Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1830 E. 2026/878 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1830
Karar No
2026/878
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1830 KARAR NO : 2026/878

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2022/796 Esas - 2023/578 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Yabancı Plakalı Araç Hasar Bedeline İlişkin) BAM KARAR TARİHİ : 13/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2023 tarih ve 2022/796 Esas - 2023/578 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.07.2022 tarihinde ...'a ait ve onun sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMMS poluçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın, müvekkiline ait ... plakalı yabancı plakalı araca %100 kusuru ile çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracının, aldığı darbe neticesinde özellikle ön sağ far ayakları kırılıp yerinden oynadığını ve bu şekilde Almanya'ya dönemeyeceği için acil onarım yaptırmak zorunda kaldığını, daha sonra müvekkili aracı ile ikametgahı ve aracının plakasının kayıtlı olduğu Almanya'ya döndükten sonra aracını, ... isimli firma'da tetkik ettirmiş ve bu firma tarafından düzenlenen 02.08.2022 tarihli teknik maliyet ekspertiz raporu ile hasar miktarı KDV dahil 5.537,80 AVRO olarak tespit edildiğini, bu raporlama işlemi için KDV dahil 852,64 Euro ödemede bulunulduğunu, davalı sigorta şirketi, kaza tarihi itibarıyla 100.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketi yönünden talebi teminat limitini aşmamak üzere sınırladıklarını, yine müvekkili daimi ikametgahı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilinin zararı gidermek için yabancı para EURO üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerektiğini, davalı sigorta şirketine kanunen yapmış olduğu bildirim ve ihtarlardan bir netice alamadıklarından dolayı iş bu davayı açmadan önce ticari dava şartı olarak davalı sigorta şirketi için son kez zorunlu Arabuluculuk müessesesine başvurmuş olmalarına rağmen alacakları için anlaşma sağlanamadığını, belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 EURO'nun davalı şahıs ve araç malikinden kaza tarihi itibarı ile davalı sigorta şirketinden ise teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, ödenmiş ekspertiz rapor ücretinin yargılama giderlerinden sayılmasına, Arabuluculuk faaliyeti anlaşmazlık ile sonuçlandığından AAÜT'nin 16/2-c maddesine göre avukatlık maktu ücretin davalı şirketten alınıp taraflarına ödenmesine, diğer yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket merkezinin “... Mah. ... Sok. ...(..) No... Kat:.. Batı Ataşehir / İstanbul” adresinde bulunduğu göz önüne alındığında huzurdaki davanın yetki bakımından İstanbul Anadolu Mahkemesi yetki alanına girdiğini, bu nedenle yetkisiz mahkemede açılan davaya ilişkin olarak yetkisizlik kararı verilmesini, belirsiz alacak davası açmada davacının hukuki yararı bulunmadığını, hasar bedelinin Genel Şartlara göre hesaplanması gerektiğini, hasar gören parçanın onarımının mümkün olup olmadığının, mümkün ise onarılması, değil ise eşdeğeri parça ile değiştirilmesi, bu da mümkün değilse ancak yenisi ile değiştirilmesi durumlarının değerlendirilerek hasar miktarının tespiti gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.2.2 maddesi düzenlemesi gereği dava konusu araç onarımının kaza tarihi itibariyle anlaşmalı onarım merkezinde yaptırılması halinde tedarik iskontosu uygulanacağını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, gerçek zararın giderilmesi ilkesi uyarınca, müvekkili sigorta şirketinin KDV’den sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin aracını onarırken KDV ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, haksız fiilden kaynaklanan zararın ancak haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğini, bu sebeple yapılacak bilirkişi incelemesinde zararın Türkiye piyasası standart ve şartlarına göre Türk Lirası üzerinden yapılması gerektiğini, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'a dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...17.07.2022 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki davalı sigortalı tarafından sigortalı olan ... plakalı aracı ile seyir halinde iken davacının ait olan ... plakalı yabancı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, mahkememizce alınan bilirkişi heyeti raporundan da anlaşılacağı üzere, kazanın oluşumunda davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı davalı ... ..'e ait ve sürücü davalı ...'in tamamen kusurlu hareketi nedeniyle kazanın meydana geldiği, kaza nedeniyle davacının aracında 3.643,17 Euro (KDV Dahil) tutarındaki