Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1985 E. 2026/1603 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1985
- Karar No
- 2026/1603
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/1985
KARAR NO:2026/1603
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:01/06/2023
NUMARASI:2022/858 Esas - 2023/320 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:31/10/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ:01/10/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirketin, 7103 sayılı Kanun uyarınca hurda araç indiriminden yararlanabilmesi için davalıya araç temin etmek üzere davalıyla anlaştığını, bu anlaşma gereğince davalıya toplam on araç satıldığını, bir araç için 26/12/2019 tarihli 022458 sıra numaralı 8.250-TL bedelli, iki araç için 26/12/2019 tarihli ... sıra numaralı 16.500- TL bedelli ve yedi araç için 30/12/2019 tarihli 022479 sıra numaralı 57.750-TL bedelli olmak üzere üç fatura düzenlenerek iadeli taahhütlü mektupla davalıya gönderildiğini, faturalara sekiz gün içinde itiraz edilmediğini ve içeriklerinin kesinleştiğini, buna rağmen davalı tarafından müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, bu durumun tarafların ticari defter ve kayıtlarından anlaşılacağını, alacağın tahsili için Tekirdağ İcra Dairesinin ... sayılı dosyasıyla başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 29/03/2023 tarihli dilekçesinde ayrıca; davalının cevabında ödemenin müvekkiline değil üçüncü kişilere yapıldığının kabul edildiğini, üçüncü kişilere yapılan ödemenin davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağını, taraflar arasında satışlar tamamlandıktan sonra toplu ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, ticari devamlılığı olan bu tür işlerde noter senetlerindeki bedelin alındığına ilişkin beyanın esas alınamayacağını ve ödemenin ticari defterlerle ispatlanması gerektiğini bildirmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; müvekkilinin 7103 sayılı Kanun'daki teşvikten yararlanmak için dava dışı ... AŞne başvurduğunu, bu şirketin hurda araç temininin kendilerince sağlanacağını ve yalnız birlikte çalıştıkları aracı kişiler için vekâletname verilmesi gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin verdiği vekâletnameyle yetkilendirilen ...'in Ankara... Noterliğinin 26/12/2019 tarihli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,... yevmiye numaralı araç satış sözleşmeleriyle davacıdan trafikten çekilmiş on hurda aracı satın aldığını, bu resmî senetlerde bedellerin alıcı tarafından ödendiğinin ve satıcı tarafından alındığının açıkça yazılı olduğunu, müvekkilinin hurda araç bedelleri de dâhil bütün ödemeleri ... AŞne yaptığını, vekâletnameyle yetkilendirilen kişilere ödemelerin bu şirket tarafından yapıldığını, noter senetlerinin aksinin aynı nitelikte bir belgeyle ispatlanması gerektiğini, taraflar arasında davacının ileri sürdüğü gibi bir anlaşma bulunmadığını, davacının satışlardan yirmi ay sonra takip başlatmasının kötü niyetini gösterdiğini savunarak davanın ... AŞne ihbarına, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Feri Müdahil ... AŞ vekili;davalının hurda araç temin edebilmesi için dava dışı ... ve ... ile irtibata geçmesini sağladıklarını, davalının bu kişilere vekâletname verdiğini, davalının hurda araç bedellerinin önce kendilerine gönderildiğini, kendilerinin de bu bedelleri araç plakalarını belirterek davalının vekili ...'e banka yoluyla havale ettiklerini, tartışılması gereken hususun ...'in bu bedelleri davacıya ödeyip ödemediği olduğunu, iki tarafın da tacir olduğunu ve davacının noter