Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1549 E. 2026/1043 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1549
Karar No
2026/1043
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1549 Esas

KARAR NO : 2026/1043 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2023/77 Esas - 2023/501 Karar

TARİHİ: 08/06/2023

DAVA: İtirazın İptali (Hisse Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 21/05/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

... vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlulardan ... arasında, 15.04.2021 tarihinde “Hisse Devir Sözleşmesi" imzalandığını, İşbu sözleşmeyi ...A.Ş. adına temsil ve ilzama yetkili olan şirket sahibi ...'ın imzaladığını, Sözleşmenin konusu; %100’ü ...’ın mülkiyetinde olan ...A.Ş. hisselerinin sözleşmenin 4. Ve 5. Maddedeki koşulları sağlaması halinde her türlü takyidattan ari olarak ... ... ... Anonim Şirketi’ne devri olduğunu, sözleşmenin 3. Maddesi uyarınca toplam satış bedeli de 2.000.000 USD olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından 23.06.2021 tarihinde ...A.Ş. hesabına 50.000 USD bedel havale yapıldığını, ancak devam eden süreçte taraflarca sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmediğini ve sözleşmenin sona erdiğini, bu sebeple müvekkili şirketin davalı borçluya ödemiş olduğu 50.000 USD bedelin iadesini talep ettiğini, ... müvekkili ile davalılar arasındaki uyuşmazlığın da buradan kaynaklandığını, taraflar arasında akdedilen 15.04.2021 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi sebebiyle müvekkili şirketin 23.06.2021 tarihinde ...A.Ş.’ye 50.000 USD havale yaptığını, fakat süreç içerisinde, tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin sona erdiğini, davalı borçlulardan ... tarafından Ankara 63. Noterliği 03.08.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin sona ereceğinin ihtar edildiğini, ayrıca ilgili ihtarnamede davalı borçlu, “Peşin ödenen 50.000 USD doları, düşüldükten sonra kalan 800.000 USD (Amerikan doları) ödemeniz/hazır etmeniz ve sözleşme gereği 750.000 USD tutarında senet ile 400.000 USD tutarında senedin...’a tesliminden…” şeklinde beyanda bulunarak müvekkilinin sözleşme kapsamında 50.000 USD bedeli gönderdiğini de kabul ve ikrar etmiş olduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki Hisse Devir Sözleşmesi 03.09.2021 tarihinde sona erdiğini, bunun üzerine taraflarınca Beyoğlu 8. Noterliğinden 19.01.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname düzenlenmiş olduğunu, işbu ihtarnamelerinin karşı tarafa 19.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu ihtarname ile “ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 gün içinde 50.000 USD bedelin müvekkil hesabına gönderilmesi” nin ihtar edildiğini, devam eden süreçte sözleşmenin sona erdiği 03.09.2021 tarihinden ve Beyoğlu 8. Noterliğinden 19.01.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin karşı tarafa tebliğinden sonra davalı borçlu tarafından, müvekkili şirkete 50.000 USD bedel iade edilmediğini, akabinde davalı borçlu tarafından, Ankara 63. Noterliğinden 21.01.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname düzenlenerek taraflarına gönderildiğini, davalının ‘sözleşmenin ifa edilememesinden doğan zarar’ ifadesinden neyi kastettiğinin anlaşılmadığını, bu hususta davalıların uğramış olduğunu iddia ettiği zararları da somutlaştıramamış olduklarını, ayrıca davalıların, daha önce sözleşme kapsamında kabul ettiği 50.000 USD bedelli ödemenin bu kez başka bir sebeple gönderildiğini beyan etmesinde kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında akdedilen 15.04.2021 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi’nde sözleşmenin ifa edilememesi halinde herhangi bir cezai şart da belirlenmediğini, dolayısıyla davalının sözleşme sona ermesine rağmen 50.000 USD bedeli iade etmemesi ve haklı sebep olmaksızın kendi elinde tutmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin, davalı borçludan iadesini talep ettiği 50.000 USD bedelin tahsil edilememesi sebebiyle 28.01.2022 tarihinde, bu bedele ilişkin olarak sözleşme bitim tarihi olan 03.09.2021 tarihinden takip tarihine kadar USD’ye uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte 50.000 USD’nin tahsili talebiyle İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasından davalı borçlular aleyhine haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığını, davalı borçlular tarafından ise anılan icra takibinde yetkiye ve borca 07.02.2022 tarihinde itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, davalı borçlular İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasından açılan icra takibinde hem yetkiye hem de borca itiraz ettiğini, borçlular vekili, 07.02.2022 tarihli itiraz dilekçesinde müvekkilinin adresinin Ankara olduğunu, halen Ankara’da ikamet ettiğini, borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde Ankara İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu iddia ettiğini, taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesi gereği ihtilaf halinde istanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığını, bu sebeple yapılan yetki itirazının haksız olduğunu, davanın kabulü ile 04.2021 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinin 03.09.2021 tarihinde sona ermesine rağmen müvekkiline iade edilmeyen ve Beyoğlu 