Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2128 E. 2026/1708 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2128
- Karar No
- 2026/1708
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/2128
KARAR NO:2026/1708
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/07/2023
NUMARASI:2022/336 Esas - 2023/306 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/08/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/10/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin sigortaladığı emtianın davalı taşıyanın sağladığı ... numaralı ... konteyner ile taşınması sırasında suyla karışarak hasara uğradığını, alıcının ... kabul etmediğini ve konteynerin sigortalıya iade edildiğini, sigortalıya ödenen tazminat nedeniyle halefiyet yoluyla davalıya rücu hakkı doğduğunu, başlattığı takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı, ödeme tarihinden itibaren faiz isteğinin kabul edilmemesi ihtimaline karşı, rücu yazısına cevap verilen 05/04/2022 tarihinden takip tarihi olan 02/06/2022 tarihine kadar işlemiş 7.795,65-TL faiz ile 311.484,48-TL asıl alacak olmak üzere toplam 319.280,13-TL üzerinden takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, müvekkilinin taşıma borcunu eksiksiz yerine getirdiğini, tankın yüklemeden önce kuru ve taşımaya elverişli olduğunun fotoğraflar, tanık beyanları, basınç ve yıkama sertifikalarıyla kanıtlandığını, taşınan maddenin yoğunluğu sudan az olduğu için suyla karışmasının teknik olarak mümkün olmadığını, hasar ve ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, alıcının tankı teslim almamasından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, davanın TTK'nın 1188. maddesindeki hak düşürücü süre içinde açıldığı, hasar ihbarı süresinde yapılmamış olsa da benimsenen bilirkişi raporuna göre ... konteynerin sızdırmaz olduğunu gösteren bir belge bulunmadığı, test firması katılmadığı için iade edilen tankta sızdırmazlık testi yapılamadığı, tankın yüke elverişli olmadığı ve su sızıntısının sabit olduğu, bu nedenle davalının taşıma borcunu gereği gibi yerine getirmediği ve 311.484,48-TL zararın makul olduğu, borçlunun temerrüt tarihinin 05/04/2022 olduğu, icra inkâr tazminatının şartlarının ise oluşmadığı gerekçesiyle itirazın kısmen iptaline, takibin 311.484,48-TL asıl alacak üzerinden devamına ve asıl alacağa 05/04/2022 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde 05/04/2022 temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş 7.795,65 TL faiz istendiği halde bu talebin reddedildiğini, oysa Mahkemenin aynı tarihten itibaren asıl alacağa avans faizi yürütmesinin çelişki oluşturduğunu, bu çelişki nedeniyle davalı lehine hakkaniyete aykırı biçimde red vekâlet ücretine hükmedildiğini ve müvekkilinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulduğunu belirterek kararın düzeltilerek davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, müvekkilinin asli ya da tali bir kusuru bulunmadığını, hasar ihbarının süresinde yapılmadığı kabul edildiği halde hasarın ne zaman meydana geldiği tespit edilmeden müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, TTK'nın 1184. maddesine uygun bir tutanak bulunmadığını, tankın kuru ve sızdırmaz olduğunun belgelerle kanıtlandığını, maddenin yoğunluğu nedeniyle suyla karışmasının teknik olarak mümkün olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu ve bu yükün yerine getirilmediğini, emsal Yargıtay kararlarına göre davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların karşılanmadığını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, taşıma sırasında hasar gören emtia için sigortalısına tazminat ödeyen sigorta şirketinin, TTK'nın 1472. maddesindeki halefiyete dayanarak taşıyana karşı başlattığı rücu takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; hasarın davalı taşıyanın sorumluluk süresi içinde meydana gelip gelmediği, hasar ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, işlemiş faiz yönünden kurulan hükmün yerinde olup olmadığı ve davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Dava dışı sigortalı ... ve... AŞ, 25/05/2021 tarihli ve ... numaralı ticari ihracat faturasıyla İngiltere'de bulunan dava dışı ... firmasına 24.000 kg ... ve 48.000 kg ... emtiasını toplam 144.000,00 EUR bedelle ve "..." teslim şartıyla satmıştır. ... teslim şekline göre emtia alıcının ...'daki tesislerinde teslim edilinceye kadar bütün masraflar ve riskler satıcıya ait olduğundan, sigortalı