senetlerinde bedelleri aldığını resmî belgeye geçirdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; Ankara... Noterliğinin 26/12/2019 tarihli on adet araç satış sözleşmesinde "Satıcı, yukarıda nitelikleri ve bedeli yazılı aracı alıcaya halihazır durumu ile satarak bedelini aldığını ve aracı teslim ettiğini, alıcı bu aracı halihazır durumu ile görüp beğenerek ve bedelini ödeyerek teslim aldığını..." ibarelerinin bulunduğu ve tarafların sözleşmeleri şerh düşmeden imzaladığı, davacının bedelin ödenmediği iddiasını noter senedi ile aynı kuvvette bir delille ispatlaması gerektiği, 6100 sayılı HMKnın 204. maddesi uyarınca düzenleme şeklindeki noter senetlerinin sahteliği ispat olunana kadar kesin delil niteliğinde olduğu, resmî senet niteliğindeki araç satış sözleşmesinin aksinin tanıkla ispatlanamayacağı, davacının bedelin ödendiğine ilişkin ibarelerin aksini aynı Kanun'un 208(4). Maddesi uyarınca ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine; davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; müvekkilinin davalıya hurda araç teşviki için on araç sattığını, faturalara hiçbir itirazda bulunulmadığını ve fatura bedellerinin kesinleştiğini, buna rağmen iddialarının hiç dinlenmediğini ve ticari defterlerin incelenmediğini, davalının cevap dilekçesinde müvekkiline ödeme yapmadığını mahkeme önünde ikrar ettiğini ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu vakıanın ispatı gerekmediğini, davalının fer'i müdahile, fer'i müdahilin de dava dışı üçüncü kişiye ödeme yapmasının davalıyı borçtan kurtarmayacağını, ödemelerin işlemler bittikten sonra yapılacağının söylendiğini ve müvekkilinin aracı firmalara güvenerek satış yaptığını, bedellerin satış işleminin tarafı olmayan üçüncü kişilere ödenmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalının ikrarı ve fer'i müdahilin beyanlarıyla ödeme yapılmadığı açıkken davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, re'sen gözetilecek nedenlerle birlikte kararın kaldırılmasına, itirazın iptaline ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, araç satışından kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.Davacıya ait trafikten çekilmiş on hurda aracın, 26/12/2019 tarihinde Ankara ... Noterliğinde yapılan on ayrı araç satış sözleşmesiyle davalıya satıldığı, sözleşmelerde satıcı davacı şirket adına Ankara ...Noterliğinin 26/03/2018 tarihli ... yevmiye numaralı vekâletnamesine dayanarak şirketin vekili ...'in, alıcı davalı adına ise Tekirdağ ... Noterliğinin 05/11/2019 tarihli ...yevmiye numaralı vekâletnamesine dayanarak ...'in hareket ettiği, sözleşmelerde satıcının aracı "satarak bedelini aldığını", alıcının da aracı "bedelini ödeyerek teslim aldığını" beyan ettiği, davacının bu satışlar için üç fatura düzenlediği, takibin başlatıldığı ve davalının takibe itiraz ettiği taraflar arasında çekişmesizdir. Davalının ticaret siciline kayıtlı ve bilanço esasına göre defter tutan bir tacir olduğu, ticaret sicili müdürlüğü ile vergi dairesinin cevaplarından anlaşılmaktadır.HMKnın 204(1). maddesine göre ilamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılır; aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ilgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delildir. Dosyadaki sözleşmelerin altındaki noter şerhinde işlemin onaylama işlemi olarak yapıldığı yazılı olmakla birlikte, satışa konu araçların trafik sicilindeki kayıtları silinmiş değildir; araçlar trafikten çekilmiş araçlar olup her sözleşmede mülkiyet belgesi olarak motorlu araç tescil belgesi gösterilmiş, alıcı aracın tescil belgesini teslim aldığını ve