen sözleşme hazırlamasın, şartlar uygun olursa tamam deriz, bizim kapaklıda da dükkanımız var, oraya da taşıyabiliriz malzemeleri” demeleri üzerine müvekkilinin kiralayana herhangi bir bildirimde bulunmadığını, müvekkilinin davacı tarafa dükkan sahibi ile ilgili hiç bir güvence ve garanti vermediğini, hatta sözleşme içerisine de dükkan ile ilgili hiçbir madde koymadığını, yazar kasa ile ilgili ise müvekkilinin dükkanın kapanışını yaptığından bir süre sonra hiç kimse ile anlaşmaya varamadığından fatura kesmek zorunda oldukları için kapanış faturası kesip dükkanı işletmeye kapattığını, davacı taraf ile malzemeleri, instagram hesabını, diploma ve masaj sertifikasını vermek koşulu ile 75.000,00 TL olarak konuştukları fiyat üzerinden 65.000,00 TL’ye anlaşma sağladıklarını, fakat davacı tarafın 60.000,00 TL gönderdiğini, müvekkilinin bu 5.000,00 TL’lik eksiğin peşine düşmediği gibi bu haksız davaya maruz kaldığını, daha sonrasında taşınmazın sahibi ile görüştüğünü, ancak taşınmaz sahibi müvekkili kalacaksa kira sözleşmesini devam ettirmek istediğini, aksi halde sözleşmeye devam etmek istemediğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin de bunun üzerine davacının eşi ile görüşme sağladığını, davacı tarafın 2 ay süre istediğini ve birlikte yeni bir yer arayışına girdiklerini, bu süreçte bile herhangi bir problem yaşanmadığını, ancak daha sonra davacı tarafın eşyaların bulunduğu dükkanın anahtarını değiştirip malzemelerini sattığı, 2 ay davacının kullandığı dükkanın kirasını da müvekkilinin ödediğini, ayrıca davacının müvekkili aleyhine eski müşterilerine kötü ifadeler kullanarak sosyal yaşamını mahvetmeye çalıştığını, müvekkilinin psikolojik olarak çok kötü etkilendiğini, sağlıklı olan 4,5 aylık hamileliğinin sıkıntından düşükle sonuçlandığını, müvekkilinin aldığı ücret karşılığında vadettiği her şeyi verdiğini, hala daha müvekkilinden aldıkları malzemelerle çalışmaya devam ettiklerini, davacı tarafın iddialarının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, bunca zaman sonra işletmenin ekonomik kötü gidişatında sorumlu olarak müvekkilini görmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, tüm bu hususların aralarındaki whatsapp konuşmalarıyla ve tanık ifadeleriyle ispat edebileceğinin açık olduğunu beyanla, davanın reddine, icra takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "...Tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında düzenlenen tarihsiz sözleşmeye göre davalının işletme içindeki demirbaşları, instagram hesabını ve işletmenin isim hakkını devrettiğinin ve davacının sözleşmede belirlenen devir ücreti 65.000 TL'nin 60.000 TL' sini ödediğinin tarafların kabulünde olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu işyerinin (taşınmazın) kiralık olmasıyla taşınmaz malikinin onayı olmadan işyerini devredeceği yönünde ve isim hakkını devretmek için gereken ana firmadan onay alınması ve ana firmaya ödeme yapılacağı konularında davacıya yeterli bilgiyi vermediği yönünde kanaat bildirilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan devir sözleşmesinde davacının işletme içerisindeki demirbaşları, işletme instagram hesabını ve işletmenin isim hakkını devir ve teslim aldıklarını, başka alacak ve verecek kalmadığını beyan ettikleri, devir sözleşmesinin her iki tarafın kabulünde olduğu, kiralanan yer ile ilgili olarak devir sözleşmesinde hiç bir hüküm bulunmadığı, kiralanan yer ve isim hakkı ile ilgili olarak davalı tarafından irade fesadına uğradığının ispat edilememesine göre, DAVANIN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından, "....Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin eksik değerlendirilmesiyle hatalı karar verildiğini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, karşı tarafın tanığı ...'ün beyanları bile lehlerine olmasına rağmen kararda hiçbir şekilde bahsedilmediğini, yine whatsapp yazışmalarının da dikkate alınmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin de mahkemece dikkate alınmadığını, sözleşme bu deliller ışığında okunduğu takdirde tarafların iradesinin gerçekte ne olduğunun ortaya çıktığını, özellikle 23.08.2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; ‘davalı, dava konusu iş yerinin (taşınmazın) kiralık olmasıyla taşınmaz malikinin onayı olmadan iş yerini devredeceği yönünde ve isim hakkını devretmek için gereken ana firmadan onay alınması ve ana firmaya ödeme yapılacağı konularında davacıya yeterli bilgiyi vermediği’ kanaatine ulaşıldığını, davalı taraf dava konusu yerin kiralanmasına dair malikin onayı olmadığı bilgisini vermeyip sunmuş oldukları