8. Noterliği 19.01.2022 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameye konu edilen 50.000 USD bedelin 03.09.2021 tarihinden takip tarihine kadar işleyen USD’ye uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline ilişkin davalılar aleyhine başlatılan İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... Esas icra dosyasına ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçluların asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dava konusu alacaktan her iki tarafın müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunun belirtilmiş ise de bu sorumluluğun kabulünün mümkün olmadığını, ... tarafın edimlerini ifa etmeyerek sözleşmenin feshine sebep olduğunu, mahkememizde görülmekten olan dava yönünden tarafların birlikte sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ... tarafından iddia olduğu gibi sözleşme gereği herhangi bir ödeme yapmadığını, sözleşmede anılı ödeme şartına ilişkin yazılı 3.1.1. madde de nakit yapılacak ödemenin defaten ...'a ödeneceğinin belirtildiğini, talep olan ödemenin ... ... ŞTİ'nin hesabına gönderildiğini, her ne kadar bu ödemenin sözleşmede belirtilen ödeme olduğunu iddia etse de bu ödeme tarihinde şirket devri olmadığı gibi, sözleşme gereği ödemenin...'a da yapılmadığını, yapılan ödemenin şirket hesabına açıklamasız olarak gönderildiğini bu havalenin amacının ödemenin yapıldığı şirket hisselerini devralacak davacının devir alma amacı olan ruhsatlı yerlerin faaliyetine başlamak için yapılacak başvuru ve harcamalarda kullanılmak üzere gönderildiğini, yani iadesi talep edilen meblağın dava dilekçesinde belirtildiği gibi hisse devrine mahsuben yada davalı şirketi sebepsiz zenginleştirmek için değil, hisse devrine kadar vakit kaybetmek istemeyen davacının bir an önce işletmeye geçmek için davalı şirkete yaptığı ödeme olduğunu, bu harcamalar yapıldıktan sonra kalan meblağın zaten şirket hesabında kalacağından, şirketin %100 hissesini alan ... tarafın şirketin tek başına yetkilisi ve ortağı olacağını, kalan paranın sahibi olacağını, bu kapsamda bir kısım harcamalarında yapılmış olduğunu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde haklılıklarının anlaşılacağını, ... tarafın sözleşmede yazılı peşin ödemeyi kredi kullanarak ödeyecekken, krediyi bulamadığını, bu sebeple ödemenin geciktiğini, taraflar arasında ki yazışmada sözleşmede imzası bulunan ... ile davalı şahıs arasında ki yazışmalarda krediyi bulamadığı, bu sebeple ek süre talebinde bulunduğunu ve mahcubiyetini dile getirdiğini, dosyada mübrez ve dava dilekçesinde belirtilen 50.000 USD mahsubu ile kalan meblağın talebinin ise taraflar arasında ki görüşmede kredi bulmakta geciken davacının maddi sıkıntıya düşmesinden kaynaklı olarak daha önce gönderdiği meblağı bu alacaktan mahsup etmek istemesi olduğunu, bu hususta tarafların sözlü olarak anlaşma sağlamışsa da ödeme geciken davacıya bu defa mahsupta bildirilerek 03.08.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtar ile sözlü olarak anlaşmaya varıldığı üzere kalan meblağın ödenmesi talep edildiğini, davacının 10.08.2021 tarihli ihtarında ödeme ve mahsuba itirazı olmadığı ifa için hazırlık içerisinde olduklarının belirtildiğini, ancak ... tarafından edim ifa edilmediğinden mahsupta mümkün olmadığını, zaten ödemenin büyük bölümünün ruhsat işlemi, devir ve maden sahasının faaliyetleri için kullanılmış olduğunu, haksız ve kötü niyeti olan davacının kredi bulamayacağını anladığından ve artık piyasa şartları da uygunluğunu kaybettiğinden 19.01.2022 tarihli ihtarda edimlerini ifa etmediğini ikrar ederek sözleşmenin feshedildiğini, 50.000 USD'nin iadesini talep etmiş olduğunu, 21.01.2022 tarihli cevabı ihtar ile yapılan ödemenin sözleşmeyle ilgisi olmadığı ve şirkete yapıldığı 100.000 USD zararın talep ve tazmin olacağının bildirilmiş olduğunu, taraflar arasında ki ihtar ve yazışmalarda davacının kötü niyetli ve haksız olduğu açıklığa kavuştuğundan İİK md. 67/2 hükmü gereği alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, Sözleşmenin tarafı olan ... tarafından edimlerin ifa edilmiş olduğunu, hisselerin takyidattan ari olarak devre hazır hale getirilmiş olduğunu, bu kapsamda gerek şirket adına, gerekse şahsı adına bir çok ödeme ve masraf yapmış olduğunu, bu ödeme ve masraflara ilişkin talebin yargıya intikal edeceğini, muhtemelen iş bu dava ile birleştirileceğini, müvekkilinin kar mahrumiyetinin doğmuş olduğunu, ruhsatların süresi varken ve piyasa açıkken devri mümkün olan şirket hisseleri ve ruhsatlar hali hazırda halen müvekkilinin elinde olduğunu müvekkilinin bir çok teklifi de geri çevirmiş olduğunu, davacının da süresinde ödeme yapamadığından şartları kaçırmış olduğunu, bu sebeple müvekkilinden talepte bulunmuş devirden vazgeçmiş olduğunu, bu kapsamda ... için yapılan harcamalardan kalan bakiye zararını karşılamasa da zarara mahsuben irat kaydedilmiş olduğunu,öncelikle usul eksikliklerinin giderilerek ... tarafa dilekçenin açıklattırılmasına, yapılacak açıklamaya göre davalı şahıs yada şirket yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, dosyanın yetkili olan Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, davanın esastan reddine, alacaklı/... haksız ve kötü niyetli olduğundan dava değerinin %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 06/06/2023 tarih ve 2023/77 Esas - 2023/501 Karar sayılı kararında;