tescil birimine bildirim yükümlülüklerini kabul etmiştir. Ne var ki senedin birinci fıkra anlamında düzenleme şeklinde ya da ikinci fıkra anlamında tasdik edilmiş bir senet olarak nitelendirilmesi, somut olayda sonucu değiştirmemektedir. Düzenleme şeklindeki senedin sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil olması, noterin kendi huzurunda gerçekleştiğini belgelediği hususlara, yani satıcı vekilinin bedeli aldığını beyan ettiğine ilişkindir. Bu beyanın içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu, yani bedelin fiilen ödenmediği iddiası, senedin sahteliğini değil, senede karşı ileri sürülen bir iddiayı oluşturur ve aynı Kanun'un 201. maddesi uyarınca tanıkla ispat olunamaz; ancak senetle ya da yemin gibi kesin bir delille ispatlanabilir. Nitekim Yargıtay HGKnın 04/10/2018 tarihli 2018/588 Esas, 2018/1424 Karar sayılı kararında, düzenleme şeklinde yapılmış bir sözleşmenin aksinin ancak sahteliğinin iddia ve ispatıyla ileri sürülebileceği görüşü Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. İlk derece mahkemesi, aksinin yalnız sahtelik iddiasıyla ve aynı Kanun'un 208 maddenin dördüncü fıkrası uyarınca ispatlanabileceğini kabul etmiş ise de, anılan fıkra resmî senetteki yazı veya imzanın inkârına ilişkin olup davacı sözleşmelerdeki imzaları inkâr etmemektedir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin gerekçesi bu yönüyle isabetli değildir; ancak aşağıda açıklandığı üzere davacı, senetteki beyanın aksini senet ya da kesin delille de ispatlayamadığından, bu isabetsizlik sonuca etkili görülmemiştir.Senetteki beyanın niteliği bakımından, bedelin alındığı beyanı davacı şirketin vekili tarafından verilmiştir. Vekilin, vekâletname kapsamında yaptığı satış işleminde bedelin alındığına ilişkin beyanı davacıyı bağlar ve davacı yönünden bedelin alındığının ikrarı niteliğindedir. Dairemizin 14/11/2024 tarihli 2022/348 Esas, 2024/1653 Karar sayılı kararında da "davacıya vekalet eden vekilinin, araç satış bedelinin ödendiğine ilişkin sözleşmedeki beyanı, davacıyı bağlayıcı nitelikte" olduğu kabul edilmiştir.Bu durumda ispat yükü, bedelin ödenmediğini iddia eden davacıdadır (HMK nın190(1) )Davacının dayandığı faturalar, davacının kendi düzenlediği belgelerdir; satım ilişkisinin varlığını ve bedelini gösterir ise de bedelin ödenmediğini ispatlamaz. Uyuşmazlık fatura içeriğine değil, ödeme vakıasına ilişkin olduğundan, faturalara süresinde itiraz edilmemiş olması senetteki ikrarın aksini göstermez ve sonuca etkili değildir.Davacının, taraflar arasında bedellerin satışlar tamamlandıktan sonra toplu olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığına ve ödemenin işlemler bittikten sonra yapılacağının söylendiğine ilişkin iddiası, noter senedindeki bedelin alındığına ilişkin beyanın hüküm ve kuvvetini ortadan kaldırmaya yönelik, senede karşı ileri sürülen bir hukuki işlem iddiasıdır. HMKnın 201. maddesi uyarınca bu iddia tanıkla ispat olunamaz ve senetle ispatı gerekir. Davacı bu yönde bir belge sunmamıştır.Davacının ticari defterlerin incelenmediğine ilişkin istinaf sebebine gelince; HMKnın 222/3. maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi, defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasına bağlıdır. Somut olayda bedelin alındığı, davacının vekili aracılığıyla noter senedinde beyan edildiğinden, davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar bu senet karşısında lehine delil teşkil etmez.Davalı, bedellerin davacıya kendisi tarafından doğrudan değil, fer'i müdahil aracılığıyla ve kendi vekilleri eliyle ödendiğini savunmuştur. Bu savunma