Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1419 E. 2026/1495 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1419
Karar No
2026/1495
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1419 KARAR NO : 2026/1495

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2020/454 Esas- 2023/580 Karar

DAVACILAR : 1-... - VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli ve 2020/454 Esas- 2023/580 Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takibe konu senetlerin 2007 senesinde düzenlendiğini, müvekkillerinin ne takip alacaklısına ve ne de lehtara herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu senetlerde lehtar olarak yazılmış ... Tur. İnş. Nak. Gıda Tem. San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin sahibi ve müdürünün ... olduğunu, ... ile müvekkilinin kardeş olduklarını, takip alacaklısı ...'un ise ...'un eşi olduğunu, ...'un müvekkiline 2007 senesinde boş olarak verdiği senedi şirketini lehtar göstererek kendi eşine ciro edip takibe koyduğunu, senetlerin aradan geçen 13 yılın akabinde takibe konma nedeninin ise müvekkili ile takip alacaklısının oğlu ... arasında kurban bayramında ... İlçesi'nde yaşanan hadiseden kaynaklı olduğunu, takip alacaklısının oğlu ...'in müvekkilin evinin önünde gece yarısı huzursuzluk çıkardığını ve müvekkilinin kızının aracını darp ettiğin ve kasten mala zarar verdiğini, akabinde müvekkilinin yeğeninden şikayetçi olduğunu, ... Polis Merkezi Amirliği'nin 2020/193 No'lu dosyasında müvekkilin şikayetinin mevcut olduğunu, takip alacaklısının sırf oğlu ile müvekkili arasındaki husumetten ötürü 13 sene önce verilmiş ve bedelleri ödenmiş senetleri tahrifat yaparak takibe koyduğunu, davalı tarafın açıkça senette sahtecilik suçunu işleyerek oğlu hakkındaki şikayetten vazgeçirmek için müvekkiline haciz baskısı yöneltmeye çalıştığını, haksız takibin tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin ne lehtar kardeşine ne de takip alacaklısı kardeşinin eşine hiçbir borcu bulunmadığını, 01/09/2017 vade tarihli ve 10.000,00.TL bedelli 1 no'lu senet, 01/10/2017 vade tarihli ve 15.000,00.TL bedelli 2 no'lu senet ve 01/11/2017 vade tarihli ve 15.000,00.TL bedelli 3 no'lu senet 2007 senesinde müvekkili ...'un kardeşi ...'dan aldığı taşınmaza karşılık şirket nam ve hesabına olacak şekilde boş olarak verildiğini, senet bedellerinin tamamının 2007 senesinde ödendiğini, ancak müvekkilinin kardeşine olan güvenden senetleri alma lüzumu duymadığını, lehtar şirket ... Turizm ile borçlu şirket ... Turizm arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, her iki şirketin ticari defterlerinin incelendiğinde taraflar arasında hiçbir ticari alışveriş yapılmadığı, fatura işlenmediğinin anlaşılacağını, takip alacaklısı ve lehtar tarafından senette tahribat ve sahtecilik yapıldığını, takip alacaklısı ... ve lehtar şirket sahibi ... tarafından senette sahtecilik yapıldığını, senetlerde tanzim tarihi olarak belirtilen "01/08/2017" tarihinde müvekkilinin, şirkette imzaya yetkili olmadığını, tüm hisselerini devrettiğini, tanzim tarihinde imzaya yetkili müdürün ... olduğunu, müvekkilinin o tarihte şirket adına senet imzalama ve şirketi borca sokma yetkisi bulunmadığını, müvekkilinin senetleri şirket adına imzalamış olup, takip borcu şahsına yöneltilemeyeceğini senedin kefil kısmına ismi sonradan yazıldığını, takip konusu senetlerin, zamanaşımına uğradığını ve kambiyo vasfını yitirdiğini, takibin öncelikle teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını ve .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/5262 Esas sayılı takibi iptal edilerek borçlu olunmadığının tespitini, kötü niyetli takip yapan davalı ... tarafından asıl alacağın %20'sinden aşağı olmayacak oranda kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağını almak için takip başlattığını, başka bir amacının olmadığını, iddia edildiği gibi ne sahtecilik suçunu işlediğini ne de şikayetten vazgeçirme amacı taşıdığını, davacı tarafın dava dilekçesinin "1-b" bendinde bir yandan takip konusu senetleri şirket nam ve hesabına olacak şekilde verildiğini kabul etmekte bir yandan da lehdar şirket ile borçlu şirket arasında bir ticari ilişkinin olmadığının kabul ettiğini, davacının bu beyanına göre davacı takip konusu senetlerin şirket nam ve hesabına verildiğini kabul ettiğini, ayrıca senetleri ödediğini de beyan ettiğini, bu senetleri ödediğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, senetlerde tahrifat ve sahtecilik yapıldığı iddialarının asılsız olduğunu, senetlerde herhangi bir tahrifatın olmadığını, senetlerin 2007 senesinde düzenlendiğini, ... Turizm şirket yetkilisi olarak sadece bedel kısmının dolu olduğu, geri kalan kısımların boş olarak imzalayıp verdiğini ikrar ettiğini, davacının müvekkilinin tanzim tarihinde şirketi imzaya yetkili olmadığını iddia ettiğini, senetleri şirket nam ve hasabına verdiğini