".......... ile davalılardan ... arasında hisse devir sözleşmesi akdedildiğ,i hisse devir sözleşmesi kapsamında 50.000 Usd nin peşinen ... tarafından ödendiğini, Davalı ... tarafından ikrar edildiği, sözleşmenin hükümsüz kaldığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, TBK nun 125/3. Maddesi uyarınca sözleşmenin hükümsüz kalması dolayısıyla tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtuldukları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri, davacının 50.000 Usd peşin ödeme yaptığının davalı ... tarafından kabul edildiği, 50.000 Usd yi iade etmekle ...'ın sorumluğu olduğu, davalı ...' ın 21/01/2022 tarih ... yevmiye nolu Ankara 63. Noterliğinin ihtarnamesi ile 50.000 Usd'yi ödemeyeceğini, davacıya bildirdiği bu tarih itibari ile temerrüte düştüğü, 03/02/2022 tarih takip tarihine kadar 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca 13 günlük USD faizinin 36.01-USD olduğu (50.000 Usd X2/100=1000/360=2.77X13=36.01- Usd) anlaşıldığından; Davalı ...A.Ş ye karşı açılan davanın pasif husumetten reddine, Davalı ... açısından itirazın kısmen iptaline, takibin 50.036,01-USD üzerinden devamına, Asıl alacak 50.000 USD ye takip tarihininden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak taraflarca belirlenebilir mahiyette bulunan likit alacak miktarına kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden, kabul edilen toplam alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalı ...'dan tahsiline, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,

