İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/16 E. 2026/638 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/16
- Karar No
- 2026/638
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/16 Esas KARAR NO : 2026/638
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/12/2015 KARAR TARİHİ : 21/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... Belediyesine bağlık iştirak şirketi olduğunu, davacı şirketin ... Belediyesinden ihale ile aldığı işleri yapmak için personel istihdam ettiğini, bu çerçevede şirket bünyesinde çalışan dava dışı ...'nın malullük-yaşlılık aylığına hak kazandığından işten ayrıldığını, davacı şirketin dava dışı ...'nın son çalıştığı yer olması dolayısı ile talebi üzerine çalıştığı tüm yıllara ait kıdem tazminatının ödendiğini, sigortalının çalışma süresinin bir kısmının davacı şirkette geçtiğini geri kalanın davalı şirketlerde geçtiğini belirterek ödenen 13.037,13 TL kıdem tazminatının davacı şirkette geçmeyen dönemlere ilişkin süreler dikkate alınarak, davalı şirketlerden ödeme tarihinden itibaren müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sos.Hiz.Ltd.Şti vekili cevap dilekçesi ile, kıdem tazminatının tamamından asıl iş verenin sorumlu olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, cebri icra olmadan davacının ödememesi gereken bir tutarı ödemesi nedeni ile rücu edemeyeceğini, tutarın yeniden hesaplanması gerektiğini, kabul manasına gelmemekle birlikte ödenen tazminatın %50 sinin davalılardan istenebileceğinini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... Sosyal Hizm. Ltd. Şti ile, ... Eğitim Şti, ... Org.Şti vekili cevap dilekçesi ile, davaya konu alacağı olan işçinin işinin, davacının asıl işi kapsamında olduğunu, işin başlangıcından itibaren işçinin asıl işverenin işçisi olması dolayısıyla sorumluluğun asıl işverene ait olduğunu rücunun mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile, dava dışı işçi ile belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığından, kıdem tazminatı sorumluluğunun bulunmadığını, işin başlangıcından itibaren işçinin asıl işverenin davacıda olduğunu rücunun mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye ödenen tazminatın alt işverene rücu talebidir. İş Kanunu md. 2/6’ya göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Asıl ve alt işveren, işçiye karşı İş Kanunu’ndan doğan yükümlülükler bakımından müteselsilen sorumludurlar. Bu müteselsil sorumlulukta işçilere, haklarının korunması adına bir güvence teminatı sağlamak amaçlanmıştır. Dolayısıyla asıl ve alt işverenin müteselsil sorumluluğu sadece işçiye karşı geçerlidir. Kendi aralarındaki hukuki ilişkide ise Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanması gerekmekte olup, sözleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. TBK md. 167’ye göre, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Bu düzenlemeden de anlaşıldığı gibi, taraflar kendi iç ilişkilerinde sorumluluğun kime ait olduğu hususunda irade serbestisi ilkesi kapsamında anlaşabilirler. Kanunun 167. maddesinin bu noktada emredici değil düzenleyici bir hüküm olarak yorumlanması gerekir. Asıl işverenin iş yerinde çalışan işçiler, farklı alt işverenler nezdinde çalışmış olabilir. Böyle bir durumda asıl işveren tarafından ödenen tazminat, farklı alt işverenlerin dönemlerini kapsıyorsa, herbir alt işveren kendi dönemiyle sınırlı olarak sorumludur. Başka bir ifadeyle asıl işveren, herbir alt işvereni o alt işverenin dönemiyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutabilir. Yüksek mahkeme kararları uyarınca İş Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Düzenlemede asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler. Somut olayda davacı, dava dışı işçi ...’ya 15/10/2015 tarihinde yaptığı 12.938,00 TL ödemeyi rücu etmek için eldeki davayı açmıştır. Davalılardan ..., ... ve ... şirketlerine yönelik dava işbu davadan tefrik edilerek mahkememizin 2026/400 Esas sayılı dosyasına kaydedilmiştir. İşçinin SGK kayıtlarının incelenmesinde Davalılardan ... ve ... şirketlerinde çalışmasının bulunmadığı görülmüştür. Diğer Davalılar ... ve ...’nin de çalışma sürelerine göre sorumlu olacağı değerlendirilmiştir. Bu şirketlerin sorumluluğunun Sözleşmelerinin 22. maddesi uyarınca tam olduğu, işçilere ödenen kıdem tazminatından sorumluluğun alt işverene ait olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda alanında uzman bilirkişi tarafından mevzuata ve içtihatlara uygun olarak yapılan hesaplama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, -1.548,66 TL’nin 15/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı ... .... San ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, -379,08 TL’nin 15/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı ... Eğitim Organizasyon Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.’nden alınarak davacıya verilmesine, 2-Davalılar ... Sos. Hiz. Ltd. Şti. ve ... Sos. Hiz. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 222,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 509,35 TL harcın Davalılar ... .... San ve Tic. Ltd. Şti. ile ... ...Ltd. Şti.’nden müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 27,70 TL başvuru harcı, 222,65 TL peşin/nisbi harcı, 1.449,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.699,35 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 251,28 TLnin Davalılar ... .... San ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Eğitim Organizasyon Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.’nden müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan vekalet ücretinin; -1.548,66 TL'sinin Davalı ... .... San ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak, davacıya verilmesine, -379,08 TL'sinin Davalı ... Eğitim Organizasyon Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.’nden alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar ... Sos. Hiz. Ltd. Şti. ve ... Sos. Hiz. Ltd. Şti. kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden, 11.109,39-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalılar ... Sos. Hiz. Ltd. Şti. ve ... Sos. Hiz. Ltd. Şti.'ye verilmesine, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.09.2026
Katip ¸
Hakim ¸