whatsapp mesajlarından da belli olduğu üzere ev sahibinin bilgisi ve onayı olduğunu söylediğini, ayrıca devreden davalı tarafın isim hakkını devretmesi için ana firmadan onay alınması ve ana firmaya ödeme yapılacağı konusunda bilgi vermediği hususunun sözleşme içerisinde yer almadığı, ancak sözleşmenin uygulanması için de bunun en önemli şart olup sözleşmenin bu haliyle uygulanma olasılığı olmadığının ortada olduğunu, davalı tarafın isim hakkı devir yetkisi olmamasına rağmen varmış gibi hareket ederek müvekkilinin iradesini sakatlayarak ifayı gerçekleştirmediğini, gerçekleştirme olasılığı olmadığının sonradan ortaya çıktığını, zaten davalı tarafın verdiği cevap dilekçesinde de bu hususu itiraf etmek durumunda kaldığını, müvekkilinin sözleşme gereği edimini yerine getirmiş olmasına rağmen karşı tarafın ifa imkansızlığı sebebiyle edimini yerine getirmediğini, ifa beklentisiyle ödenen paranın bedelsiz kaldığı ve müvekkiline iadesinin yapılması gerektiğinin ortada olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, işyeri devri için ödenen bedelin sözleşmeye aykırılık iddiası ile iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı ile davalı arasında işyeri devir sözleşmesi yapıldığı ve 60.000-TL bedelin ödendiği ihtilafsız olup, ihtilafın sözleşme gereklerinin yerine getirilip getirilmediğine ve bunun sonucuna göre davacıya iadesi gereken bir tutar olup olmadığına ilişkin olduğu görülmektedir. Mahkemece, taraf delilleri toplanmış ve franchising uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış ise de, davacı defterlerinin dijital ortamda tutulan işletme defteri şeklinde olup bu defterlerin niteliği gereği alacak-borç takibi yapılmasının mümkün olmadığı, davalı tarafça ise defter sunulmadığı yönünde görüş bildirildiği, bunun dışında bilirkişinin uzmanlık alanı dışında hukuki yorum yapmak suretiyle davalının, davacıyı bilgilendirmediği yönünde görüş bildirdiği, bununla birlikte taraflar arasındaki dosya kapsamındaki mesaj yazışma içeriklerine ve devir sözleşmesi kapsamına göre sözkonusu hukuki yorumun mahkemece isabetli bir şekilde dikkate alınmadığı anlaşılmakta olup, esasen alınan bilirkişi raporlarının taraf defterleri kapsamında da dosyaya bir katkısının bulunmadığı görülmüş, hüküm kurmaya elverişli olmayan bu raporlara göre karar verilmesi gerektiğine dair davacı tarafın istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı ile davadışı "...." markası sahibi arasındaki sözleşmenin de dosyaya sunulmuş olduğu, buna göre; davalının, işletmeyi tabelasıyla devredebileceği, ancak bunun için, devralacak kişinin .. . . sahibi ... ile işletme şartlarına dair sözleşme imzalaması gerektiği, isim kullanılmayacaksa logo-duvar kağıdı-instagram hesabının da kullanılamayacağı yazılı olup, davacının, bu şahıs ile irtibata geçip de sözleşme yapamadığına dair herhangi bir belge sunamadığı gibi, her iki tarafça da sunulan aynı yöndeki whatsapp yazışma içeriklerinde de, davacının, isim hakkını kullanmayacağına, farklı isimle devam edeceğine dair davalıya beyanlarda bulunduğu, bu haliyle ortada fiili ya da hukuki bir imkansızlık bulunmadığı, yine işletmenin bulunduğu yerin mülk sahibi ile anlaşma yapılmasının kesin olduğuna dair davalının bir vaadinin ispatlanamadığı, ticari bir işletme işletecek olan davacı tarafça, işletmenin bulunduğu taşınmazda tek tasarruf hakkı olan mülk sahibi ile öncesinde bu hususların belirlenmesi gerektiğinin bilinmesi gerektiği, nitekim taraflar arasındaki yazışmaların da bu yönde olduğu, taraflar arasındaki devir sözleşmesinde de davalının bu yönde bir yükümlülük yüklenmemiş olduğu, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacının irade sakatlığının sözkonusu olmadığı, davacının gerek mülk sahibi ve gerekse işletmenin isim sahibi ile öncesinde görüşerek bunun sonucuna göre davalıdan bu yeri devralma konusunda karar alması gerekirken, bu hususlara dikkat etmeden sözleşme yapması nedeniyle sorun yaşadığı, taraflar arasındaki whatsapp yazışma içeriklerine göre bu konuların davalı tarafça davacıya aktarılmış olup davalıya yüklenebilecek bir sorumluluk bulunmadığı, taraflar arasındaki devir sözleşmesindeki hükümlere göre de bunun sonucunun davalıya yüklenmesine dayanak olabilecek herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşılmakla, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına ilişkin davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/105 Esas - 2023/421 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2023, K. 2026/1042, T. 05.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2023-e-2026-1042-k-1b92257ba7e4