''1-Davalı ...A.Ş ye karşı açılan davanın pasif husumetten reddine,

2-Davalı ... açısından itirazın kısmen iptaline, takibin 50.036,01-USD üzerinden devamına, Asıl alacak 50.000 USD ye takip tarihininden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı ... vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı borçlulardan ... arasında 15.04.2021 tarihinde “Hisse Devir Sözleşmesi” imzalandığını, işbu sözleşmeyi ...A.Ş. adına temsil ve ilzama yetkili olan şirket sahibi ...'ın imzaladığını, sözleşmenin konusunun %100'ü ...'ın mülkiyetinde olan ...A.Ş. hisselerinin sözleşmenin 4. ve 5. maddedeki koşulları sağlaması halinde her türlü takyidattan ari olarak ... ... ... Anonim Şirketi'ne devri olduğunu, anılan sözleşmenin 3 maddesi uyarınca toplam satış bedelinin de 2.000.000 USD olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkil şirket tarafından 23.06.2021 tarihinde ...A.Ş. hesabına 50.000 USD bedel havale yapıldığını, ancak devam eden süreçte taraflarca sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini ve sözleşmenin sona erdiğini, bu sebeple müvekkil şirketin davalı borçluya ödemiş olduğu 50.000 USD bedelin iadesini talep ettiğini, ... müvekkil ile davalılar arasındaki uyuşmazlığın da buradan kaynaklandığını,

Taraflar arasında akdedilen 15.04.2021 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi sebebiyle müvekkil şirketin 23.06.2021 tarihinde ...A.Ş.’ye 50.000 USD havale yaptığını, fakat süreç içerisinde tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin sona erdiğini, davalı borçlulardan ... tarafından Ankara 63. Noterliği 03.08.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin sona ereceğinin ihtar edildiğini, ayrıca ilgili ihtarnamede davalı borçlunun müvekkilin sözleşme kapsamında 50.000 USD bedeli gönderdiğini de kabul ve ikrar ettiğini,

Taraflar arasındaki Hisse Devir Sözleşmesinin 03.09.2021 tarihinde sona erdiğini, bunun üzerine taraflarınca Beyoğlu 8. Noterliğinden 19.01.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname düzenlenmiş olduğunu, işbu ihtarnamenin karşı tarafa 19.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu ihtarname ile “ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 gün içinde 50.000 USD bedelin müvekkil hesabına gönderilmesi”nin ihtar edildiğini, devam eden süreçte sözleşmenin sona erdiği 03.09.2021 tarihinden ve Beyoğlu 8. Noterliğinden 19.01.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin karşı tarafa tebliğinden sonra davalı borçlu tarafından, müvekkil şirkete 50.000 USD bedelin iade edilmediğini, akabinde davalı borçlu tarafından Ankara 63. Noterliğinden 21.01.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname düzenlendiğini ve taraflarına gönderildiğini, davalı borçlunun söz konusu ihtarnamede, “talebimizi kabul etmediğini ve sözleşmenin ifa edilememesinden doğan zararlarından da ayrıca müvekkil şirketin sorumlu olacağını, gönderilen 50.000 USD bedelin başka bir sebeple gönderildiğini” ifade ettiğini, davalının ‘sözleşmenin ifa edilememesinden doğan zarar’ ifadesinden neyi kastettiğinin anlaşılmadığını, bu hususta davalıların uğramış olduğunu iddia ettiği zararları da somutlaştıramadığını, ayrıca davalıların daha önce sözleşme kapsamında kabul ettiği 50.000 USD bedelli ödemenin bu kez başka bir sebeple gönderildiğini beyan etmesinin de kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, taraflar arasında akdedilen 15.04.2021 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi’nde sözleşmenin ifa edilememesi halinde herhangi bir cezai şart da belirlenmediğini, dolayısıyla davalının sözleşme sona ermesine rağmen 50.000 USD bedeli iade etmemesi ve haklı sebep olmaksızın kendi elinde tutmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu,

Müvekkil tarafından davalı borçludan iadesini talep ettiği 50.000 USD bedelin tahsil edilememesi sebebiyle 28.01.2022 tarihinde, bu bedele ilişkin olarak sözleşme bitim tarihi olan 03.09.2021 tarihinden takip tarihine kadar USD’ye uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte 50.000 USD’nin tahsili talebiyle İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasından davalı borçlular aleyhine haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığını, davalı borçlular tarafından ise anılan icra takibinde yetkiye ve borca 07.02.2022 tarihinde itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulduğunu,

