Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1940 E. 2026/1633 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1940
- Karar No
- 2026/1633
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/1940
KARAR NO:2026/1633
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/07/2023
NUMARASI:2022/318 Esas - 2023/317 Karar
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:26/07/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/10/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigortalanan ve dava dışı sigortalı... AŞ tarafından Yeni Zelanda'daki alıcıya CIF teslim şekliyle satılan iş makinelerinin ... ve ... numaralı iki ayrı konişmento kapsamında davalıların taşıma sorumluluğu altında bulunduğu sırada hasara uğradığını, hasarın alıcıya teslimde tespit edildiğini, müvekkilinin ekspertiz raporuna dayanarak alıcı tarafından düzenlenen fatura ve yapılan tespitler gereğince, ... nolu konşimento tahtında yapılan taşıma sırasında oluşan hasar için 1.003,23 EUR, ... nolu konşimento tahtında yapılan taşıma sırasında oluşan hasar için ise 801,01 EUR olmak üzere 1.804,24-Euro sigortalı zararın müvekkil şirket tarafından tazmin edildiğini, TTK'nın 1472. maddesi uyarınca onun haklarına halef olunduğunu ileri sürerek 1.804,24-Euro'nun faiziyle birlikte davalılardan rücuen tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ...Ltd. Şti. vekili, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadığını, buna rağmen taraf teşkili sağlanmadan ön inceleme duruşmasının yapılarak tahkikat aşamasına geçildiğini ,geçerli tebligatın 28/11/2022 tarihinde yapılan tebligat olduğunu ve cevap dilekçesinin bu tarihe göre süresinde sunulduğunun kabulü gerektiğini, davacının... teslim şekliyle satılmış olan emtianın gemiye yüklenmesi ile birlikte tüm zarar ve menfaatlerin alıcı/gönderilene geçmiş olmasına rağmen zarara ilişkin ödemeyi yükleten sigorta ettiren ...'e yaptığını, davacı sigorta şirketinin hasar ödemesini yüke dair menfaati olmayan bir tarafa yaptığını, halefiyet şartlarının hiçbir surette gerçekleşmediğini, davacının bu bedeli müvekkile rücu edemeyeceğini, davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini belirtmiş, esasa ilişkin savunmalarıyla birlikte davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili, satışın CIF teslim şekliyle yapıldığını ve yükleme ile birlikte hasar riskinin alıcıya geçtiğini belirtmiştir. Satıcının yaptırdığı sigortanın bu nedenle etkisiz kaldığını, satıcının bedelin tamamını tahsil ettiğini, davacının yaptığı ödemenin ex-gratia (lütuf) niteliğinde olduğunu, davacının bu davda aktif husumetinin olmadığını ve bu tür ödemelerin rücuya konu edilemeyeceğini, kaldı ki iddia edilen hasarın nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde ve kimin sorumluluğu altında meydana geldiğinin belli olmadığını, TTK'nın 1185. maddesi gereğince taşıyana sürecinde hasar ihbarı yapılmadığını, buna göre yükün konşimentoda yazıldığı şekilde taşındığını ileri sürerek davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddini, aksi halde esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalıya ait emtianın davalıların sorumluluğundaki deniz taşıması sırasında hasarlandığı iddiasıyla sigortalısına ödediği hasar tazminatının rücuen tahsilini talep ettiği, sigortalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan mali müşavir bilirkişi incelemesi dikkate alınarak davacının halefiyet şartlarının oluştuğu ve aktif husumetinin bulunduğu, ancak hasar tespitinin taşıyanın katılımıyla ve kanuni süre içinde yapılmadığı, TTK'nın 1185. maddesi uyarınca yükün konşimentoda yazıldığı şekilde teslim edildiğinin karine olarak kabulü gerektiği ve hasarın taşımanın hangi aşamasında, davalıların sorumluluğunda meydana geldiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:1-Davacı vekili, taşıma konusu makinelerin sigortalı firmanın adresinden limana taşınması ve gemiye yüklenmesi işlemlerinin davalı ... tarafından yapıldığını, bu durumda makinelerin davalı taşıyıcıya sağlam olarak teslim edildiğinin kabulü gerektiğini, hasar ihbarına ilişkin mahkemece tahliye limanında gümrük yetkilileri tarafından düzenlenmiş bir tutanak bulunmamasına dayanılmışsa da dosyaya sunulan ... adlı, yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği firması tarafından, brandaların açıldığı esnada yapılan inceleme sonucunda düzenlenmiş olan belge ile makinelerdeki hasarların tespit edildiğini, bu belge ile hasarların taşıma sürecinde meydana geldiğinin kanıtlandığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı ... vekili, mahkeme kararının aksine taraflar arasında kararlaştırılan satış şekli ... değil CIF satış şeklide olduğunu, CIF teslim şeklinde taşımanın tüm riskleri alıcı üzerinde olup sigortalının kendi lehine sigortalanabilir menfaati bulunmadığını, CIF satışlarda sigorta ettirenin satıcı, lehtarın alıcı olmak durumunda olduğunu, sigortalının mal bedelini tam ve eksiksiz olarak tahsil ettiğini, ancak ne var ki dava dışı sigortalının 08.09.2021 tarihi itibariyle mal bedelinin tamamını tahsil etmesi karşısında, davacı tarafından 21.01.2022 tarihinde sigortalıya ödenen tazminatın mükerrer bir ödeme olduğunu, sigortalının zaten hasar tazmininden önce mal bedelini tam olarak tahsil ettiğini, dava dışı sigortalı mal bedelinin tamamını tahsil etmesine,iddia olunan hasar sebebiyle hiçbir maddi zarara uğramamış olmasına rağmen davacıdan hasar gördüğü iddia olunan malın bedelini mükerrer olarak tahsil ettiğini, emtea nakliyat sigortaları, sigortalı olmayan tarafların yaptıkları onarımları tazmin etmeyeceğini,sigorta poliçesinin branda ve ambalaj yetersizliğinden kaynaklanan hasarları kapsamadığını, mahkemenin davanın esası yönünden verdiği red kararının kaldırılarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayanılarak dava dışı sigortalıya ödenen ve deniz yoluyla taşınan emtiada oluşan hasar bedelinin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davacının aktif husumetinin bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmiş ve hasarın davalıların sorumluluğunda oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Karar davacı ve davalı ... tarafından istinaf edilmiştir. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacının, sigortalısının haklarına halef olabilmesi için hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortalısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka, ödediği bedel oranında halef olur.CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade etmektedir. Buna göre taşıma sözleşmesi satıcı tarafından yapılır ve alıcının taşıma sırasındaki hasar riskini karşılayacak sigorta poliçesinin de alıcı nam ve hesabına satıcı tarafından yaptırılması gerekir. CIF kaydı içeren satışta hasar, emtianın yükleme limanında gemiye yüklenmesiyle birlikte alıcıya geçtiğinden, rizikodan sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması gerekir ve sigortacının halefiyet hakkı bu koşullar altında doğar. CIF satışa konu poliçede sigortalının satıcı olması durumunda, satış yapan sigortalıya sigorta bedelinin ödenmesi, sigortalının mal bedelini tahsil edememiş olmasına bağlıdır.Somut olayda davaya konu poliçede sigortalı satıcıdır. Satış faturalarında ve ihracat beyannamelerinde, taşımaya ve davaya konu emtianın satış şeklinin CIF ... olduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde satış şekli ... olarak yazılmış ise de, dosya kapsamındaki belgelere göre satışın CIF teslim şekliyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Sigortalı satıcının düzenlediği faturalarda bedelin mal mukabili ödeneceğine dair bir kayıt yoktur. Ödeme şekli "konşimento düzenleme tarihinden 150 gün vadeli, gayrikabili rücu ve teyitli akreditif" olarak kararlaştırılmıştır. Akreditifte ödeme, malın fiilen ve sağlam olarak teslimine değil, akreditifte öngörülen belgelerin ibrazına bağlıdır. Mali müşavir bilirkişi raporuna göre de sigortalı satıcı satış bedelini 08/09/2021 tarihinde akreditif yoluyla tam ve eksiksiz tahsil etmiştir.CIF satışta malların gemiye yüklenmesi, malların satıcı tarafından alıcı hesabına sigortalanması ve satış bedelinin mal bedeli yanında sigorta ücreti ile navlunu da kapsaması gerekir. Malların geminin küpeştesini aştığı andan itibaren yarar ve hasar alıcıya aittir. Bu aşamadan sonra satıcının mal üzerinde sigortalanabilir bir menfaati kalmaz. Bu nedenle CIF satış sözleşmesi gereğince satıcının yaptırmakla yükümlü olduğu sigorta, esas itibarıyla alıcının menfaatini korumayı amaçlar. Satıcının bu aşamadan sonra sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinden doğan bir sorumluluğu olmadığından, alıcıya karşı bizzat sigortacı vazifesi de göremez. Alıcı bu durumda dahi satış konusu malların bedelini satıcıya ödemekle yükümlüdür. Somut olayda hasar, emtianın alıcının sorumluluğunda olduğu bir aşamada meydana geldiğinden, sigortalı satıcının teminat altına alınabilecek bir menfaati yoktur. Bu durumda satıcının kendi hesabına yaptırdığı sigorta, CIF satış sözleşmesi gereği yapılmış bir sigorta olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacı sigorta şirketinin sigortalı satıcıya yaptığı ödeme, geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanan bir sigorta tazminatı ödemesi değildir. Her ne kadar sigortalı satıcı, alıcının düzenlediği hasar faturaları karşılığında 10/02/2022 tarihinde alıcıya ödeme yapmış ise de, davacı sigortacı sigortalıya ödemesini 21/01/2022 tarihinde, yani bu ödemeden önce yapmıştır. Sigortacının ödeme tarihinde sigortalının malvarlığında herhangi bir eksilme bulunmamaktadır. Ayrıca CIF satışta hasar yükleme anında alıcıya geçtiğinden, satıcının alıcıya hasar bedeli ödeme yükümlülüğü yoktur. Hukuki bir zorunluluğa dayanmadan sonradan yapılan bu ödeme, sigorta sözleşmesinin yapıldığı ve rizikonun gerçekleştiği anda mevcut olmayan bir menfaati geriye etkili olarak doğurmaz. Bu durumda davacının sigorta sözleşmesine dayalı halefiyet hakkı, dolayısıyla aktif husumeti bulunmamaktadır. Bu bakımdan davalı ... vekilinin husumete dair istinaf sebebi yerindedir. İlk derece mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, davacının aktif husumetinin bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilip davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1(b)-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE;
2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2023 tarihli 2022/318 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1(b)-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,"Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine",İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 562,41-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik olan 169,59-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalılar davada vekille temsil edildiğinden AAÜT uyarınca takdir olunan 32.932,43-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine,"Davalı ... tarafından yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,Davacıdan alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubunu ile eksik olan 462,15-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/10/2026