açıkça beyan ettiğini, davacının bu iddiasının ret edilmesi gerektiğini, senetlerin vade tarihlerinin 01/09/2017, 01/10/2017 ve 01/11/2017 tarihleri olduğunu, senetlerde zamanaşımı 3 sene olduğunu, zamanaşımı dolmadan senetlerin icra takibine konulduğunu, davacının senetlerin 2007 tarihinde verildiğini iddia ettiğini, bu iddianın ispatının yazılı delili olduğunu, davacının yazılı delil ibraz edememesi halinde ret edilmesi gerektiğini, izah olunan sebepler ve yargılama sırasında belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Somut olayda, takibe konu 01/08/2017 düzenlenme 01/09/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli, 01/08/2017 düzenlenme 01/10/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli, 01/08/2017 düzenlenme 01/11/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli bonoların keşideci borçlu şirket adına ... tarafından imzalandığı hususu borçlu şirket, o dönem ki yetkilisi ve alacaklının da kabulündedir. Mahkememiz dosyası ile bağlantılı .... Hukuk Mahkemesi'nin 2020/424 E. Sayılı dosyasına mübrez Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabına göre davacı şirketin 08/02/2002 tarihinden 27/07/2017 tarihine kadar ..., 27/07/2017 tarihinden itibaren ... tarafından atılacak münferit imza ile temsil edildiği, ...'un 27/07/2017 tarihi itibariyle yetkisinin sona erdiği, senetlerin keşide tarihi olan 01/08/2017 tarihinde yetkili olmayan temsilci tarafından imzalandığı ileri sürülmüş ise de dava dilekçesiyle ... de imzanın 2007 yılında o zamanki yetkili tarafından atıldığını kabul etmiştir. Bu durumda davacı ...'de borçtan sorumludur. TTK'nun 778.maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK'nun 678.maddesinde;"Temsile selahiyeti olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur..." hükmü yer almaktadır. Borçlunun atmış olduğu imzadan sorumluluğu için senet üzerinde imzasının bulunması yeterli olup, ayrıca isminin yazılı olması da gerekli değildir. Somut olayda, takip dayanağı 01/08/2017 düzenlenme 01/09/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli, 01/08/2017 düzenlenme 01/10/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli bonolarda keşideci olarak ... ünvanının yazılı olduğu, kefil kısmında ...'un adının bulunduğu, her iki imzanın kendisine ait olduğu hususunun muteriz borçlu ... ve alacaklının da kabulünde olduğu görülmektedir. Bu durumda, bononun keşideci ... Turizm İnşaat Petrol Temizlik ve Dinlenme Tesisleri Ticaret ve Sanayi Limited Şirket adına muteriz borçlu ... tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. ...'un Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre 27/07/2017 tarihinden sonra şirketin temsilcisi olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda temsil yetkisi olmadığı halde keşideci şirket adına senet imzalayan borçlunun, bonoyu düzenleyen şirket adına attığı imzadan dolayı kişisel olarak sorumlu olacağı tabiidir. Yetkisiz temsilci sıfatıyla hareket eden borçlu, bonodan dolayı düzenleyen sıfatıyla sorumlu olduğundan ... hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Benzer karar Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 18/11/2019 tarih 2019/12684 esas 2019/17224 karar) TTK'nun 778.maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 680.maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını korur (Yargıtay HGK. 26.02.2003 tarih ve 2003/19-135 E. 2003/105 K. sayılı kararı, 12. Hukuk Dairesinin 13/03/2018 tarih 2016/29248 esas 2018/2442 karar). Bu durumda borçlunun, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İspat yükü davacıdadır. Davacılar senetlerdeki imzalarını inkar etmemişlerdir. Ancak senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. İcra takibine konu alacak hangi zamanaşımı süresine tabi ise icra takibinde de aynı zamanaşımı süresi uygulanır. Takip dayanağı bono olup, TTK'nun 778/h maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 749/1.maddesi gereğince; poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyene) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren üç yıldır. TTK.nun 778/1-h.maddesi gereğince bono hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 750.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Yine TTK.nun 778/1-h.