karşısında davalının defterlerinde davacıya doğrudan yapılmış bir ödeme kaydının bulunmaması beklenen bir durum olup, böyle bir kaydın yokluğu senetteki ikrarın aksini ispatlayan yazılı ya da kesin bir delil niteliği taşımaz.Dairemizin 15/04/2026 tarihli 2023/735 Esas, 2026/715 Karar sayılı kararında da "davalının ticari defter kayıtları ile doğrulanmayan davacı ticari defter kayıtları dikkate alınarak, kesin delil niteliği taşıyan noterde düzenlenmiş araç satış sözleşmesinin aksinin kanıtlandığının kabulü mümkün değildir" denilmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ticari defterler üzerinde inceleme yapılmamış olması sonuca etkili görülmemiştir.Davacı vekili, davalının cevap dilekçesinde kendisine ödeme yapmadığını mahkeme önünde ikrar ettiğini ileri sürmüştür. HMKnın 188(1). maddesi uyarınca mahkeme önünde ikrar edilen vakıa çekişmeli olmaktan çıkar; ancak davalının beyanı, bedelin ödenmediğine ilişkin değil, bedelin kendisi tarafından fer'i müdahile ödendiğine ve alıcı adına hareket eden vekiller eliyle davacıya ulaştırıldığına ilişkindir. Bu beyan, bedelin ödenmediği vakıasının ikrarı olmayıp bedelin vekil eliyle ödendiği savunmasıdır. Davacının, davalının fer'i müdahile ve fer'i müdahilin dava dışı üçüncü kişilere yaptığı ödemelerin davalıyı borçtan kurtarmayacağına ilişkin istinaf sebebine gelince; fer'i müdahilin ödemeyi yaptığını bildirdiği ... ile sözleşmeleri imzalayan ..., davacının değil davalının vekilleridir. Bedelin alıcı tarafında davalıdan fer'i müdahile, fer'i müdahilden alıcının vekillerine hangi yolla aktarıldığı, alıcı tarafının iç ilişkisine ilişkindir. Davacı yönünden belirleyici olan, kendi vekilinin noter senedinde bedeli aldığını beyan etmiş olmasıdır. Yargıtay 19. HDnin 04/11/2019 tarihli 2018/2275 Esas, 2019/4965 Karar sayılı kararında da, alıcının bedeli kendi adına araç satın alması için vekâlet verdiği kişiye ödediğini savunduğu bir olayda, "davacının satış bedelinin tamamını davalı ...'den aldığını araç satış sözleşmesinde kabul ve ikrar ettiğinden, bunun aksini kanuni delillerle ispat etmek zorundadır" denilmiştir. Bu nedenle bedelin satıcıya değil üçüncü kişilere ödendiği yönündeki istinaf sebebi, senetteki ikrar karşısında sonuca etkili değildir.Davacı, dava dilekçesinde ve delil dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olup ilk derece mahkemesince davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmamıştır. Ancak davacı istinaf dilekçesinde bu hususa ilişkin bir istinaf sebebi ileri sürmemiş, eksik inceleme itirazını ticari defterlerin incelenmemesiyle sınırlı tutmuştur. Yemin teklif hakkının hatırlatılmaması kamu düzenine ilişkin bir husus da olmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle, Davacının kendi vekili aracılığıyla noter senetlerinde on aracın bedelini aldığını beyan ettiği, bu beyanın aksinin senet ya da yemin gibi kesin bir delille ispatlanmadığı, davacının dayandığı faturaların, kendi ticari defterlerinin ve toplu ödeme anlaşması iddiasının senede karşı ispata elverişli olmadığı, davalının beyanının ödememe ikrarı niteliği taşımadığı ve bedelin alıcı tarafında aracılar arasında aktarılma biçiminin davacı yönünden sonuca etkili olmadığı,bu itibarla ödeme vakıasının aksini ispat yükü altındaki davacının iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varıldığından itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı istemlerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.İstinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile kalan 462,15-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/10/2026