hasar meydana geldiği rapor edilmiş ve mahkememizce hüküm kurmaya elverişli görüldüğü..." gerekçesiyle "..Davanın KABULÜNE, (davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları, davalı sigortanın teminat limiti ile mahdut sorumlu olması, Dövizin Türk Lirasına çevrilmesi açısından; 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödenmesi, kaydıyla; a-)i*Hasar bedeli olarak .. yönünden, 4.641,57-Euro alacak kaleminin 23.08.2022’e(müracaat tarihi) KTK 97. Madde mucibince 15 gün ilavesi ile 08.09.2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek 3095/4-a faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ii*Hasar bedeli bedeli olarak ... yönünden, 4.641,57-Euro TL alacak kaleminin 17.07.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek 3095/4-a faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açmada davacının hukuki yararının bulunmadığını, dosyada aldırılan 01/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda kusura ilişkin değerlendirmenin hatalı yapıldığını, bilirkişi raporunda hasar bedelinin hatalı hesaplandığını, haksız fiilden kaynaklanan zararın ancak haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini, yerel mahkemece gerekçeli kararda, müvekkili şirketin ödeme günündeki kur üzerinden sorumlu olduğuna dair hatalı hüküm kurulduğunu, gerekçeli karardaki faize ilişkin hükümlerin hatalı olduğunu, her halükarda, ıslaha konu edilen rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğundan yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yabancı plakalı araçta trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasar bedeli ve yabancı ekspertiz ücreti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, Alman vatandaşı olan davacı ....'ın tatil için Türkiye'de geçici olarak bulunduğu sırada, 17.07.2022 tarihinde kendisine ait ... Almanya plakalı araç ile davalı malik sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazasında, aracının hasar gördüğünü, yurt dışında onarımını yaptırdığı araca ilişkin hasar bedeli ve yabancı ekspertiz raporu ücretinin Euro cinsinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği, mahkemece gerekçeli kararın 3. sayfasında "sigortalı davalı ...'e ait ve sürücü davalı ...'in tamamen kusurlu hareketi nedeniyle kazanın meydana geldiği, kaza nedeniyle davacının aracında 3.643,17 Euro (KDV Dahil) tutarındaki hasar meydana geldiği" şeklinde maddi olay izah edildikten sonra 4. sayfasında ise "4.641,57-Euro alacak kaleminin 23.08.2022’e(müracaat tarihi) KTK 97. Madde mucibince 15 gün ilavesi ile 08.09.2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek 3095/4-a faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hasar bedeli bedeli olarak ... yönünden, 4.641,57-Euro TL alacak kaleminin 17.07.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek 3095/4-a faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" denildiği, kısa karar ve hükümde "4.641,57-Euro TL alacak kaleminin davalı ... A.Ş. ile davalı ...'dan tahsili" şeklinde hüküm kurulduğu, gerekçede bahsi geçen ... ve ....'in eldeki davada taraf sıfatlarının olmadığı, gerekçe hem dava dosyasının tarafları hem de tazminat miktarı yönünden kendi içinde çelişkili olduğu gibi gerekçe ile kurulan hükmün de birbiri ile çeliştiği, mahkemenin gerekçesinin dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı hareket edildiği, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir gerekçe ve hüküm bulunmadığından kamu düzenine ilişkin bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının resen ortadan kaldırılması gerekmiştir. Yine, ZMMS teminat limitinin miktarı gerekçe ve hükümde açıkça gösterilmeyip, davalı sigorta şirketinin "teminat limiti ile sınırlı sorumlu olmasına" şeklinde soyut ifade ile yetinilerek sorumluğunun sınırını teşkil eden teminat limitinin miktarının açık ve net şekilde hükümde gösterilmemesi, dava dilekçesinde maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edildiği halde aynı tazminat miktarı yönünden her davalı hakkında ayrı ayrı tahsil hükmü kurularak infazda tereddüte yol açılması da 6100 sy HMK'nun 297/2. fıkrasındaki emredici düzenlemeye ve kamu düzenine aykırı olup, hükmün bu nedenle de ortadan kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/796 Esas ve 2023/578 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı .... A.Ş. vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı .... A.Ş.'den alınan istinaf karar harcının talep halinde bu davalıya tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı .... A.Ş. yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1830, K. 2026/878, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1830-e-2026-878-k-873468cf76ac