İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/478 E. 2026/513 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/478
Karar No
2026/513
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/478 KARAR NO : 2026/513

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2026 KARAR TARİHİ : 11/06/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden incelenmesi sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; internette Ekonomi Bakanının --- Başkanının yatırım tavsiyesinde bulunduğu bir sayfa gördüğünü, Devlet destekli ve garantili bir yatırım olduğunu belirttirdiğini, yatırım yapılmasının ülkemiz için çok yararlı olacağını ve her vatandaşımızın bu yatırımı yapmasının ülkemiz açısından faydalı olacağı ekonomik hareketlilik geleceği açıklandığını, Bu konuda bir link tasarlandığını, Bu link den bir hanımefendinin çıktığını, bahse konu siteye adını soyadını ve telefon numarasını bıraktığını, Devamında ----- numaralı telefonlardan kendisine ulaştıklarını, sesli bir şekilde görüştüklerini, yine ilanda ki benzer şeyleri söyleyerek güvenini kazandıklarını, yine telefonuma da uygulamayı indirttiklerini, şahıslara ---- Bankası ---- Caddesi Şubesinde hesabının olduğunu, o hesapta 30 bin TL olduğunu nasıl olacaksa onu alıp ---- Hissesi alabileceklerini söylediklerini, Zira Ortadoğuda Savaş sürmesi nedeniyle Petrol Hisselerinin daha yararlı olacağını belirttiklerini, İnternet Bankacılığı hesabına girdikten sonra birtakım yapılması gerekenleri söylediklerini, Bunun sonucu olarak Hem ---Bankasındaki hesabından ve ---- Bankası Hesabından ki bu ---- Bankası Hesabının Tamamen Hakim Emekli Maaşından ibaret olduğunu, Bu hesapta da 600.bin TL Meblağ bulunduğunu, bu telefonları kullananlar benim hesaplarında bulunan paraları tanımadığı kişilere havale ettiklerini, Ben bunların nerelere havale ettiklerini toplamaya çalıştıklarını, Ancak öncelikle ----- Bankasından benim iznim dışında havale ettikleri ... e gönderilen ve taksitlendirilen Meblağın Ödemesinin tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini, ... isimli hanımefendiyi hiç tanımadığını, nerede oturduğunu bilmediğini, ne iş yaptığını bilmediğini, Bu kişiye hesabından ,onun şubesi ---- İBAN MERKEZ ŞUBESİ ,------ Nolu Hesaba İnternet Bankacalığı yoluyla Bireysel Ödeme yapıldığını, Yine ... Hanıma 475.000 TL Havale edildiğini, Alacaklı şube --- Yüzüncü yıl---- şubesi, ----- Hesap numarası Bu kişiyi de hiç tanımadığını, Yine ---- Bankası ----- Nolu emekli hakim maaş hesabından 600 bin TL çekildiğini, Yine hiç kullanmadığı hesabını tespit ederek -----Hesabından da, hesapta para olmadığı halde para çektiklerini, Hemen 60 bin TL yi bankaya faiz binmesin diye ödediğini, Ama yine de faiz işlediğini, Bu telefonları kullanan şahıslar hakkında hemen suç duyurusunda bulunduğunu, ----- Cumhuriyet Başsavcılığının ----Soruşturma Numarası ile Soruşturma sürdüğünü, Öncelikle; Halen işlemde olan ----- Bankasından çekilen 495.000 TL paranın taksitlerinin ödenmesi ile ilgili olarak tedbir kararı verilmesini ödemenin durdurulmasını, hesabına para gönderilen kişinin Hesabında bulunan bu paranın iadesinin istenmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLER : Dava dilekçesi.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle davaya konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı asilin dava açılırken arabuluculuk tutanağını sunmadığı, 12/05/2026 tarihinde arabuluculuğa başvurusuna ilişkin belgeyi mahkememize sunması için muhtıra tebliğ edildiği, davacı asil tarafından kesin süre içerisinde mahkememize arabuluculuk başvuru tutanağı numarasının bildirilmiş olduğunu ancak arabuluculuk son tutanağının dava tarihinden sonra yapıldığı anlaşılmıştır. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6325 Sayılı HUAK'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği nin 22. Maddesi "(1) Arabulucuya başvurulmuş olmasının kanunla dava şartı olarak düzenlendiği durumlarda davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. (2) Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. (3) Dava dilekçesi içeriğinden açıkça arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde derhal herhangi bir usuli işlem yapılmadan ve duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir. 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrası ve Yönetmeliğin 22. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrası ve Yönetmeliğin 22. Maddesinde açıkça "...son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu," sunmamış ise çıkarılacak ihtaratta " ... bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği" denilmek suretiyle açıkça arabuluculuk tutanağının davacı tarafça sunulması yükümlülüğü getirilmiş, 6100 sayılı HMK'nın 1391-ç maddesindeki "...veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları" şeklindeki düzenlemeden farklı olarak arabuluculuk dosya numarasının bildirilmesi halinde, mahkemece resen arabuluculuk bürosundan arabuluculuk tutanağının getirtilmesi şeklinde bir düzenleme yapılmamıştır. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davacı tarafça davanın 11/05/2026 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrası ve Yönetmeliğin 22. Maddesinde açıkça arabuluculuk son tutanağının davacı tarafça sunulması yükümlülüğü getirildiği, davacı tarafça kendisine verilen 1 haftalık kesin sürede arabuluculuk tutanağının sunulduğu, arabuluculuğun ----- numaralı numaranın Uyapa eklendiği, Uyap üzerinden yapılan sorgulamada arabuluculuk dosyasının henüz sonuçlanmadığının anlaşıldığı, arabuluculuk sonrası anlaşma sağlanamadığına dair son tutanağın dava açılmadan önce tamamlanması gerektiği, diğer bir ifadeyle arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olmadığı gözetilerek; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin tedbir talebi hakkında karar verilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi Yukarıda Belirtildiği Üzere; 1-Arabuluculuk dava şartı olup, davanın her aşamasında dikkate alınabileceğinden, iş bu davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcı başlangıçta peşin olarak alındığından başkaca bir harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair karar, tarafların yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/478, K. 2026/513, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-478-e-2026-513-k-8d1af373f2bf