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 751/2.maddesi gereğince, zamanaşımı kesilince son işlem tarihinden itibaren, müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar. Ayrıca, alacaklı tarafından yapılan takibin devamını sağlayıcı nitelikte her takip işlemi ile de zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar. Takibe konu 01/08/2017 düzenlenme 01/09/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli, 01/08/2017 düzenlenme 01/10/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli ve 01/11/2017 vade tarihli 15.000 TL bedelli bonolar için takibin 11/08/2020 tarihinde yapıldığı, zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmakla davacıların zamanaşımı defî de yerinde olmayıp belirtilen gerekçelerle ispatlanamayan davanın ve koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Öte yandan her ne kadar davalı vekili tazminat talep etmiş ise de; Mahkememizin 10/09/2020 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekilinin talebi üzerine ihtiyati tedbir kararı verildiği, tensip tutanağının davacı vekiline 16/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 21/04/2021 tarihinde takdir edilen teminatı yatırarak tedbirin uygulanmasını talep ettiği, 6100 sayılı 393/1 maddesine göre; ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının ihtiyati tedbir kararının tebliği tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde talep edilmesinin zorunlu olduğu, aksi halde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının düzenlendiği, davacı vekilinin 1 haftalık süre içerisinde ihtiyati tedbirin uygulanmasını talep etmediği anlaşıldığından Mahkememizce tensip tutanağı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığının tespitine karar verildiği ve ihtiyati tedbirin uygulanmadığı dikkate alınarak 2004 sa. İİK madde 72/4 uyarınca tedbir uygulanmadığından tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra inkar tazminatı hakkında hatalı karar verildiğini, davacı tarafın ihtiyati tedbir nedeniyle tedbir nedeniyle alacaklının para ulaşmasının engellinmiş alacak geç ödendiğini, İİK'nın 72/4.maddesi gereğince haksız ihtiyat tedbir nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin bu talebi reddederek hukuka aykırı aykırı karar verildiğini iddiasıyla verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, Menfi Tespit istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstinafa konu uyuşmazlık, menfi tespit davasının reddi sebebiyle davalı lehine inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği hususundadır. 2004 sayılı İİK'nın 72/4.maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, uyuşmazlık konusu alacağın bono bedeline ilişkin ve dolayısıyla likit nitelikte olduğu, davacıların talebi üzerine 21.04.2021 günlü ara kararla 2004 sayılı İİK'nın 72/3.maddesi uyarınca teminat karşılığında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati verildiği, ara kararda belirtilen teminatın davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılması üzerine mahkemece ihtiyati tedbir kararının uygulanması için .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/5262 Esas sayılı dosyasına müzekkere yazıldığı, davacı tarafından sözkonusu takip dosyasına takibe ve davaya konu alacağa karşılık teminat mektubu ibraz edilmesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 22.04.2021 tarihli yazısıyla ihtiyati tedbir kararının uygulandığının mahkemeye bildirildiği anlaşılmakta olup, bu durumda ilk derece mahkemesince, davacının açtığı menfi tespit davası lehine sonuçlanan davalı lehine 2004 sayılı İİK'nın 72/4.maddesi gereğince inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı lehine inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple kabulü gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, mahkemece kararda hata edilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, davaya konu 40.000,00.TL alacağın %20'si oranına karşılık gelen 8.000,00.TL inkar tazminatının davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli ve 2020/454 Esas-2023/580 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, a)-Davanın REDDİNE, b)-Davaya konu 40.000,00.TL alacağın %20'si oranına karşılık gelen 8.000,00.TL inkar tazminatının davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c)-Alınması gereken 732,00.TL harcın, peşin alınan 683,10-TL harçtan mahsubu ile fazla alındığı anlaşılan 48,90.TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE, d)-6100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, e)-6100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince, davalı tarafından yapılan 44,00.TL posta ve tebligat ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e)-6100 Sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince, davalı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesap edilen 40.000,00.TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, f)-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, İstinaf incelemesi yönünden; 1-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafça yatırılan 269,85.TL istinaf nispi karar harcının istek halinde davalıya İADESİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davalı tarafça yapılan 2561,63.TL, tebligat gideri, 264,00.TL posta gideri ve 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının toplamı olan 3.563,63.TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1419, K. 2026/1495, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1419-e-2026-1495-k-7fb4da221f0c