Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/52 E. 2026/828 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/52
Karar No
2026/828
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/52

KARAR NO: 2026/828

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/11/2022

NUMARASI: 2021/1163 Esas - 2022/1102 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.09.2020 tarihinde ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası ile takibe geçildiğini, borçlu tarafından icra takibine ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğini, itirazın kaldırılması için ... 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/334 Esas sayılı dosyası ile icra dairesinin yetkisizliğine karar verildiğini, yetkisizlik kararına istinaden .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyasına devredildiğini, borcun kaynağı olarak sunulmuş olunan kredi sözleşmesinde asıl borçlu tarafın davacının da geçmiş dönemde ortağı olduğunu .... Şti. olduğunu, söz konusu kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte davacı şirketin ortağı olduğu, ...'nun ise şirketin işletmecisi olduğunu, davacının önceki şirket sahibi tarafından vekaletname ile şirketi temsile yetkili kılındığını, sözleşmenin imzalanmasının amacının şirketin bankadan kredi almasını sağlamak olduğunu, asıl borçlu .... Şti. olmak üzere, davacı, davalı ve dava dışı ...'ün sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, akdedilen sözleşmede daha sonra limit arttırımları yapıldığını ve kredi miktarının 200.000,00-TL, 500.000,00-TL ve 700.000,00-TL olarak revize edildiğini, her bir kefilin bu artırımları kabul ederek sözleşmeyi imzaladığını, bu kefalet sebebiyle davacının kendi taşınmazı olan dairesinin üzerine alacaklı banka lehine ipotek tesis edildiğini, bu ipoteğin banka tarafından icra yolu ile paraya çevrildiğini, davacının ipoteği haricen sayılarak borcun ödendiği ve kredi borcunun bu yolla tasfiye edildiğini, davacının kredi borcuna ipotek vermesinin huzurdaki davada önemi olmadığını, ipoteğin paraya çevrilmediğini, haricen satıldığı, temin edilen kredilerin şirket kanalıyla ödenmemesi neticesinde 28.09.20177 tarihinde ...'e sattığı ve 315.000,00 TL bedelin bankaya ödendiğini, bu nedenle diğer kefile ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... aleyhine icra takibine geçildiği, davalı tarafından icra takibine haksız ve hukuksuz olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline takibin devamına %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Alınan bilirkişi raporu ile de alacak ispatlanmıştır. Bilirkişi raporu ile BK 587. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde davacının kefil sıfatı ile ödemiş bulunduğu bedelin kendisine düşen paydan fazlasını diğer borçlu ve kefillerden rücu etme hakkının bulunduğu ve sorumluluğun 105.000,00 TL asıl alacak, 28.246,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 133.246,44 TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmeye, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulduğunu, gerek İ.T.O.' dan, gerekse Beylikdüzü Vergi Dairesinden gelen yazıdan davalının tacir olmadığını ve bu sebeple de mahkemenin uyuşmazlığın çözümünde görevli olmadığını, öncelikle mahkemenin kararının kaldırılarak dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesinin gerektiğini, tebliğin usulsüzlüğüne rağmen usule uygun dava dilekçesi taraflarına tebliğ edilmediğini ve mahkemece bu yönde ara karar oluşturulmadan yargılamaya devam edildiğini, esasen davalı huzurdaki davadan usule uygun şekilde haberdar edilmediğinden ancak bilirkişi incelemesi safhasında dosyadan haberdar olunduğunu ve aynı şekilde usule uygun davacı delilleri de taraflarına tebliğ edilmediğini, davalının cevap dilekçesi alınmadan ve delilleri toplanmadan etkin yargılama ve savunma hakkı kısıtlanarak alınan mevcut rapora göre hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna esas kredi sözleşmesine ilişkin beyanlarının bile alınmadan hüküm kurulduğunu, söz konusu sözleşme bedelinin artırılmasına ilişkin belgeler taraflarınca incelenemediğini, sözleşme limitinin artırılmasına davalının muvafakati ve imzası olmadığı takdirde davalının 11.02.2015 tarihli sözleşmenin limitini aşan miktarda borçtan sorumlu tutulmasının hukuki dayanağının olmayacağını, bilirkişi raporundaki tespitlerin taraflarınca değerlendirilemediğini, sözleşme bedelinin artırılmasına ilişkin ek sözleşmelerin UYAP sistemine okunaklı şekilde taranması talep edildiyse de söz konusu işlemlerin yapılmadığını, dosyaya dayanak icra takibindeki evrakların incelenmesinde genel kredi sözleşmesi dışında muhtemelen sözleşme limitin artırılmasına ilişkin bazı sözleşmelerin de eklendiğini ancak bu sözleşmelerin art arda sıralandığını ve okunaksız olduğunu, okunduğu kadarıyla ve alınan bilirkişi raporunda da sözleşme limitinin 200.000,00 TL'den önce 300.000,00 TL sonra 500.000,00 TL sonra 700.000,00 TL artırılmasında davalının imzasının olmadığını, sözleşme limitinin artırılmasına davalının muvafakati ve imzası olmadığı takdirde davalının 11.02.2015 tarihli sözleşmenin limitini aşan miktarda borçtan sorumlu tutulmasının hukuki dayanağının olmamasına rağmen yazılı şekilde hüküm kurulduğunu ve davalının söz konusu borçtan sorumlu tutulduğunu, mahkemenin takip tarihine kadar kabul ettiği faizin yasaya aykırı olduğunu ve temerrütün olmadığını, inkar tazminatının da hatalı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava; müteselsil kefil tarafından kredi borcunun ödenmesi nedeniyle davalı müteselsil kefile payı oranında rücu kapsamında yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, mahkemenin görevli olup olmadığı, davacının davalıya rücu etme koşullarının oluşup oluşmadığı, işlemiş faize talep edip edemeyeceği ve icra inkar tazminatının hatalı tespit edilip edilmediği noktalarındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Kredi Sözleşmesi sebebiyle bankaya 28.09.2017 tarihinden 315.000,00 TL ödenmiştir. Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müteselsil kefil olan borçlunun 1/3 olan payına düşen 105.000,00 TL'nin ve ödeme tarihi olan 28.09.2017 tarihinden itibaren işlemiş olan yasal faizin rücuen tahsilidir.'' sebebine dayalı olarak 105.000,00 TL asıl alacak, 28.246,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 133.246,44 TL alacağın tahsili istemiyle 23.09.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