Yerel mahkeme kararı davalılardan ... bakımından usul ve yasaya uygun olsa da davalılardan ... ... A.Ş. yönünden davanın pasif husumetten reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu 15.04.2021 tarihli Hisse devir Sözleşmesi’nin konusunun ...A.Ş.’nin tek pay sahibi ...’ın, ...A.Ş.’de bulunan 25 TL nominal değerdeki 2000 adet nama yazılı hissesinin tamamının müvekkil şirket olan ... ... ... A.Ş.’ye devir ve şartlarına ilişkin olduğunu, sözleşmede taraf olarak her ne kadar ... yazılı olsa da sözleşme içeriği ve sözleşme hükümleri gereği hem İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasından yapılan icra takibi hem de işbu davanın ...A.Ş.’ye ve şirketin tek pay sahibi ve de sözleşme tarafı olan ...’a yöneltildiğini, zira 15.04.2021 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi’nde devre konu hisselerin ...A.Ş’nin hisseleri olduğunu, ... bu hisselerin %100 oranında sahibi olduğundan İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... Esas dosyasından yapılan icra takibi ve işbu davanın her iki davalıya yöneltildiğini, bu sebeple davalılardan ... ... A.Ş. yönünden davanın pasif husumet yönünden reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öte yandan davanın temelini oluşturan 23.06.2021 tarihli 50.000 USD bedelli ödemenin de davalı şirketin hesabına gönderildiğini, salt buradan dahi her iki davalının da işbu 50.000 USD bedelden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun anlaşıldığını, tüm bu sebeplerle istinaf başvurularının kabulü ile davalılardan ... ... A.Ş. yönünden davanın pasif husumetten reddine dair kararın ortadan kaldırılması ve davalılardan ... ... A.Ş. yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davalı şahıs yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece cevap dilekçesinde yazılı hususlar değerlendirilmeden sonuca gidildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin ... tarafın edimlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, bu sebeple ... tarafa ihtar edilen sürede edimler yerine getirilmediğin sözleşmenin müvekkilce haklı nedenle feshedildiğini, bu hususta taraflar arasında bir çekişme bulunmadığını TBK md. 125/3 hükmü gereği kusurlu olan taraftan menfi zararların talep edileceğinin belirtildiğini, cevap dilekçesinde bir kısım harcamaların yapıldığının, dava konusu meblağdan bu alacakların mahsup edildiğinin belirtilmiş olduğunu, defter ve kayıtlara ilişkin deliller kısmında yer bildirimi yapılmış olup beyan gereği mahkemece öncelikle bu kayıtlar üzerinde bir inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken herhangi bir değerlendirme yapılmadığını,

Talebin dava ile ileri sürülmesinin zorunlu olmadığını, yerel mahkeme gerekçesinde taleplere ilişkin herhangi bir dava açıldığına dair beyanda bulunulmadığı belirtilmişse de takas-mahsup hakkının dava yoluyla ileri sürülmesinin zorunlu olmadığını, takas / mahsup talebinin davadan önce ileri sürülebileceği gibi ilk defa dava ile birlikte savunma olarak da ileri sürülebileceğini, bu halde mahsup talebine ilişkin ayrıca bir dava beklenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yenilik doğuran bir hak olan takasın davadan önce ve dava sırasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi terditli olarak beyan edilmesinin de takasın şarta bağlandığı anlamına gelmeyeceğini, takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesinin zorunlu olmadığını, savunma olarak da ileri sürülmesinin olanaklı olduğunu, yerleşik içtihatlar ile talebin davadan önce veya dava sırasında savunma olarak ileri sürülebileceği sonucuna gidildiğini,

Takas ve mahsup taleplerinin doktrin ve uygulamada farklılık gösterdiğini, borcun mahsubu yoluna gidildiğine cevap dilekçesinde yer verildiğini, borcu sonra erdiren bir durum olduğundan talepte bulunulmasa dahi mahkemece resen nazara alınması gerektiğini, bu halde süresinde verilen cevap dilekçesinde belirtilen savunmalarının mahkemece resen dahi incelenmesi gerekirken hiç bir inceleme yapmadan sonuca gidilmesinin eksik ve hatalı olduğunu,