satıcının yük üzerinde sigortalanabilir menfaati bulunmaktadır.Davalı ... Lojistik, sigortalı adına "... konteyner taşıma bedeli" açıklamalı ... numaralı navlun faturasını düzenleyerek taşımayı akdi taşıyan sıfatıyla üstlenmiştir. Davalı ..., taşıma taahhüdünü alt taşıma sözleşmesiyle yerine getirmiştir. Taşıma, ... tarafından 01/06/2021 tarihli ... numaralı konişmentoyla yapılmıştır. Dava dışı ... şirketi fiili taşıyandır.Emtia, dosyadan belirlenemeyen bir tarihte satıcının sorumluluğunda Adana'daki satıcı tesislerinden ... / ... plakalı tankerle önce ...'ye, daha sonra Dilovasına getirilmiştir. Burada iki farklı emtia sigortalıya ait tankerden ..., ... ve ... numaralı üç ... konteynere doldurulmuştur. Bilirkişi heyetinin tespitine göre bu işlemlerin hangi tarih aralığında yapıldığı, emtianın satıcıya ait tankerde ve ... konteynerin gemiye yüklemeden önce taşıyanın tesislerinde ne kadar süre beklediği belirsizdir.Dosyada ... plakalı tankerin sızdırmaz olduğunu gösteren bir belge de yoktur. ... konteynerler 01/06/2021 tarihinde, ... numaralı konişmento kapsamında İzmit-... Limanı'nda ... isimli gemiye yüklenmiştir. Konteynerlerin İngiltere'de ... Limanı'nda gemiden tahliye edildiği tarih ile ...'dan ...'daki alıcı tesislerine karayoluyla götürüldüğü tarih ise belli değildir. Böylece taşıma, satıcının sorumluluğunda Adana'dan Dilovası'na karayoluyla, davalının sorumluluğunda ise Dilovası'ndan ...'a denizyoluyla ve ...'dan ...'a karayoluyla olmak üzere birden fazla aşamada gerçekleştirilmiştir.Hasara ilişkin olarak, ... numaralı ... konteyner alıcı tesislerinde boşaltılırken kimyasal maddenin içinde su bulunduğunun tespit edildiği ve emtianın satıcıya iade edildiği ileri sürülmüştür. İlk hasar tespiti 16/06/2021 tarihli ve ... numaralı ekspertiz raporuyla yapılmıştır. Ekspertiz raporunda yükleme öncesinde alınan şahit numunede su oranının sıfır olarak belirlendiği belirtilmiştir. Ancak bilirkişi heyetinin tespitine göre bu analiz raporu 23/03/2021 tarihlidir; ihracat faturasından da gemiye yükleme tarihinden de yaklaşık iki ay öncesine aittir. ... Adana'dan Dilovası'na taşıyan ... plakalı tankerin hidrostatik test raporu da taşımadan ve ilk hasar tespitinden sonra, 06/07/2021 tarihinde düzenlenmiştir. Hasarlı emtianın bulunduğu konteyner, fiili taşıyan ... tarafından düzenlenen, yükletenin ..., gönderilenin ise sigortalı ... olarak gösterildiği 10/10/2021 tarihli ve ... numaralı konişmentoyla, 10/10/2021 tarihinde ... Limanı'nda ... isimli gemiye yüklenerek geri gönderilmiş, 30/10/2021 tarihinde ... Limanı'nda tahliye edilmiş ve 08/11/2021 tarihinde ekspertiz talep edilmiştir.Test sertifikasını verecek firma gözetime katılmadığından, iade edilen ... konteynerde basınç ve sızdırmazlık testi yapılamamıştır. Hasar ihbarı ise davalıya 12/01/2022 tarihinde, yani teslimden yaklaşık altı ay sonra yapılmıştır. Davacı sigorta şirketi sigortalısına 311.484,48-TL tazminat ödemiş, sigortalı da 18/03/2022 tarihli tazminat makbuzu ve ibraname ile haklarını davacıya devretmiştir. Ekspertiz raporunda da, konteynerdeki hammaddede tespit edilen suyun nakliyenin hangi aşamasında, nerede ve nasıl ürüne bulaştığına dair kesin bir bilgi veya belge bulunmadığı belirtilmiştir.TTK'nın 1185. maddesinde "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 1184. maddesine göre eşyanın teslimi sırasında durumunun ve hasarın, mahkemece veya yetkili diğer makamlarca ya da yetkili uzmanlarca, taşıyanın temsilcisinin de katılımıyla tespit ettirilmesi mümkündür. Taşımanın son aşaması karayoluyla yapıldığından TTK'nın 889. maddesi uyarınca da hasarın teslim sırasında, haricen belli olmayan hasarlarda ise teslimden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak bildirilmesi gerekir. Teslimden yaklaşık altı ay sonra yapılan ihbar bu süreyi de karşılamamaktadır.Somut olayda emtianın alıcıya teslim edildiği tarih belirsizdir. ... Limanı'nda gemiden tahliye sırasında veya ...'daki alıcı tesislerinde teslim sırasında hasar tutanağı ya da hasar kaydı tutulmamıştır. TTK'nın 1184. maddesine uygun, taşıyanın temsilcisinin de katıldığı bir inceleme tutanağı da dosyada bulunmamaktadır. Teslim sırasında veya kanuni süre içinde taşıyana yazılı hasar ihbarı yapıldığı ispatlanamamış, ihbar teslimden yaklaşık altı ay sonra yapılmıştır. Bu durumda süresinde hasar ihbarı yapılmadığından, TTK'nın 1185. maddesi uyarınca emtianın taşıyan tarafından sağlam teslim edildiği ve