Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1729 E. 2026/1755 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1729
- Karar No
- 2026/1755
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/1729
KARAR NO:2026/1755
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:10/05/2023
NUMARASI:2022/688 Esas - 2023/297 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ:10/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ... Sigortası ile sigortalı ... plakalı ....Şti'ne ait kamyon ile davalı ...'ın işvereni olduğu karayolları mıcır serpme işinin yapıldığı esnada sigortalı araç sürücüsünün geri geri gittiği sırada araçta bulunan ...'ın vefat ettiğini,hak sahipleri tarafından maddi tazminat istemli Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2018/419 Esas 2020/97 Karar Sayılı dosyasında yargılama neticesinde hükmedilen tazminatın Kayseri İcra Dairesi ... dosyasında icraya konu edildiğini, dosya borcunu toplam 222.756,04 TL olduğunu, bu bedelin 94.931,00 TL'si sigortalı olan ....Şti tarafından ödendiğini, 56.309,84-TL nin müvekkili şirket tarafından 22/10/2020 tarihinde ödendiğini, davalı ...'ın sorumluluğuna düşen % 50'lik kısmın ödenmediğini, bu durumda karar müşterek müteselsil sorumluluk içerdiğinden müvekkilinin haciz baskısı altında kaldığından dosyada bakiye kalan 71.515,20 TL'yi de 02/11/2020 tarihinde ödemek zorunda kalmış olduğunu, davalı ...'ın davada kusur oranı sabit olduğundan ve icra dosyasında çıkan hesap tablosundan da müvekkili ile eşit derecede sorumluluğu bulunduğundan ödenmek zorunda kalınan 71.515,20 TL'nin davalıdan tahsili gerekmekte olduğunu, bu sebeplerle haksız nedenle ödenen bedelin iadesi için İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının ilgili takibe haksız olarak itiraz ettiği nedenle itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız, yersiz ve hukuk aykırı olarak ikame edildiğini, davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/419 Esas 2020/97 Karar Sayılı dosyasıyla hükmedilen tazminatın dosyadaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verildiğini, davacı sigorta şirketi müvekkili ile müştereken ve müteselsilen borçlu olmasına rağmen, dosya borcunu kusur oranlarına göre izahı olmadan keyfi bir şekilde bölüştürmüş ve bu konuda hiçbir gerekçe sunmamış olduğunu, müvekkilinin Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyasına 27.11.2020 tarihinde 15.658,93 TL, 25.05.2022 tarihinde 10.000,00 TL, 01.07.2022 tarihinde 10.000,00 TL, 01.08.2022 tarihinde 10.000,00 TL, 01.09.2022 tarihinde 10.000,00-TL, 03.10.2022 tarihinde 10.000,00 TL, 31.10.2022 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere dosyaya toplam 75.658,93 TL ödeme yapmış olduğunu, dosyadaki borcunu fazlasıyla ödediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; davalının, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 16.481,14 TL asıl alacak ile 335,27 TL faiz üzerinden devamına, 16.481,14 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,16.816,41 TL alacağın % 20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; deliller dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, denetime elverişsiz bilirkişi raporu dayanak gösterilerek hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından yeni bilirkişi raporu taleplerinin gerekçe bildirilmeksizin dikkate alınmadan reddedildiğini ve denetime elverişsiz, hatalı bilirkişi raporu hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda müvekkilin davalının ödemek zorunda olduğu borcu üçüncü kişiye ödemekle zararı oluşmakta ve davalıda ödeme ile birlikte sebepsiz zenginleşmekte olduğu tespit edildiğini, bu husus davayı kanıtladığını, ancak bilirkişi tarafından hesaplamada hataya düşüldüğünü, bu nedenle mahkeme tarafından yeni bir bilirkişi raporu alınarak hatanın giderilmesi gerekmekte iken söz konusu taleplerinin reddedilerek hak kaybına uğratıldığını, davanın talepleri gibi tam kabulü gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dava,ZMMS sigorta poliçesi ile davacı nezdinde sigortalı ... plakalı aracın, 30/07/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında dava dışı yolcu ...'ın vefat etmesi nedeniyle zararı ödeyen sigorta şirketinin ödediği tazminatın davalının kusurlu olduğu iddiası ile rücuen tahsili için başlatılan takibe itiraz üzerine itirazın iptali istemine dayanmaktadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesine göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı Kanun'un 88/1. maddesinde ise bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş, ayrıca müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişki düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 61. ve 62. maddeleri ile müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 6098 sayılı TBK'nın 162. ve 163.maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nın 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09/06/2020 tarih, 2020/972 E. ve 2020/1757 K. sayılı kararı). Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (TBK m. 166/1) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkça düzenlemiştir (TBK m. 167).Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davadışı ...'ın iş kazası nedeniyle vefat etmesi akabinde yakınları tarafından Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/419 Esas - 2020/97 Karar sayılı dosyasından açılan tazminat davasında, işbu davanın davacısı olan sigorta şirketi, davalısı ...'ın ve işleten şirketin birlikte davalı konumunda oldukları, yapılan yargılama sonucunda bahse konu iş kazasında davalı ...'ın %40, davacının sigortalısı olan davadışı şirketin %40, ölen işçinin %20 kusurlu olduğu belirlenerek tazminatın tüm davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen kazazedeye ödenmesine karar verildiği, buna istinaden başlatılan ilamlı icra takibinde davacı sigorta şirketi tarafından 22/10/2020 tarihinde 56.309,84 TL, 02/11/2020 tarihinde 71.515,21 TL ödediği anlaşılmaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kesinleşen kusur oranları üzerinden davacının davalıdan rücu edebileceği miktarın belirlenmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/09/2026