6102 sayılı TTK 4/f bendi uyarınca bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava niteliğindedir. Bu istem ve davaları çözümlemekte aynı Kanun'un 5. maddesi uyarınca ticaret mahkemesi görevlidir. Davaya konu alacağın kaynağı genel kredi sözleşmesi olması, genel kredi sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında olup ticari nitelikteki bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ticari davanın konusunu oluşturur. Aynı kanunun 7. maddesinde düzenlenen “Ticari Teselsül Karinesi” uyarınca ticari işlere kefalet müteselsil kefalet olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla somut uyuşmazlık ticari nitelikte Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan davalının görev itirazının reddine karar verilmiştir.

Somut olayda her ne kadar davalı dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğine itiraz etmişse de, dosya içinde bulunan tebligat parçasından dava dilekçesi ve tensip zaptının davalıya tebliğ edildiği görülerek, davalının bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilkeçesinde imza inkarında bulunmuştur. Sahtecilik her zaman ileri sürülebilen mutlak def’ilerdendir. Bu kapsamda imza inkarı da yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecektir. Davalı, genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin ve tüm sözleşmelerde davalı adına atfen atılan imzayı inkar etmiştir. Bu durumda, davalının imza inkarı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalının imza incelemesine göre davanın sonuçlandırılması gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davalı tarafından yapılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/52, K. 2026/828, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-52-e-2026-828-k-91151ec51ef6