Usuli eksikliklerin giderilmediğini, takas ve mahsup talepleri değerlendirilmeden önce usule yönelik itirazların değerlendirilerek işin esasına girilmesi gerektiğini, davacının müvekkil şahıs ve şirket yönünden talepte bulunmuş olduğunu, şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddedildiğini, takas ve mahsubun ancak tarafların karşılıklı olması halinde ileri sürülebileceğini, bu halde taraf teşkili netleştikten sonra bir değerlendirme yapılması gerektiğini, dava konusu meblağ davalı şahsa gönderilecekken, açıklamasız olarak davalı şirkete gönderildiğini, gönderim amacının ise zaten ... tarafından devir alınacak şirketin faaliyetlerinin hızlanması için yapılacak harcamalar olduğunu, devamında sözleşme gereği ödenmesi gereken meblağlar ödenmediğinden ekonomik buhran içine giren ... talebi ile şirkete gönderilen alacağın bu alacak yerine sayıldığını, tüm bu hususlar taraflar arasında ki yazışmalarda dosyaya kazandırılmışsa da yerel mahkeme tarafından karar ve gerekçede değerlendirmeye tabi tutulmadığını, tüm bu açıklamalar ile yerleşik içtihat doğrultusunda mahkemece taraf sıfatları netleştirildikten sonra mahsup talebinin değerlendirilmesi ve bu hususta inceleme yapılması gerektiğini,

Kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkemece bu hususta bir dava açılması beklense dahi yine usule ilişkin diğer itirazlar da değerlendirildikten sonra bu hususta beyanda bulunmak üzere süre verilmesi gerektiğini, görev ve yetki itirazı söz konusu olup dava açıldığına ilişkin bilgi verilmemesinin nedeninin davalı şahısla yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olmaması ve ortadan kalkan sözlemede ki yetki şartına dayanıldığından mahkemenin yetkisiz olması ve davalıların Ankara'da yerleşik olmasından kaynaklandığını, açılacak dava da, ... taraf İzmir'de olduğundan, İzmir'de ikame edileceğinden mahkemece verilecek yetkisizlik kararı halinde yargılama sürecinin de uzayacağını, mahkemece cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak izah edilen tüm bu hususlarda değerlendirme yapılarak ve usul ekonomisi de gözetilerek, karşı talepler yönünden bir kısım dava şartlarının da yerine getirilmesi gerekeceğinden hak kaybı doğmaması açısından ön incelemede usule ilişkin karar verdikten sonra bu hususta taraflarına süre vermesi, mahsuba ilişkin talepte savunma ve itirazlar arasında yer aldığından HMK md. 31 ve 119 hükmü gereği açıklama talebinde bulunması gerektiğini,

Görev ve yetki yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, buna yönelik itirazlarının haksız olarak reddedildiğini, ticaret mahkemesinin özel bir yetki alanına sahip olduğunu, işbu davada müvekkil şirket yönünden husumet yokluğuna karar verildikten sonra mahkemenin davadan el çekmesi gerektiğini, müvekkilin tacir olmadığını, şirket hisseleri ise şahıs varlığı olduğundan görevli mahkemenin "Asliye Hukuk Mahkemesi" olacağını, yine anonim şirketin hisse devrine ilişkin işin ticari iş sayılıp ticaret mahkemesinde görülebilmesi için hisselerin devredilmiş olması gerektiğini, somut olayda henüz hisselerin devredilmediği de gözetildiğinde dava konusu alacak isteminin ticari bir nitelik taşıdığından bahsetmenin mümkün olmadığını, gerekçede uyuşmazlığın şirket hisse devrinden kaynaklandığı belirtilerek görev itirazı reddedilmişse de henüz hisseler devredilmeden ... tarafın yaptığı ödemenin iadesini istediğini, bu hususta Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan incelemenin de Yargıtay denetiminden geçtiğini, hisse devri henüz yapılmadığından mahkemenin görevsiz olduğuna dair sonuca gidilmediğini,

Göreve ve müvekkil şahıs yönünden yetki sözleşmesinin de geçersiz olduğunu, yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiğini, ancak sözleşmenin tarafı olan ... yalnız şirket ortağı vasfı taşıdığından tacir olarak değerlendirilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, hisseleri devredilen şirketin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip tacir olduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinde şirket yönünden bir imza olmadığını belirtmesine rağmen şahısa yapılan sözleşmede ki yetki şartına dayanarak kendini yetkili addetmesinin mümkün olmadığını, diğer yandan HMK md.14/2 hükmüne göre ... tarafından şirket ortağına açılacak dava yönünden kesin yetkili yer şirket adresi olan Ankara olduğundan, bir sözleşmenin varlığından bahsedilse dahi kesin yetki söz konusu olduğundan yetki sözleşmesinin zaten geçersiz olacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, 15/04/2021 tarihli hisse devir sözleşmesinin sona ermesine rağmen hisse devir sözleşmesi uyarınca yapılan ödemenin iade edilmediği iddiasıyla istirdadı talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece; 1-) Davalı şirket yönünden açılan davanın pasif husumetten reddine, 2-) Davalı ... açısından davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı ... vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dosyaya ibraz edilen '' Hisse Devir Sözleşmesi '' başlıklı sözleşme incelendiğinde;