hasarın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde taşıyan lehine karine oluşmuştur. Ancak hasarın taşıma sırasında, taşıyanın sorumlu olduğu bir nedenden ötürü meydana geldiğinin ispatına engel bulunmamaktadır. Bu husustaki ispat yükü karinenin aksini iddia eden davacının üzerindedir.Konteynerin veya emtianın hasarlı olduğuna dair taşımanın hiçbir aşamasında bir tespit ya da tutanak bulunmamaktadır. Emtianın gemiden tahliyesi sırasında da herhangi bir hasar tutanağı tutulmamıştır. Emtia, davalıya teslimden önce satıcının sorumluluğunda Adana'dan ...'ye ve Dilovası'na karayoluyla getirilmiştir. Bu aşamada kullanılan tankerin sızdırmazlığına ilişkin bir belge yoktur ve tankerin hidrostatik testi hasarın ilk tespitinden sonra yapılmıştır. Yükleme öncesi su oranının sıfır olduğunu gösteren analiz de yüklemeden yaklaşık iki ay öncesine aittir; emtianın dolum anındaki durumunu ortaya koymamaktadır. İade edilen ... konteynerde basınç ve sızdırmazlık testi de yapılamamıştır. Bu nedenle suyun taşıyanın sağladığı ... konteynerin elverişsizliğinden kaynaklandığı kesin olarak tespit edilememiştir. Bilirkişi heyeti de satıcının tesislerinde başlayıp alıcının tesislerinde sona eren, satıcının sorumluluğundaki karayolu ve taşıyanın sorumluluğundaki deniz ve karayolu aşamalarından oluşan taşıma sürecinde, hasarın nakliyenin hangi aşamasında meydana geldiğinin tespit edilemediğini belirlemiştir.Bu durumda hasar, davalının sorumluluğundaki deniz ve karayolu taşıması sırasında meydana gelebileceği gibi, satıcının sorumluluğundaki Adana–Dilovası karayolu taşıması sırasında, dolum aşamasında veya teslimden sonra da meydana gelmiş olabilir. Hasarın neden meydana geldiği de taşımanın hiçbir evresinde incelenip bir tutanağa bağlanmamıştır. Bu itibarla davacı tarafça karinenin aksinin yasal delillerle ispatlanamadığı sonucuna varılmalıdır. Mahkemece ihbarın süresinde yapılmadığı kabul edilmesine ve hasarın hangi aşamada meydana geldiğinin tespit edilemediğini dair rapor benimsenmesine rağmen hasardan davalının sorumlu tutulması ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Öte yandan ilk derece mahkemesinin işlemiş faiz yönünden kurduğu hüküm de hatalıdır. İtirazın iptali davasında takip talebindeki kalemler üzerinden karar verilir. Takipten önceki döneme ait faiz ancak "işlemiş faiz" kalemi olarak kabul veya reddedilebilir; asıl alacağa ise takip tarihinden itibaren faiz yürütülür. Mahkemece işlemiş faiz talebi reddedildiği halde asıl alacağa 05/04/2022 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi hem kendi içinde çelişkilidir hem de itirazın iptali davasının niteliğine aykırıdır. Ancak davanın esastan reddi gerektiğinden, davacı vekilinin işlemiş faiz, red vekâlet ücreti ve arabuluculuk ücretine ilişkin istinaf sebeplerinin ayrıca incelenmesine yer kalmamıştır.Son olarak, davalı tarafça da davacı şirketin %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. İİK'nın 67/2. maddesinde, itirazın iptali davasında alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi halinde, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bunun için dava açan kişinin kötüniyetli olması gerekir. Yani kişinin hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu gereği bilmesi gerektiği halde, sırf aleyhine dava açtığı kişiye zarar verme kastı taşıması aranır. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi halinde maddenin uygulanması düşünülemez (Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E., 2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de, davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama gerekmediğinden, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1 (b)-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarihli, 2022/336 Esas – 2023/306 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1(b)-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,"Davanın reddine,Şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;"Peşin yatırılan 3.686,86-TL harçtan alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcının mahsubuyla kalan 2.954,86-TL harcın isteği halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560-TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine,"
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile kalan 462,15-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davalı tarafından yatırılan 5.325-TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.15/10/2026