... şirket ile davalılardan ... arasında, 15.04.2021 tarihinde “Hisse Devir Sözleşmesi” imzalandığı,

Sözleşmenin taraflar başlıklı bölümünde; davalı ...'ın devreden, ... ... ... ... Anonim Şirketi’nin ise devralan olarak belirtilmiştir.

Sözleşmenin konusu başlıklı 1.a. Maddesinde; '' ..., toplamda iki adet olmak üzere işbu Sözleşme'nin “Giriş” başlıklı Bölümünde tanımlanan ve ekte birer kopyaları olan Ruhsatlar'ın sahibi olduğu, 1.b. Maddesinde ise;'' İşbu Sözleşme'nin konusu, ...'in tek pay sahibi, olan ...'ın ...'te bulunan 25 TL nominal değerdeki 2000 (iki bin) adet nama yazılı hissenin tamamının ("Devredilen Hisseler”), ... ... ... Anonim Şirketi’ne (KB ) devir edilmesini ve şartlarını içermektedir. ''

Sözleşmenin 2. Maddesinde tarafların beyan ve taahhütleri düzenlenmiştir.

Sözleşlenin 3. Maddesinde ise hisselerin devrinin düzenlendiği, sözleşmenin Alım & Satım Taahhüdü başlıklı 3.1. Maddesinde; '' Toplam satış bedelinin 2.000.000 USD. Olduğu, satış bedelinin aşağıdaki şekilde vadelendirilmiş olup, vadelerin satıcının herhangi bir taahhüdünün gerçekleşmesine bağlı olmadığı belirtilmiştir. '' sözleşmenin 3.5. Maddesinde ise;'' Devreden, işbu Sözleşme'nin imzalanması ve madde 4, madde 5'deki koşulların gerçekleşmesi şartı ile her nevi takyidattan ari olarak satışa konu Hisseler'i Devralan'a devretmeyi kabul etmektedir ve Devralan da, Hisseler" her nevi takyidattan ari olarak Devreden'den devralmaktadır.'' hükmü düzenlenmiş, sözleşme altının ... şirket ile davalı ... tarafından imzalanmıştır.

Davalı ... tarafından ....... A.Ş.'ye Ankara 63 Noterliğinden gönderilen 03/08/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile "...hisse devir sözleşmesi kapsamında ... tarafından peşin ödenen 50.000 Usd nin düşüldükten sonra kalan 800.000 Usd nin hazır edilmesi, sözleşme gereği 750.000 Usd'nin de senet ile 400.000 Usd tutarında senedin ...' a tesliminden itibaren şirket hisselerinin devri için hazır oldukları , ihtarın tebliğinden itibaren 30 gün içinde ifa gerçekleşmez ise sözleşmenin 6. Maddesi hükümü uyarınca kendiliğinden sona ereceği..." bildirilmiştir. Bu ihtarnamenin içeriğinden anlaşıldığı üzere davalı ..., ... ile akdetmiş olduğu hisse devir sözleşmesi kapsamında 50.000 Usd peşinen aldığını ikrar etmiştir. Bakiye bedellerin ihtarın tebliğinden itibaren 30 gün içinde ödenmemesi durumunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği de davacıya ihtar edilmiştir.

Davalı ... tarafından verilen 30 günlük süre içerisinde bakiye sözleşme bedeli ödenmemiştir, Verilen süre içerisinde ... tarafından sözleşme bedeli ödenmediğinden sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca sözleşme kendiliğinden sona ermiştir.Sözleşmenin feshi konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.

... şirket tarafından Davalı ...'a İzmir 2 Noterliğinden gönderilen 16/08/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile;''....şirket hisselerini satın alma niyetimizi tarafınıza 50.000-USD kapora bedeli ödeyerek ortaya koymuştuk. Bu minvalde, ihtarnamenizde belirttiğiniz gibi, Şirketimizin Hisse Devir Sözleşmesi'nin gereği olarak yükümlülüklerini ifa etmekten imtina etmediğini ve bu şekilde bir niyeti olmadığını hassasiyetle ve önemle belirtmek ister ve hisselerin bir an önce devralınarak işlemin kapatılması için gerekli koşulların yerine getirilmekte olduğu,'' ihtaren bildirilmiştir.

... şirket tarafından davalı muhataplara Beyoğlu 8 Noterliğinden gönderdiği 19/01/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; sözleşme kapsamında 23.06.2021 tarihinde ...A.Ş. hesabına 50.000 USD bedel havale yapıldığını ancak devam eden süreçte taraflarca sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmemiş ve sözleşme sona ediğini, bu sebeple davalı şirkete ödemiş olduğu 50.000 USD bedelin iadesini talep etmiştir.

Dava, şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklı hisse devir bedelinin istirdadı talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, şirket hisse devir sözleşmeleri TTK.'da düzenlendiği ve ticari dava olduğundan asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. İlk derece mahkemesinin ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin tespiti usul ve yasaya uygun olduğundan bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

... şirket ile davalılardan ... arasında imzalanan 15.04.2021 tarihli “Hisse Devir Sözleşmesi”nin 7/c Maddesinde “Her iki taraf tacir olup, ihtilaf halinde İstanbul Çağlayan Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri’nin yetkili ve salahiyettar olduğuna dair mutabıktırlar.” şeklindeki düzenleme uyarınca sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu kabul edilmiş, bu düzenleme uyarınca HMK. 17 maddesi uyarınca yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, yetki sözleşmesi uyarınca İstanbul icra müdürlükleri ve mahkemeleri yetkili olduğu, davalı şirket sözleşmenin tarafı olmasa da HMK. 7 maddesi uyarınca davalı şirket yönünden de mahkemenin yetkili olduğundan mahkemenin yetki itirazının reddine yönelik gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez. Yenilik doğuran bir hak olan takas, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin kişiler alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak ileri sürülmesi

de mümkündür. Kural olarak, takas def'i de diğer def'iler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.

Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, davalı taraf cevap dilekçesi ile, kendisinin de sözleşmenin feshinden kaynaklı olarak davacıdan alacaklı olduğunu, oluşan zararlarının tazmini için dava açacağını ve açtığı davanın Mahkeme dosyası ile birleştirileceği bildirmiş ancak kendi alacaklarına ilişkin dava açtığına dair herhangi bir bildirimde bulunmadığı gibi cevap dilekçesinde açıkça takas definde de bulunmadığından, davalıların takas/mahsup taleplerinin değerlendirilmediğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Davalı ..., diğer davalı .... A.Ş.' nin tek hissedarı olup, ... ile davalı ... arasında .... A.Ş nin hisselerinin devrine ilişkin sözleşme akdedilmiş, ifa yükümlülüğü de sözleşmenin tarafları ... ve ....... A.Ş 'ye yüklenmiş ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşme hükümleri sözleşmenin taraflarını bağlar. Davalı şirket sözleşmenin tarafı olmadığı gibi, davalı ... tarafından ... .... A.Ş.'ye Ankara 63 Noterliğinden gönderilen 03/08/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile, 50.000 Usd 'nin sözleşme bedeli olarak peşinen ödendiği davalı ... tarafından ikrar edildiğinden sözleşmenin sona ermesi sebebi ile 50.000 Usd nin TBK nun 125/3 maddesine göre iadesi de ancak ...'dan talep edilebileceğinden davalı .... A.Ş 'ye karşı açılmış olan davanın Pasif Husumetten reddine karar verilmesi yerinde olup bu yönde ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde değildir.

... vekili ve davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ilk derece mahkemesince kurulan hüküm gerekçesinde ayrıntılı olarak tartışılıp değerlendirilmiş ve taraf vekillerinin tüm istinaf nedenleri de karşılanmış olmakla; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, ... vekili ve davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç itibariyle, ... vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-... ve davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden ... ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden ... tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 64.331,13 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 16.082,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 48.248,35 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden ... ve davalılar üzerinde bırakılmasına,

6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1549, K. 2026/1043, T. 08.06.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1549-e-2026-1043-k-eafd197d70b2